Kürt sorununa ilişkin devam eden süreç hakkında ANF’de “Hareket Yönetimi” imzasıyla yeni bir açıklama yayımlandı. Açıklamada, Ekim 2024’ten bu yana yaşanan gelişmeler ve atılan adımlar sıralanırken, sürecin bundan sonraki aşamasında hükümetin sorumluluk alması gerektiği savunuldu.
Açıklamada, 10 Ağustos’ta TBMM’de kabul edilen ve kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak bilinen düzenlemenin ardından iktidarın sürecin ilerletilmesine yönelik herhangi bir adım atmadığı öne sürüldü.
TÜRKİYE’DEKİ GÜÇLERİN ÇEKİLDİĞİ AÇIKLANDI
“Hareket Yönetimi”, daha önce çatışma riski bulunan bölgelerdeki silahlı güçlerin geri çekildiğini hatırlatarak, Türkiye içinde kalan diğer güçlerin de birkaç gün önce tamamen çekildiğini duyurdu.
Açıklamada ayrıca Türkiye sınırından daha uzakta bulunan Metina bölgesindeki dört savaş tüneli ile mevzilerin boşaltıldığı belirtildi.
Bu adımlarla Türkiye sınırları içerisinde ve sınırın yakınında silahlı güç bırakılmadığı savunularak, Türkiye’ye karşı silahlı mücadeleyi sonlandırma ve demokratik siyasal mücadeleye geçiş yönünde üzerlerine düşen yükümlülüklerin yerine getirildiği ifade edildi. Aynı açıklamada, Türkiye açısından artık silahlı bir tehditten söz edilemeyeceği ileri sürüldü.
ÖCALAN İÇİN ÇAĞRI
Açıklamanın önemli bölümünü Abdullah Öcalan’ın koşullarına ilişkin talepler oluşturdu.
Yasa hazırlıkları sırasında devlet yetkililerinin Öcalan’ın gazeteciler ve farklı toplumsal kesimlerle görüşebilmesine ilişkin taahhütlerde bulunduğu öne sürülürken, bu yönde adım atılmadığı savunuldu.
“Hareket Yönetimi”, Öcalan’ın “özgür yaşar ve çalışır koşullara” kavuşmasının sürecin geleceği açısından belirleyici olacağını belirterek, bu konuda gecikmeden düzenleme yapılması çağrısında bulundu.
Açıklamada, Öcalan’ın koşulları ile “özgürlük yasaları” konusunda adım atılmamasının süreç içinde kuşkuları artıracağı ve bunun ilerleyen dönemde tutumlara yansıyabileceği ifade edildi.
‘SÜREÇ SEÇİM HESAPLARINA ENDEKSLENMEMELİ’
“Hareket Yönetimi”, Kürt sorununun güncel siyasi hesaplara ya da seçim takvimine göre ele alınmaması gerektiğini de savundu.
İktidarın süreci zamana yayarak mevcut politikalarını sürdürmeye çalışmasının ciddi sonuçlar doğuracağı ileri sürülen açıklamada, meselenin yalnızca iktidar ile Kürt hareketi arasında olmadığı, Türkiye’deki bütün siyasi ve toplumsal kesimleri ilgilendirdiği belirtildi.
DEMOKRASİ GÜÇLERİNE ÇAĞRI
Açıklamanın sonunda Türkiye’deki siyasi partilere, demokratik kitle örgütlerine ve toplumsal kesimlere sürece daha aktif biçimde dahil olma çağrısı yapıldı.
“Hareket Yönetimi”, Barış ve Demokratik Toplum Süreci olarak adlandırdığı dönemin “tarihi bir fırsat” olduğunu savunarak, sürecin ilerlemesi için hükümetin yanı sıra toplumun farklı kesimlerinin de sorumluluk üstlenmesini istedi.
Haber Merkezi

















