Demokratik Dil Kurumları’nın, “Statüden eğitime kadar müzakere için yeni bir çerçeve” şiarıyla düzenlediği Kürt Dil Konferansı, “Sivil inisiyatiflerin Kürt dilinin yayılmasına katılımı” başlıklı 3’üncü oturumla devam etti. Amed Büyükşehir Belediyesi Meclisi Eşsözcüsü Demet Ceylan’ın moderatörlüğünde gerçekleşen oturuma, yazar Dilawer Zeraq ve Amed Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı Dil Koruma ve Geliştirme Şube Müdürü Tahir Baykuşak konuşmacı olarak katıldı.
‘KÜRTÇE YAŞAM ALANLARI KURMALIYIZ’
“Dilsel sömürgecilikten arındırma politikaları: Dilin korunmasında ailenin rolü” başlığıyla konuşan Dilawer Zeraq, mekandaki asimilasyondan söz ederek, asimilasyon politikalarının devletin ideolojik kurumlarının eliyle yapıldığına dikkat çekti. Zeraq, “Asimilasyon politikalarında dışarıdaki dilin içerideki dilin yerine geçmesi hedefleniyor, amaçlanıyor. Asimilasyon bir aşamaya vardıktan sonra içerdeki dilin yerini dışarıdaki dil alıyor” diye konuştu.
Kürtçenin araştırılması için mekanın esas olduğunu vurgulayan Zeraq, “Kürtçeyi dekolonizyasyondan kurtarmak için Kürtçe yaşam alanlarını kurmamız lazım. Bunun içinde mekanlarımızı kazanmamız lazım. Çünkü dekolonizasyon mekan olarak her yeri elimizden aldı, bir tek ev kaldı. Diğer mekanları tekrar kazanmamız lazım. Mesele AVM’ye gittiğimiz zaman orada kaç kişi bize Kürtçe cevap veriyor ya da bizden kaç kişi orada Kürtçe alışveriş yapıyor? Her mekan için grupların bulunması ve oraları yerleştirilmesi lazım. Böyle olunca her alanda Kürtçe yayılır” diye konuştu.
‘KENTLERİMİZİ KÜRTÇEYLE DONATMALIYIZ’
Tahir Baykuşak ise, “Dilin kamusal alandaki görünürlüğü nasıl arttırılabilir?” başlığı altında konuşma gerçekleştirdi. Dil içerikli yazılar ve tabelalar konusunda uluslararası arenadan çeşitli örnekler sunan Baykuşak, Bask Bölgesi ve Katalonya’daki dil kullanımı deneyimlerinin yanı sıra Galler’in dil canlandırma modeli ve Yeni Zelanda’nın Maori dili canlandırma modelinden bahsetti. Baykuşak ayrıca bu dört model arasındaki benzerliklere değindi.
Kayyımlarla birlikte dil çalışmalarının Kürdistan kentlerinde geriye doğru gittiğini dile getiren Baykuşak, “Bir an önce kentlerimizi Kürtçeyle donatmalıyız” diyerek, bu çerçevede belediyenin yürüttüğü çalışmaları hatırlattı. Sonrasında yapılması gerekenler noktasında önerilerini sıralayan Baykuşak, kentlerdeki tüm tabelaların Kürtçe olması, yine köy isimlerinin Kürtçe yazılması gerektiğini kaydetti.
Baykuşak’ın konuşmasının ardından, “Kürt dil politikaları ve stratejileri” başlıklı son oturuma geçildi. Leyla Kaymaz’ın moderatörlüğünü yaptığı oturumda, Amed Kürt Enstitüsü Eşbaşkanı Murat Bilgiç ve Zeki Peker konuşmacı olarak yer aldı.
İlk olarak, “Kürtçe dil stratejisine dair bazı dünya örnekleri” başlığıyla konuşan Zeki Peker, dil meselesinin yalnızca devlete bırakılamayacağını vurguladı. Peker, “Dili tehlikeden kurtarmak için demokratik bir şekilde çaba göstermeliyiz. Bir diğer husus da zihniyet meselesidir. Öncelikle dile dair zihniyeti değiştirmek için çalışmalıyız. Dili kurtarmak adına burada iki yöntem söz konusudur: Biri yukarıdan, diğeri ise aşağıdandır. Yukarıdan olan yöntemin devlete, yani yasal boyuta bağlı olduğunu biliyoruz. Aşağıdan olan yöntem ise bize bağlıdır; yasalara ihtiyaç duymaz ve bu konuda acilen çalışmaya başlamalıyız” şeklinde konuştu.
Murat Bilgiç ise, “Kürt dili politikalarına yönelik kısa, orta ve uzun vadeli planlar nasıl olmalıdır?” başlığıyla konuşma gerçekleştirdi. Bilgiç, dil noktasında hedefe ulaşmak için planlamaya ihtiyaç olduğunu belirtti. Bilgiç, “Dilin saygınlığı yeniden yükseltilmelidir. Yüzlerce kurum bu meseleyle ilgileniyor. Dil meselesi herkesin sorumluluğundadır” dedi.
Konferansta şu kararlar okunup tartışıldı:
Ardından katılımcıların dil noktasındaki önerileri alındı. Konferans, alınan kararların okunmasının ardından son buldu. Alınan kararlar şu şekilde:
– 15 Mayıs Kürt Dili Bayramı haftası festival olarak kutlanacaktır. Bu hafta boyunca, 15 Mayıs’ın önemini ve etkisini gölgede bırakacak hiçbir program hazırlanmayacaktır. Dilin geliştirilmesi ve canlandırılması amacıyla, şartsız bir şekilde 2 yılda bir dil konferansı düzenlenecektir.
– Dil kurumlarının tek bir çatı altında örgütlenmesi ve ortak çalışmalar yürütmesi amacıyla “Kürt Dili Kurumları Konfederasyonu/Komünü (KSZK)” adıyla bir konfederasyon kurulacaktır.
– Kürtçenin Kürdistan’da birinci dil olması için, kurum ve kuruluşlarımız arasındaki tüm kurum içi örgütsel yazışmalar Kürtçe yapılacak; ihtiyaç duyulması ve duruma göre Türkçe çevirisi de eklenecektir.
– Folklor çalışmalarının kurumsallaşması ve sürekliliği, yerel yönetimlerin iş birliğiyle (Dil Daire Başkanlıkları bünyesinde, dili geliştirme ve yaygınlaştırma müdürlüğü şeklinde) yürütülecektir.
– Tüm yurtsever kurum ve kuruluşlar, dil çalışmaları için kendi bütçelerinden özel bir pay ayırmak zorundadır.
– Kurumlar; Kürtçe bilmeyen, az bilen veya yazım düzeyinde yetersiz olan personelleri için, seviyelerine uygun zorunlu dil atölyeleri organize etmelidir.
– Kurumların resmi web siteleri, sosyal medya hesapları ve basın açıklamaları birinci sırada Kürtçe olmalıdır. Diğer diller, Kürtçenin ardında sadece birer çeviri alternatifi olarak yer almalıdır.
– Çevrim içi (online) bir okulun kurulması için çalışmalara başlanacaktır.
– Kurum, kuruluş, sokak, cadde, park vb. yerlerin isimleri Kürtçeleştirilecek ve kentin peyzajı buna göre düzenlenecektir.
– Kürtçe kullanımını siyasi temsilin bir ölçütü olarak tanımlıyoruz; Kürtleri temsil etmek isteyen herkes Kürtçe öğrenmelidir.
– Farklı çevrelerin de içinde yer alacağı geniş bir Kürt dili ağının kurulması için girişimler başlatılacaktır.
– Yerel yönetimler, genel konferanslarında dil ve eğitim üzerine bir dizi karar almıştır. Örneğin; Kürt Dilini Geliştirme ve Koruma Daire Başkanlığı, Kürt Dilini Geliştirme ve Koruma Müdürlüğü ile Kürt Dilini Geliştirme ve Koruma Birimlerinin kurulması (Kreşler, çocuk merkezleri, oyun odaları ve anaokullarının açılması) vb.
– Alınan bu kararların en kısa sürede yürürlüğe girmesini, başarılı çalışmaların hayata geçirilmesini ve bu çalışmalara tam destek sunulmasını ümit ediyoruz.
– Sadece kültürel içerik yayınlayacak özgün bir televizyon kanalı açılmalıdır.
– Kirmanckî/Zazakînin, Türkçenin tahakkümünden ve Kurmancînin gölgesinden çıkarak gelişmesi için: Jiyan TV gibi bağımsız/başkaca bir televizyon kanalı kurulmalıdır. Arî Vakfı ve bağımsız bir Kirmanckî Akademisi kurulmalıdır. Dilin standardizasyonu üzerine çalışmalar yürütülmelidir.
MA

















