AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Uluslararası Demokratlar Birliği(UID) Kadın Kolları ve Gençlik Kolları MKYK Üyelerini Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde kabul etti. Burada konuşan Erdoğan, “Koronavirüs de, dünya sisteminde kırılmalara sebep olacak, birçok alanda yeni bir dönemin kapılarını da aralayacaktır. Anavatanınız Türkiye bu yeni sürece en hazırlıklı giren ülkelerden biridir. Dünya ekonomilerinin ciddi daralmalar yaşadığı böyle bir dönem içerisinde, 2020 yılında elde ettiğimiz yüzde 1,8’lik büyüme oranı bunun en önemli işaretidir. Son 1 yıldaki tecrübelerimizin bizim sık sık vurguladığımız eski Türkiye ile yeni Türkiye arasındaki farkı açıkça ortaya koyduğuna inanıyorum. Ülkemizin salgınla mücadeledeki örnek başarısı bilhassa yurt dışındaki vatandaşlarımız tarafından çok daha iyi görülüyor, daha fazla takdir ediliyor. Türkiye’nin hiçbir ücret almadan, en ileri standartlarda sunduğu hizmetlere, Avrupa’nın birçok ülkesinde ciddi meblağalar ödenerek ancak ulaşılabiliyor” ifadelerini kullandı.
“SALGIN DALGALAR HALİNDE YAYILMAYI SÜRDÜRÜYOR”
Salgının dalga dalga yayıldığını söyleyen Erdoğan, “Son 1 yıldır koronavirüs salgını sebebiyle insanlık olarak sancılı, sıkıntılı günler geçiriyoruz. Şimdiye kadar dünya genelinde yaklaşık 3 milyon insanın hayatına mal olan salgın dalgalar halinde yayılmayı sürdürüyor. Hemen her gün bir sevdiğimizin, mesai arkadaşımızın, komşumuzun veya yakın bir dostumuzun vefat haberi ile yüreğimiz dağlanıyor” dedi.
SON BİR YILDA 1.8’LİK BÜYÜME
Erdoğan, “Diğer yandan dünya tarihine baktığımızda bu tür önemli hadiselerin küresel ölçekte değişimlere de yol açtığını görüyoruz. Koronavirüs de, dünya sisteminde kırılmalara sebep olacak, birçok alanda yeni bir dönemin kapılarını da aralayacaktır. Anavatanınız Türkiye bu yeni sürece en hazırlıklı giren ülkelerden biridir. Dünya ekonomilerinin ciddi daralmalar yaşadığı böyle bir dönem içerisinde, 2020 yılında elde ettiğimiz yüzde 1,8’lik büyüme oranı bunun en önemli işaretidir. Son 1 yıldaki tecrübelerimizin bizim sık sık vurguladığımız eski Türkiye ile yeni Türkiye arasındaki farkı açıkça ortaya koyduğuna inanıyorum. Ülkemizin salgınla mücadeledeki örnek başarısı bilhassa yurt dışındaki vatandaşlarımız tarafından çok daha iyi görülüyor, daha fazla takdir ediliyor. Türkiye’nin hiçbir ücret almadan, en ileri standartlarda sunduğu hizmetlere, Avrupa’nın birçok ülkesinde ciddi meblağalar ödenerek ancak ulaşılabiliyor. Avrupa’da günlerce test sırası bekleyen, ilaca erişemeyen, ambulans bulamadığı için evde vefat eden, hastane kapılarında geri çevrilen nice vatandaşlarımızın olduğunu da biliyoruz. Hamdolsun Türkiye olarak, ne sınırlarımız içinde, ne de elimizin uzanabildiği bölgelerde, böyle manzaraların yaşanmasına müsaade etmedik. Krizin başından bu yana 142 ülkeden, 100 bini aşkın vatandaşımızı Türkiye’ye getirdik. Yine 380’in üzerinde insanımızı yurt dışından ambulans uçaklarımızla ülkemiz hastanelerine naklettik. Paylaşmanın bereketine, dayanışmanın gücüne inanan bir millet olarak en zor günlerinde ihtiyaç sahiplerine de sırtımızı dönmedik. Bugüne kadar 157 ülke ve 12 uluslararası kuruluşa yardım göndererek, Türkiye’nin ve Türk milletini Alicenaplığını tüm dünyaya gösterdik. İnşallah, bundan sonra da nerede yaşarsa yaşasın, tüm insanlarımıza ulaşmaya onların dertleriyle, sıkıntılarıyla hemhal olmaya devam edeceğiz.”
“TÜM DÜNYADA YAŞAYAN VATANDAŞLARIMIZIN OY KULLANMA HAKKINI, KENDİLERİNE KAZANDIRAN BİZ OLDUK”
Erdoğan Avrupa’da yaşayan vatandaşlar ile ilgili, “Bugün Avrupa genelinde yaklaşık 6 milyon insanımız var. Bir dönem sadece işçi, emekçi olarak çalışan kardeşlerimiz, hamdolsun artık iş dünyasından ticarete, eğitimden akademiye, sivil toplumdan siyasete, geniş bir yelpazede varlık gösteriyorlar. Avrupalı Türklerin yaşadıkları ülkelerin siyasi, kültürel, ekonomik ve sosyal hayatına daha fazla katkıda bulunduklarını görmekten gurur duyuyoruz. Özellikle kadınlarımızın ve gençlerimizin hayatın farklı kulvarlarında en ön safta yer aldığını şahit oluyoruz. Türklerin ötelendiği, hor, hakir görüldüğü, dışlandığı, sadece belirli mesleklere belli sektörlere hapsedildiği günler artık geride kaldı. O iş bitti. Her zaman söylediğimiz gibi, sizlerin başarısı, bizim başarımızdır. Milletimizin başarısıdır. Bunu böyle bilin. 84 milyonun her bir ferdinin iftihar kaynağıdır. Hatırlayın çok ciddi mücadeleler verdik. Adalet ve Kalkınma Partisi olarak tüm dünyada yaşayan vatandaşlarımızın oy kullanma hakkını, kendilerine kazandıran biz olduk. Bizden öncekiler lafını yaptı ama biz icraatını yaptık ve oy kullanma hakkını sağladık. Şimdi uluslararası camiada benim vatandaşım, Türkiye’de artık bir seçmen olarak orada oyunu kullanabiliyor mu? Kullanabiliyor. Artık milletvekili de olabiliyor mu? Olabiliyor. Bak nereden nereye geldik. İnşallah bu daha da ileriye ulaşacak. Bakın bu arada Uğur Şahin ve Özlem Türeci hocalarımızın kovid-19 aşısını geliştirmede yakaladıkları başarı, kendilerine destek olunması ve fırsat verilmesi halinde insanımızın neler yapabileceğini açıkça göstermiştir. Bu tür iyi örnekler sadece Avrupalı Türkleri değil, aynı zamanda diğer göçmen topluluklara da özgüven ve cesaret aşılamaktadır. Yarının Avrupa’sında Türklerin ve Müslümanların hakkettikleri biçimde, çok daha görünür bir şekilde yer alacaklarından asla şüphe duymuyoruz” diye konuştu.
SAVAŞ PARADİGMASINI DEĞİŞTİREN BİR ÜLKEYİZ
Erdoğan, “Şu anda Savunma Sanayii’nde, terörle mücadelede, diplomaside destanlar yazan, geleceğin teknolojilerine imza atmaya başlayan, ürettiği İnsansız Hava Araçları(İHA), Silahlı İnsansız Hava Araçları(SİHA) ile, dünyada savaş paradigmasını değiştiren bir ülkenin evlatlarısınız. Her birinizden mensubu olduğunuz milletinizden, dilinizden, kültürünüzden, en önemlisi de bağımsızlığımızın timsali ay yıldızlı al bayrağınızdan iftihar etmenizi istiyorum” dedi.
“CHP, TÜRKİYE KARŞITI HER SENARYONUN İÇERİSİNDE”
“Sınırlarımızın tacizinden, terör örgütlerinin harekete geçirilmesine, darbecilerden, ekonomik tetikçilere tüm yöntemler kullanılarak Türkiye’nin sinir uçlarıyla oynamaya çalışanlara aradıkları fırsatı vermedik” diye konuşan AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son dönemde gerçekte ne olduğu, nasıl olduğu, niçin olduğu gayet iyi bilinen kimi konular üzerinden başlatılan kirli kampanyaları da bu sürecin yeni bir dalgası olarak görüyoruz. Özellikle CHP, Türkiye karşıtı her senaryonun içerisinde yer alarak, yalan, yanlış ve iftira ürünü iddiaları sürekli tekrarlamak suretiyle, kendisine yeni bir misyon oluşturmaktadır. Geçmişte bu parti asla tasvip etmesek de, kendince bir duruşa, tarza, söyleme sahipti. Bugün, CHP, kime ne duymak istiyorsa onu söyleyen, seviyesizliği, değersizliği, lümpenliği siyasetin merkezine yerleştirmiş bir yapı haline dönüşmüştür. Esasen bu çukur ve bataklık siyasetinden, kendimizi mümkün olduğunca uzak tutmaya çalışıyoruz ancak yalanın ve iftiranın dozu bazen öylesine artıyor ki, milletimize olan saygımız gereği bunlara cevap vermek mecburiyetinde kalabiliyoruz. Böyle durumlar haricinde biz kendi programımızı uyguluyor, kendi işimize bakıyor, ülkemizi hedeflerine doğru adım adım yaklaştırmanın mücadelesini veriyoruz” şeklinde konuştu .
Erdoğan, “Sadece son birkaç gün içinde bizim gündemimizi oluşturan konu başlıkları ile, CHP’nin gündemindeki konu başlıklarına bakmak bile, aradaki ufuk farkını göstermeye yeterli olacaktır. Dün Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenkskiy’le, İstanbul’da bir araya gelerek Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey Toplantımızı yaptık. önce ikili bir görüşme oldu. Ondan sonra, bakanlarımız ile heyetler arası bir görüşmeye geçtik. Aramızdaki ilişkileri, hem de Rusya ile giderek tırmanan Donbass krizini değerlendirdik. Aynı mesele, bir önceki gün de Rusya Devlet başkanı sayın Putin ile yaptığımız telefon görüşmesinde ele aldığımız önemli konulardan biriydi. Bölgemizin huzuru ve güvenli geleceği için, her iki ülkenin de aralarındaki anlaşmazlıkları biran önce müzakere ve barış yoluyla çözmesini istiyor, bu yönde gayret gösteriyoruz. Sayın Putin ile ayrıca yeni turizm sezonu hazırlıklarından Suriye krizine kadar Karabağ olaylarına kadar, bütün bunları geniş bir yelpazede ele alarak, görüş alışverişinde bulunduk. Yine önceki gün, ülkemizin önemli sanat hazinelerinden biri olduğuna inandığım Beykoz Cam ve Billur Müzesi’nin restorasyonu sonrası açılışını gerçekleştirdik. Öyle dünyada filan eşi benzeri olan eserler değil bunlar. Bu tür müzeler nadidedir. Ve adeta ebru gibidir. Her bir obje, bir ikincisi olmayan… Böyle bir müze. Fırsat olsa da sizleri bu gelişte, orayı gezdiriversek. Şu an itibarıyla bin 500 obje var. Açılışını daha yeni yaptık, fakat burası harabe bir yerdi. Bu harabe yeri ele aldık, renovasyonunu, restorasyonunu, her şeyini hallettik, bitirdik ve bu mekanı aldığımız gibi… Bu mekanı aldığımız zaman burası da öyleydi, rezaletti burası. Ve şu gördüğünüz yeri maalesef, bir müddet Beşiktaş Kaymakamlığı olarak kullanmışlardı. Kaymakamlıktan başka her şeye benziyordu tabii. Sonra biz burayı bu hale getirdik. Hemen karşı taraftaki yeri yine aynı şekilde, sol tarafta ofis olarak kullandığım yeri bu mevcut hale getirdik. Niye? Çünkü bize düşen, neyi biz tarihten aldıysak, onu günümüze çok çok farklı taşımak ve geleceğe de onu ideal bir şekilde emanet etmektir. Tabii bu programın ardından da, durmadık. Biz ne diyoruz ‘Durmak yok, yola devam.’ Bayan voleybolcularımızı kabul ettim. Bunların içinde bir tane de Küba’dan artık Türk vatandaşlığına geçen bir voleybolcumuz vardı, 21 yaşında. Tabii çok çok övgüyle bahsettiler ve kendisinin pasaportunu, kimliğini teslim ettik. Hayırlı olsun dedik ve başarılarından olayı da tebriklerimizi bildirdik. Voleybol takımımızın baş antrenörü benim sporculuk dönemimden aynı zamanda arkadaşımdı. İspanya’da geçirdiği bir rahatsızlığın ardından talimatımızla gönderilen bir ambulans uçakla ülkemize getirilip burada tedavi edilmişti. Görüşmemizde kendisine bir kez daha geçmiş olsun dileklerimizi sunduk” diye konuştu.
“DEPOLARDA BEKLEYEN PATATES VE SOĞANLAR SATIN ALINIP, İHTİYAÇ SAHİPLERİNE HİBE OLARAK DAĞITILACAK”
Erdoğan şöyle devam etti, “1 milyon 250 bin ton patates ve yaklaşık 300 bin ton soğan… Bunların hepsini biz dedik ki, devlet olarak alalım ve hibe olarak da vatandaşlarımıza, fakir fukaraya, garip gurabaya dağıtalım. Tabii bununla kalmadık, ayrıca Çeltik ile ilgili, yani pirinç noktasında da sorun vardı. Ve bu da, çiftçimizin elinde kalmasın dedik. Toprak mahsulleri ofisimize talimatı verdik ve ofisimizin bunu çiftçimizden almak suretiyle bizim silolarımızda stoklayıp, uygun fiyatlarla alımını da yapıp, böylece ramazan öncesi çiftçilerimiz huzur içerisinde yola devam etsinler dedik. Bu tabii çok çok mutluluk meydana getirdi ve geri dönüşlerini de hamdolsun olumlu bir şekilde alınca biz de mutlu olduk. Şimdi Ramazan öncesi, 81 il valiliklerimiz vasıtasıyla bu konuyu yakından takip edip neticelendirerek, hem üreticilerimizi sıkıntıdan kurtaracak hem de vatandaşlarımıza destek olacağız. Ve bu haberin duyulması sonrası çiftçilerimizden, üreticilerimizden çok sayıda samimi teşekkür mesajı aldım. Hep söylediğim gibi, bizim için en büyük şeref milletimize efendi olmak değil, hizmetkar olmaktır. Bizim için en büyük mutluluğu da bu hizmetler karşılığında insanlarımızdan şöyle kalpten gelen bir ‘Allah razı olsun’ sözünü duymaktır. Bu duyguyu dünyanın tüm hazinelerine değişmeyiz.”
“HİÇ BİR VATANDAŞIMIZIN MAĞDUR DURUMA DÜŞMEMESİNİ SAĞLADIK”
“Biliyorsunuz, yaklaşık 3 yıl önce emeklilerimize bayramda 1000’er lira ikramiye ödeme sözü vermiş ve bu uygulamayı hemen başlatmıştık” diyen Erdoğan, “Enflasyon oranında artış yapılan bayram ikramiyelerinin Ramazan’daki ilk ödemesini mayıs başında, Kurban Bayramı ödemesini de, temmuz ortasına doğru gerçekleştireceğiz. Ayrıca salgın döneminde alacağımız tedbirler kapsamında en düşük emekli maaşını bin 500 liraya çıkartarak hiçbir vatandaşımızın mağdur duruma düşmemesini sağladık. Bu vesileyle biz göreve geldiğimizde, emekli maaşlarının 66 liradan başladığını hatırlatmak isterim. Emeklilerimiz bugün tarihlerinin en iyi gelir seviyesine sahiptir. Biz bunu da yeterli görmüyor, ülkemizin imkanlarının genişlemesine paralel olarak, emeklilerimizin şartlarını daha da iyileştirmeye hazırlanıyoruz” dedi.
DHA


















