Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Eş Başkanı İlham Ahmed, Spot Basın Kooperatifi bünyesinde yayın yapan Spot Kurdî’ye verdiği röportajda, Suriye Demokratik Güçleri’nin geleceği ve Şam yönetimiyle yürütülen entegrasyon sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Entegrasyonun teslimiyet veya Kürtlerin mevcut kazanımlarından vazgeçmesi şeklinde yorumlanmaması gerektiğini belirten Ahmed, sürecin Kürtlerin Suriye devletinin yeniden inşasına katılması anlamına geldiğini söyledi. Ahmed, savaş döneminin ardından mücadelenin askeri alandan siyasi, hukuki ve demokratik alana taşındığını ifade etti.
ENTEGRASYON DEVLETİN İNŞASINA KATILMAKTIR
Entegrasyon kavramının bazı çevreler tarafından yanlış yorumlandığını dile getiren Ahmed, bunun yalnızca askeri yapıların merkezi yönetime bağlanmasıyla sınırlı olmadığını belirtti.
Ahmed’e göre gerçek bir entegrasyon; Kürtlerin ve Kuzey ve Doğu Suriye’de yaşayan diğer toplulukların devlet kurumlarında, parlamentoda, hükümette ve karar alma mekanizmalarında temsil edilmesini gerektiriyor.
Sürecin tek taraflı yürütülemeyeceğini vurgulayan Ahmed, Şam yönetiminin de demokratikleşmeye ve çoğulcu bir devlet yapısına hazır olması gerektiğini söyledi. Entegrasyonun karşılıklı olması gerektiğini belirten Ahmed, Kürtlerin yalnızca mevcut devlet yapısına dahil edilmesinin yeterli olmayacağını, devletin de ülkedeki toplumsal çeşitliliğe göre yeniden düzenlenmesi gerektiğini kaydetti.
MÜCADELE SİYASİ ALANDA SÜRECEK
Ahmed, savaşın sona ermesinin Kürtlerin siyasi mücadelesinin sona erdiği anlamına gelmediğini söyledi.
Yeni dönemde siyasi partiler, demokratik örgütlenmeler, parlamento çalışmaları ve yasal mücadele kanallarının önem kazanacağını belirten Ahmed, siyasi faaliyetlerin yürütülebilmesi için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğine dikkat çekti.
Suriye’de siyasi partilerin özgürce çalışabileceği, toplumun örgütlenebileceği ve farklı görüşlerin kendisini ifade edebileceği demokratik bir zemine ihtiyaç olduğunu söyleyen Ahmed, kalıcı barışın ancak bu koşullarda sağlanabileceğini ifade etti.
YENİ ANAYASA VURGUSU
Röportajda anayasa çalışmalarına da değinen Ahmed, geçici düzenlemelerin yeterli olmayacağını ve kalıcı bir anayasanın hazırlanması gerektiğini söyledi.
Ahmed, yeni anayasanın Kürtlerin kimliğini, dilini, eğitim hakkını ve siyasi temsilini güvence altına alması gerektiğini belirtti. Anayasanın yalnızca Kürtlere değil, Suriye’de yaşayan bütün halklara, inanç gruplarına ve toplumsal kesimlere eşit haklar tanıması gerektiğini vurguladı.
Suriye’nin Hıristiyanlar, Müslümanlar, Aleviler, Dürziler, Kürtler, Araplar ve farklı topluluklardan oluştuğunu hatırlatan Ahmed, devlet yapısının bu çoğulculuğu yansıtması gerektiğini söyledi.
Ahmed, otoriter ve merkeziyetçi sistemin sürmesi halinde ülkedeki sorunların çözülemeyeceğini belirterek, demokratik ve yerinden yönetim esaslarına dayanan bir yapının oluşturulması gerektiğini savundu.
DEVLET KURUMLARINDA TEMSİL TALEBİ
Kürtlerin yeni devlet yapısında sembolik olarak değil, etkili biçimde temsil edilmesi gerektiğini ifade eden Ahmed, parlamentoda, bakanlıklarda ve diğer kamu kurumlarında gerçek bir katılım mekanizmasının kurulmasının önemine işaret etti.
Temsilin yalnızca belirli kişilere görev verilmesiyle sınırlandırılmaması gerektiğini söyleyen Ahmed, halkın iradesini yansıtacak demokratik seçimlerin ve şeffaf karar alma süreçlerinin esas alınması gerektiğini belirtti.
Ahmed, sürecin kişilere veya belirli görevlere indirgenmemesi gerektiğini, asıl meselenin demokratik bir sistemin kurulması olduğunu ifade etti.
DEMOKRATİK SİSTEM BÜTÜN SURİYE HALKLARI İÇİN GEREKLİDİR
Ahmed, demokratik bir Suriye talebinin yalnızca Kürtlerin talebi olmadığını söyledi.
Ülkedeki bütün toplulukların özgürlük, adalet ve eşitlik beklentisi içinde olduğunu belirten Ahmed, kurulacak yeni sistemin bir halkı veya inancı diğerlerinden üstün tutmaması gerektiğini kaydetti.
Ahmed, demokratikleşmenin sağlanmaması ve eski otoriter anlayışın sürdürülmesi halinde siyasi mücadelenin devam edeceğini belirtti. Kürtlerin haklarını savunmaya devam edeceğini söyleyen Ahmed, demokratik sistemin Suriye’nin bütünlüğü ve istikrarı açısından da gerekli olduğunu ifade etti.
TÜRKİYE İLE İYİ İLİŞKİLER MESAJI
Röportajda Türkiye ile ilişkileri de değerlendiren Ahmed, Kuzey ve Doğu Suriye’nin Türkiye için bir tehdit oluşturmak istemediğini söyledi.
Türkiye ile iyi komşuluk ilişkilerinin geliştirilmesinden yana olduklarını belirten Ahmed, sorunların savaş veya askeri yöntemlerle değil, siyasi diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğini vurguladı.
Ahmed, Türkiye’nin Kürtlerin kimliğini ve dilini kabul etmesinin bölgesel barışa katkı sunacağını söyledi. Kürtçenin eğitim ve kamusal yaşamda kullanılmasının bir tehdit olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Ahmed, halkların haklarının tanınmasının ülkeleri zayıflatmayacağını, aksine istikrarı güçlendireceğini ifade etti.
Suriye ile Türkiye arasında ticaret, ulaşım ve sınır geçişleri gibi alanlarda işbirliği geliştirilebileceğini belirten Ahmed, normalleşmenin iki tarafın da yararına olacağını kaydetti.
SAVAŞ YERİNE SİYASİ ÇÖZÜM ÇAĞRISI
Ahmed, Suriye’de uzun yıllar devam eden savaşın ülkeye ve topluma ağır zararlar verdiğini belirterek, yeni dönemde sorunların müzakere yoluyla çözülmesi gerektiğini söyledi.
Uluslararası ve bölgesel aktörlerin de askeri gerilimi büyütmek yerine siyasi çözümü desteklemesi gerektiğini ifade eden Ahmed, IŞİD tehdidinin tamamen ortadan kalkmadığını ve güvenlik konusunda uluslararası işbirliğinin önemini koruduğunu belirtti.
Ahmed, barışın yalnızca çatışmaların sona ermesi olmadığını; demokratik hakların, siyasi katılımın, adaletin ve toplumsal güvenliğin sağlanması gerektiğini vurguladı.
HALKIMIZ BİZİMLE
Kürt toplumunun sürece ilişkin kaygılarının bulunduğunu kabul eden Ahmed, buna rağmen halkın barışçıl ve demokratik çözüm arayışını desteklediğini ifade etti.
“Halkımız bizimle” mesajı veren Ahmed, Kürtlerin savaşın yeniden başlamasını istemediğini ancak siyasi, kültürel ve anayasal haklarından da vazgeçmeyeceğini belirtti.
Ahmed, entegrasyon sürecinin başarıya ulaşmasının Şam yönetiminin yaklaşımına, anayasal güvencelerin oluşturulmasına ve tüm tarafların siyasi irade göstermesine bağlı olduğunu söyledi.
Suriye’nin yeniden inşasının yalnızca merkezi yönetimin değil, ülkede yaşayan bütün halkların katılımıyla mümkün olacağını ifade eden Ahmed, Kürtlerin de bu sürecin eşit ve kurucu aktörlerinden biri olmak istediğini vurguladı.
KAYNAK: SPOT BASIN KOOPERATİFİ

















