Künye   Hakkımızda
25 Eylül 2026, Cuma
Politika Haber
  • GÜNDEM
  • EMEK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • KADIN
  • GENÇLİK
  • DOSYA
  • YAZARLAR
Tüm Haberler
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Politika Haber
Sonuç Bulunamadı
View All Result

Elif’in Berlin zaferi ve ilerici hegemonya

Mehmet TAŞ

24 Eylül 2026
in Dünya, Yazarlar
Mehmet Taş Mehmet Taş
9 min read
Mehmet Taş Mehmet Taş
Elif’in Berlin zaferi ve ilerici hegemonya
ShareTweetSend

ELİF’İN BERLİN ZAFERİ VE İLERİCİ HEGEMONYA

MEHMET TAŞ

HEPİMİZİN HİKÂYESİ

Elif Eralp’in hikâyesi, 45 yıl önce 12 Eylül askerî darbesinin karanlığında başlayan bir sürgün hikâyesidir. Aynı zamanda Avrupa’da yaşayan on binlerce ikinci kuşak gencin ortak deneyiminin bir parçasıdır.

Onun ailesi sosyalist ve sendikacıydı. Avrupa’ya sığınmak zorunda kalan diğer birçok ailenin geçmişinde de ilerici, demokratik ve devrimci mücadelelerde ödenmiş ağır bedeller vardı. 12 Eylül darbesinin ardından Türkiye’den ayrılan bu insanlar Almanya’ya, İngiltere’ye, Fransa’ya, İsveç’e ve başka Avrupa ülkelerine sığındılar. Çocuklarının önemli bir bölümü 1980’li ve 1990’lı yıllarda bu ülkelerde doğdu ya da henüz küçük yaşlardayken Avrupa’ya geldi.

Elif Eralp’in annesi, Almanya’ya ulaştığında ona sekiz aylık hamileydi. Sosyalist ve sendikacı olan anne ve babası, 12 Eylül darbesinden sonra siyasal baskılardan kaçarak Almanya’ya sığınmıştı. Elif, ailenin ülkeye gelişinden kısa bir süre sonra, 1981 yılında Münih’te doğdu. Amnesty International’ın desteğiyle sığınma başvurusunda bulunan aile, sürgün hayatının bütün maddi ve manevi güçlükleriyle karşılaştı.

Aradan 45 yıl geçti. Elif bugün Almanya’nın başkentinde siyasetin merkezine yürürken aynı kuşağın çocukları sanatta, akademide, bilimde, sporda, meslek hayatında ve iş dünyasında önemli başarılar elde ettiler. Bu başarılar kendiliğinden ortaya çıkmadı. Irkçılığa, ayrımcılığa, eşitsizliğe ve maddi güçlüklere rağmen kazanıldı.

Bu nedenle Elif Eralp’in başarısı yalnızca bireysel bir yükseliş değildir. Onun hikâyesi, Avrupa’da büyüyen “bizim çocukların” ortak hikâyesinin siyaset alanındaki güçlü bir örneğidir.

BERLİN’DE TARİHÎ SONUÇ

20 Eylül’de yapılan Berlin Eyalet Meclisi seçimlerinde Elif Eralp’in başbakan adayı olduğu Sol Parti—Die Linke—yüzde 25,7 oy alarak seçimden birinci çıktı. Eralp ise Friedrichshain-Kreuzberg’deki seçim bölgesinde oyların yüzde 50,4’ünü kazanarak Berlin Eyalet Meclisi’ne doğrudan seçildi.

Bu sonuç, yalnızca Die Linke açısından değil, Avrupa solunun geleceği bakımından da önemlidir. Çünkü Berlin’deki başarı, merkez partilerin zayıfladığı ve aşırı sağın yükseldiği bir dönemde elde edildi. Die Linke’nin kampanyası; konut krizini, yüksek kiraları, sosyal eşitsizliği, göçmenlerin haklarını ve çalışanların gündelik sorunlarını siyasetin merkezine yerleştirdi. Partinin 200 binden fazla konutun büyük emlak şirketlerinin elinden alınarak kamulaştırılması yönündeki talebi de bu mücadelenin simgelerinden biri oldu.

Berlin nüfusunun çok kültürlü yapısı üzerinde yükselen bu sonuç, uzun yıllara yayılan bir toplumsal birikimin ürünüdür. Elif Eralp’in başarısını yalnızca Cem Özdemir’in ve Yeşillerin geçmişte elde ettiği seçim sonuçlarıyla karşılaştırmak, verilen mücadelenin toplumsal dokusunu yeterince kavrayamamak olur.

Burada söz konusu olan, yalnızca göçmen kökenli bir siyasetçinin seçim başarısı değildir. Die Linke’nin kazanımı; sınıfsal taleplerle etnik ve kültürel kimlikleri, sosyal adalet mücadelesiyle ırkçılık karşıtlığını birleştirmeye çalışan yeni bir hegemonya anlayışının sonucudur.

SİYASETİN İÇİNDE BÜYÜYEN BİR KUŞAK

Siyaset Elif Eralp’in hayatına sonradan girmedi. O da Avrupa’da yaşayan birçok göçmen ve sürgün çocuğu gibi siyasetin, dayanışmanın ve hak mücadelelerinin içinde büyüdü.

Bu çocuklar derneklerde, dayanışma merkezlerinde ve siyasal toplantılarda büyüdüler. Daha küçük yaşlarda anne ve babalarının omuzlarında göçmen hakları yürüyüşlerine katıldılar. Adalet, insan hakları ve enternasyonalizm kavramlarıyla gündelik hayatın içinde tanıştılar. Irkçılığa uğrayanların, ülkelerinden kaçmak zorunda kalanların ve siyasal baskılarla karşılaşanların hikâyelerini dinlediler.

Elif, çocukluk yıllarında iki arkadaşıyla birlikte oturduğu evin garajında bir “çevre kulübü” kurdu. Kendi hazırladıkları afişlerle doğanın korunması için çağrıda bulundular. Bu küçük girişim bile onun toplumsal sorunlarla ilgilenmeye ve ortak bir amaç için örgütlenmeye ne kadar erken başladığını gösteriyor.

Benzer bir siyasal ve toplumsal duyarlılık, Avrupa’daki başka göçmen çocuklarında da görüldü. Bu kuşaktan gençler ırkçılığa karşı düzenlenen gösterilere, savaş karşıtı hareketlere, Filistin’le dayanışma eylemlerine ve öğrenci direnişlerine katıldılar. Jeremy Corbyn’in seçim kampanyalarında çalıştılar; mülteci kamplarında gönüllü oldular; göçmenlerin yaşadığı psikolojik sorunları ve travmaları araştırdılar.

Onların meslek seçimleri de çoğu zaman bu toplumsal duyarlılıktan etkilendi. Elif Eralp Hamburg Üniversitesi’nde hukuk eğitimi alırken aynı kuşaktan gençler Londra, Glasgow, Edinburgh, Paris ve diğer kentlerin üniversitelerinde başarılı öğrenciler olarak yetiştiler. Hukuka, sosyal bilimlere, eğitime, sağlığa ve insan hakları çalışmalarına yöneldiler.

Elif’in hukuk eğitimi alması da rastlantı değildir. Daha sonra göçmenlerin, mültecilerin, ayrımcılığa uğrayanların ve kiracıların haklarını savunması, çocukluğundan itibaren içinde yetiştiği bu toplumsal kültürün devamıdır.

DAYANIŞMANIN GÖRÜNMEYEN KAHRAMANLARI

Bu hayat hikâyelerinin arkasında yalnızca ailelerin direnci değil, Avrupalı enternasyonalistlerin dayanışması da vardır.

Eralp’in anlattığına göre Amnesty International aktivisti Christoph, Almanya’ya yeni sığınan ailesine yardımcı olmuştu. İngiltere’de İskoçyalı Kem ve başka ülkelerde adlarını bile bilmediğimiz pek çok dayanışmacı, siyasal sürgünlere ve göçmenlere karşılıksız destek verdi.

Bu insanlar yeni gelen ailelerin barınacak bir yer bulmasına, sosyal yardımlara ulaşmasına, sığınma başvurularını yapmasına ve yeni bir hayata başlamasına yardımcı oldular. Herhangi bir karşılık beklemeden sergilenen bu dayanışma, Avrupa’nın demokratik ve enternasyonalist kültürünün en değerli yanlarından biriydi.

Bugün aşırı sağın ortadan kaldırmaya çalıştığı demokratik Avrupa, aynı zamanda bu dayanışma geleneği üzerine kuruldu. Irkçılığa ve ayrımcılığa rağmen Elif Eralp gibi bir siyasetçinin bir Avrupa başkentinin yönetimine aday olabilmesinde, yıllar boyunca verilen bu ortak mücadelenin payı vardır.

İKİNCİ KUŞAĞIN ORTAK DEĞERLERİ

Elif Eralp’in ve ikinci kuşaktan pek çok gencin başarısında, ailelerinden devraldıkları sosyalist dünya görüşünün ve mücadele kültürünün önemli bir etkisi bulunuyor.

Bu kültür yalnızca disiplinli, kararlı ve başarıya odaklanmış olmayı öğretmedi. İnsan sevgisini, zor durumda olana yardım etmeyi, dostluğu, dayanışmayı ve farklı kimliklerle birlikte mücadele etmeyi de öğretti. En önemlisi; beyazı, Kürt’ü, Türk’ü, Arabı, göçmeni ve mülteciyi eşit görmek, yani enternasyonalist olmak bu kültürün temelini oluşturdu.

Enternasyonalist bir kültür kolay kazanılmaz. Berlin, Londra, Paris ve diğer Avrupa kentlerindeki çok kültürlü hayatı solumayı; onunla birlikte büyümeyi ve onun bir parçası olmayı gerektirir.

Elif bu çok kültürlü yaşam ırmağının içinde büyüdüğü için geniş bir toplumsal çevreyle bağ kurabildi. Irkçılığın ve ayrımcılığın ne anlama geldiğini ailesinin ve çevresindeki insanların deneyimlerinden öğrendi. Bir kiracı olarak yüksek kiraların hayatı nasıl zorlaştırdığını kendisi yaşadı. Göç politikalarının insani sınırları nasıl aştığını, dinlediği sayısız hayat hikâyesinden gördü.

Bu nedenle onun siyasal söylemi dışarıdan kurulmuş soyut bir anlatı değildir. Yaşanmış deneyimlerin, gündelik sorunların ve uzun yıllara yayılan hak mücadelelerinin içinden doğmuştur.

HEGEMONYA KOLAY KURULMAZ

Hegemonya uzun vadeli ve zorlu bir siyasal mücadele sonucunda kurulur. Bunun için yalnızca doğru bir anlatı değil, bu anlatıyı pratiğe dönüştürebilecek örgütlü bir toplumsal güç de gerekir.

Elif Eralp’in ve Die Linke’nin Berlin’de attığı ileri adımların önemi burada yatıyor. Parti, toplumsal deneyimlerle siyasal programı; gündelik mücadelelerle geleceğe ilişkin bir dönüşüm hedefini buluşturmayı başardı.

Hegemonya yalnızca bir anlam mücadelesine veya seçim kampanyasında kullanılan etkili sloganlara indirgenemez. Söylemler ancak pratiklerle, örgütlerle, kurumlarla ve maddi güç ilişkileriyle birleştiğinde hegemonik bir nitelik kazanabilir.

Buradaki mesele, hegemonyanın düşünsel ve kültürel boyutunu reddetmek değildir. Tam tersine, bu boyutun maddi mücadelelerden koparılamayacağını anlamaktır. Kültürel mücadele ile sınıf mücadelesi arasında bir tercih yapmak gerekmiyor. Kültürel mücadele, ancak güç ilişkilerini değiştirme kapasitesine sahip örgütlü bir pratikle desteklendiğinde politik olarak hegemonik hâle gelebilir.

Elif Eralp ve Die Linke ortak aklı yalnızca sloganları tekrarlayarak oluşturmadı. Bu ortak akıl, hem parti içindeki hem de hitap edilen toplumsal kesimlerdeki deneyimlerden; eşitsizliğe, ayrımcılığa ve tahakküme karşı verilen mücadelelerden doğdu.

Yüksek kiraların ağır yükünü her gün omuzlarında taşıyan güvencesiz bir işçi, partinin konut politikasını kendi hayatıyla ilişkilendirdiği zaman onu dinler ve mücadeleye katılır. Bakım emeği veren bir kadın, cinsiyetçi iş bölümünün sonuçlarını yaşamı boyunca gördüğü için Elif’in ve partisinin eşitlik söylemini benimser. Irkçılığa uğrayan bir göçmen, sosyal adalet ile ayrımcılık karşıtı mücadelenin birlikte yürütüldüğünü gördüğünde bu siyasal harekette kendisine de bir yer bulur.

Hegemonya tam da bu farklı deneyimleri ortak bir siyasal irade etrafında birleştirebilme yeteneğidir.

SINIF İLE KİMLİĞİ BİRLEŞTİRMEK

Gündelik sorunlara sınıfsal ve kimliksel talepleri birleştiren bir perspektifle yaklaşılmadan ortak akıl ve kolektif vicdan harekete geçirilemez. İlerici ve demokratik bir hegemonya da kurulamaz.

Başarı yalnızca seçim vaatlerinin hayata geçirilmesiyle sınırlanmamalıdır. Sosyal adalet taleplerinin yurttaş belediyeciliği aracılığıyla siyasal bir güce dönüşmesi; mahallelerde, işyerlerinde, okullarda ve üniversitelerde yürütülen gündelik mücadelelerle birleşen kalıcı bir toplumsal örgütlenmenin yaratılması gerekir.

Berlin deneyiminin en önemli yönlerinden biri budur: Sınıf siyaseti ile göçmenlerin, kadınların ve farklı kimliklerin eşitlik taleplerini karşı karşıya getirmek yerine aynı mücadelede birleştirmek.

Sağa kayan işçi ve emekçileri yeniden sınıf siyasetine kazanmak, AfD’yi yalnızca seçimlerde yenilmesi gereken bir rakip olarak görmenin ötesine geçmeyi gerektiriyor. Bunun için ekonomik ve sosyal sorunlara somut çözümler üretilmelidir.

Almanya’da gençlerin ve emekçilerin bir bölümünün aşırı sağa yönelmesi, mücadelenin henüz kazanılmadığını gösteriyor. Ancak aynı zamanda bu kesimlerin hâlâ açık bir siyasal mücadele alanı olduğunu da ortaya koyuyor. Çünkü sağa yöneliş çoğu zaman sosyal adaletsizliğin, alım gücü kaybının, borçlanmanın, işsizliğin ve enflasyonun en ağır hissedildiği kesimlerde güç kazanıyor.

Die Linke’nin Berlin’deki başarısı, bu genel gidişata karşı nasıl bir siyasal hat izlenebileceğine ilişkin önemli bir örnek sunuyor: İnsanların gerçek sorunlarından hareket etmek, onları örgütlü mücadeleye katmak ve sınıfsal taleplerle demokratik kimlik mücadelelerini ortak bir programda birleştirmek.

BERLİN’DEN ALMANYA’YA

Sol, yalnızca kapitalizmin genel ve toptancı reddiyesi üzerinden geniş halk yığınlarını harekete geçiremez. Kapitalizmin bir gün kendiliğinden çökeceğini ileri sürmek, günlük hayatın yakıcı sorunlarına çözüm üretmenin yerini tutmaz.

Kapitalizm içinde kurulmaya çalışılan her ilerici hegemonyanın sonunda yenilgiye uğrayacağını söyleyenler, Alman Yeşillerinin seçim kayıplarını örnek gösteriyor. Ancak kendileri de emekçi halkın gündelik sorunlarına yanıt veren ve toplumsal çoğunluğu harekete geçiren bir hegemonya oluşturamıyorlar.

Gerçek şudur: Halkın somut sorunlarına cevap vermeyen siyasetler, ne kadar doğru ilkelere dayandıklarını ileri sürerlerse sürsünler, başarısızlığa uğramaya mahkûmdur.

Bu nedenle Die Linke, gelecek federal seçimlere kadar Berlin’de oluşturduğu vizyonu geliştirmeli; daha fazla toplumsal soruna somut yanıtlar üreterek bu ilerici dalgayı Almanya’nın diğer kentlerine yaymalıdır.

Ancak gerçek bir siyasal dönüşüm için eksik halka hâlâ ortadadır: Seçimlerin ötesine geçen, çalışan genç kuşağın sınıfsal konumuyla kültürel ve etnik kimliklerini birleştiren kalıcı bir toplumsal güç oluşturmak.

Elif Eralp’in Berlin zaferi bize böyle bir gücün kurulabileceğini gösteriyor. Bu başarı yalnızca onun ya da Die Linke’nin değil; sürgünde büyüyen, ayrımcılığa direnen, farklı kültürleri bir araya getiren ve daha adil bir dünya için mücadele eden kuşakların ortak başarısıdır.

Bu nedenle Elif’in hikâyesi biraz da hepimizin hikâyesidir.

KAYNAKÇA

  • Alberto Gómez González, “Hegemonya ve Praxis: Ortak Duyum ve Sınıf Mücadelesi”, Rebelión, 29 Ağustos 2026.
  • Deniz Schulze, “Berlin’de Sandıktan Yeni Bir Sol Momentum Çıkar mı?”, Ayrım, 21 Eylül 2026.

 

Mehmet Taş

Mehmet Taş

Previous Post

Ehlileştirmeden evcilleştirmeye

Politika'dan Günün Yorumu
46 Yıllık Kesintisiz Düzen: 12 Eylül’ün Neoliberal ve Faşizm Mirasından Saray Rejimine
Politika'dan Yorum

46 Yıllık Kesintisiz Düzen: 12 Eylül’ün Neoliberal ve Faşizm Mirasından Saray Rejimine

Melike Korkmaz
12 Eylül 2026
Politika'dan Söyleşi
Ömer Ağın: Yeni dönem, yeni bir mücadele ve örgütlenme anlayışı gerektiriyor
Politika'dan Söyleşi

Ömer Ağın: Yeni dönem, yeni bir mücadele ve örgütlenme anlayışı gerektiriyor

Politika Haber
12 Ağustos 2026

EN SON HABERLER

Elif’in Berlin zaferi ve ilerici hegemonya

Elif’in Berlin zaferi ve ilerici hegemonya

24 Eylül 2026
Ehlileştirmeden evcilleştirmeye

Ehlileştirmeden evcilleştirmeye

24 Eylül 2026
Narin Güran’ın ölümüne dair soruşturmada birçok hesaba erişim engeli kararı

Narin Güran’ın ölümüne dair soruşturmada birçok hesaba erişim engeli kararı

24 Eylül 2026
İran’dan ABD ve İsrail’e uyarı: Savaş Hint Okyanusu’na yayılabilir

İran’dan ABD ve İsrail’e uyarı: Savaş Hint Okyanusu’na yayılabilir

24 Eylül 2026
Moskova’ya füzeyle gideceğini söyleyen Zelenskiy’e Zaharova’dan tepki: “Tamamen raydan çıktı”

Moskova’ya füzeyle gideceğini söyleyen Zelenskiy’e Zaharova’dan tepki: “Tamamen raydan çıktı”

24 Eylül 2026
GDO’lu 3 mısır ve 1 soya çeşidinin ithalat izni 10 yıl uzatıldı

GDO’lu 3 mısır ve 1 soya çeşidinin ithalat izni 10 yıl uzatıldı

24 Eylül 2026
İstanbul’da dükkânın önündeki ağacı kesen kişiye belediyeden yanıt: Yerine daha büyüğü dikildi

İstanbul’da dükkânın önündeki ağacı kesen kişiye belediyeden yanıt: Yerine daha büyüğü dikildi

24 Eylül 2026
Elif’in Berlin zaferi ve ilerici hegemonya

Elif’in Berlin zaferi ve ilerici hegemonya

Mehmet Taş
24 Eylül 2026
0

ELİF’İN BERLİN ZAFERİ VE İLERİCİ HEGEMONYA MEHMET TAŞ HEPİMİZİN HİKÂYESİ Elif Eralp’in hikâyesi, 45 yıl önce 12 Eylül askerî darbesinin...

Ehlileştirmeden evcilleştirmeye

Ehlileştirmeden evcilleştirmeye

Murat Çakır
24 Eylül 2026
0

Almanya’daki seçim yılının sonuçları egemen siyaset üzerinde baskısını artıran bir fırtına yaratırken, Alman burjuvazisinin çirkef yüzünü de bir kez daha...

Narin Güran’ın ölümüne dair soruşturmada birçok hesaba erişim engeli kararı

Narin Güran’ın ölümüne dair soruşturmada birçok hesaba erişim engeli kararı

Politika Haber
24 Eylül 2026
0

Narin Güran’ın ölümünü dair yürütülen soruşturma kapsamında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine Diyarbakır 3. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 23 Eylül...

İran’dan ABD ve İsrail’e uyarı: Savaş Hint Okyanusu’na yayılabilir

İran’dan ABD ve İsrail’e uyarı: Savaş Hint Okyanusu’na yayılabilir

Politika Haber
24 Eylül 2026
0

İran lideri Mücteba Hamaney’in Askerî Danışmanı Tümgeneral Yahya Rahim Safevi, İran basınına yaptığı açıklamada ABD ve İsrail ile savaşın yeniden...

Moskova’ya füzeyle gideceğini söyleyen Zelenskiy’e Zaharova’dan tepki: “Tamamen raydan çıktı”

Moskova’ya füzeyle gideceğini söyleyen Zelenskiy’e Zaharova’dan tepki: “Tamamen raydan çıktı”

Politika Haber
24 Eylül 2026
0

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, BM Genel Kurulu çıkışında Moskova'ya füzeyle gideceğini belirterek küfürlü bir ifade kullanan Vladimir Zelenskiy'e...

Politika Haber

© Tüm hakları saklıdır
Politika Haber'de yayımlanan yazı, haber, fotoğraf ve videoların her türlü telif hakkı Mustafa Suphi Vakfı'na aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilmeden ve link verilmeden alıntılanamaz.

Bizi Takip Edin

Kurumsal

Künye

Hakkımızda

Çerez Politikası

Gizlilik Politikası

Kullanım Koşulları

© 2026 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!

Sonuç Bulunamadı
View All Result
  • Tüm Haberler
  • Politika’dan Yorum
  • Politika’dan Söyleşi
  • Dosya
  • Yazarlar
  • Gündem
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kadın
  • Gençlik
  • Göçmen
  • Emeklilik
  • Eğitim
  • Doğa
  • Tarih
  • Kültür
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Spor
  • Video Haber
  • Foto-Galeri

© 2026 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!