Karadeniz Çay Üreticileri Platformu, 2026 yaş çay sezonunda üreticilerin yaşadığı sorunlara ilişkin yazılı açıklama yaptı. ÇAYKUR’un uygulamalarının üreticiyi mağdur ettiği belirtilen açıklamada, özel sektörün ise bu durumu fırsata çevirerek üreticiyi düşük fiyata mahkûm ettiği vurgulandı. Çayın Karadeniz Bölgesi için tek geçim kaynağı olduğu belirtilen açıklamada, “Çay tarımı bugün tarihinin en büyük ihanetlerinden ve yönetim krizlerinden birini yaşamaktadır. Kurban Bayramı’nın hemen ardından, üreticinin en yoğun hasat döneminde ÇAYKUR tarafından uygulanan dekar başına 25-30 kilogramlık komik kontenjanlar, üreticiyi kendi topraklarında mülteci konumuna düşürmüştür” ifadelerine yer verildi.
‘TONLARCA ÇAY YAPRAĞI ÇÖPE DÖKÜLÜYOR’
Kotalarla üreticinin mağdur edildiği vurgulanan açıklamada, “İlan edilen bu kotalar, bir tarım politikasının değil, üreticiyi özel sektörün insafına ve vicdansızlığına terk etme planının bir parçasıdır. Bugün Trabzon Of / Rize başta olmak üzere bölgenin dört bir yanındaki alım merkezlerinde tam bir lojistik fiyasko yaşanmaktadır. Üreticinin bin bir emekle topladığı yaş çay, 3-4 gündür alım yerlerinde kamyonlara yüklenmeyi beklemektedir. Tonlarca çay yaprağı, fabrikalara çekilmediği için durduğu yerde kızışmakta, yanmakta ve çöpe dönmektedir. Çayın tarlada beklemeyeceğini, toplandığı an işlenmesi gerektiğini bilmeyen bir yönetim anlayışı olamaz! Üreticiye ‘Çayını topla’ deyip, alım yerine getirildiğinde kapıları kapatmak, bu bölgenin insanıyla, çiftçisiyle açıkça dalga geçmektir” diye belirtildi.
‘ÜRETİCİ ÇÖZÜM BEKLİYOR’
Özel sektörün, devletin açıkladığı fiyatın çok altında çay aldığı vurgulanan açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: “ÇAYKUR kapılarını kapattığı ya da ağır kontenjanlarla alımı durdurduğu an, meydan kime kalmaktadır? Devletin açıkladığı resmi taban fiyatı hiçe sayan, üreticinin çaresizliğini fırsat bilen bazı özel sektör firmalarına soruyoruz; Devletin ilan ettiği bir taban fiyat varken, özel sektörün bu fiyatın neredeyse yarı fiyatına, üstelik aylarca sonrasına vade vererek çay almasına neden göz yumulmaktadır? Üreticinin alın terini üç kuruşa kapatmaya çalışan bu sömürü düzeni, serbest piyasa değil, düpedüz fırsatçılıktır! Çiftçimiz borç içindeyken, gübre ve işçilik maliyetleri altında ezilirken, bir de bu tefeci zihniyetin kıskacına itilmesi kabul edilemez. Devletin açıkladığı fiyatın altında alım yapan her bir özel kuruluşa en ağır cezai yaptırımlar uygulanmalıdır. Sadaka değil, emeğimizin yasal güvencesini istiyoruz. Bu adaletsiz düzene karşı sesimizi yükseltiyor ve yetkililerden şu acil adımları bekliyoruz: Kontenjan derhal esnetilmelidir. Alım yerlerinde bekleyen ve çürümeye yüz tutan tüm çaylar tek bir yaprak ziyan edilmeden acilen fabrikalara çekilmeli, nakliye filoları takviye edilmelidir. Yıllardır emeğiyle ayakta duran üretici, artık yalnız bırakılmak değil, kalıcı çözümler görmek istiyor” denildi.
MA

















