Malatya’nın AKP’li Yeşilyurt Belediyesi’nin “Çevre projesi” adı altında Almanya’ya gönderdiği 45 kişiden sadece ikisinin dönmesi ile ortaya çıkan ve insan kaçakçılığı iddialarına yol açan skandalın etkileri sürerken, benzer bir haber de Elazığ’dan geldi.
Sözcü gazetesinden İsmail Saymaz’ın haberine göre, Elazığ’ın merkez ilçesine bağlı Akçakiraz Belediyesi ile merkezi Almanya’da bulunan Göçmenler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği arasında 1 Kasım 2019 tarihini taşıyan bir protokol imzalandı. Protokol kapsamında, Almanya’nın Bremen kentine, “Geleceğimizi Çöpe Atmayalım” adlı projenin çalışmalarında yer almak için, ikisi belediyede görevli, toplam 48 kişilik bir grubun 24-30 Kasım 2019 tarihleri arasında gönderilmeleri öngörülüyordu.
İKİNCİ EL BİR KAMYON KARŞILIĞINDA…
Sözcü gazetesinden İsmail Saymaz’ın sorularını yanıtlayan AKP’li Akçakiraz Belediye Başkanı Sabahattin Kaya, belediye eliyle yürütülen insan kaçakçılığını kabul ederken, kendini savunmayı da ihmal etmedi. Kaya, “Elazığlı bir hemşerimizin önayak olmasıyla o insanları gönderdik. İstedik ki gitsinler, bir iş güç sahibi olsunlar” dedi.
İsmail Saymaz ile Sabahattin Kaya arasındaki röportaj şöyle:
“- Almanya’ya 48 kişi göndermişsiniz.
Bir dostun hatrına böyle bir şey yaptık. Yarısında pürüz çıktı. 20 kişi filan gitti.
– Gidenler geri döndü mü?
Üçü geri geldi.
– Projeyi kim getirdi?
Almanya’da yaşayan Elazığlı bir hemşerimiz. Buralar dar alan, kapalı bir alan. 2-3 üniversitemiz, organize sanayimiz yok. Vatandaş işsiz güçsüz… Dedik buradan giderler, iş güç sahibi olurlar. Bana makul geldi. Burada Türkiye Cumhuriyeti’ne yük olacak insanlar gidiyor. Euro, altın ve dolar gönderiyor. Annesini babasını rahatlatıyor. Bir şeyin karı zararından fazlaysa doğrudur, helaldir, hoştur. O mantıkla baktım.
– Gidenleri tanıyor musunuz?
Üçünü tanıyorum.
– Hepsi Akçakirazlı mı?
Elazığlı. İlçemizden iki kişi var.
– Yani siz çalışmaları için izin verdiniz.
Evet. Bu insanlar gidecek, gezecek, imkanı olursa çalışacak. Sonradan duyduk ki bu iş bir sektör ve meslek grubu haline gelmiş. Üç dört defa daha böyle teklif geldi. Gündemimize almadık.
– Dönmeyeceklerini biliyor muydunuz?
Bunlar bize dedi ki: “Gideceğiz, alanı göreceğiz. Güzel bir alan çalışmasından sonra gidebilirsek gideceğiz”. Yani gidecekler, anne babalarından izin alacaklar. Benim yardımcım ve meclis üyem de gitti. Onlar da belki gelmeyebilirdi.
– Nasıl gittiler?
Uçakla. Aynı otelde kalmışlar. Vahşi depolamayı ve çöp arıtma tesisini gezdirmişler.
– Bu dernek nerede?
Bilmiyorum.
– Ama protokol yapmışsınız?
Yaptık ama kimdir, nedir, necidir; çok içinde değilim.
– Elazığ’da mı?
Yok, Almanya’da.
– Hemşehrinizle sonradan konuşabildiniz mi?
Konuştum. “Otelden kaçtılar” dedi. Ben daha üzerine düşmedim.
– İki görevliniz anlamamış mı?
Anlamamışlar. Bizimkiler birkaç gün uzattılar. “Eş, dost, akrabaları gezeceğiz” demişler. Son iki üç gündür onlardan ayrılmışlar.
– Sizi aradılar mı?
Yok. “Pasaportların hepsi gelecek” dediler, gelmedi.
– Listeyi kim yapmıştı?
Ben hiç karışmadım.
– Gidenleri görmediniz mi?
Görmedim.
– Listeyi kim yaptı? Almanya’daki hemşehriniz mi?
Evet.
– Bu kişiye çok güvenmediniz mi?
Diyorum ya, işte öyle bir süreçti, bir anda böyle geldi, bir haftalık bir görüşmeydi, yoğunluktan geldi geçti.
– Belediye kasasına bir şey girdi mi?
Evet, bir araç aldılar.
– Ne aldılar?
Bir kamyon.
– Fiyatı ne kadar?
100.000 TL.
– Yeni mi?
İkinci el, canım.
– Siz aslında kamyon karşılığında izin verdiniz.
Bana da cazip geldi. Nasıl olsa benim personelim de gidecek. Fakat sektör haline gelmiş.”
HABER MERKEZİ


















