Ahmet Polad adıyla gazetecilik yapan Mehmet Nizam Aslan’ın Suriye’den Türkiye’ye getirilmesi ve sonrasında yaşananlar Meclis gündemine taşındı.
DEM Parti Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na yaptığı başvuruda, Polad’ın Türkiye’ye getirilmesinin hukuki dayanağının, resmi gözaltı işlemleri başlamadan önce nerede ve hangi statüde tutulduğunun araştırılmasını talep etti. Uysal Aslan ayrıca İçişleri, Adalet ve Dışişleri bakanlarının yanıtlaması istemiyle ayrı ayrı soru önergeleri verdi.
RAKKA’DA HABER TAKİBİ SIRASINDA GÖZALTINA ALINDI
Polad, Alman gazeteci Eva Maria Michelmann ile birlikte 18 Ocak 2026’da Suriye’nin Rakka kentinde haber takibi yaparken gözaltına alındı. Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), 11 Mart’ta iki gazetecinin akıbetinin açıklanması için Suriye makamlarına çağrı yaptı. Örgüt, 27 Nisan’daki açıklamasında Michelmann’ın Suriye makamlarının elinde bulunduğunun doğrulandığını, Polad’ın durumunu ise “devam eden zorla kaybedilme” olarak değerlendirdi.
Michelmann 19 Haziran’da serbest bırakılarak Almanya’ya dönerken, Polad yaklaşık sekiz ay sonra Türkiye’ye getirildi. CPJ, Polad’ın avukatı Özlem Gümüştaş’a dayanarak Türkiye’ye getiriliş tarihini 8 Eylül, İstanbul’da mahkeme tarafından tutuklanış tarihini ise 11 Eylül olarak aktardı. Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın kayıtlarında Türkiye’ye getiriliş tarihi 9 Eylül olarak yer alıyor. Bu nedenle kamuya açık kaynaklarda transfer tarihi konusunda bir günlük farklılık bulunuyor.
“HANGİ HUKUKİ İŞLEM KAPSAMINDA GETİRİLDİ?”
Komisyona sunulan başvuruda, Polad’ın anlatımına göre 8 Eylül’de Halep’te tutulduğu yerden çıkarılarak İdlib’e götürüldüğü, burada Türk yetkililere teslim edildiği ve elleri kelepçeli, başına çuval geçirilmiş halde kara yoluyla Türkiye’ye getirildiği belirtildi.
Başvuruda, Polad’ın hangi iade veya teslim prosedürü kapsamında Türkiye’ye getirildiğinin açıklığa kavuşturulması istendi. Kamuya açık kaynaklarda bu transfere dayanak oluşturan resmi bir iade kararına ilişkin ayrıntı bulunmuyor. CPJ de Polad’ın avukatının, müvekkilinin İdlib’de Türk istihbarat görevlilerine teslim edildiğini söylediğini aktardı. Bu anlatımların ayrıntıları Türk makamlarınca kamuoyuna açıklanmış değil.
Uysal Aslan, İçişleri, Adalet ve Dışişleri bakanlıklarına yönelttiği önergelerde de Polad’ın hangi hukuki işlemle Türkiye’ye getirildiğini, kim tarafından teslim alındığını, Türkiye’de ilk resmi kaydının ne zaman oluşturulduğunu ve 8-10 Eylül tarihleri arasında hangi kurumun denetiminde tutulduğunu sordu.
İŞKENCE VE KÖTÜ MUAMELE BEYANLARININ ARAŞTIRILMASI İSTENDİ
Başvuruda Polad’ın Türkiye’ye getirildikten sonra MİT’e ait olduğunu düşündüğü bir binada iki gün tutulduğu yönündeki beyanına da yer verildi. Polad, bu süreçte ailesine ve tercih ettiği avukatlara haber verilmediğini, elleri kelepçeli ve gözleri bağlı şekilde tutulduğunu, ölümle tehdit edildiğini ve sorgulandığını öne sürdü.
Polad’ın bu anlatımları daha önce avukatları Özlem Gümüştaş ve Vedat Çağırtekin tarafından hazırlanan ve 29 Eylül’de kamuoyuna açıklanan rapora da yansımıştı. İddialar bağımsız biçimde doğrulanmış değil. CPJ, iddialarla ilgili Adalet Bakanlığı’ndan görüş istediğini ancak 18 Eylül tarihli açıklamasının yayımlandığı sırada yanıt alamadığını bildirdi.
Başvuruda, Polad’ın 10 Eylül’de Ankara İl Emniyet Müdürlüğüne, ardından İstanbul’a götürüldüğü; İstanbul’da rahatsızlanmasının ardından hastanede tedavi gördüğü ve daha sonra mahkemeye sevk edilerek tutuklandığı aktarıldı. Avukat Gümüştaş da CPJ’ye, Polad’ın İstanbul’a getirildikten sonra hastanede kısa süreli tıbbi müdahaleden geçirildiğini ancak sağlık durumunun daha kapsamlı tedavi gerektirdiğini söyledi.
SAĞLIK DURUMU İÇİN HASTANE TALEBİ
Uysal Aslan’ın başvurusunda Polad’ın sağlık durumu “acil” başlıklar arasında gösterildi. Avukatlarının aktardığına göre Polad’ın sol kalçasında çıkarılmamış bir kurşun, sağ bacağı ile kolunda şarapnel parçaları bulunuyor. Baş ve vücudunun farklı bölgelerinde ağrı, nefes alma güçlüğü ve cilt hastalığı yaşadığı; uzun süreli açlık grevleri ve yaklaşık 12 kilogramlık kilo kaybının da sağlık durumunu ağırlaştırdığı belirtiliyor.
Polad, Metris 1 No’lu T Tipi Cezaevi’ne götürüldükten sonra 14 Eylül’de Silivri 6 No’lu L Tipi Cezaevi’ne sevk edildiğini avukatlarına anlattı.
Başvuruda İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu veya Hükümlü ve Tutuklu Haklarını İnceleme Alt Komisyonu’nun cezaevinde Polad ile idarenin bulunmadığı bir ortamda doğrudan görüşmesi, tam teşekküllü hastaneye sevkinin sağlanması ve işkence-kötü muamele beyanlarının İstanbul Protokolü standartlarında adli tıbbi olarak belgelenmesi talep edildi.
SURİYE’DEN GETİRİLEN DİĞER KİŞİLER DE SORULDU
Uysal Aslan, başvuruyu yalnızca Polad’ın durumuyla sınırlamadı. Suriye’den Türkiye’ye benzer şekilde getirilen başka kişilerin bulunup bulunmadığının, varsa bu kişiler için hangi hukuki ve idari usullerin işletildiğinin ve resmi gözaltı öncesinde hangi kurumların denetiminde tutulduklarının da araştırılmasını istedi.
Komisyondan, inceleme sonucunda kişi özgürlüğü ve güvenliği, işkence ve kötü muamele yasağı, avukata ve yakınlara erişim ile sağlık hakkı bakımından ihlal tespit edilmesi halinde raporun ilgili adli ve idari mercilere gönderilmesi talep edildi.
HABER MERKEZİ


















