Künye   Hakkımızda
14 Nisan 2026, Salı
Politika Haber
  • GÜNDEM
  • EMEK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • KADIN
  • GENÇLİK
Tüm Haberler
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Politika Haber
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Anasayfa Gündem

İran’a Yönelik Askeri Baskı ve Hegemonya Krizi Tartışması

İran’a yönelik askeri baskının yalnızca “nükleer güvenlik” ya da “rejim krizi” çerçevesinde açıklanamayacağını savunan bir değerlendirmede, Batı Asya’daki gerilimin küresel hegemonya krizinin parçası olduğu vurgulanıyor.

7 Mart 2026
İran’a Yönelik Askeri Baskı ve Hegemonya Krizi Tartışması
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsApp'ta Paylaş

Mehmet Taş’ın kaleme aldığı değerlendirmede, İran’a yönelik askeri baskının Batı medyasında çoğunlukla “rejim krizi” veya “nükleer tehdit” başlıklarıyla ele alındığı, ancak bu anlatının çatışmanın daha geniş jeopolitik boyutlarını görünmez kıldığı ifade ediliyor. Taş’a göre İran meselesi, esas olarak küresel kapitalist sistemin içinden geçtiği hegemonya krizinin Batı Asya’daki yansıması niteliği taşıyor.

Metinde, İran’ın Irak ya da Libya örneklerinden farklı bir konumda olduğu vurgulanarak, Batı Asya, Orta Asya ve Kafkasya’nın kesişim noktasındaki stratejik konumunun ülkeyi bölgesel güç dengelerinde önemli bir aktör haline getirdiği belirtiliyor. İran’ın son yıllarda Rusya ve Çin ile geliştirdiği ilişkilerin de bu ülkeyi küresel güç rekabetinin kritik düğüm noktalarından biri haline getirdiği ifade ediliyor.

Yazının tamamı şu şekilde:

Emperyalizmin İran’a ve Dünyaya Karşı Yürüttüğü Savaşa Hayır!

Mehmet TAŞ

Hegemonya, Jeopolitik ve Yeni Savaşın Mantığı

İran’a yönelik askeri baskı, çoğu zaman Batı medyasında basit bir “rejim krizi” veya “nükleer güvenlik sorunu” olarak sunulmaktadır. Oysa bu anlatı, çatışmanın gerçek niteliğini gizleyen ideolojik bir çerçevedir. İran meselesi, esas olarak küresel kapitalist sistemin içinden geçtiği hegemonya krizinin Batı Asya’daki yansımasıdır.

İran ne Irak gibi işgal edilmiş bir devlet ne de Libya gibi parçalanmış bir siyasal yapıdan ibarettir. Batı Asya, Orta Asya ve Kafkasya’nın kesişim noktasında yer alan İran, bölgesel güç dengeleri açısından stratejik bir merkezdir. Ayrıca son yıllarda Rusya ve Çin ile geliştirdiği ilişkiler, İran’ı küresel güç rekabetinin önemli düğüm noktalarından biri haline getirmiştir.

Bu nedenle İran’a yönelik saldırı yalnızca bir devletin politikalarına karşı yürütülen bir müdahale değildir. Bu süreç, ABD hegemonyasının gerileme eğilimi içinde yeni bir jeopolitik denge kurma girişiminin parçasıdır.

Emperyalizm ve Batı Asya’nın yeniden düzenlenmesi

Modern Batı Asya’nın siyasal haritası, büyük ölçüde 20. yüzyılın emperyal müdahaleleri tarafından şekillendirilmiştir. İran bu sürecin en belirgin örneklerinden biridir.

1951 yılında demokratik seçimlerle iktidara gelen Muhammed Musaddık’ın petrol endüstrisini millileştirmesi, İngiliz ve Amerikan çıkarlarına doğrudan meydan okuma anlamına geliyordu. 1953 yılında CIA ve MI6 tarafından desteklenen darbe, yalnızca bir hükümeti devirmedi; aynı zamanda Batı Asya’da emperyal müdahalenin kalıcı bir modelini kurdu.

Bu müdahale sonucunda iktidara getirilen Şah rejimi, Batı’nın bölgesel çıkarlarının güvence altına alındığı otoriter bir yönetim oluşturdu. 1979 İran Devrimi bu rejimi yıktı, ancak ortaya çıkan teokratik düzen devrimin demokratik ve sosyal potansiyelini sınırlayan yeni bir siyasal yapı yarattı.

Buna rağmen İran, devrimden sonra Batı Asya’daki emperyal düzenin dışında kalan nadir devletlerden biri olarak varlığını sürdürdü. Bu durum, ülkenin sürekli yaptırımlar ve diplomatik izolasyon politikalarıyla karşı karşıya kalmasına yol açtı.

İsrail, ABD ve bölgesel askeri mimari

Batı Asya’daki güç dengelerini anlamak için İsrail’in rolünü ayrı bir yerde değerlendirmek gerekir. İsrail yalnızca bölgesel bir devlet değil, aynı zamanda Batı’nın askeri mimarisinin önemli bir bileşenidir.

1948’de kurulan İsrail devleti, sömürgecilikten kurtuluş sürecinde ortaya çıkan yeni ulus-devletlerin aksine, yerleşimci kolonyal bir proje olarak doğdu. Zaman içinde bu yapı, ABD’nin bölgesel stratejisinin merkezi unsurlarından biri haline geldi.

ABD ile İsrail arasındaki ilişki çoğu zaman yanlış biçimde tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olarak yorumlanır. Oysa daha doğru tanım, iki aktörün aynı jeopolitik düzen içinde işlev gören tamamlayıcı güçler olduğudur. İsrail bölgede askeri ileri karakol rolü üstlenirken, ABD küresel enerji sisteminin merkezlerinden biri olan Batı Asya üzerindeki denetimini sürdürmektedir.

Bu bağlamda İran’ın askeri ve politik varlığı, yalnızca bir bölgesel rakip değil; aynı zamanda bu düzenin önündeki yapısal engellerden biridir.

Kürt hareketi ve Sol içindeki tartışma ve stratejik yanılgılar

İran’a yönelik olası bir askeri müdahale karşısında uluslararası sol içinde de belirli bir bölünme ortaya çıkmıştır. Bazı sol çevreler ve Kürt hareketinin bir bölümü, İran’daki teokratik rejimin baskıcı karakterini gerekçe göstererek ABD’nin askeri baskısını dolaylı ya da açık biçimde destekleyen bir tutum geliştirmektedir. Bu yaklaşım, otoriter rejimlere karşı demokratik duyarlılıklardan besleniyor gibi görünse de, çoğu zaman emperyal müdahalenin tarihsel sonuçlarını yeterince hesaba katmamaktadır.

Modern Ortadoğu tarihi, dış askeri müdahalelerin otoriter rejimleri zayıflatmaktan çok daha derin devlet çöküşleri, iç savaşlar ve toplumsal yıkımlar yarattığını defalarca göstermiştir. Irak ve Libya deneyimleri bu açıdan öğreticidir. Bu nedenle emperyal müdahaleyi “rejim değişikliği” umuduyla desteklemek, çoğu zaman bölgesel halkların ödeyeceği bedeli göz ardı eden kısa vadeli bir stratejik hesap anlamına gelmektedir.

Kürt hareketi açısından da benzer bir risk söz konusudur. ABD ile taktiksel ilişkiler belirli dönemlerde askeri veya diplomatik kazanımlar sağlayabilse de, büyük güçler arasındaki jeopolitik rekabet içinde bu tür ittifakların son derece kırılgan olduğu bilinmektedir. Bölge tarihindeki birçok örnek, büyük güçlerin çıkarları değiştiğinde yerel müttefiklerini hızla terk edebildiklerini göstermektedir.

Bu nedenle anti-emperyalist bir perspektif, aynı anda iki düzlemde düşünmeyi gerektirir: hem bölgedeki otoriter rejimlerin eleştirisini sürdürmek hem de dış askeri müdahalelere karşı çıkmak. Bu iki tutum birbirini dışlayan değil, aksine birbirini tamamlayan politik pozisyonlardır.

Hegemonya krizi ve militarizmin yükselişi

ABD’nin küresel hegemonya konumu büyük ölçüde 20. yüzyılın iki dünya savaşının sonucudur. Avrupa imparatorluklarının zayıflaması ve Soğuk Savaş sonrası düzenin kurulması, ABD’yi dünya sisteminin merkezi gücü haline getirdi.

Ancak kapitalist dünya sistemi statik değildir. Yeni ekonomik merkezlerin yükselişi ve bölgesel güçlerin artan özerkliği, bu hegemonik konumu giderek daha kırılgan hale getirmektedir.

Çin’in ekonomik yükselişi, Rusya’nın askeri kapasitesi ve küresel Güney’de ortaya çıkan yeni ittifaklar, ABD merkezli düzenin sınırlarını zorlamaktadır. Bu nedenle Washington’un dış politikası giderek daha militarist bir karakter kazanmaktadır.

Son yirmi yıl boyunca ABD yönetimleri farklı retorikler kullanmış olsa da stratejik yönelim büyük ölçüde süreklilik göstermiştir. George W. Bush yönetimi “terörle savaş” doktrinini kurumsallaştırdı. Barack Obama insansız hava araçları ve dolaylı askeri müdahaleleri genişletti. Joe Biden döneminde yeni nükleer stratejiler ve askeri ittifak ağları geliştirildi. Donald Trump’ın yeniden yükselişi ise bu eğilimleri daha açık bir güç politikasına dönüştürmektedir.

Bu süreç, küresel sistemde hegemonya krizi ile militarizmin birbirini beslediği bir dönemi ifade etmektedir.

Savaşın dönüşen doğası

Bugünün savaşları yalnızca devlet ordularının karşı karşıya geldiği geleneksel çatışmalar değildir. Gelişmiş füze sistemleri, insansız hava araçları, yapay zekâ destekli askeri teknolojiler ve küresel iletişim ağları savaşın karakterini kökten değiştirmiştir.

Bu yeni savaş biçimi, sivil alan ile askeri alan arasındaki sınırları giderek daha belirsiz hale getirmektedir. Modern savaşlar cephelerden çok şehirlerde, altyapı sistemlerinde ve sivil yaşamın merkezlerinde gerçekleşmektedir.

Gazze’de yaşanan yıkım, bu dönüşümün en çarpıcı örneklerinden biridir. Hastanelerin, okulların ve sivil yerleşimlerin hedef alınması artık istisnai değil, sistematik bir savaş stratejisi haline gelmiştir.

Bu nedenle modern savaş yalnızca askeri güçler arasında değil, bütün toplumları hedef alan bir yıkım üretmektedir.

Bölgesel savaşın küresel sonuçları

İran’a yönelik geniş kapsamlı bir askeri müdahale, yalnızca İran ile sınırlı kalmayacaktır. Böyle bir çatışma Irak, Suriye, Lübnan ve Basra Körfezi’nden Orta Asya’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada zincirleme etkiler yaratabilir.

Batı Asya’daki çatışmalar zaten küresel güç rekabetinin önemli bir parçasıdır. Bu nedenle İran’a yönelik saldırı, yalnızca bölgesel bir savaş değil; aynı zamanda dünya sisteminin geleceğini etkileyebilecek bir jeopolitik kırılma anlamına gelebilir.

Savaşın sınırları

Bugün İran’a karşı yürütülen askeri baskı, çoğu zaman “rejim değişikliği” söylemiyle meşrulaştırılmaktadır. Ancak modern tarih, dış askeri müdahalelerin demokratik dönüşüm değil, daha çok yıkım ve parçalanma ürettiğini göstermektedir.

Irak, Afganistan ve Libya deneyimleri bunun en açık örnekleridir.

Bu nedenle İran’a yönelik savaş yalnızca belirli bir rejime karşı yürütülen bir mücadele değildir. Bu savaş, küresel hegemonya krizinin ve Batı Asya’daki jeopolitik rekabetin yeni bir aşamasını temsil etmektedir.

Dolayısıyla bugün en temel politik görev, emperyalist müdahalelerin yarattığı bu yıkıcı döngüyü durdurmaktır.

Çünkü İran’a karşı bir savaş, yalnızca İran’a karşı bir savaş olmayacaktır. Bu, dünya sisteminin geleceğini belirleyecek daha geniş bir çatışmanın başlangıcı olabilir.

Bu nedenle çağrımız açıktır:

Emperyalizmin İran’a ve dünyaya karşı yürüttüğü savaşa hayır!

Yararlanılan Kaynaklar:

– La decadencia del régimen estadounidense y su guerra contra el mundo

– Una guerra para crear el Gran Israel, observatorio de crisis. 04.04.2026

HABER MERKEZİ

İlgili Haberler

ESP Eş Genel Başkan Yardımcısı Sezin Uçar gözaltına alındı
Gündem

ESP Eş Genel Başkan Yardımcısı Sezin Uçar gözaltına alındı

13 Nisan 2026
İran’da protestolara katılan 4 kişi hakkında idam kararı
Gündem

İran’da protestolara katılan 4 kişi hakkında idam kararı

13 Nisan 2026
Erzîngan’da 4 büyüklüğünde deprem
Gündem

Erzîngan’da 4 büyüklüğünde deprem

13 Nisan 2026
NATO üyeleri Trump’ın Hürmüz planını reddetti
Gündem

NATO üyeleri Trump’ın Hürmüz planını reddetti

13 Nisan 2026
ÖHD’li Ruken Gülağacı hakkında beraat kararı
Gündem

ÖHD’li Ruken Gülağacı hakkında beraat kararı

13 Nisan 2026
Adalet Peşinde Aileleri Adalet Bakanlığı önünde
Gündem

Adalet Peşinde Aileleri Adalet Bakanlığı önünde

13 Nisan 2026
Politika'dan Günün Yorumu
Nükleer Tehlike Kapıda
Politika'dan Yorum

Nükleer Tehlike Kapıda

Politika Haber
6 Nisan 2026
Politika'dan Söyleşi
“İsrail ve Türkiye Suriye Topraklarının Yarısını Aralarında Paylaşmış Durumdadırlar”
Politika'dan Söyleşi

“İsrail ve Türkiye Suriye Topraklarının Yarısını Aralarında Paylaşmış Durumdadırlar”

Politika Haber
24 Ocak 2026

EN SON HABERLER

ESP Eş Genel Başkan Yardımcısı Sezin Uçar gözaltına alındı

ESP Eş Genel Başkan Yardımcısı Sezin Uçar gözaltına alındı

13 Nisan 2026
İran’da protestolara katılan 4 kişi hakkında idam kararı

İran’da protestolara katılan 4 kişi hakkında idam kararı

13 Nisan 2026
Erzîngan’da 4 büyüklüğünde deprem

Erzîngan’da 4 büyüklüğünde deprem

13 Nisan 2026
NATO üyeleri Trump’ın Hürmüz planını reddetti

NATO üyeleri Trump’ın Hürmüz planını reddetti

13 Nisan 2026
Trump’tan İran’a: Yaklaşan gemiler derhal imha edilecek

Trump’tan İran’a: Yaklaşan gemiler derhal imha edilecek

13 Nisan 2026
İran’dan Trump’a ‘deniz ablukası’ yanıtı

İran’dan Trump’a ‘deniz ablukası’ yanıtı

13 Nisan 2026
Esir takasının dördüncü aşaması için hazırlıklar başladı

Esir takasının dördüncü aşaması için hazırlıklar başladı

13 Nisan 2026
Politika Haber

© Tüm hakları saklıdır
Politika Haber'de yayımlanan yazı, haber, fotoğraf ve videoların her türlü telif hakkı Mustafa Suphi Vakfı'na aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilmeden ve link verilmeden alıntılanamaz.

Bizi Takip Edin

Kurumsal

Künye

Hakkımızda

Çerez Politikası

Gizlilik Politikası

Kullanım Koşulları

Politika Haber, MA ve SPUTNIK abonesidir.

© 2025 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!

Sonuç Bulunamadı
View All Result
  • Politika’dan Yorum
  • Politika’dan Söyleşi
  • Gündem
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kadın
  • Gençlik
  • Göçmen
  • Emeklilik
  • Eğitim
  • Doğa
  • Tarih
  • Kültür
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Spor
  • Video Haber
  • Foto-Galeri
  • Tüm Haberler

© 2025 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!