MÛŞ – Gimgim’da JES projesine karşı uzun süredir çadır nöbetinde olan yurttaşlar, inançlarını, kimliklerini ve doğayı korumak için mücadele ediyor.
Kürdistan doğası uzun yıllardır, güvenlik ve rant kıskacında talana peşkeş çekiliyor. Kimi bölgeler ağaç katliamlarıyla hedef alınıyor, kimi bölgeler baraj suları altında bırakılmak isteniyor kimi bölgeler ise Hidroelektrik Santrali (HES)-Güneş Enerji Santrali (GES)-Jeotermal Enerji Santrali (JES) projeleriyle şirketlere pazarlanıyor.
JES projesi ile hedef alınan Mûş’un Gimgim (Varto) ilçesinde projeye dönük tepki ilk günden bu yana devam ediyor. “Yatırım” adı altında doğayı talan edecek projeyle karşı karşıya kalan ilçe halkı, gerek yaşam gerekse de inanç alanlarının talana peşkeş çekilmesine karşı tepkilerini örgütlemeye başladı. Bölgeden geçen Gimgim-Kanîreş (Karlıova) fay hattı üzerine kurulması planlanan JES projesinin, Muş Valiliği İl Komisyon Başkanlığı tarafından onaylanmasıyla, projenin iptali için 3 ay önce mücadele başladı.
İlçe halkı ilk günden bu yana eylemsellikleriyle tepkilerini ortaya koydu. Halk toplantıları, eylemler, basın açıklamaları ise nöbetle sürüyor.
Yurttaşların, kış aylarında başlattığı mücadele, bahar aylarında doğanın kucağında çadır nöbetine dönüşerek yeni bir noktaya evrildi.
Karlı dağların karşısında, yeşilliğin ortasında, meşe ağaçlarının yanı başında, bölgede yaşayan Alevi yurttaşların kutsal mekanı olan Gireboa’ya sırtını veren yurttaşlar; doğası, inancı, kimliği için yaşam nöbetine duruyor. Gimgim Ekoloji Platformu Gençlik Meclisi’nin inisiyatifiyle başlayan çadır nöbetine, il etapta sadece projeden olumsuz etkilenen 16 köy katılırken, proje için belirlenen sondaj günü olan 20 Mayıs yaklaştıkça, Gimgim’in diğer köyleri de nöbete dahil olmaya başladı. Direniş sadece 16 köy ile sınırlı kalmayarak, Gimgim’in diğer köylerini de içine aldı hatta Kürdistan ve Türkiye’nin dört bir yanına yayıldı.
Nöbete sadece ilçede yaşayan Gimgimlilar değil, Kürdistan ve Türkiye kentlerinde hatta Avrupa’da yaşayan Gimgimlilar da katıldı.
Çadır nöbetinde yurttaşlar bazen gece eksilere düşen hava sıcaklığında sobanın etrafında birleşti, bazen de dışarda yaktıkları ateş etrafında.
Nöbette sık sık yurttaşlar halay da çekti. Sık sık davul-zurna eşliğinde, stranlar seslendirerek ve kısıtlı imkanlarda ses sistemiyle kilamlar eşliğinde halaya duran yurttaşlar, nöbeti sonraki güne coşkuyla taşıdı.
JES projesine karşı kendilerini 3 ay gibi kısa bir sürede büyük bir eylem örgütleyen yurttaşlar çadırdaki yaşamla birlikte komünal yaşamın örneğini sergiliyor. Nöbeti devralanların ve dayanışmaya gelenlerin dahil olduğu komün, iş bölümü, dayanışma ve bir arada yaşamı örmenin mümkün olduğunu ortaya koydu.
KADINLAR, GENÇLER, ÇOCUKLAR NÖBETTE
Nöbetin 29’uncu günü geride kalırken, ilk günden son güne kadınlar, gençler, çocuklar yanı kısacası bir bütün Gimgim halkı, doğasını özgürleştirmek için alanı doldurmaya devam ediyor. Nöbet alanında dengbejler stranlarıyla, gençler coşkusuyla, kadınlar ise doğayla kurduğu bağı direniş alanında ete kemiğe bürüyor.
Diren isimli yavru köpek, nöbetin 3’üncü gününden beri alandan ayrılmayarak eylemin simgelerinden birine dönüştü.
Tepkilerini dile getiren yurttaşlar, “Doğamız, coğrafyamız özgürleşene, proje resmi olarak iptal edilene dek yaşam alanlarımızı, inanç merkezlerimizi ve doğamızı savunacağız” diyor.
MA

















