CHP’nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Meclis grup toplantısında konuştu. Destek amacıyla 80 milletvekilinin katıldığı toplantıda veda konuşması yapan Özel, “Bugün bu kürsüye vakti gelmiş bir vedanın hüznünün taşıyarak çıktım ve huzurunuzdayım. Hep beraber tarihi bir kavşaktayız” dedi. Özel, daha sonra her zaman yaptığı grup konuşmalarının dışında bir konuşma yapacağını söyleyerek, şunları ifade etti:
“Her şey bittiğinde hep birlikte hatırlayacağız. Bugüne kadarki tutumlarımızdan, yaptıklarımızdan birileri ‘gelir geçer’, ‘unutulur’, yapanın yanına kar kalır’, ‘rüzgar alır sel alır’ diye kimse düşünmesin. Zalimi zalim mazlumu mazlum olarak, dost olanı dost olmayanı bugünlerdeki tutumlarını unutmayarak anacağız.
‘DÜZENİN TEKERİNE ÇOMAK SOKTUK’
O gün, ‘CHP değişirse Türkiye değişir’ diyenler değişim kurultayına giderken ‘bu delege yapısıyla değişim mümkün değil’ diyordu. ‘İki genel başkan adayının yarışıp da kazandığı kurultay mı var’ dediler. Salona girdik, üç kişinin başlattığı ama on binlerin saatlerce sürdürdüğü slogan hakim oldu. Delege sokağın sözünü dinle… Seçilenlerin hiçbirisi bu partiye uzaydan gelmedi. Hiçbirimiz bu partiye dışardan gelemedik, öz be öz evlatlarıydık. Tarihte ilk kez bir genel başkanı yarışmalı seçimle değiştirdik. Düzenin tekerine çomağı soktuk. Seçim ilerlerken hep sordular bize. ‘Size gelip devletten konuşan var mı, derin yerlerden mesajlar geldi mi’ Ben hep yok dedim. O zaman olmaz, size ne partiyi ne de düzeni vermezler dediler. Zararsız sistemin içinde olduğunu kanıtlayıp ancak öyle genel başkanlık oynayacaksın dediler.
Biz bir bütünüz bu bütünü asla bozamazlar. Bu bütün 103 yıllık bir gelenekle birbirinden ayrı durmayan bir bütündür. Hepiniz şahitsiniz ki kurultay ardından yerel seçimler için sadece 4 ay vardı. Zaman kısaydı, yol uzundu. Esas partideki değişimin Türkiye’yi değiştirip değiştirmeyeceği milletin yeni bir kredi verip vermeyeceği orada belli olacaktı. Şükürler olsun, 47 yıl sonra söz verdiğimiz gibi Cumhuriyet Halk Partisi birinci partiydi. Çoktan yapmamız gerektiği gibi AK Parti artık yenilmiş, yenilgiyi tatmış ve ‘13 kere yarıştım hep ben kazandım’ diyen bir kibrin karşısına, ‘Hadi ya, bir kere yarıştık onda da biz kazandık’ diyen bir özgüveni görmüştük. Maalesef, maalesef iki sınav geçilemedi.
DÜĞMEYE ERDOĞAN BASTI
Belediye başkanlarımıza ardı ardına operasyonlar başladı. Partinin adaysızlaştırılma, kurumsuzlaştırılma ve lidersizleştirilme sürecinin düğmesine Recep Tayyip Erdoğan tarafından basıldı. Cumhurbaşkanı adayımızı alıp tutukladılar. Belediye başkanlarımızı, meclis üyelerimizi, kıymetli bürokratlarımızı aldılar, tutukladılar. Türkiye’nin en büyük belediyesini, Esenyurt’u kazanmışız, kayyum atayarak işe başladılar. O Tayyip Erdoğan, ‘dokunulmazlıkları kaldıracağım’ diye iktidara gelip, 3 ay sonra ‘bu yargıyla mı?’ demiş Tayyip Erdoğan’ın bugüne getirdiği yargısını, arkadaşlarımıza yaptığı kumpaslara, haysiyet suikastlerine karşı önümüzde elbette ki bağımsız yargıya güvenimiz tamdır. Yargı süreçlerinin tamamlanmasını takip edeceğiz. Arkadaşlarımızın aklanması lazım, hatta ‘Aklanamazlar, partimizin bunlardan arınması lazım’ diyecek genel başkan; Bağcıvan Abdullah Ağa’nın torunu, iki emekli öğretmenin evladı, 10 yaşından beri yatılı okulda arkadaş satmamış Özgür Özel olamazdı, olmadı, olmayacak.
EKREM’İ BIRAK DEDİLER
İşte bu arada o derin devlet dedikleri biri daha geliyor. İşte bu arada ‘Bizimle uzlaşacak mı yoksa biz onunla uğraşalım mı?’ diyenler tekrar geliyorlar. Açık açık konuşmaya geldim, açık açık. Geliyor diyor ki, geliyor diyor ki sana: ‘Ankara merkezli siyaset yap. Otobüsün üstünden in’ diyor. ‘Ekrem’i bırak’ diyor. ‘Onu AK Parti yargı kolları parçalayacak. Gel burada çimento var, kum var, harç var; karalım, eline verelim, arkadaşlarının üstüne betonu sen dök. Daha yaşın genç, 50 yaşındasın, 80’e kadar 30 yıl partinin başında oturursun’ diyorlar.
YOL AYRIMINDAYIZ
İşte bugün, bugün yol ayrımındayız. ‘Tarihin kritik kavşağındayız’ diyoruz ya; öyle çok tarihi bir konuşma yapmayacağım. Tarihi hatırlatacağım. Yol ayrımı burasıdır. Yol ayrımı; AK Parti’nin kadın kollarıyla yenemediği, gençlik kollarıyla yenemediği, ana kademesinden umudunun olmadığı, siyasetçileri dışlayıp bürokratları getirdiği yeni düzen, kara düzen siyasetine bu memleketin namuslu, temiz evlatlarını, kardeşlerini teslim edip onların üstüne beton döküp o betonun üstünde parti içi iktidarda mı oturacağım, kardeşlerim için mücadele mi edeceğim? Onun kararının verildiği gündür. İnceldiği yerden kopacaksa buradan kopacak. Ya CHP’li gibi davranılacak ya da saraydan alınan talimatla oturulacak. Başkası yok, böyle bir şey yok. Kabaran duygu iktidara yürüme duygusudur. Siz de dört kişi davullu zurnalı esnaf ziyareti yapmaya kalkıyorsunuz. Doğru yolu milletle bulan bir yolda ilerliyoruz.
BU BİR VAZGEÇİŞ DEĞİL
Siyaseti hukuk eliyle dizayn etme girişimlerini ve bunun yarattığı korkuyu sessizliği geride bırakıyor bunları yapanları karşımıza alıyoruz. Bu bir ayrılık, vazgeçiş değil. Türkiye’de daha güçlü şekilde iktidar yürüyüşünü sürdürme adımlarıdır. Hiçbir siyasi parti milletten büyük değildir. Hiçbir makam demokrasiden ileride hiçbir yapı cumhuriyet ideallerinden daha büyük önemde değildir. Herkesin haberi olsun buradan ilan ederiz dosta ve olmayana, biz siyasette gömlek çıkarmıyoruz biz bu ülkenin yarınları için ateşten bir gömleği hep beraber giyiyoruz. Üç günlük dünyada şerefini değil de koltuklarını düşünenler geride kalsınlar.
YENİ PARTİYİ DUYURDU
Yeni partimizi milletimizin seçtiği ona yetkisini emanet ettiği milletvekillerimizle ilk adımını atarak kuruyoruz. Yeni kuracağımız partimizle açık ara farkla TBMM’nin ana muhalefet partisi oluyoruz. Bugün bu kürsüye CHP’nin grup kürsüsüne veda ederken ana muhalefet partisi grup kürsüsünü asla bırakmıyoruz. Ana muhalefet partisi grup kürsüsüne veda etmenin iktidar partisi grup kürsüsüne kavuşmanın da günlerini sayıyoruz!”
MA

















