Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı tarafından 10 Ekim’de İstanbul’da düzenlenen “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Dayanışma Merkezleri – Uluslararası Deneyimler Konferansı” tamamlandı.
Avusturya, Danimarka, Türkiye, Fransa, İtalya ve İspanya’dan kadın örgütlerinin katıldığı konferansta, erkek şiddetine karşı feminist mücadele yöntemleri, dayanışma merkezlerinin işleyişi ve farklı ülkelerde uygulanan destek modelleri ele alındı.
İki oturum halinde gerçekleştirilen konferansta, kadın örgütlerinin karşılaştığı siyasi baskılar, kaynak yetersizlikleri ve toplumsal cinsiyet eşitliğini gözetmeyen politikaların şiddetle mücadele üzerindeki etkileri tartışıldı.
KADIN ÖRGÜTLERİNE YÖNELİK BASKILARA DİKKAT ÇEKİLDİ
Konferansın açılışında konuşan Mor Çatı gönüllüsü Selime Büyükgöze, kadınların şiddetten uzaklaşabilmesi için yalnızca yasal düzenlemelerin değil, erişilebilir ve kadın odaklı destek mekanizmalarının da gerekli olduğunu belirtti.
Türkiye’de kadın dayanışma merkezlerinin yetersizliğine işaret eden Büyükgöze, belediyelerin sunduğu hizmetlerdeki eksikliklerin ve kadın örgütlerine yönelik siyasi baskıların mücadeleyi zorlaştırdığını ifade etti. Büyükgöze, kaynak yetersizliklerine rağmen feminist dayanışmayı sürdüreceklerini söyledi.
KADINLARA ÖZGÜ DESTEK HİZMETLERİ KORUNMALI
Avrupa Şiddete Karşı Kadınlar Ağı (WAVE) temsilcisi Elena Floriani, kadın dayanışma merkezlerinin yalnızca bireysel destek sağlamadığını, aynı zamanda yasal düzenlemelerin ve kamu politikalarının geliştirilmesinde önemli rol oynadığını söyledi.
Kadın örgütlerine yönelik finansman kesintileri ve faaliyet alanlarının daraltılmasına dikkat çeken Floriani, kadınlara özgü uzman destek hizmetlerinin genel sosyal hizmetlerle ikame edilemeyeceğini vurguladı.
Floriani, kadınların güvenli barınma, hukuki danışmanlık ve ekonomik bağımsızlık ihtiyaçlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek feminist örgütlerin toplumsal dönüşümdeki rolüne dikkat çekti.
ŞİDDET YALNIZCA FİZİKSEL SALDIRIDAN İBARET DEĞİL
Danimarka merkezli Danner örgütünden Ditte Specht ise erkek şiddetinin kadınların ekonomik kaynaklarını, sosyal ilişkilerini ve hareket özgürlüklerini kontrol altına alan sistematik bir baskı biçimi olduğunu anlattı.
Bu durumu “görünmez kafes” kavramıyla açıklayan Specht, şiddete maruz kalan kadınların aldıkları kararlar nedeniyle yargılanmaması gerektiğini söyledi.
Specht, Danimarka’daki sığınak deneyimlerinden hareketle, kadınların sığınaktan ayrıldıktan sonra da barınma, istihdam, psikolojik destek ve hukuki danışmanlığa ihtiyaç duyduğunu belirtti.
FEMİNİST DAYANIŞMA VE KAMUSAL SORUMLULUK VURGUSU
Konferansta Mor Çatı’nın dayanışma yaklaşımını aktaran Leyla Soydiç de kadınların kendi yaşamlarına ilişkin kararları kendilerinin vermesinin esas alınması gerektiğini vurguladı.
Şiddetin yalnızca bireysel olaylar üzerinden değerlendirilmesine karşı çıkan Soydiç, erkek egemen güç ilişkilerinin görünür kılınmasının önemine dikkat çekti. Kadınlara yönelik destek çalışmalarında gizlilik, ayrımcılık yapmama ve kadınların kararlarına saygı ilkelerinin korunması gerektiğini ifade etti.
Konferans boyunca farklı ülkelerdeki uygulamalar üzerinden kadın dayanışma merkezlerinin güçlendirilmesi, barınma ve ekonomik bağımsızlık olanaklarının artırılması ile kadın örgütlerinin çalışmalarının sürdürülebilirliğinin sağlanması gerektiği öne çıktı.
Haber Merkezi


















