Künye   Hakkımızda
4 Ekim 2026, Pazar
Politika Haber
  • GÜNDEM
  • EMEK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • KADIN
  • GENÇLİK
  • DOSYA
  • YAZARLAR
Tüm Haberler
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Politika Haber
Sonuç Bulunamadı
View All Result

“İşçilerin Haziran’ı”, Mahirler, İbolar

Cemil AKSU

4 Ekim 2026
in Tarih, Yazarlar
Cemil Aksu Cemil Aksu
10 min read
Cemil Aksu Cemil Aksu
“İşçilerin Haziran’ı”, Mahirler, İbolar
ShareTweetSend

Soğukların birden bindirdiği bu sonbahar günlerinde sıcak Haziran üzerine bir yazı. Zafer Aydın’ın İşçilerin Haziran’ı kitabını okuduktan beri aklımda olan bir soruyu sizinle paylaşmak istiyorum:

Mahir ve İbo, 15-16 Haziran’dan sonra çizgilerini değiştirip bütün güçleriyle işçi sınıfının devrimci örgütlenmesine gark olsalardı, tarihin seyri nasıl değişirdi?

15-16 Haziran 1970 Büyük İşçi Direnişi, Türkiye’de işçi sınıfının bağımsız bir siyasi aktör olarak tarih sahnesine çıktığı kırılma noktasıdır. 1960’lı yıllar boyunca toplumsal muhalefetin kademeli olarak yükselişi; gençler, emekçi köylüler, aydınlar ve Kürt halkının dâhil olduğu geniş bir toplumsal uyanış dalgası yaratmıştı. Egemen sınıflar açısından bu tablo, “sosyal uyanışın ekonomik gelişmeyi aşması” şeklinde tedirginlikle karşılanmıştı.

Bu dönemin temel kilometre taşları şu şekilde özetlenebilir:

TİP ve DİSK’in Kuruluşu: 13 sendikacının öncülüğünde kurulan Türkiye İşçi Partisi’ne (TİP) TKP kökenli aydınların katılımıyla kitleselleşme yaşandı ve 1965 seçimlerinde yüzde 2,83 oy alarak 15 milletvekili çıkardı.

Derby (1968), Kavel (1968), Singer (1969) ve Sungurlar (1970) gibi büyük grev, işgal ve direniş dalgaları, 1967’de Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (DİSK) kuruluşu ile doruğa çıktı.

1965’te Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) kuruldu. 1969’da Dev-Genç’e dönüşecek olan Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) da bu yıl kuruldu. Aynı dönemde Antalya, Manisa, Aydın, Antep ve Ordu’da emekçi köylülerin toprak işgalleri ile tütün ve fındık mitingleri gerçekleşti; Doğu Uyanış Mitingleri ile Kürt coğrafyasında kitlesel hareketlilik ortaya çıktı.

Sol İçi İdeolojik Ayrışmalar: YÖN, TİP ve MDD

1961 Anayasası’nın sağladığı görece demokratikleşme ile kapitalist gelişmenin yarattığı işçileşme dalgasına eşlik eden “sosyal uyanış”ın düşünsel gelişimi hakkında döneme damga vuran cereyanlarla ilgili şöyle bir özet fikir verilebilir:

20 Aralık 1961’de YÖN adlı haftalık gazete, 162 imzalı “aydınların ortak bildirisi” ile yayın yaşamına başladı. 27 Mayıs Darbesi’nin yıl dönümünde (1966) Doğan Avcıoğlu’nun meşhur “zinde güçler” yazısı Yön’de yayımlandı. O yazıda şöyle diyordu Avcıoğlu:

“Emperyalizm-bağımlı ülke temel çelişmesini, bugün en derinden duyanlar ve bilincine varanlar, genellikle küçük burjuva çevrelerden çıkan ve siyasi edebiyatımıza artık yerleşmiş bir deyimle, Zinde Kuvvetler adı verilen güçlerdir… ekonomik ve politik bağımsızlık mücadelesinin öncülüğünü, istesek de istemesek de, onlar yapmaktadır… Batı toplumları için doğru olan ve oradaki toplumsal güçler dengesini göz önünde tutarak, işçi-burjuva çelişkisine dayandırılan düşüncelerin etkisi, Türkiye’nin bu temel gerçeğini görmemize engel teşkil etmemelidir.”

Daha sonra Mihri Belli’nin E. Tüfekçi imzasıyla, 5 Ağustos 1966 tarihli Yön dergisinin 175. sayısında “Demokratik Devrim: Kimle Beraber, Kime Karşı?” başlıklı yazısı yayımlandı.

“Aydınlık Sosyalist Dergi” Kasım 1968’de yayına başladı. Kurucular adına sahipliğini Münir Aktolga, Gün Zileli, Cengiz Çandar, Atıl Ant ve Ömer Özerturgut; Yazı İşleri Müdürlüğünü Vahap Erdoğdu yaptı. 19 Kasım 1968’de Türk Solu dergisinin eki olarak “Milli Demokratik Devrim” kitapçığı yayımlandı.

Mahir Çayan ve İ. Kaypakkaya’nın bilinen ilk yazıları da bu dönemde yayımlandı. Mahir Çayan’ın, TİP’in yayın organı Emek dergisinin 5. sayısında (30 Haziran 1969) yayımlanan, Kenan Somer’in Lenin’in Devlet ve İhtilal kitabını tanıttığı “Devlet, Devrim ve Lenin” başlıklı yazısıyla polemik yaptığı “Revizyonizmin Keskin Kokusu (1)” başlıklı yazısı, 12 Ağustos 1969 tarihinde Türk Solu dergisinin 91. sayısında yayımlandı.

İbrahim Kaypakkaya’nın, esas itibarıyla Aydınlık dergisinin Aralık 1968 tarihli 2. sayısında çıkan “Türkiye İşçi Partisi ve Sosyalist Hareket” başlıklı yazıda ifade edilen görüşler doğrultusunda yazılmış “TİP’in Taksim Mitingi Oportünizmin İhanet Belgesidir” başlıklı yazısı, 14 Ekim 1969 tarihli Türk Solu dergisinin 100. sayısında yayımlandı.

1969’da “Aydınlık” çevresi M. Belli ve D. Perinçek grubu olarak ikiye bölündü. Aydınlık, Ocak 1970’te 15. sayıdan itibaren ikiye bölündü. “Proleter Devrimci Aydınlık” Gün Zileli, Cengiz Çandar, Atıl Ant ve Ömer Özerturgut sahipliğinde, “Aydınlık Sosyalist Dergi” ise Münir Aktolga’nın sahipliğinde, Vahap Erdoğdu’nun sorumluluğunda devam etti.

Bu ayrılmalar, bölünmeler Türkiye’nin sosyo-ekonomik yapısı, sınıflar arası ilişkiler ve devrim programı gibi konularda esaslı çizgi ayrılıklarını ifade ediyordu. 15-16 Haziran öncesinde Türkiye solunda toplumsal devrimin niteliği ve öncü gücü üzerine üç temel çizgi tartışmaktaydı:

YÖN/Devrim Çizgisi (Sol Kemalizm/Cuntacılık): Doğan Avcıoğlu yönetimindeki YÖN ve Devrim çizgisi, Türkiye’nin kapitalistleşmesini tamamlamadığını, baş çelişkinin emperyalizm ile ülke arasındaki çelişki olduğunu savunuyordu. Avcıoğlu’na göre devrimin öncüsü işçi sınıfı değil, asker-sivil aydın zümreden oluşan “zinde güçler”di. Avcıoğlu, TİP’in klasik proleter-burjuva mücadelesi sloganlarını ön plana çıkararak anti-emperyalist milli mücadeleyi zayıflattığını ileri sürmekteydi.

TİP Çizgisi (Sosyalist Devrim): TİP genel merkezi, Türkiye’de kapitalizmin geliştiği ve anayasal/demokratik yollarla sosyalist devrime ulaşılacağı tezini savunmaktaydı. TİP’e göre devrimin temel toplumsal gücü ve öncüsü işçi sınıfıydı.

Milli Demokratik Devrim (MDD): Mihri Belli ve Türk Solu etrafında şekillenen MDD hareketi, Türkiye’nin henüz sosyalist devrim aşamasında olmadığını, öncelikle emperyalizmin ve feodalizmin tasfiye edileceği aşamalı bir “Milli Demokratik Devrim” gerektiğini savunuyordu. MDD’ciler de devrimci sürecin başında milli güçlerin ve asker-sivil bürokrasinin ittifakına büyük önem atfetmekteydi.

15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’nin Patlaması ve Niteliği

Adalet Partisi (AP) iktidarı ve patronlar kulübü, DİSK’in güçlenmesini engellemek ve sendikal hakları kısıtlayarak DİSK’i fiilen kapatmak amacıyla 274 ve 275 sayılı Sendikalar Kanunu’nda değişiklik yapan yasa tasarısını TBMM’ye getirdi. Bu tasarıya karşı DİSK önderliğinde fabrika taban komiteleri ve eylem komiteleri kurularak direniş örgütlendi.

15 Haziran 1970 sabahı İstanbul’un dış sanayi semtlerinden ve Kocaeli’nden harekete geçen 100 binin üzerindeki işçi Taksim’e doğru yürüyüşe geçti. 16 Haziran’da da devam eden eylemlerde polis ve asker barikatları kuruldu; Galata ve Unkapanı köprüleri açılarak işçi kollarının birleşmesi engellenmek istendi. Çatışmalarda 3 işçi, 1 toplum polisi ve 1 esnaf hayatını kaybetti. İkinci günün akşamında hükümet sıkıyönetim ilan etti ve aralarında DİSK yöneticilerinin de bulunduğu yüzlerce işçi tutuklandı.

Zafer Aydın’ın İşçilerin Haziranı adlı çalışmasında vurgulandığı üzere, 15-16 Haziran kendiliğinden gelişen bir patlama değil; DİSK’in ve özellikle Maden-İş’te örgütlü işçilerin işyerlerinden başlayan titiz taban örgütlenmesinin eseridir. Eyleme sadece DİSK üyeleri değil, Türk-İş’e bağlı işçiler ve örgütsüz emekçiler de katılarak tam bir sınıfsal birlik sağlamıştır. Dev-Genç ve TİP de eyleme dayanışma boyutunda destek vermiştir.

Sol Akımların 15-16 Haziran Değerlendirmeleri ve Dönüşüm

15-16 Haziran direnişi, Türkiye solunda süratli bir ideolojik hesaplaşmaya ve kırılmaya yol açmıştır:

Sosyalist Devrim tezini savunan TİP, Kurtuluş Yolu ve ANT çevreleri için 15-16 Haziran, işçi sınıfının nicel ve nitel varlığını kanıtlayan tarihsel bir zafer olmuştur. Kurtuluş Yolu gazetesi eylemi “işçi sınıfının 100 yıllık tarihinin altın halkası” olarak selamlamıştır. TKP ve Partizan çevresi ise eylemin işçi sınıfını yok sayan küçük burjuva sosyalizminin ve MDD’nin cuntacı tezlerinin iflası anlamına geldiğini ilan etmişlerdir. Hareketin örgütlenmesindeki rolü, TKP’nin sendikalarda ve işçi sınıfı içinde kök salmasını sağlamıştır. ANT dergisi de orduya umut bağlayan anlayışlara nokta konulduğunu belirterek kesintisiz devrim ve Devrimci Halk Cephesi çağrısında bulunmuştur.

MDD saflarında 15-16 Haziran büyük bir şaşkınlık ve hesaplaşma yaratmıştır. Eylem öncesinde “işçi sınıfının henüz olgunlaşmadığı” gerekçesiyle orduya ve darbe ihtimallerine bel bağlayan Mihri Belli çizgisine karşı gençlik önderleri sert eleştiriler yöneltmiştir. Sıkıyönetim ilanının ardından Mihri Belli grubunun “Sıkıyönetim tarafsız kalmalıdır” yaklaşımı bardağı taşıran son damla olmuş ve Mahir Çayan çevresi Mihri Belli ile ipleri tümüyle koparmıştır.

Mahir Çayan ve İbrahim Kaypakkaya’da 15-16 Haziran’ın Etkisi

15-16 Haziran, Mahir Çayan ve arkadaşlarının asker-sivil bürokrasiye dayalı cuntacı anlayıştan kesin olarak kopmasını sağlamıştır. Çayan, Doğan Avcıoğlu ve Mihri Belli’nin ordu tahlillerini reddetmiş; ordunun sermaye saflarında yer aldığını görmüştür. Ancak Çayan, işçi sınıfının bilincinin henüz tam olgunlaşmadığını belirterek işçi sınıfının öncülüğünü fiilî değil, “ideolojik öncülük” olarak kavramıştır.

“Türkiye proletaryasının fiilî öncülüğü için subjektif şartların olgunlaşmış olması gerekir… Bu şartlar yokken proletaryanın fiilî öncülüğünden bahsetmek oportünizmin daniskasıdır.” (Mahir Çayan, Bütün Yazılar, s. 135)

Fahri Aral’ın aktardığı anekdotta görüldüğü üzere Çayan, fabrikalardaki kitle örgütlenmesini ikinci planda görerek Latin Amerika tarzı şehir gerillasına ve silahlı mücadeleye öncelik vermiştir. Mahir Sayın’ın belirttiği gibi THKP-C, başlangıçtaki “kırlardan şehirlerin fethi” (Çin/Vietnam) modeli yerine, 15-16 Haziran’ın etkisiyle ağırlığı şehirlere veren bir politika izlemiş ancak silahlı mücadele esasından vazgeçmemiştir.

İbrahim Kaypakkaya, 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’nden şu sonuçları çıkarmıştır:

“İşçi hareketi, birinci olarak, devrimin şiddete dayanacağını, bunun zorunlu ve kaçınılmaz olduğunu gösterdi. Aybar-Aren oportünizmine ve bütün pasifist, parlamentarist görüşlere ağır bir darbe indirdi. İkinci olarak, işçi hareketi, burjuva devlet teorilerine ağır bir darbe indirdi. Halkın kurtuluşunu hâkim sınıfların ordusundan beklemenin ne derece ahmakça bir hayal olduğunu gözler önüne serdi. Çünkü işçi direnişi tanklarla, süngülerle, sıkıyönetimle bastırılmıştı. Süngülerin gölgesine sığınan patronlar, sıkıyönetim makamlarıyla birlikte yüzlerce işçiyi işten atmışlardı. Yüzlerce devrimci işçi ve aydın, Sıkıyönetim Mahkemeleri’nde yargılandı. Bütün bunlar M. Belli’nin, D. Avcıoğlu’nun ve H. Kıvılcımlı’nın cuntacı hayallerinin ve anti-Marksist-Leninist devlet ve ordu tahlillerinin saçmalığını ortaya çıkardı. Üçüncüsü, 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi, gerçek kahramanın kitleler olduğunu bir kere daha gösterdi. Ve bir avuç seçkin aydın grubuna dayanarak devrim yapmayı hayal eden bireyci küçük-burjuva akımlarına ağır bir darbe indirdi. Dördüncüsü, 15-16 Haziran direnişinin bastırılması, devrimin ilk başlarda şehirlerde başarıya ulaşamayacağını, şehirlerde zaman zaman ortaya çıkacak işçi ayaklanmalarının kırlık bölgelere çekilmediği takdirde bastırılmaya mahkûm olduğunu gösterdi. PDA kliğinin belirsiz bir gelecekte, şehirlerde genel ayaklanma ile iktidarı ele geçirme hayallerine ağır bir darbe indirdi. Beşincisi, 15-16 Haziran’dan sonra gelen ve üç ay süren sıkıyönetim, en zor şartlarda dahi mücadeleye devam etmenin ancak gerçekten devrimci bir örgütlenmeyle, kanun dışı bir temel atarak ve çalışmaları bu temel üzerine inşa ederek mümkün olabileceğini gösterdi. Legaliteye bel bağlamanın, revizyonist örgütlenmenin, şiddetlenen sınıf mücadelesi şartlarında halkımıza zarar vermekten başka bir işe yaramayacağını gösterdi. Altıncısı, 15-16 Haziran Direnişi, ülkemizde devrimin objektif şartlarının ne kadar olgunlaştığının somut bir delili oldu.”

Kaypakkaya, Türkiye’nin yarı-sömürge, yarı-feodal yapıda olduğunu saptayarak, işçi sınıfının ana güç olduğu ancak esas mücadele alanının kırsal bölgeler olduğu “Halk Savaşı” stratejisine yönelmiştir.

16 Haziran 1970 işçi eylemi, Zafer Aydın’ın da altını çizdiği gibi, Türkiye’de sınıflardan bağımsız devlet anlayışını ve ordunun tarafsızlığı illüzyonunu parçalayan tarihsel bir kırılmadır. Eylem, TİP ve TKP gibi yapıların savunduğu işçi sınıfı merkezli devrim tezlerini pekiştirirken; THKP-C (Mahir Çayan) ve TİKKO (İbrahim Kaypakkaya) gibi devrimci kopuşların orduya ve devlete bakışını kökten değiştirerek kendi özgün silahlı/kırsal mücadele stratejilerini geliştirmelerine zemin hazırlamıştır.

Genel hatlarıyla bilinen bu olayları ve tartışmaları neden bu soğuk sonbahar gününde ele aldım?

1960-1970 dönemi Türkiye’de, “ithal ikameci sanayileşme” politikalarıyla dayanıklı tüketim malları, otomotiv, montaj sanayisinin gelişmesini sağlayan, lüks tüketime hitap eden, ancak üretim için gerekli olan ara malı, ham madde ve sermaye mallarında emperyalistlere bağımlı olan büyümenin gerçekleştiği bir dönemdir. Aynı zamanda işçi sınıfının TİP’i, DİSK’i, grev, işgal, direniş ve bölgesel ayaklanma ile tarih sahnesine çıktığı bir dönem iken, sosyalistler arasında “Türkiye kapitalist midir?”, “İşçi sınıfı var mıdır?” tartışması yapılmaktadır. Ve 15-16 Haziran’ın akabinde “1971 Atılımı” gerçekleşmektedir.

1971 Atılımı, esas olarak TİP’te temsil edilen parlamentarist, yasalcı mücadele çizgisine karşı geliştirilen bir atılımdır. Bu atılımın esin kaynağının Latin Amerika ve Çin olduğunu biliyoruz. Latin Amerika devrimciliği, tıpkı Türkiye’deki gibi geleneksel sosyalist statükoculuğa başkaldırıyordu. 1971 devrimci hareketinin birinci kuşak kadroları, eleştirdikleri sol-politik kültürel/siyasal ortamda düşünsel birikimlerini kazandılar.

Dönemin popüler sol dergilerinde yazılar yazdılar, tartışmalara katıldılar. Bu durum onların eleştirilerinin daha geniş kitlelerce dikkate alınmasını sağladı. Bir yandan gençlik, işçi, köylü eylemlerine daha çok katıldılar ve bu hareketleri devrimcileştirmeye çalıştılar, diğer yandan Marksizm, Leninizm ve dünya devrim deneyimlerini daha çok incelemeye yöneldiler. Fakat atılımın düşünsel, teorik kısmını oluşturmakta oldukça eksik kaldılar.

Gençlik hareketi içindeki arayışlar arasında Harun Karadenizlerin çizgisi daha özgün olanıdır. Onlar gençlik hareketinin işçi sınıfı hareketinin yolunda gelişebileceğini öne sürdüler ve işçi örgütlenmesi yaptılar. Onun için de TKP davası açıldı onlar hakkında. Organik bağları zayıf olmasına rağmen düşünsel olarak TKP çizgisini savundular.

Bugün de “direniş fraksiyonu”nu devrimcileştirme çabaları içinde bir kopuş arayışı var. Tarihin tekerrür etmemesi için bu sefer, bunca yıldır başarılamayan teorik, felsefi temellerin sağlam atılması başarılmalıdır. Reel politikanın “acil görevlerin” tavsamasını getirse bile, bu başarılmalıdır.

Cemil Aksu

Cemil Aksu

Previous Post

TTB’den Halkların İklim Zirvesi’ne çağrı: “İklim krizinin çözümü ertelenemez”

Next Post

Hazar Ergüçlü’den Altın Koza’da Soma mesajı: “Biz adaletsizlikle mi yaşayacağız?”

Politika'dan Günün Yorumu
46 Yıllık Kesintisiz Düzen: 12 Eylül’ün Neoliberal ve Faşizm Mirasından Saray Rejimine
Politika'dan Yorum

46 Yıllık Kesintisiz Düzen: 12 Eylül’ün Neoliberal ve Faşizm Mirasından Saray Rejimine

Melike Korkmaz
12 Eylül 2026
Politika'dan Söyleşi
Özge Yaka: Berlin’deki zafer solun topluma seslenme, toplumsal siyaset yapma kapasitesinin olduğunu gösterdi
Politika'dan Söyleşi

Özge Yaka: Berlin’deki zafer solun topluma seslenme, toplumsal siyaset yapma kapasitesinin olduğunu gösterdi

Melike Korkmaz
26 Eylül 2026

EN SON HABERLER

Hazar Ergüçlü’den Altın Koza’da Soma mesajı: “Biz adaletsizlikle mi yaşayacağız?”

Hazar Ergüçlü’den Altın Koza’da Soma mesajı: “Biz adaletsizlikle mi yaşayacağız?”

4 Ekim 2026
“İşçilerin Haziran’ı”, Mahirler, İbolar

“İşçilerin Haziran’ı”, Mahirler, İbolar

4 Ekim 2026
TTB’den Halkların İklim Zirvesi’ne çağrı: “İklim krizinin çözümü ertelenemez”

TTB’den Halkların İklim Zirvesi’ne çağrı: “İklim krizinin çözümü ertelenemez”

3 Ekim 2026
5. Deştin Çevre ve Doğal Yaşam Festivali Başladı

5. Deştin Çevre ve Doğal Yaşam Festivali Başladı

3 Ekim 2026
DEM Parti İmralı Heyeti, Cevdet Yılmaz ile görüştü

DEM Parti İmralı Heyeti, Cevdet Yılmaz ile görüştü

3 Ekim 2026
WHO’dan Gazze uyarısı: Tıbbi malzemede “kronik kıtlık”

WHO’dan Gazze uyarısı: Tıbbi malzemede “kronik kıtlık”

3 Ekim 2026
Kartalkaya aileleri Ankara’da adalet nöbetinde

Kartalkaya aileleri Ankara’da adalet nöbetinde

3 Ekim 2026
Hazar Ergüçlü’den Altın Koza’da Soma mesajı: “Biz adaletsizlikle mi yaşayacağız?”

Hazar Ergüçlü’den Altın Koza’da Soma mesajı: “Biz adaletsizlikle mi yaşayacağız?”

Melike Korkmaz
4 Ekim 2026
0

33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nın ödülleri 3 Ekim akşamı sahiplerini buldu. Alphan Eşeli’nin...

“İşçilerin Haziran’ı”, Mahirler, İbolar

“İşçilerin Haziran’ı”, Mahirler, İbolar

Cemil Aksu
4 Ekim 2026
0

Soğukların birden bindirdiği bu sonbahar günlerinde sıcak Haziran üzerine bir yazı. Zafer Aydın’ın İşçilerin Haziran’ı kitabını okuduktan beri aklımda olan...

TTB’den Halkların İklim Zirvesi’ne çağrı: “İklim krizinin çözümü ertelenemez”

TTB’den Halkların İklim Zirvesi’ne çağrı: “İklim krizinin çözümü ertelenemez”

Politika Haber
3 Ekim 2026
0

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi, Antalya’da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31 ile eş zamanlı gerçekleştirilecek Halkların İklim Zirvesi için...

5. Deştin Çevre ve Doğal Yaşam Festivali Başladı

5. Deştin Çevre ve Doğal Yaşam Festivali Başladı

Politika Haber
3 Ekim 2026
0

Doğa ve yaşam savunucularının büyük bir ilgi gösterdiği festival saat 11:00 de başlayan yürüyüş ve saat 13:00 deki açılış konuşmasıyla...

DEM Parti İmralı Heyeti, Cevdet Yılmaz ile görüştü

DEM Parti İmralı Heyeti, Cevdet Yılmaz ile görüştü

Politika Haber
3 Ekim 2026
0

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile...

Next Post
Hazar Ergüçlü’den Altın Koza’da Soma mesajı: “Biz adaletsizlikle mi yaşayacağız?”

Hazar Ergüçlü’den Altın Koza’da Soma mesajı: “Biz adaletsizlikle mi yaşayacağız?”

Politika Haber

© Tüm hakları saklıdır
Politika Haber'de yayımlanan yazı, haber, fotoğraf ve videoların her türlü telif hakkı Mustafa Suphi Vakfı'na aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilmeden ve link verilmeden alıntılanamaz.

Bizi Takip Edin

Kurumsal

Künye

Hakkımızda

Çerez Politikası

Gizlilik Politikası

Kullanım Koşulları

© 2026 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!

Sonuç Bulunamadı
View All Result
  • Tüm Haberler
  • Politika’dan Yorum
  • Politika’dan Söyleşi
  • Dosya
  • Yazarlar
  • Gündem
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kadın
  • Gençlik
  • Göçmen
  • Emeklilik
  • Eğitim
  • Doğa
  • Tarih
  • Kültür
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Spor
  • Video Haber
  • Foto-Galeri

© 2026 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!