Ekmek ve Gül, 1 Mayıs’a doğru giderken 15 ilde 9 dernek ve Ekmek ve Gül Grubu ile gerçekleştirdiği “Kadın Yoksulluğu Araştırması”nın sonuçlarını İstanbul Mimarlar Odası Büyükkent Şubesi’nde düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdu. 2 bin 804 kadının katılımıyla yapılan araştırma, kadınların yalnızca ekonomik bir dar boğazda olmadığını, aynı zamanda bakım yükü, güvencesizlik ve şiddet sarmalıyla kuşatıldığını ortaya koydu. Raporu sunan Sıla Altun, “Amacımız sadece verileri göstermek değil, kadınların yan yana gelerek bu yoksulluğa karşı mücadele zeminini oluşturmaktır” dedi.
Araştırmanın yöntemi ve katılımcı profili hakkında bilgi veren Sıla Altun, anketin 10 Mart-15 Nisan 2026 tarihleri arasında gönüllü kadınlar aracılığıyla mahallelerde, iş yerlerinde ve derneklerde yapıldığını belirtti. Sıla Altun “Ankete katılanların yüzde 42.6’sı 35-50 yaş arası kadınlardan oluşuyor. Bu yaş grubu, aynı zamanda çocuk ve yaşlı bakım yükünün en ağır olduğu kesim. Katılımcıların Yüzde 14.8’i 28 bin TL altı (açlık sınırı), yüzde 31.9’u ise 28-40 bin TL arası hane gelirine sahip. Yani kadınların neredeyse yarısı mutlak bir açlık ve yoksulluk kıskacında. İstihdam dışında kalan her dört kadıdan biri ise çalışamamasının önündeki en büyük engeli ‘çocuk ve yaşlı bakımı’ olarak tarif ediyor” dedi.
‘SENDİKACILIK ARTTIKÇA YOKSULLUK AZALIYOR’
Raporda sendikal örgütlülük ile yoksulluk arasındaki doğrudan bağ olduğunu ifade eden Sıla Altun eğitim ve sağlık gibi kamu ağırlıklı sektörlerde örgütlülük yüzde 90’lara ulaşırken, tekstil ve gıda gibi kadın yoğun iş kollarında bu oran yüzde 10’un altında kaldığına dikkat çekti. Sıla Altun “Sendikalılık oranı arttıkça yoksulluğun etkilerinin azaldığını görüyoruz. 28 bin TL altı geliri olanlarda sendikalılık oranı sadece Yüzde 1.4 iken, gelir yükseldikçe bu oran yüzde 59’lara çıkıyor. Sendika sadece ücret değil, aynı zamanda bir iş güvencesi ve psikolojik dayanıklılık sağlıyor. Örgütsüz kadınlar gelecek kaygısı ve işten atılma korkusunu çok daha derin yaşıyor” şeklinde ifade etti.
‘KADINLAR TEMEL İHTİYAÇLARINDAN FERGAT EDİYOR’
Yoksullukla baş etme stratejilerini anlatan kadınların, en çok beslenme düzenlerini değiştirdiklerini ifade eden Sıla Altun “Yüzde 87.5’lik bir kesim gelirinin tamamını gıda, borç ve barınmaya ayırırken; tatil, kültür ve kişisel bakımdan tamamen vazgeçilmiş durumda. Kadınlar bütçe kısıtlandığında öncelikle kendi ihtiyaçlarından feragat ediyor. Çocuğu olan kadınlarda kişisel bakımı erteleme oranı yüzde 58’e çıkıyor. Daha acısı, her 10 kadından biri doktora gitmeyi veya ilaç almayı erteliyor. İzmir’den bir kadın, ‘Dişim kırıldı, özele gidemedim, devlet aylar sonrasına gün veriyor, ölme eşeğim ölme’ diyerek sağlık sistemine erişemediğini anlatıyor. Kadınlar artık evine misafir çağıramaz hale gelmiş, sosyallik en temel düzeyde kopmuş durumda” şeklinde ifade etti.
ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Raporun sonuç bölümünde Sıla Altun kadın yoksulluğuna karşı bütünlüklü bir mücadele programı uygulanması gerektiğini belirterek Ekmek ve Gül’ün önerilerini şu şekilde sıraladı:
*Eşit işe eşit ücret ve güvenceli istihdam
*7-24 ücretsiz, nitelikli kreş ve yaşlı bakım merkezlerinin açılması
*Ücretlerin yoksulluk sınırının üstüne çıkarılması
*Eğitim, sağlık ve barınmanın piyasalaştırılmaktan çıkarılıp kamusal hizmet olarak sunulması
*Yemekhane, çamaşırhane ve aşevi gibi uygulamaların mahalle düzeyinde yaygınlaştırılması
Sıla Altun sunumunu şu sözlerle tamamladı: “Yalnızlık korkuyu besliyor. Kadınların bu yoksulluk sarmalından çıkmasının tek yolu örgütlenmek ve 1 Mayıs’ta bu taleplerle yan yana gelmektir.”
‘GEÇİNMENİN TEK FORMÜLÜ EK İŞ’
İstanbul’da anket çalışmasını yürütenlerden Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Adile Doğan sahada yaşadıklarını ve gözlemlerini aktardı. Ankette çalışan kadınların büyük oranda ek iş de yaptığını kaydeden Adile Doğan “Geçinebilmenin tek formu bu. Bu para da sadece barınma ve gıdaya gidiyor. Tatile gidebilen kadına rastlamadık. Kadınların uzun zamandır kendilerine ve çocuklarına kıyafet alamadıklarını, yardımla geçindiklerini söylediler” şeklinde belirtti. Adile Doğan yoksulluğun şiddetin artmasında etkili olduğunu da ekledi.
‘YOKSULLUĞA KADER DENİLİYOR’
Anket çalışmasında yer alan Bursa Ekmek ve Gül ekibinde yer alan Aslı Şahinkaya da çoğunlukla tekstil sektöründen kadınlarla görüştüklerini ifade etti. Kadınlarla yoksullukla nasıl mücadele edilebileceğini konuştuklarını belirten Aslı Şahinkaya “6 gün çalışan kadın tek izin gününde ev temizliğine de gidiyor. O gün de iki eve gitmeye çalışıyorlar. Bursa ithalat ihracatta büyük kazançlar elde eden bir şehir ancak kadınlar yoksul. Sendika problemleri, iş kazaları artık gündelik yaşamın bir parçası. Onlar da mesaileri vardiyalarına evlerinde devam ediyorlar bakım yükü hasta yaşlı bakımı da kadınların üzerinde. Yoksulluğa ise kader anlayışı ile yaklaşıyorlar. Bir kısmı da yoksulluktan bahsetmeyi ayıp olarak görüyor ve bahsetmek istemiyorlar” şeklinde ifade etti.
‘İÇERDE ŞİDDET DIŞARIDA YOKSULLUK’
Anket çalışmasını yürütenlerden Kocaeli Ekmek ve Gül Kadın Derneğinden İzel Gözde Meydan da yoksulluğa dair tablonun kadınlar açısından daha da derinleştiğini gördüklerini dile getirdi. İşçi mahallelerinde çalışma yürüttüklerini ifade eden İzel Gözde Meydan “Kadınlar Kocaeli’nde sendikasız işlerde çalışıyor. Geçtiğimiz yıl Dilovası’nda yaşanan yangın yoksulluğu ortaya saçan bir katliamdı. 6 kadından 3’ü çocuktu. Ancak bu münferitmiş gibi gösterildi. Ruhsatsız bir atölyenin patlaması gibi görüldü ancak böyle değildi. Çocuk işçiler ayda 8- 10 bin Liraya çalıştırılıyordu. Otomotiv yan sanayiinde kadınlar yoksulluk nedeniyle ücretsiz izinsiz çalıştırılıyordu. Tacize maruz kaldıklarını buna rağmen işten çıkamayacaklarını da söylüyorlardı. Kadınlar içerde şiddet dışarda yoksulluk sarmalı ile çevrililer. Kadınların işyerlerinde yan yana gelmeleri de tek çözüm olarak ortaya çıktı” şeklinde dile getirdi.
Konuşmaların ardından toplantı katılımcıların soru ve cevaplarıyla devam etti.
MA


















