Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında Meclis’te kurulan komisyonun hazırladığı raporun üzerinden yaklaşık 3 ay geçmesine rağmen atılması beklenen yasal adımlar henüz atılmadı. Apocu Hareket Yönetimi, sürece ivme kazandıran fesih kararının yıldönümünde yaptığı açıklamada, sürecin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi için Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın statüsünün netleşmesi ve yasal adımların atılmasının elzem olduğuna vurgu yaptı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de statünün belirlenmesi çağrısında bulunarak, isminin de “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü’ olmasını istedi.
Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak, sürece ve beklentilere dair değerlendirmelerde bulundu.
Başkavak, komisyonun hazırladığı rapora uygun bir şekilde yasal düzenlemelerin hala yapılmadığını belirterek, “Yasal bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmadan kayyımlar geri çekilmeli, seçilmişler görevine iade edilmeli” dedi.
‘AKP’Yİ ZORLAMALIYIZ’
Erdoğan ve Bahçeli’nin sürecin olumlu yönde ilerlediğine dair sarf ettikleri sözlere de işaret eden Başkavak, “Bu sözlerinin bir karşılığının olmadığını gördük. AKP bu süreci bir beklentiye sokma ve bununla kendi kitlesini tahakküm etmeye dönüştürdüğünü görüyorum. Bahçeli ve Erdoğan’ın açıklamaları önemli ama asıl olan emek ve demokrasi ve aynı zamanda eşitlik ve özgürlük mücadelesi veren Kürt halkı ve emekçilerin, barış mücadelesini daha yüksek sesle dile getirmesi gerektiğini düşünüyoruz. Eğer biz AKP’yi barış sürecine zorlayamazsak AKP’nin gerçek anlamda bir barış, bir özgürlük yaratmayacağını hepimiz biliyoruz ve gördük ” diye konuştu.
‘BİZİM YAPACAKLARIMIZ DAHA ÖNEMLİDİR’
Komisyon raporunu Şubat ayında açıklandığını ve yasal düzenlemeler için bayramdan sonraya işaret edildiğini anımsatan Başkavak, ‘Mayıs ayındayız ve Temmuz ayında da Meclis kapanacak. Yasal düzenlemeye gerek duymadan yapılması gerekenler yapılmamışken, Temmuz ayına kadar yasal düzenlemeye ilişkin; siyasi mahpuslara ilişkin bir düzenleme, silah bırakanlara ilişkin bir düzenleme muhtemelen Eylül ayına bırakılacak. Yani sürekli bir öteleme ile karşı karşıyayız. Bu insanlarda bir beklentiyi yönetme haline dönüşüyor. Bu beklentinin tek taraflı yürür hale gelmesinden çıkması ancak bizim mücadelemizle olur. Bu anlamada Özgür Özel’in çıkışı önemlidir. Burada CHP, EMEP, DEM Parti ve diğer siyasi sol ve sosyalist partiler ve emek, demokrasi güçlerin, gerçek anlamda bir barışın hayata geçirebilmesi için halkla buluşup AKP’yi bu konuda zorlamaları lazım. Bugün bizim yapacaklarımız daha önemlidir” diye belirtti.
‘CHP’YE DE GÖREV DÜŞÜYOR’
Başkavak, “Bugün Kürt ve Türk halkının kardeşliği için üzerimize ne görev düşüyorsa o kadar da CHP’ye ve emek demokrasi güçlerine de düşüyor. Böylesi bir günde Kürt halkının kimliği, kültürü ve anadilde eğitim hakkının tanınmasının gündemde olması önemlidir. Çünkü 54 yıl önce Denizlerin idam sehpasında söyledikleri güncelliğini koruyor ve hala bu talepler yerine getirilmedi. Sadece bağımsız demokratik bir Türkiye değil aynı zamanda eşit ve özgür bir Türkiye güncelliğini korumakta ve geçerliliğini korumaktadır” ifadelerini kullandı.
‘ÖCALAN’IN STATÜSÜ TANINMALI’
Başkavak, “Sürecin yürütülmesi, devam ettirilmesi konusunda karar verici olan Öcalan’dır. Onun statüsünün tanınması, şartlarının iyileştirilmesi gerekiyor. ‘Canım istediğinde görüştürürüm canım istediğinde görüştürmem’ diyemezsin. Farklı kesimlerle görüşmesinin önündeki engelleri kaldırmanız gerekir. Fakat AKP görüştürülüp görüştürülmeme meselesini bile kendi ihtiyaçları temelinde bir araç olarak kullanıyor. Bunun ortadan kalkması lazım. Sürecin ilerleyebilmesi için Abdullah Öcalan’ın açık ve koşullara bağlı olmadan istediğini söylemeli, görüşmek istediği kişi ile görüşmelidir. Bunun için ortam hazırlanmalı. Bu yapılmadığı sürece herkeste bir şüphe olacak. Erdoğan süreç için ‘Olması gerekenler, olması gerektiği gibi ilerliyor’ diyorsa o zaman olması gerektiği gibi Abdullah Öcalan’ın tüm sürece katılabileceği, konuşabileceği ve muhataplarıyla görüşebileceği bütün koşullarının hazırlanması demektir” diye belirtti.
Bahçeli’nin açıklamalarına karşın ortada somut bir adımın olmadığını ifade eden Başkavak, devamla şunları kaydetti: “Bu da Kürt halkı ve ezilen hakta şöyle bir duygu oluşturuyor; yürümüyor ve ilerlemiyor. Bunun ötesinde ne yapılabilir? Daha öncesinde de Bahçeli ‘Komisyon gitmiyorsa ben 3 arkadaşımla giderim’ demişti. Şimdi de, ‘Ben gidiyorum ve söyleyecekse alıp getiririm’ desin. Bu sadece Bahçeli’nin inisiyatifi ya da Erdoğan rejiminin takvimi ile çözülecek bir sorun değil. Meselenin asıl çözüm yolu halkın eşitlik, özgürlük, demokrasi, barış, kardeşlik ve Kürt ile Türk işçi emekçilerinin bu talepler etrafında birleşerek, AKP iktidarını ve Erdoğan’a adım atmaya ve gereğini yapmaya zorlamaktır.”
MA/ Mehmet Güleş
MA

















