Politika Gazetesi’nin yeni sayısı TKP’nin 101. kuruluş yıldönümüne denk gelmesi hasebiyle Mustafa Suphi Vakfı Başkanı Kemal Atakan imzalı ”TKP’nin kuruluşunun 101. yıldönümünde kimi düşünceler ve devrimci perspektif” başlıklı yazı ikinci sayfadan veriliyor. Atakan yazısında, TKP tarihine hızlı bir bakış gerçekleştiriyor. Cumhuriyet tarihinde TKP ve işçi sınıfı için kaçırılan tarihsel fırsatları dört ana başlıkta sunarak, belki de Türkiye işçi sınıfının mücadele tarihi ve TKP tarihi açısından bugüne dek çok fazla ele alınıp tartışılmayan süreçlere değiniyor. Özellikle 2. Dünya Savaşı sırasında TC’nin faşist Hitler Almanyası ile işbirliği ve o dönemde TKP’nin gelişmeler farklı olsaydı değerlendirebileceği fırsat ilginç veriler içeriyor. Günümüzde ise Mustafa Suphilerin başlattığı mücadele bugün nasıl yaşamda karşılık bulabilir sorularının yanıtını sunuyor.
3.sayfada yayınlanan, TKP İstanbul İl Komitesi yayın organı Proleter İstanbul’un ilk sayısının başyazısı konu ile ilgili tamamlayıcı bir işlev görüyor.
Dr. Levent Uygur’un ”Şehirden uzak şehir hastaneleri: Orada bir hastane var uzakta…” başlıklı yazısında devlet arazisini hazine garantili kredi kullandırarak, hasta garantili olarak işletmesi de dahil özel şirkete yaptırılan ve maliyetinin beş katı dolara özel şirket tarafından tekrar devlete 25 yıllığına kiralanan, merkezi konumda olan devlet hastanelerinin kapatılarak şehir dışına yaptırılan hastaneleri tüm boyutlarıyla ele alıyor.
Av. İsmail Duygulu ise, ”Doğal ‘felaketler’ ortak sorunumuz” başlıklı yazısında rant ve yağma uğruna tuzla buz edilen ve edilmeye çalışan yaşam alanlarındaki tahribatların sebebini ve çözüm yollarını irdeliyor. Duygulu yazısında doğa ve çevre sorunları ile sınıfsal olan arasındaki bağı sergiliyor.
8. sayfada ise; ”Sosyalizm tarihinin en çok tartışılan dönemi: SSCB’de siyasi tasfiyeler (1937-1939) Yeni bilgiler, farklı bir bakış” başlıklı yazıda ise Mustafa Suphi Vakfı Bilim Kurulu çalışmaları çerçevesinde Sinan Dervişoğlu tarafından titiz bir çalışmayla kaleme alınan Sovyetler Birliği’nde 1937 yılında “Moskova Duruşmaları” ile başlayıp parti içinde ve dışında binlerce kişinin yargılandığı, partiden atılmadan hapse ve idama kadar bir dizi hükümle cezalandırıldığı süreç objektif ama sınıfsal bir bakış açısıyla ve detayları ile incelenmeye başlanıyor. Yazı dizisinin önümüzdeki sayılarda süreceği ilan ediliyor.
Mehmet Tosun tarafından kaleme alınmış ve 10. sayfada yer alan ”Büyük Yarış” başlıklı yazıda ise Mücadeleden kopup kimi yerlerde ‘iddialı’ sözler edip pratik mücadeleden kaçan ve hatta mücadele içinde yer alan yapılara mesafeli davranmayı öneren kişilerin yaklaşımları konu edilerek eleştirel bir yaklaşım geliştiriliyor.
11.sayfada Armağan Barışgül imzalı, ”Doğudan batıya akan ve ülkeyi sarsan bir halk” başlıklı yazıda Kürt halkının maruz bırakıldığı baskı ve inkar politikalarını ele alıyor. Barışgül yazısında şöyle diyor:
”Bugün Kürt halkı, ülkenin demokratikleşmesi, onurlu ve kalıcı bir barışın gerçekleşmesi, halkların eşitliği ve özgürlüğünün sağlanması yolunda büyük bir heyecan yaratmış bulunmakta. Bütün ilerici, devrimci güçlere, gençlere ve kadınlara esin kaynağı olmaktadır. Kürtlerle birlikte bu heyecanı işçi sınıfının içine taşıyarak hareketlilik yaratmak ve devrimci yeni bir atılımın gerçekleşmesi için çalışmak en başta komünistlerin ve işçi sınıfının öncü kadrolarının görevidir. Bu coğrafyada ne yapılacaksa işin içinde ille de Kürtler olacaktır. Kürtlerle birlikte, birleşik bir güçle”
Mustafa Suphi Vakfı kurucularından, Yeni Yaşam Gazetesi’nde de yazar olan Murat Çakır ise 12.sayfadaki ”Kapitalizmin yeşillendirilmiş modernizasyonu” başlıklı yazısıyla okurun karşısına çıkıyor. Almanya’da 26 Eylül’de yapılan Federal Parlamento seçimleri hakkında, dinamikleri inceliyor ve sermayenin beklentilerini ortaya koyuyor. Çakır yazısında; ”Devlet aparatının olabildiğince gericileştiği, demokratik ve sosyal hakların budandığı, akademide ve bilim dünyasında eleştirel bilimsel düşüncenin zerresinin kalmadığı ve sendikal hareket ile reformist solun nötrleştirildiği bir ortamda dahi kadim düşmanından korkan bir sınıftır Alman burjuvazisi. O nedenle belki de tarihlerinin en zayıf konumunda olan Alman komünistlerine bir nebze dahi tahammül edememektedir. Alman Komünist Partisi’ne (DKP) bürokratik üç kâğıtçılıkla fiili yasak getirmeye ve seçimlere katılımını engellemeye çalışmalarının nedeni budur aslında.” diyor.
Gazetenin 14.sayfasındaki son yazıda ise, ”Rojava’dan Başur’a Kürtler için kazanma zamanı” başlıklı yazıyla Mehmet Demir okuyucuyu karşılıyor. Demir, yazısında; ”Başur ve Rojava’da ulusal birlik, başarı için vazgeçilmez duruma gelmekle kalmadı, Kürtlerin özgürleşmelerinin anahtarı oldular.” diyor. SDG’nin uluslararası diplomatik görüşlerini de yorumlayan Demir; ”SDG’nin Moskova ve Washington görüşmeleri, Suriye’nin geleceğinde rol almaya dönük girişimlerdir. Eğer çözüm isteniyorsa SDG’nin Rojava ve Kuzey-Batı Suriye’de öncülük ettiği halkların ortak mücadelesi, göz önünde bulundurulmak zorundadır. Rejimin demokratikleşmesi ve halklar arasında dayanışma bu temelde geliştirilebilir.” diyor.
Gazetenin tamamına bu linkten ulaşabilirsiniz: 20210925.pdf (politikagazetesi.org)
HABER MERKEZİ

















