“Kürdistan Jeopolitiği ve Kadınların Durumu” başlıklı sempozyumda konuşan Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetim Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı Îlham Ehmed, devam eden entegrasyon sürecine değinerek, “Kürtlerin ve kadınların temsiliyeti, salt bir rakamla sınırlı olmamalıdır” dedi.
Repak ve Azadbun Hareketi tarafından Federe Kürdistan Bölgesi’nin Silêmanî kentinde bulunan Salim Sinema salonunda “Kürdistan Jeopolitiği ve Kadınların Durumu” başlıklı sempozyum düzenlendi.
Sempozyumda konuşan Azadbûn Hareketi Başkanı Dr. Geşe Dara Hefîd, kadınların tarihten bu yana yaşadıklarını hatırlatarak, “Kadınlara yönelik gerçekleşen saldırılar karşısında kadınlar kendi mücadele hatlarını ördüler. Bu mücadele hattı içerisinde Ortadoğu’da kadınlar daha farklı bir direniş gerçekliği içerisinde oldular. Özelde de Başûr’lu kadınlar vermiş oldukları mücadele ile birlikte statülerini kimi noktalarda kabul ettirdiler. Ancak bu yeterli değildir. Bunun daha da örgütlü bir hal alması gerekiyor. Bunun hukuksal, sosyal ve yaşamsal anlamda bir resmiyete kavuşması gerekiyor. Bu noktada da biz kadınlar mücadelemizi daha örgütlü bir hale getirerek, birlik olmalıyız” dedi.
‘TEK ÇAĞRIMIZ KÜRTLERİN BİRLİK OLMASIDIR’
Tevgera Jinên Azad (TJA) Aktivisti Ayla Akat Ata da Ortadoğu’nun yeniden dizayn edildiğinin altını çizerek, “Bu dizaynda Kürt halkı özelde de Kürt kadınları nasıl yer alacak bu önemli bir durum. Bu dizayn yeni bir durum değildir. Sykc-Picot anlaşmasından bu yana bir dizayn durumu söz konusu. Ardından Arap Baharı ve sonrasında gelişen süreç dizaynın devamı oldu. Kadınlar olarak sorumluluğumuz fazla” diye ekledi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yapmış olduğu Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nı hatırlatarak Ayla Akat Ata, şunları söyledi: “Yapılan çağrı sonrasında adımlar atıldı. Bu adımlara karşılık devlet tarafından hukuki adımların atması gerekiyor. Ancak bu zamana kadar herhangi bir adım atılmadı. 20-30 yıl öncesinde Kürt sorununa yönelik söylemler oldu. Kanunlar çıkarıldı. Ancak bu kanunlar pişmanlığa, teslimiyete yönelikti. Bunlar yanlıştı. Türkiye’nin demokratikleşmeye ihtiyacı var. Yaşanan sorunlardan ders çıkarmak gerekiyor, buna göre adımlar atmak gerekiyor. Rojava’ya yönelik saldırılara karşı Başûr halkının duruşu ortadadır. Çünkü Kürt halkının statüsü her parça için geçerlidir. Bakûr’da gelişecek her durum, diğer her parçaları etkileyecektir. Aksine dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan Kürtleri etkileyecektir. Tek çağrımız Kürtlerin birlik olmasıdır. Özelde de Kürt kadınlarının birlik olması önemlidir, hayatidir. Artık bu yüzyılda Kürtlerin statüsü sağlanmalıdır.”
ENTEGRASYON SÜRECİ
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetim Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı Îlham Ehmed, kimi nedenlerden dolayı sempozyuma fiziki olarak katılmazken, online mesaj gönderdi. Îlham Ehmed, mesajında şu ifadelere yer verdi: “Programa fiziki olarak katılmak isterdim. Ancak kimi nedenlerden dolayı katılım sağlayamadım. 29 Ocak anlaşması savaşın devam ettiği bir süreçte imzalandı. QSD’nin Suriye ordusuna katılması noktasında kimi adımlar atıldı. Entegrasyon süreci bu noktada sürüyor. Asayiş güçlerinin, özerk yönetimin entegre olma süreci devam ediyor. Kadın kurumlarının entegre olma sürecinde sorunlar yaşanıyor. Çünkü karşımızda duran sistem demokratik bir sistem değil. Bu noktada kimi sorunlar yaşanıyor. Şam hükümeti ‘Kadınlar için alanlar yaratmışız’ diyor. Evet kadınlar birçok kurumda yer alıyor. Ancak kadınlar karar alma aşamasında yer alamıyor. Bu bir sorundur. Plan ve stratejilerde kadınların iradesi tanınmıyor. Bu da kendisiyle birlikte kimi sorunları ortaya çıkarıyor.
KADININ STATÜSÜ
YPJ’nin orduda yer alması gerekiyor. Bu noktada hükümet tarafından sorunlar çıkarılıyor. Kadınları bu noktada gören bir dar ve erkek egemenlikli zihniyetin olduğunu görüyoruz. Özerk yönetim içerisinde kadınların rolü büyüktü. Ancak 29 Ocak anlaşması savaş durumu içerisinde hazırlandı. Birçok alanda kadınların irade olarak görülmediğini görüyoruz. Anadil de eğitim noktasında sorunlar yaşanıyor. Seçmeli dersler tarzında göz ardı edilmek isteniyor. Bu büyük bir problemdir. Eğer demokratik entegrasyondan bahsediyorsak, anadilde eğitimini de kabul etmek zorundadırlar. Özerk Yönetim okullarından alınan kimi diplomalar kabul edildi. Ama hala bu noktada da tartışmalar yaşanıyor.”
MA
















