Aydın’ın Söke ilçesinde faaliyet gösteren kağıt fabrikasının üretim sürecinde ortaya çıkan atıkları doğaya bıraktığı iddiaları, bölgedeki çevre kirliliği tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Kağıt üretiminde kullanılan kimyasal maddelerle endüstriyel atık suların yeterli arıtma işlemlerinden geçirilmeden çevreye bırakıldığı öne sürülürken, atıkların dere yatakları, tarım arazileri ve yer altı su kaynakları üzerinde ciddi risk oluşturduğu belirtiliyor. Özellikle selüloz ve kağıt üretiminde kullanılan kimyasalların su kaynaklarında kirliliğe yol açabileceği, bunun da ekosistem üzerinde uzun vadeli tahribata neden olabileceği ifade ediliyor. Sanayi kaynaklı atıkların yalnızca doğayı değil, bölgedeki biyolojik yaşamı ve tarımsal üretimi de tehdit ettiğine işaret edilirken, çevre mevzuatına uygun denetim ve yaptırımların uygulanması çağrısı yapılıyor.
Söke Kağıt Fabrikası’nın doğaya verdiği zararla ilgili ekolojist Selahattin Aydın ile konuştuk.
‘KÜLLER ZEHİRLİ BİR YAPIYA SAHİP’
Kağıt dönüşümü esnasında bir külün ortaya çıktığını ve bu külün içerisinde kurşun, arsenik gibi ağır metallerin yer aldığını ifade eden Aydın, bu ağır metallerin yanıcı külle beraber doğaya bırakıldığını belirtti. Kül içerisindeki ağır metallerin doğa ve ekosisteme zararlarına değinen Aydın, şunları söyledi: “Kağıt fabrikasından getirilen yanıcı küller Sazlıköy ve Argavlı köyü arasındaki ovalık bölgeye dökülüyor. Zaten bu bölgeye sürekli kül dökerek bir atık alanı oluşturdular. Külün döküldüğü yerin bir yanı buğday tarlası bir diğer yanı ise zeytin ağaçlarının olduğu yer. Kül dökülürken de rüzgarla beraber kül ve zehirli atık başka yerlere taşınıyor. Kül içerisindeki ağır metaller, o bölgedeki buğday tarlası ve zeytinlikleri zehirliyor. Ayrıca rüzgarla taşınan kül, Söke ve çevrede bulunan yerleşim yerlerinde yaşayan insanların akciğerlerine, bölgedeki canlıların yaşamına sirayet ediyor. Çünkü kül içerisindeki partiküller kilometrelerce yayılabilen uçucu bir yapıya sahip.”
‘TÜRKİYE’NİN ZEHRE BULANMIŞ İLÇESİ’
Daha önce de küllerin Latmos, Beşparmak Dağları’nın yanında bulunan Sofular köyünün bulunduğu vadiye dökülmek istendiğini aktaran Aydın, “Köylülerin ve çevre örgütlerinin karşı çıkmasıyla bunu durdurdular. Ama şuan Sazlıköy ve Argavlı köylerinin arasında bulunan ova dışında o bölgede bulunan başka bir sulak alana da döküyorlar. Suya bırakılan küller yer altı sularıyla beraber Menderese karışıyor ve iyice yayılıyor. Ayrıca fabrikayı işletmek için Menderes ve yer altı sularını çekiyorlar. Şu ana kadar 100 kadar kuyu açıldı bunun için. Düşünün bir ilçenin dört tarafı taş ocağı. Yani Türkiye’nin en zehre bulanmış noktasından birisi Söke. Ama o kadar büyük bir karşı çıkış var mı derseniz, açıkçası yok. Orada inanılmaz bir sağlıksal yük var, insanlar aleni şekilde zehirleniyorlar. Göz göre göre bir coğrafyayı tahrip ediyorlar. Türkiye’nin her yerinde çok büyük yıkım, tahribat altındayız. Bu ne yazık ki bir avuç sermayedar daha çok para kazansın diye yapılan bir şey” ifadelerini kullandı.
MA

















