İZMİR – TOBB ETÜ yurdunda intihara sürüklenerek katledilen trans öğrenci Arya’nın ardından kurulan “Arya’ya Ne Oldu İnisiyatifi”, Arya’yı ölüme götüren sürecin münferit bir intihar değil; iktidarın politikaları, yurt yönetiminin ifşa tehditleri ve kampüsteki transfobik kuşatmanın ortak sonucu olduğunu vurguladı.
İnisiyatif tarafından kolektif olarak hazırlanan açıklamada, sorumluların hiçbir yaptırım olmamasının düzenin nasıl işlediğini gösterdiği vurgulandı. “Arya’ya ne oldu?” sorusunun intihara sürüklenen ve katledilen tüm translara ne olduğunu sormak olduğu belitilen açıklamada, “Bizler biliyoruz ki transların ölümü münferit değil politiktir. Devlet transfobik-nefret politikalarını her geçen gün daha örgütlü biçimde devreye sokarken; aile, üniversite, medya, kolluk ve devletin tüm kurumları bu şiddetin taşıyıcısına dönüşüyor. Translar sistematik olarak yalnızlaştırılıyor, yoksullaştırılıyor, görünmezleştiriliyor ve yaşamsızlaştırılıyor. Dolayısıyla “Arya’ya ne oldu?” sorusu doğrudan faili işaret eden politik bir sorudur. Arya intihara sürüklenerek katledilmiştir. Arya’nın arkadaşlarından duyduğumuz şey tekil birkaç olay değil, sistematik bir şiddet sarmalıydı. Arya “toplumsal normlar”ca kabul görmeyen kıyafetler giydiğinde birtakım öğrenciler tarafından gizlice fotoğrafları çekiliyor ve zorbalanıyor. Okul içinde trans kimliği nedeniyle hedef haline getiriliyor, tehdit ve hakaretlere maruz bırakılıyor” ifadeleri kullanıldı.
‘AİLELER DEVLETLEŞTİRİLİYOR’
Devletin sistematik nefreti ve baskısının doğrudan Arya’nın ve diğer katledilen transların ölümüyle sonuçlandığı kaydedilen açıklamada, “Devletin ‘Aile Yılı’ politikalarıyla Arya’nın ölümünde dolaylı değil, doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kuruyoruz. Devletin sistematik nefreti ve baskısı doğrudan Arya’nın ve diğer katledilen transların ölümüyle sonuçlanmış durumda. Devletin kutsal aile kodları ve aile yılı ilanları, aile kurumunun ‘küçük devlet’ halini alarak ataerkil iktidarını pekiştirmesine alan açıyor. Ataerkil pratiklerin hakim kılındığı aileler, devletin elinin uzanamadığı yerlerde aktif bir rol kazanıyor. Aile yılı ilanları, en başta lubunya ve kadınların var oluşuna, yaşam özneliğine ve özgürlük mücadelesine ket vurma amacı taşıyor” denildi.
‘GERÇEK ADALET EGEMEN HUKUKUN DUVARLARINA SIĞMAZ’
Arya’nın ölümünün kendileri için dönüm noktası olduğu vurgulanan açıklamada, “Bugüne dek intihara sürüklenerek katledilen her bir trans için mücadele edeceğimizin sözünü verdik. Arya için de bu mücadeleyi büyüteceğiz. Çünkü biliyoruz ki gerçek adalet egemen hukukun sınırlarına sığmaz. Hakkında dosya açılmayan yüzlerce trans cinayeti, ‘şüpheli ölüm’ denilerek üstü örtülen yüzlerce kadın cinayeti ortadayken bizlere düşen örgütlü mücadeleyi büyütmektir. ‘Arya’ya Ne Oldu İnisiyatifi’ olarak kampüslerden sokaklara kadar her alanda transların yaşadığı sistematik şiddeti teşhir etmeye devam edeceğiz. Kamuoyuna çağrımız da nettir: Katledilen translar yalnızca lubunyaların değil, toplumdaki tüm insanların meselesidir” diye belirtildi.
MA


















