Bir sabah uyanıp yatırımcı olmadık. Ücretimiz, emekli aylığımız ve birikimimiz enflasyon karşısında erirken paramızı korumak için dövize, altına, borsaya ve fonlara yöneldik. Ama herkes aynı bilgiye ve sermayeye sahip değildi.
SPK, bazı hisselerde ekonomik gerçeklikle açıklanamayan fiyat hareketleri ve tasfiye öncesinde fon paylarını satarak “fahiş kazanç” elde eden yatırımcılar bulunduğunu açıkladı.[1] Ardından 7 şirkete ait 131 fon tasfiyeye alındı; 455.758 tekil yatırımcı bu fonlarda bulunuyordu.[2] Bir tarafta kazancıyla piyasadan çıkabilenler, diğer tarafta birikimine kavuşmayı bekleyenler.
22 Ekim 2026’da kabul edilen 7596 sayılı Kanun, tasfiyesi tamamlanmamış fonlar için özel bir ödeme ve sorumluluk düzeni getirdi.[3] Böylece tartışma, fonların neden tasfiyeye alındığından yatırımcıların birikimlerine hangi koşullarda kavuşabileceğine uzandı.
Küçük tasarruflar fonlarda toplanarak sermaye piyasalarına aktarılıyor. Birinin ücretinden, diğerinin emekli aylığından ayırdığı para aynı havuza giriyor. Tasarruf sahibi de sermayenin değerlenme sürecine katılıyor.
Marx, basit meta dolaşımını Meta-Para-Meta (M-P-M), sermayenin dolaşımını Para-Meta-Daha Fazla Para (P-M-P′) biçiminde açıklar. Faiz getiren sermayede hareket, Para-Daha Fazla Para (P-P′) görünümünü alır.[4]
Fon payı, hisse senedi ve tahvil üretim araçlarının kendisi değildir. Gelecekte beklenen gelir bugünden fiyatlanıp alınıp satılır. Marx’ın “hayalî sermaye” çözümlemesi bu ilişkiyi açıklar.[5] Bu, her fonun sahte olduğu anlamına gelmez. Ancak mali varlıkların fiyatı üretim koşullarından kopabilir; güven sarsıldığında kâğıt üzerindeki servet eriyebilir.
Kapitalizmi sosyalizmin kurallarıyla yargılayarak açıklayamayız. Her düzen kendi üretim ve mülkiyet ilişkileri içinde değerlendirilmelidir. Toplumsal birikimin özel sermayenin elinde toplanması ve kazancın sermaye sahiplerine aktarılması bir sapma değil, kapitalizmin işleyişidir. Yalnızca kuralları çiğneyenlere öfkelenmek, kurallara uygun işleyen sömürüyü görünmez kılar.
İçeriden öğrenilen bilgilerin hukuka aykırı kullanılması ve piyasa manipülasyonu ise kapitalizmin kendi hukukunun da yasakladığı işlemlerdir. Bunları önlemek, kurallara uygun işleyen sömürü düzenini ortadan kaldırmaz.
Büyük sermaye zararını dağıtabilir, profesyonel bilgi satın alabilir ve piyasadan daha hızlı çıkabilir. Küçük tasarruf sahibi ise yılların birikimini kaybetme riskiyle karşı karşıyadır. İkisi de yatırımcıdır; ancak biri büyük servetine, diğeri emeğinden ayırabildiği tasarrufa dayanır. Aynı sınıfsal konumda değildirler.
Tasfiye edilen 131 fonda kamu kurumlarının veya emeklilik fonlarının doğrudan ya da dolaylı yatırımları bulunup bulunmadığı, varsa tutarları ve zararları açıklanmalıdır. Finansal kayıpların kamu kaynaklarıyla karşılanması söz konusuysa bunun kimlerin yararına, hangi koşullarda yapıldığı da ortaya konulmalıdır.
SPK’nın 27 Ekim esaslarına göre ara ödemeler, fonların dağıtılabilir nakdiyle sınırlı olup yatırımcı başına, her fon için ayrı ayrı, net yatırım tutarını ve bir milyon lirayı aşamıyor. Nakit yetersizliğinde küçük tutarlı yatırımcılara öncelik tanınabiliyor. Ara ödemeler nihai alacaktan mahsup ediliyor; bir milyon liralık sınır, nihai alacağı sınırlamıyor.[3]
Komünistlerin itirazı insanların tasarruf etmesine değil, emekçilerin birikimlerinin özel sermayenin kâr aracına dönüşmesine yöneliktir. Ücretlinin, emeklinin, küçük esnafın ayırdığı para sermaye piyasalarına aktarılırken, yatırımın yönünü ve riskini sermayeyi yönetenler belirliyor. Komünistler, birikimlerin korunmasını, hukuka aykırı kazançların geri alınmasını ve sorumluların hesap vermesini savunur. Ancak bununla yetinmez; toplumsal birikimin emekçilerin demokratik denetiminde, toplumun ihtiyaçları için kullanılmasını ve sermaye egemenliğinin aşılmasını hedefler.
7596 sayılı Kanun’un getirdiği ödeme ve sorumluluk düzeni, tasarrufların özel sermaye tarafından yönetilmesini ve yaratılan değerin mülkiyet ilişkilerine göre bölüşülmesini değiştirmiyor.
Fon krizi, toplumsal birikim üzerindeki sermaye egemenliğini görünür kıldı. Sömürü, kurallara uyulduğunda da sürüyor. Birikimi yaratanlar, onun kullanımında söz ve karar sahibi olmalıdır.
DİPNOTLAR:
1.SPK, “Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber Düzenleme Sürecine İlişkin Açıklama”, 18.09.2026; “İsteğe Bağlı İade Hesaplarına İlişkin Duyuru”, 01.10.2026. Olağan dışı fiyat hareketleri ve tasfiye öncesi yüksek kazançlar.
2. SPK, “Tasfiye Konusu Fonlardaki Yatırımcı Sayısına İlişkin Açıklama”, 23.09.2026. Tasfiye kapsamı: 7 şirket, 131 fon, 455.758 tekil yatırımcı.
3.7596 sayılı Kanun, RG 27.10.2026, S. 33413; SPK’nın 27.10.2026 tarihli, 76/1903 sayılı kararı.
4.Karl Marx, Kapital, C. I, Böl. 4; C. III, Böl. 21–23. Sermayenin dolaşımı ve faiz getiren sermaye.
5. Karl Marx, Kapital, C. III, Böl. 25 ve 29. Kredi sistemi ve hayalî sermaye.
















