Ankara Sincan 2 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan HDP’nin eski Eş Genel Başkan Yardımcısı Alp Altınörs, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Yeni Yaşam’ın Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Sema Bingöl imzasıyla aktardığı söyleşide Altınörs, mevcut süreci 2013-2015 yılları arasındaki süreçle karşılaştırarak, bugün Kürt sorununun kapsamının daha dar bir çerçevede ele alındığını savundu.
Altınörs, önceki dönemde Kürt sorununun nasıl çözüleceğinin tartışıldığını, mevcut süreçte ise tartışmanın ağırlıklı olarak PKK’nin silah bırakmasına odaklandığını söyledi.
‘SÜREÇ FİİLİ OHAL ŞARTLARINDA YÜRÜTÜLÜYOR’
Altınörs, geçmiş çözüm süreçlerine barış talebini öne çıkaran kitlesel hareketlerin eşlik ettiğini, mevcut süreçte ise benzer bir toplumsal hareketliliğin oluşmadığını belirtti.
“Sürecin salonlara hapsolduğunu” söyleyen Altınörs, miting iptallerine, siyasi baskı ve sansür uygulamalarına işaret ederek sürecin “fiili OHAL şartlarında” yürüdüğünü savundu.
‘MGK KARARI MECLİS’İN KENDİSİNİ İŞLEVSİZLEŞTİRMESİDİR’
TBMM Genel Kurulu’nda 10 Ağustos’ta kabul edilen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun”, 467 kabul, 87 ret ve 7 çekimser oyla yasalaştı.
Kanunun uygulanabilmesi için PKK/KCK ve bağlantılı yapıların fiili varlığına son verdiğinin ve silahlarını teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi, bu tespitin MGK tarafından teyit edilmesi ve MGK kararının Resmî Gazete’de yayımlanması öngörülüyor.
Altınörs, düzenlemenin “pişmanlık” ifadesi içermeyen bir silahsızlanma yasası olmasını olumlu bulduğunu ancak uygulamanın MGK kararına bağlanmasını eleştirdi.
Altınörs, “Kürt ulusunun inkârını kısmen de olsa geriletebilecek potansiyele sahiptir. Ancak yasanın MGK kararına bağlanması Meclis’in kendisini işlevsizleştirmesi anlamındadır. Askeri vesayet deniliyordu. Bu yasa tam da çözüm sürecini askeri vesayet altına sokmuştur” dedi.
“SİYASİ TUTSAKLARIN ÖZGÜRLÜĞÜ BARIŞIN TEMEL KOŞULLARINDAN”
Cezaevlerindeki siyasi tutukluların durumuna da değinen Altınörs, barış sürecinin ilerleyebilmesi için cezaevleri konusunda somut adımlar atılması gerektiğini savundu.
Altınörs; İdare ve Gözlem Kurullarının infaz uzatma yetkisinin kaldırılması, hasta tutuklulara ilişkin düzenlemelerin değiştirilmesi ve mahpusların spor ile sohbet haklarının yasal güvenceye alınması gerektiğini söyledi.
KOBANÊ DAVASINA İLİŞKİN ÇAĞRI
Kobanê Davası kapsamında cezaevinde bulunan siyasetçilerin durumuna da değinen Altınörs, AİHM kararlarının uygulanması gerektiğini belirtti.
Altınörs, davada cezaevinde bulunan 13 siyasetçinin serbest bırakılmamasını sürecin önündeki temel sorunlardan biri olarak değerlendirdi. Bu ifadeler Altınörs’ün siyasi değerlendirmesi niteliğinde.
“BAŞARI KISTASI DEMOKRATİK CUMHURİYET OLMALI”
Kürt sorununun “demokratik cumhuriyet” temelinde çözülebileceğini savunan Altınörs, demokratikleşme ile Kürt sorununun çözümünün birbirinden ayrı ele alınamayacağını söyledi.
Yerel yönetimlerin yetkilerinin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Altınörs, merkezi yönetimden yerel yönetimlere uzanan daha katılımcı bir sistem önerdi.
Altınörs ayrıca sosyalistlerin barış sürecine vereceği desteğin sınıf mücadelesiyle çelişmediğini, aksine halklar arasındaki barışın işçi sınıfının ortak mücadelesinin önündeki engelleri azaltabileceğini savundu.
Haber Merkezi


















