İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, 28 Şubat-8 Nisan tarihlerindeki 40 günlük savaş sırasında ABD ve İsrail’in İran’ı parçalamaya yönelik bir plan yürüttüğünü öne sürerek, Federe Kürdistan Bölgesi ve Türkiye’deki yetkililerle yaptığı görüşmeleri aktardı. Majaraa Media için hazırlanan “Savaşın Hikayesi 2” programının 20’nci bölümüne konuk olan Arakçi, savaşın dördüncü gününde Trump’ın Federe Kürdistan Bölgesi’ndeki yöneticilerle ayrı ayrı görüştüğünü belirterek, ABD’nin bölgeye silah gönderdiğine ilişkin açıklamaları üzerine Irak ve Türkiye’deki yetkilileri aradığını söyledi. Barzani ve Talabani’nin yanı sıra Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ile Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’la görüştüğünü aktaran Arakçi, şunları söyledi: “Onları arayarak Irak topraklarından bize yönelik en küçük bir tehdit gelmesi halinde karşılık vereceğimizi bildirdim. Irak ve bölge yetkilileri durumu kontrol altında tutacaklarını ve herhangi bir harekete izin vermeyeceklerini söylediler. Türkiye de bu süreçte iyi bir rol oynadı.”
Arakçi’ye göre Türkiye, ABD’li yetkililerle de görüşerek Federe Kürdistan Bölgesi’nden İran’a yönelik bir hareketin başlamaması için girişimde bulundu.
PEHLEVİ HAKKINDA ‘BÖLÜNME ANLAŞMASI’ İDDİASI
Arakçi, Muhammed Rıza Pehlevi’nin oğlu Rıza Pehlevi’nin İsrail ziyareti sırasında İran’ın bölünmesine ilişkin bir anlaşmaya vardığını öne sürdü. Pehlevi’nin İran’ın orta kesimlerinde kurulacak bir yönetimin başında bulunmayı kabul ettiğini ve ülkenin geri kalanının bölünmesine razı olduğunu ifade etti.
‘SAVAŞ ÇIKACAĞINDAN EMİNDİK’
Savaş öncesinde ABD ile yürütülen görüşmelere de değinen Arakçi, Washington’un uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin tamamen durdurulmasını istediğini, İran’ın ise bu talebi kabul etmediğini aktardı. Müzakerelere başlanmasının İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi tarafından alınan ortak bir karar olduğunu belirten Arakçi, “Ben savaş çıkacağından emindim. Askeri güçlerimiz de emindi. Bir ya da iki tur müzakere yapılmasına karar verdik. Karşı taraf zenginleştirme faaliyetlerinin tamamen durdurulması talebinden vazgeçerse bir sonuç alınabilirdi. Vazgeçmezse uluslararası topluma ve kendi halkımıza bütün diplomatik yolları denediğimizi gösterecektik” dedi.
HAMANEY’İN HEDEF ALINMASI
İran yönetiminin savaş öncesinde farklı saldırı senaryoları üzerinde çalıştığını belirten Arakçi, dönemin dini lideri Ali Hamaney’in hedef alınması ihtimalinin de değerlendirildiğini açıkladı. Bu senaryonun “toplantılarda açıkça ifade edilmesinin zor olması” nedeniyle “Kod 110” adıyla kayıtlara geçirildiğini söyleyen Arakçi, Hamaney’in hedef alınması halinde Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ve bölgedeki ABD üslerine karşılık verilmesinin kararlaştırıldığını aktardı.
MA

















