İstanbul Beyoğlu’nda bulunan Taksim semtindeki Gezi Parkı’nda, 28 Mayıs 2013’te “kentsel dönüşüm” adı altında hazırlanan “Taksim Yayalaştırma Projesi” ile yapılması öngörülen Topçu Kışlası için ağaçların sökülmesi tepkiye yol açmış ve “Gezi Direnişi” olarak adlandırılan eylemler, tüm ülkeye yayılmıştı. Yaklaşık 3 ay süren ve Türkiye ve Kürdistan’daki 80 ilde gerçekleşen protestolarda çok sayıda kişi polis fişeğiyle yaralanıp uzuvlarını kaybederken, 8 yurttaş da katledildi.
Gezi Direnişi tanıklarından olan Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Parti Meclisi (PM) Üyesi Ahmet Saymadi’nın o dönem attığı bir tweet ile çok sayıda kişi Gezi Parkı’nda toplandı.
Saymadi, daha sonra attığı tweetten dolayı yargılandı. Saymadi hakkında Halkların Demokratik Kongresi (HDK) soruşturması kapsamında Gezi Direnişi esnasında hazırladığı pankart, attığı tweet ve katıldığı forumları suçlama konusu yapılarak, “örgüt üyeliği” iddiasıyla hakkında dava açıldı. Dava süreci devam ediyor.
Gezi Direnişi’nin 13’üncü yılına değerlendirmelerde bulunan Saymadi, Gezi Direnişi’nde yaşamını yitirenleri andı.
Osman Kavala, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Mine Özerden, Çiğdem Mater ve diğer Gezi tutsaklarına selam gönderen Saymadi, Gezi Direnişi’nin tüm toplumun iktidara karşı bir “itirazı” olduğunu vurguladı. Saymadi, “AKP iktidarı, iktidara geldiği günden itibaren Türkiye’de insanların özgürlüklerini adım adım kısıtlamaya, yaşam tarzlarına müdahale etmeye başladı. 2013 yılı bunun neredeyse zirveye ulaştığı ya da herkes tarafından ağır hissedildiği bir yıl oldu. O yıl 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanılmasının yasaklanması, Emek Sineması’nın kapatılması, kadınlara dönük yasaklamalar, çeşitli ilaçların yasaklanması, Taksim’deki çeşitli mekanlara, yaşam alanlarına müdahale edilmesi olayları vardı. Toplumu rahatsız eden meseleler üst üste geldi. Bir de bunların üzerine Gezi Parkı olunca ciddi bir tepki oluştu. İlk başladığı günlerde aslında sadece park ve ağaçları korumak üzerine bir mücadeleyken, polisin çok sert müdahaleleri ve ağır saldırılarıyla birden bire Türkiye’nin her tarafına yayıldı. Herkesin kendi rengiyle kendi diliyle içinde var olabildiği, kadınlardan LGBTİ+’lara Kürtlerden Çerkezlere, antikapitalist Müslümanlardan Alevilere, herkesin kendi rengiyle bulunduğu bir mecra oldu. Orada muhtemelen kendimizi en özgür hissettiğimiz günleri yaşadık” dedi.
‘YOLUMUZU AYDINLATMAYA DEVAM EDECEK’
Gezi Direnişi eylemlerinin, 1 Mayıs, Kürdistan’daki Newroz direnişleri, 15-16 Haziran işçi direnişleri gibi önemli bir direniş olduğunun altını çizen Saymadi, “Bunların arasındaki bağlantıları görmeden, köprüleri kurmadan, Gezi Direnişi’nin algılanmasının bir manası yok. Gezi Direnişi aynı zamanda kendiyle beraber sonrasında başka başka direnişler de ortaya çıkardı. Örneğin İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) Belediye Başkanının görevden alınması ile beraber ortaya çıkan 19 Mart direnişinin kendisi de Gezi’nin devamı sayılabilir. Dolayısıyla bugün Türkiye’de ortaya çıkan her direniş, sokağa çıkan her insan kendisi ile ilgili tarihsel bir referans aradığında nasıl ki 68’leri, Cizîr Newrozu’nu referans veriyorsa Gezi’yi de referans veriyor. Bu açıdan Gezi, bizim siyasal repertuarımızda, direniş rehberimizde artık var. Bütün kuşaklar dönüp oraya bakacaklardır. Nasıl direnildi, ne yapıldı, ders çıkaracaklar. Ama öyle ya da böyle ağır bedeller ödense de, insanlar hayatlarını kaybetseler de, hapislere de atılsalar da, yaralansalar da, bir sürü engellemeler olsa da insanlar onurlu bir hayatı tercih ediyorlar. O yüzden Gezi, bizim yolumuzu aydınlatmaya devam edecek” diye belirtti.
GEZİ DİRENİŞİ’NDE YARGILAMALAR
Gezi Direnişi eylemleri sonrasında çok sayıda yargılamanın olduğunu ve bazı yargılamaların devam ettiğini dile getiren Saymadi, “Çok sayıda insan hakkında ve geniş soruşturmalar açıldı. Soruşturmanın bir tanesi Taksim Dayanışması üzerinden gerçekleşti biri de kurumlar meclisi üzerinden gerçekleşti. Bu soruşturmaların bir kısmı açıkta kaldı, bir kısmı takipsiz sonuçlandı. Bende o soruşturmalardan birinde ifade verdim ama herhangi bir yargılanma sürecine maruz kalmadım. Tabi bizimle beraber soruşturmalarda adı geçen kimi arkadaşlara davalar açıldı. Onlardan az önce adlarını saydığım 5 tanesi hala tutuklu. Gezi Davası’nda arkadaşlarımız yargılandıktan sonra iki defa açılan farklı davalarda beraat ettiler. İki defa beraat alınan bir dosyada, tekrar yargılamalar yapıldı. Üçüncü yargılanmada arkadaşlarımız ceza aldı. Bu aslında Türkiye’de yargının ne kadar siyasallaştığını gösteriyor. Tabi Gezi Davası tek başına siyasal yargıyı gösteren bir dava değil, bunun dışında onlarca dava var. Halkların Demokratik Partisi (HDP) davaları, benim de yargılandığım HDK davası var. Çoğumuzun bu anlamda yargılamalarımız sürüyor” diye konuştu.
‘SİYASAL YARGI BASKISI MEVCUT’
Saymadi, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ülkede, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Anayasa Mahkemesi (AYM) kararları uygulanmıyor. Çoğu yerde yargının siyasallaşmasına dönük işlemleri görüyoruz. Hatta şunu da söyleyeyim: CHP’ye olan ‘Mutlak Butlan’ kararının kendisi de öyledir. Siyasal iktidarın işini, iktidarda kalmasını kolaylaştıracak her türlü karar, yargı mekanizmasından çıkıyor. Muhaliflerin üzerinde gerçekten ağır bir siyasal yargı baskısı mevcut, bunun farkındayız.”
MA

















