Rojava’ya dönük saldırılarda gerçekleştirilen savaş suçlarına tepki gösteren Almanya Die Linke Milletvekili Cansu Özdemir, “Bağımsız uluslararası soruşturmalar derhal başlatılmalı, sorumlu aktörler ve onları destekleyen devletler teşhir edilmeli” dedi.
HTŞ, DAİŞ ve Türkiye destekli paramiliter grupların Ocak ayı başında Halep’te Kürt mahallelerine dönük saldırıları, Rojava’ya gerçekleştirdiği saldırılarla devam etti. Saldırılarda çok sayıda savaş suçu işlenirken, kuşatma altına alınan Kobanê kenti hala su, gıda ve elektrik başta olmak üzere hayati ihtiyaçlardan mahrum bırakılıyor. Rojava’ya dönük saldırılara karşı gerçekleştirilen seferberlik çağrısı kapsamında ise Kürdistan ve dünyanın hemen hemen her ülkesinde halk sokağa çıktı. Rojava’nın ördüğü direniş hattı, dün yeni bir anlaşmanın imzalanmasını sağladı.
Rojava’ya dönük saldırılara ve işlenen suçlara ilişkin Almanya Federal Parlamento Sol Parti (Die Linke) Milletvekili Cansu Özdemir, değerlendirmelerde bulundu.
Rojava saldırılarına yönelik uluslararası sessizliğin bilinçli olduğunu vurgulayan Cansu Özdemir, batılı aktörlerin kısa süreli çıkarlar için saldırılara göz yummasını insan hakları ve DAİŞ’le mücadele söylemleriyle çelişkili olduğunu söyledi. Avrupa’da güçlü bir dayanışmanın olduğunu ve siyasilerin bunun gerisinde kaldığını ifade eden Cansu Özdemir, “Avrupa siyaset arenasında hakim olan yaklaşım, insan hakları ve demokrasi söylemini korurken, pratikte suskunluk ve hatta normalleştirme politikaları izlemektir. AB Komisyonu’nun ve bazı Avrupa hükümetlerinin Şam’daki islamist geçiş yönetimiyle ilişkileri ilerletme çabaları, Rojava’ya dönük saldırıları görmezden gelen tehlikeli bir çizgidir. Bu, Avrupa’nın kendi değerlerini inkâr etmesi anlamına gelir. Oysa Rojava savunulmadan Avrupa’da barış, güvenlik ve insan hakları inandırıcı şekilde savunulamaz” diye kaydetti.
‘KADIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ HEDEF ALAN İDEOLOJİK SALDIRILAR’
Rojava’da kadın savaşçıların bedenine yönelik işlenen suçların sadece savaş suçu olarak değerlendirilemeyeceğini kaydeden Cansu Özdemir, “Bu saldırılar aynı zamanda kadın özgürlüğünü hedef alan ideolojik saldırılardır. Sivillere yönelik katliamlar ve kaçırmalar da uluslararası insancıl hukukun ağır ihlalleridir. Uluslararası kamuoyuna ve koalisyona çağrım nettir: Sessizliğe son verin. Bağımsız uluslararası soruşturmalar derhal başlatılmalı, sorumlu aktörler ve onları destekleyen devletler – başta Türkiye olmak üzere – açık biçimde teşhir edilip siyasi baskı altına alınmalıdır. Demokratik Özerk Yönetim tanınmalı ve korunmalıdır. Aksi halde bugün Rojava’da cezasız kalan suçlar, yarın çok daha büyük bir bölgesel ve küresel güvenlik krizinin önünü açacaktır” diye konuştu.
MA

















