Künye   Hakkımızda
21 Eylül 2026, Pazartesi
Politika Haber
  • GÜNDEM
  • EMEK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • KADIN
  • GENÇLİK
  • DOSYA
  • YAZARLAR
Tüm Haberler
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Politika Haber
Sonuç Bulunamadı
View All Result

Fon Krizi mi, Borsa Balonu mu, Yoksa Kapitalizmin Krizi mi?

Mustafa DURMUŞ

21 Eylül 2026
in Yazarlar
Mustafa Durmuş Mustafa Durmuş
13 min read
Mustafa Durmuş Mustafa Durmuş
Fon Krizi mi, Borsa Balonu mu, Yoksa Kapitalizmin Krizi mi?
ShareTweetSend

Türkiye ekonomisi, bazılarının “Fon Krizi/Borsa Balonu”, bazılarınınsa “Çağın Vurgunu/Manipülasyonu” olarak adlandırdığı ciddi bir finansal alt-üst oluşla çalkalanıyor. Bunlar, mevcut durumun belli yanlarını ön plana çıkardıklarından, tam olarak ne olup bittiğini anlatmaya yetmiyor. Bunun için, krizin sistemik boyutlarını da ele almak gerekiyor. Bu yazıda, krizin kapitalist sistem ile olan bağını kurmaya çalışacağım. Bu yüzden de bu krizi; “Kapitalizmin Krizi” olarak adlandırmayı uygun buluyorum.

KRİZİN ÇAPI

Önce krizin çapından söz edelim. Basında yer alan haber ve yorumlara göre, krizin kapsamında toplam 131 yatırım fonu var. Bu fonların toplam büyüklüğü, TEFAS (Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu) (1) kapsamında işlem gören toplam fonların onda biri gibi oldukça yüksek bir orana sahip. Bu 131 fonun sahibi ise yedi portföy yönetim şirketi. Yani krizin merkezinde yedi büyük portföy yönetim şirketi var: AI Capital, Atlas Portföy, Bulls Portföy, Hedef Portföy, Pardus Portföy, Pusula Portföy ve Tera Portföy.

Ekonomim Gazetesi’nden Ş. Turhan’ın hazırladığı habere göre, bu yedi şirkete ait toplam 222 yatırım fonunun portföy büyüklüğü 1 trilyon lirayı, yatırımcı sayısı ise 934 bini aşıyor. (2)

Bu fonlardan 131’ine ilişkin olarak Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tasfiye kararı aldı. Bu fonlarda işlem yapan yatırımcı sayısı 511 bin civarında. Tasfiye edilen bu fonların en büyükleri; TLY Tera Portföy Birinci Serbest Fonu (243,6 milyar lira) ve TP2 Tera Portföy Para Piyasası Fonu (224,4 milyar lira). Yani iki büyük fonun riski neredeyse yarım trilyon lirayı buluyor.

KRİZ NASIL ÇIKTI?

Bir süredir manipülasyonla şişirilen bu fonlarda yaşanan büyük çaptaki likidite sıkıntısı (temerrüt) sonrasında, bu yatırım fonlarından iki günde 149,3 milyar lira net para çıkışı yaşandı. Bunun sonucunda; bu fonların bünyesindeki borsada işlem gören hisselerin fiyatları hızla çakıldı ve BİST yüzde 6’ye yakın bir değer kaybetti.
Nitekim, SPK’nın tasfiye kararı verdiği fonların portföylerindeki hisselere bakıldığında; bazı hisselerde fonların elindeki payın fiili dolaşımın yarısından fazlasına ulaştığı görülüyor. Bu durum fon batışlarının neden olduğu domino etkisini de ortaya koyuyor.

Toplam zararın yaklaşık 980 milyar lirası doğrudan ya da dolaylı olarak (para piyasası ters repo teminatı üzerinden) manipülasyon ile değeri şişirilmiş 15-20 hisseden kaynaklanıyor. Bu hisselerin ancak yüzde 5 ila 10’unun nakde çevrilerek kurtarılma ihtimali var (yani büyük bir kısmı fiktif ya da kurgusal para niteliğinde). (3)

DEVLET DEVREDE

SPK, yedi şirketin 131 fonunu tasfiye etme kararı alırken, Merkez Bankası (TCMB) likidite sıkıntısını aşmak için teminatları gevşeterek limitleri artırdı. T. Varlık Fonu (TVF) ise Borsa İstanbul’da (BİST) en büyük alıcı oldu. (Bu noktada TVF’nin yaptığı bu alımlardan oluşan zararın gelecekte kimlerin sırtına yıkılacağı önemli).
Ayrıca TCMB, miktar yöntemiyle; 22 Eylül vadeli 150 milyar lira ve 24 Eylül vadeli 150 milyar lira tutarında iki repo ihalesi açtı. İhalelere miktarın üç katına yakın talep geldi. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu da (BDDK) aldığı karar ile halka açık bankaların hisse geri alımlarının çekirdek sermayeden düşülmeyeceğini açıkladı. Açıklamaya göre bu hisse senetleri kredi riskine ve piyasa riskine esas tutar hesaplamasına dahil edilmeyecek. Böylece bankaların sermaye yeterliliği oranı hesaplamasında esneklik tanındı. Bu açıklamanın ardından, bankacılık hisselerine sert alımlar geldi. BIST 100 endeksi günü yüzde 3 artışla (13.510 puandan) sonlandırdı.
Ayrıca bazı Fon ve Portföy yöneticisi şirketlerin sahipleri ve yöneticilerine ilişkin hukuki işlem başlatıldı. Aralarında bir zamanlar Saray’ın gözde ekonomistlerinden olan biri akademisyenin de bulunduğu bazıları ise göz altına alındı. (4)

Kârlar Özelde Kalırken Zarar Sosyalleştiriliyor mu?

Kısaca, kapitalist kural değişmedi: kârlı zamanlarda kârlar özel sermaye sahiplerinde kalırken, zarar zamanlarında bu zarar tüm topluma ödettirilir. Bu olayda bunun böyle olup olmadığını; devletin bu fonların sahiplerine ilişkin tutumu ve zarardaki yarım milyonu aşkın yatırımcının zararının telafi edilip edilmeyeceği ile test edeceğiz.

KİM NE DEDİ?

Fon ve Borsadaki bu çöküşün nedenlerini birçok ekonomist; regülasyon eksikliğine (SPK ve BDDK’nın denetleme ve düzenleme eksikliklerine) bağlarken, hepsinin ortaklaştığı konu bunun tam bir manipülasyon eylemi olduğu.

Aslında, 4 Kasım 2025’te Maliye Bakanı manipülasyondan söz etmiş ve buna izin vermeyeceklerini söylemişti. (5) Keza bu fonların TEFAS’a açılmasına izin veren, bu şirketlere şişirme değerleme raporlarıyla halka arz izni veren bir SPK yönetimi söz konusuydu.

Nitekim, 4,5 senelik süre içerisinde bir fonun değeri 524 kat arttı. Yani bu fona 1 milyon lira yatıran birinin parası 524 milyon lira oldu. Sonra SPK’ya baş vuruldu ve SPK’dan bu fonun vatandaşa satılmasına izin çıktı (6).
“Regülasyon Eksikliği ve Manipülasyon”
Ayrıca, fiktif fiyat oluşumunun içinde yer alanlar ve fonları tasfiye edilecek yedi portföy yönetim şirketinin sahipleri arasında dört bankanın var olması (hatta içlerinde banka izni almadan önce kara para soruşturmasında adı geçenlerin bile var olduğu iddia ediliyor) bu bankalara bu izinlerin ne zaman ve kimler tarafından verildiğini de sorgulamayı gerektiriyor.
Tüm bunlar, devasa bir manipülasyon ile birlikte büyük çapta organize bir finansal dolandırıcılık faaliyetinin söz konusu olduğunu gösteriyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek ise krizin nedenleri konusunda herhangi bir şey söylemezken, krizin sistemik bir kriz olmadığını, bu nedenle de endişe edilecek bir hususun olmadığını açıkladı.

Oysa bu gelişmeler çok sayıda ekonomik gelişmeyi etkileyecek. Bir yandan birikimlerinden olan yarım milyondan fazla (ağırlıklı olarak küçük yatırımcı) mağdur olurken, diğer yandan borsadan ve fonlardan çıkan para, alternatif yatırım araçları olarak faize, dövize ve altına yönelecektir. Bu da başta enflasyon, işsizlik ve döviz kuru olmak üzere çok sayıda makroekonomik değişkeni daha da kötüleştirecektir.

SÖYLENMEYEN TEK ŞEY?

Oysa tüm bu gelişmeler soyut bir ortamda yaşanmadı, aksine küreselleşmiş bir kapitalist sistemin parçası olan Türkiye ekonomisinin finans piyasalarında oluştu ve yaşandı. Özellikle de son 40 yıldır dünyada egemen olan neo-liberalizmin ve son 23 yıldır bu ülkeyi neo-liberal ideolojiye bağlı olarak yöneten siyasal iktidarın bu olup bitenle yakından ilgisi var.

Çünkü neo-liberalizm insanları sadece aşırı bencil, bireyci, toplumsal çıkarlardan uzak aktörler haline getirmedi. Aynı zamanda bir zamanlar ekonominin emrinde olduğu kabul edilen finansı, ekonominin ve insanlığın efendisi yaptı. Mevcut iktidar da bundan hiç rahatsız olmadığı gibi, bunu iktidarda kalmanın bir yolu olarak gördü. (Aksi halde İstanbul Finans Merkezi projesi nasıl savunulabilirdi?)
Bu yüzden, bu krizi sadece finans sermayenin aç gözlülüğü, insanların kolay para kazanma arzusu; buna karşılık devlete ait SPK, BDDK gibi denetleyici kuruluşların yetersizliği ve bütün bunların manipülasyonları mümkün kılması ile açıklamak yeterli olmaz. Daha temeldeki yapısal bir soruna değinmek gerekiyor: “sistemik çelişkiler”. Ancak böyle bir yaklaşım altında finansal krizleri önleyebilmek mümkün olabilir.

Yani, sonuçlardan ziyade, altta yatan nedenlerle uğraşmak ve bunlara müdahale etmek gerekiyor. Ancak burjuva ideolojisi, özellikle de neo-liberal ideoloji, uzun zamandır bunu yapmamızı önlüyor. Bunun sonucunda bizler her düzeyde ortaya çıkan sorunlar üzerinden gerçekçi olmayan çözümler peşinde oyalanmak zorunda kalıyoruz. O halde işin aslına, yani soruna yol açan nedenlere odaklanalım.

Finansallaşmanın Yaygınlaşması ve Küreselleşmesi

Bunlardan biri, finansın giderek artarak küreselleşmesidir. Zira 1980 sonrası dönemde, üretimin olduğu kadar finansın da çok hızlı küreselleştirilmesine tanık olduk. Küreselleşen finansallaşma, sanayideki kârlılığın düşüşünü tersine çeviren çok önemli bir telafi edici mekanizma olarak işlev gördü.

Çünkü bankacılık- finans, sigorta ve emlak-gayrimenkul gibi alt parçalardan oluşan finans sektörü (FIRE) sırasıyla; sanayideki azalan kârlılığı restore etti ve reel sektörde elde edilen kârların değerlenebilmesi için ciddi imkânlar yarattı. Hem kendi sektöründe yeni istihdam yarattı hem de varlık zenginleşmesiyle reel sektör için efektif talep oluşturdu. Menkul kıymetleştirme, CDO, CDS ve diğer türev araçlar gibi cazip finansal araçlar sunarak finansal seçkinlerin daha da zenginleşmesini sağladı. (7)

Finans Balonları Şişirilerek Kârlar Artırılıyor
Ekonomi bu denli finansallaşan bir ekonomide ekonomiler ancak finansal balonlar şişirilerek büyütülebiliyor. Örneğin ABD’de yakınlarda açıklanan göreli olarak yüksek ekonomik büyümenin asıl nedeni; yapay zekâ teknolojisi sektöründeki yedi dev şirketin yaptığı trilyon dolarlık veri merkezi yatırımlarının bu şirketlerin borsa değerlerini hızla yükseltmesiyle ortaya çıkan büyümedir. (Diğer yandan yapay zekâ balonunun patlamasıyla, 2008 krizinden daha büyük bir finansal krizin küresel çapta ortaya çıkmasından endişe ediliyor).
Spekülasyon/Manipülasyon: Finansallaşmanın Olmazsa Olmazı!
Finans balonları spekülasyon ve manipülasyonla şişiriliyor. Yani bu piyasalarda yürütülmekte olan “finansal spekülasyon” ve “manipülasyonlar” sonucunda balonlar şişiriliyor ve bir süre sonra bu balonlar sönüyor (her balonun bir şişme sınırı var ve bu sınır aşıldığında balon patlayarak sönümleniyor çünkü sonsuza kadar balonların şişirilmesi mümkün değil).
Bunun en çarpıcı örnekleri; 2008’de ABD’de patlak veren ‘mortgage balonu’ ve yıllarda ortaya çıkan Bitcoin gibi kripto para piyasalarında şişirilen balonlar. Bu paraların fiyatları spekülatif kazanç güdüsüyle hızla arttığında, bir süre sonra gerçek değere doğru hızlı iniş başlıyor. Bir diğer örnek ise menkul kıymet piyasası (borsa) balonları. Öyle ki, bu balonlarla birlikte şirketlerin hisselerinin fiyatları, gerçek değerlerinden çok farklılaşarak aşırı biçimde artıyor.

“MİNSKY ANI”

Çağımızın en önde gelen finansal kriz teorisyeni H. Minsky, krizlerin istikrarın istikrarsızlığı beslediği, finansal işlemlerdeki güvenlik marjlarını aşındıran ve aşırı kaldıraç kullanımını teşvik eden içsel (sistemik) olgular olduğunu savunuyor. Finansal balonların genişleme aşamasında, bu güvenlik marjları azalıyor ve en ufak bir aksilik bile beklentilerin karşılanamamasına yol açarak, şirketleri ve yatırımcıları nakit akışı taahhütlerini yerine getirmek için planlarını revize etmeye zorluyor. Sonuç olarak, varlıkların tasfiyesi gerekli hale gelebiliyor ve bu da borcun reel yükünün arttığı ve varlık satışları yoluyla likidite sorunlarının çözülmesinin zorlaştığı bir borç-deflasyon sürecine katkıda bulunuyor. (8)
Kuşkusuz bu balonlar patladığında sadece yatırımcılar bunların altında kalmıyor, finans sektöründen başlayan sistemik bir kriz de tetikleniyor. Bugün tüm dünyada korkulan da aslında budur. Devletin müdahalesi de küçük yatırımcıyı korumaktan ziyade, krizin tüm sisteme yayılmasını önlemek: Ne de olsa “batırılamayacak kadar büyük finansal aktörler” söz konusu olabilir!
“Herif” Sayesinde Hisse Senetleri Yükseldi!
Fon ya da Borsa balonu bir ilk değil. Türkiye’de 2017 yılında Borsa İstanbul’da yaşanan bir olay çok öğretici olmalıydı, ama ders alınmadı. Çünkü hisse senetleri, o zamanki kritik anayasa referandumu haftasına dünya çapında rekor kıran bir yükselişle başlamıştı. Yani politik bir manipülasyonla borsa patlatılmıştı.
Ülkenin en büyük ve en likit hisse senetlerinden oluşan Borsa İstanbul 30 Endeksi, bir günde yüzde 3,4 artış kaydetmiş; bu, diğer tüm önemli endekslerden daha yüksek bir artış olmuştu. Bu yükseliş, İstanbul merkezli “Yatırım Finansman” adlı bir aracı kuruma aitti. Şirket, 208 milyon lira (55,8 milyon dolar) tutarında hisse senedinin net tek alıcısı oldu; bu hacim, en aktif ikinci aracı kurumun hacminin neredeyse üç katını aşan bir tutardı. Kısaca işlemlerin en büyük kısmı tek bir aracı kuruma aitti.

KİM BU “HERİF”?

“Yatırım Finansman”, 2016 yılının başlarından beri İstanbul piyasasının gündeminde yer alıyordu; zira bu aracı kurum aracılığıyla yapılan devasa bahislerin borsanın seyrini belirlediği ortaya çıkmıştı. Yerel yatırımcılar, kimliği hiçbir zaman açıklanmayan bu gizemli yatırımcıya, “Herif/Dude” adını taktılar. Şirketin yaptığı bu olağanüstü işlem hacmi, 16 Nisan referandumunu bekleyen yatırımcıların, ülkedeki şirketlere yaptıkları yatırımlar karşılığında aldıkları ek getirinin azalması nedeniyle pozisyonlarını azaltmaya başlamasının ardından, ortaya çıktı. (9) Bizce bu, borsa kullanılarak yapılan politik bir manipülasyonun tipik örneğidir.

Spekülasyon Kapitalizmin Yapısında Var
Kısaca, spekülasyon da manipülasyon da kapitalist sistemin birer parçasıdır. Buna karşılık hukuki düzlemde bu ikisi arasında bir ayırım yapılıyor. Buna göre; spekülasyon yasal bir girişim, oysa manipülasyon yasa dışı bir eylemdir. Oysa bu tamamen hukuki bir ayrımdır ve bize göre yanıltıcıdır (tıpkı vergiden kaçınma ve vergi kaçırma arsında fark yaratılması gibi). Çünkü manipülatörler, bunun arkasına sığınarak “biz aslında spekülatörüz” diyebiliyorlar. Oysa, sonuçları itibarıyla bunların birbirinden esasta herhangi bir farkları yok.

KEYNES VE SPEKÜLASYON

J. Maynard Keynes, spekülasyonun büyük ölçüde piyasanın psikolojisini tahmin etme meselesi olduğunu, zaman içinde spekülasyonun “girişim” aleyhine olmak üzere egemen hale geldiğini savunmuştu. Ona göre: “Finansal piyasalar büyüdükçe ve ekonomi üzerinde daha büyük bir etkiye sahip oldukça, spekülasyonun baskın çıkma riski de artmaktadır. Spekülatörler, istikrarlı bir girişim akışı üzerindeki baloncuklar olarak zarar vermeyebilir. Ancak girişim bir spekülasyon girdabının baloncuğu haline geldiğinde durum ciddileşir. Bir ülkenin sermaye gelişimi bir kumarhanenin faaliyetlerinin yan ürünü haline geldiğinde, işin kötü yapılması muhtemeldir.” (10)
Keynes’e göre, spekülasyonun büyük önem kazandığı bir ekonomi, sadece krizlerin ve bunalımların aşırı şiddetli hale gelmesi değil, aynı zamanda ekonomik refahın da ‘sıradan’ insanların ihtiyaç ve isteklerini dikkate almak yerine, iş insanlarına ve spekülatörlere hitap eden siyasi ve sosyal iklime aşırı bağımlı hale gelmesi anlamına gelir.

Marx’ta Spekülasyon ve Kurgusal Sermaye
İşin aslını anlayabilmek için, analizde kullandığımız kavram setine, finansallaşma olgusunun yanı sıra; kurgusal sermaye gibi Marksist ekonomi politik kavramları dahil etmemizde yarar var.

K. Marx, 19. yüzyılda finansal varlıkları, tahvilleri ve bunların alınıp satıldığı borsaları, “kurgusal sermaye” araçları olarak tanımlamıştı.

Ona göre, böyle yatırımlar gelecekteki kazançlara, kârlara ilişkin iddiaları temsil ederler, yani reel sermaye yatırımları, para sermaye, nakit gibi varlıklar üzerindeki iddialardır. Şirketler tahvil, bono çıkartırlar, bunu satın alanlar da şirketlerin gelecekteki kazançları üzerinden bu pay senetleri aracılığıyla hak iddia ederler. Bu kâğıtların alınıp satıldığı ikincil piyasalar da mevcuttur. Ancak bu değerli kâğıtlar reel sermaye gibi işlev görmezler, sadece gelecekte elde edilebilecek kârlarla ilgili iddialardır.

BÜTÜNÜYLE İLLÜZYON!

“Dolayısıyla da böyle değerli kâğıtların sermaye değeri bütünüyle bir illüzyondur. Bu kâğıtlar sadece mülkiyet göstergeleridir. Sermaye işletmelere yapılacak fiili sermaye ya da fiilen yapılmış yatırımlar biçiminde kendini gösterirken, bu değerli kâğıtlar sadece mülkiyeti (yaratılacak artı değerden alınacak payı/kârı) gösterir”. Spekülatör yatırımcılar bu hisseleri alıp sattığında bunların fiyatları da iner, çıkar. Eğer bol nakit varsa bu hisselerin fiyatları yükselir.

“Kredilerle birlikte sermaye ikiye üçe katlanır ama bu değişik biçimlerde ve değişik ellerde gerçekleşir. Böyle bir büyümenin çok önemli bir kısmı kurgusaldır.” (11) Marx’a göre borsayı yükselten, fiyatlarını etkileyen şey faiz oranları ile bütüncül kâr oranları arasındaki farktır. Borsa fiyatları sermayenin kârlılığından saptıkça aradaki sapma ortadan kalkana kadar borsa düşer.

Ancak, Marx’ın da vurguladığı gibi, son tahlilde, uzun vadede, bir şirketin hissesinin fiyatı şirketin kârı ile uyumlu olmak zorundadır. Dolayısıyla bu spekülatif kazançlar bir gün sona ermek ve hisse fiyatları gerçek değerlerine geri dönmek zorundadır. Patlayan borsa balonları işte bu kurgusal sermayenin yok olmasını sağlar. Yani kapitalizm; yarattığı kendi kriziyle, kurgusal sermayeden kurtularak, bir sonraki krize kadar sermayenin verimli bir biçimde çalışmasının önünü açar.

Bir başka anlatımla (12), Marx’ın, borsa, tahvil ve diğer parasal varlıklardaki spekülatif yatırım olarak tanımladığı kurgusal sermaye tam olarak reel sermaye kârlılığı üzerindeki baskıyı tazmin etmek için ortaya çıkar. Kâr oranlarındaki azalma spekülasyonu tetikler. Eğer kapitalistler meta üretiminden yeterince kâr elde edemiyorlarsa, parayı borsa ya da diğer finansal piyasalarda kullanırlar. Kapitalistler, kâr oranları azalmasını neredeyse eş anlı olarak yaşarlar. Bu nedenle de bu bono ve tahvilleri ve varlıkları aynı zamanda satın almaya başlarlar, bu da fiyatların yükselmesine ve borsada balonların oluşmasına neden olur.
Bu perspektiften, bir süredir Türkiye’de küçük orta ölçekli işletmelerin kâr oranlarındaki azalma ve işletmelerin kapanması sonucunda eldeki nakdin, zararın telafisi için bu fonlarda değerlendirilmek istendiği düşünülebilir.

SONUÇ OLARAK

Son yılların en önemli finansal alt-üst oluşlarından birini yaşıyoruz. Ancak, bu sadece finans sektöründe yaratacağı etkilerle sınırlı bir olay değil. Bu olayın, piyasa aktörleri ile ilgili olduğu kadar, devleti ve denetleyici kuruluşları yönetenlerle de yakın ilişkisi var.

Yani olayın aşırı finansallaşmış kapitalist sistemin işleyiş biçiminin bir sonucu olduğunu kadar, yolsuzluk ve vurgun gibi suç teşkil eden boyutları da var. Bu ülkede daha önce SPK gibi işin merkezinde olan bir denetleyici ve düzenleyici kurumun başında bulunan iki eski başkanın bulaştığı yolsuzluklar, bazı fonlara verilen faaliyet izinleri ve BDDK’nın verdiği banka açma izni hafızalarımızda hala çok taze.

Bu durum İktidar Bloku açısından sadece ekonomi bağlamında değil, siyaset bağlamında da çok tatsız bir durum olmalı. Zira bir süredir yolsuzluk gerekçesiyle muhalefet belediyelerini alt üst eden, gizli tanık ifadeleriyle belediye başkanlarını ve bürokratlarını içeri atan siyasal iktidar, yolsuzluğun çok daha büyüğünün kendi kontrolü altında bulunan kurumlarda gerçekleştiği gerçeği ile yüzleşmek zorunda kalacak.

Birikimlerini kaybeden küçük yatırımcılara gelince; onlara da bir tavsiyemiz var: kapitalist sistem finansal balonlar şişirilerek yürüyor. Bu balonlar şişerken bazıları büyük servetler kazanıyor, sizlerse kazandığınızı zannediyorsunuz. Bir süre sonra balon patladığında bunun altında kalıyorsunuz. Birikimlerinizi de kaybedip daha da yoksullaşıyorsunuz.

Bu nedenle kumar oynamayı değil, bireysel ve büyük kısmı sahte olan kurtuluş yollarını değil, gerçek kurtuluş yollarını seçin. Bizim sorunlarımız; borsalarla, kripto paralarla ya da bahislerle çözümlenemeyecek kadar büyük ve sistemik sorunlar. Yani sınıfsal sorunlardan kaynaklanan sorunlar. Enerjimizi başta işçi sınıfı olmak üzere tüm emekçilerin bu sorunlara neden olan kapitalizmden ve onun sürücüsü otoriter rejimden kurtulabilmek için örgütlü bir biçimde kullanalım.

Anahtar sözcükler: Borsa balonu, Fon krizi, Kapitalizmin krizi, Karl Marx, Keynes, Manipülasyon, Spekülasyon, SPK.

Dip Notlar:

(1) Yatırım fonları; hisse senetleri, kira sertifikaları, döviz, kıymetli madenler veya borçlanma araçları gibi çeşitli varlıklardan oluşan portföylerin profesyonel yöneticiler tarafından yönetilmesini sağlayan fonlardır. TEFAS, farklı portföy yönetim şirketleri tarafından oluşturulan fonları merkezi bir yapıda bir araya getirerek yatırımcılara geniş bir alternatif seti sunar. Böylece kullanıcılar, tek bir banka ya da aracı kuruma bağlı kalmadan, farklı kurumların fonlarını karşılaştırmalı olarak inceleyebilir ve işlem yapabilir.

(2) https://www.ekonomim.com/gundem/kasif-kozinoglu-sorusturmasi-4-supheli-daha-gozaltina-alindi-haberi (19 Eylül 2026).

(3) https://www.borsaningundemi.com/haber/iste-tasfiye-karari-verilen-fonlarin-elindeki-hisseler (17 Eylül 2026).

(4) https://www.ekonomim.com/gundem/kasif-kozinoglu-sorusturmasi-4-supheli-daha-gozaltina-alindi-haberi (19 Eylül 2026).

(5) https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/hazine-ve-maliye-bakani-simsek-manipulasyonla-mucadelenin-dozunu-artiracagiz (4 Kasım 2025).

(6) Kerim Rota, Borsa Filozofu @borsafilozofu (20 Eylül 2026).

(7) Harry Magdoff, “Monopoly Capital” (review), Economic Development and Cultural Change, Vol.16, Nr.1 (October), s. 148.

(8) https://rwer.wordpress.com/2026/04/28/why-we-are-heading-for-another-financial-crash (28 Nisan 2026).

(9) https://www.bloomberg.com/amp/news/articles/2017-04-10/investors-prep-for-key-vote-on-erdogan-s-powers-by-buying-bonds (10 Nisan 2017).

(10) https://rwer.wordpress.com/casino-capitalism (30 Ağustos 2024).

(11) “Covid and fictitious capital”, https://thenextrecession.wordpress.com (25 Ocak 2021).

(12) https://lbo-news.com/about-that-stock-panic (8 Şubat 2018).

 

 

 

 

Mustafa Durmuş

Mustafa Durmuş

Previous Post

DEM Parti MYK, kongre sonrası ilk toplantısını gerçekleştirdi

Next Post

Ukrayna’dan Moskova’ya yüzlerce İHA ile saldırı: Petrol rafinerisi vuruldu

Politika'dan Günün Yorumu
46 Yıllık Kesintisiz Düzen: 12 Eylül’ün Neoliberal ve Faşizm Mirasından Saray Rejimine
Politika'dan Yorum

46 Yıllık Kesintisiz Düzen: 12 Eylül’ün Neoliberal ve Faşizm Mirasından Saray Rejimine

Melike Korkmaz
12 Eylül 2026
Politika'dan Söyleşi
Ömer Ağın: Yeni dönem, yeni bir mücadele ve örgütlenme anlayışı gerektiriyor
Politika'dan Söyleşi

Ömer Ağın: Yeni dönem, yeni bir mücadele ve örgütlenme anlayışı gerektiriyor

Politika Haber
12 Ağustos 2026

EN SON HABERLER

Ukrayna’dan Moskova’ya yüzlerce İHA ile saldırı: Petrol rafinerisi vuruldu

Ukrayna’dan Moskova’ya yüzlerce İHA ile saldırı: Petrol rafinerisi vuruldu

21 Eylül 2026
Fon Krizi mi, Borsa Balonu mu, Yoksa Kapitalizmin Krizi mi?

Fon Krizi mi, Borsa Balonu mu, Yoksa Kapitalizmin Krizi mi?

21 Eylül 2026
DEM Parti MYK, kongre sonrası ilk toplantısını gerçekleştirdi

DEM Parti MYK, kongre sonrası ilk toplantısını gerçekleştirdi

21 Eylül 2026
Halep’te askeri alanda patlama

Halep’te askeri alanda patlama

21 Eylül 2026
İran’dan bölge ülkelerine uyarı

İran’dan bölge ülkelerine uyarı

20 Eylül 2026
Üniversitelere güvenlik genelgesi: Öğrenci stantları ve sosyal medya hesapları takibe alınacak

Üniversitelere güvenlik genelgesi: Öğrenci stantları ve sosyal medya hesapları takibe alınacak

20 Eylül 2026
Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında ambulans şoförü serbest bırakıldı: Üç kişinin işlemleri sürüyor

Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında ambulans şoförü serbest bırakıldı: Üç kişinin işlemleri sürüyor

20 Eylül 2026
Ukrayna’dan Moskova’ya yüzlerce İHA ile saldırı: Petrol rafinerisi vuruldu

Ukrayna’dan Moskova’ya yüzlerce İHA ile saldırı: Petrol rafinerisi vuruldu

Politika Haber
21 Eylül 2026
0

Ukrayna, 20 Eylül’de Rusya’nın başkenti Moskova’ya ve çevresine yüzlerce İHA ile saldırı düzenledi. BBC Türkçe’nin haberine göre Moskova Belediye Başkanı...

Fon Krizi mi, Borsa Balonu mu, Yoksa Kapitalizmin Krizi mi?

Fon Krizi mi, Borsa Balonu mu, Yoksa Kapitalizmin Krizi mi?

Mustafa Durmuş
21 Eylül 2026
0

Türkiye ekonomisi, bazılarının “Fon Krizi/Borsa Balonu”, bazılarınınsa “Çağın Vurgunu/Manipülasyonu” olarak adlandırdığı ciddi bir finansal alt-üst oluşla çalkalanıyor. Bunlar, mevcut durumun...

DEM Parti MYK, kongre sonrası ilk toplantısını gerçekleştirdi

DEM Parti MYK, kongre sonrası ilk toplantısını gerçekleştirdi

Politika Haber
21 Eylül 2026
0

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Merkez Yürütme Kurulu, kongre sonrası ilk toplantısı için Ankara’daki parti genel merkezinde bir...

Halep’te askeri alanda patlama

Halep’te askeri alanda patlama

Politika Haber
21 Eylül 2026
0

Halep'in güneybatısındaki el-İys beldesinin batısında yer alan el-Hadaba bölgesinde, Suriye ordusuna ait askeri sahada şiddetli patlamalar meydana geldi. Suriye'nin resmi...

İran’dan bölge ülkelerine uyarı

İran’dan bölge ülkelerine uyarı

Melike Korkmaz
20 Eylül 2026
0

ABD ile çatışma sürecine dair Hatemü’l Enbiya Merkez Karargahı, yazılı açıklama yaptı. ABD ile ortaklık yapacak her bölge devletinin hedef...

Next Post
Ukrayna’dan Moskova’ya yüzlerce İHA ile saldırı: Petrol rafinerisi vuruldu

Ukrayna’dan Moskova’ya yüzlerce İHA ile saldırı: Petrol rafinerisi vuruldu

Politika Haber

© Tüm hakları saklıdır
Politika Haber'de yayımlanan yazı, haber, fotoğraf ve videoların her türlü telif hakkı Mustafa Suphi Vakfı'na aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilmeden ve link verilmeden alıntılanamaz.

Bizi Takip Edin

Kurumsal

Künye

Hakkımızda

Çerez Politikası

Gizlilik Politikası

Kullanım Koşulları

© 2026 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!

Sonuç Bulunamadı
View All Result
  • Tüm Haberler
  • Politika’dan Yorum
  • Politika’dan Söyleşi
  • Dosya
  • Yazarlar
  • Gündem
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kadın
  • Gençlik
  • Göçmen
  • Emeklilik
  • Eğitim
  • Doğa
  • Tarih
  • Kültür
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Spor
  • Video Haber
  • Foto-Galeri

© 2026 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!