Künye   Hakkımızda
15 Temmuz 2026, Çarşamba
Politika Haber
  • GÜNDEM
  • EMEK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • KADIN
  • GENÇLİK
Tüm Haberler
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Politika Haber
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Anasayfa Gündem

İktisatçı Mustafa Durmuş yazdı: Savunma (!) Örgütü NATO Kimi Savunuyor?

İktisatçı Mustafa Durmuş, geçtiğimiz hafta gerçekleşen NATO zirvesinin ardından NATO'nun tarihin ve günümüzdeki siyasi anlamını yazdı.

15 Temmuz 2026
İktisatçı Mustafa Durmuş yazdı: Savunma (!) Örgütü NATO Kimi Savunuyor?
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsApp'ta Paylaş

İktisatçı Mustafa Durmuş’un NATO zirvesi üzerine kaleme aldığı yazısı şu şekilde:

“Bugün, 15 Temmuz askeri darbe girişiminin 10. yıldönümü. Darbe girişiminin sırasında, başta iktidar çevreleri olmak üzere, birçok insan, bu girişimin “FETÖ Terör Örgütü” tarafından yapıldığına, ancak arkasındaki asıl gücünse Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve NATO olduğuna neredeyse emindi.

Ne gariptir ki 10 yıl sonra, 7-8 Temmuz’da, aynı ABD’nin Başkanı D. Trump, NATO toplantısı için Ankara’ya geldiğinde siyasal iktidar tarafından en üst düzeyde ağırlandı, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü (FSM) ABD bayrağının renkleriyle ışıklandırıldı. Ankara kendi halkına yasaklanırken, yüzlerce protestocu gözaltına alındı, bunlardan bazıları tutuklandı.

Yani “ABD’nin darbe girişiminde rolü olduğu” iddiası unutulduğu gibi, dünyanın gözü önünde çok abartılı bir Amerikan güzellemesi yapıldı. Oysa aynı Trump NATO görüşmeleri sürerken, Ankara’dan İran’a yeniden saldırı emri vererek, Türkiye’yi hiç de takmadığını gösterdi.

ATEŞKES SÜRERKEN TOPLANAN NATO ZİRVESİ

NATO zirvesine gelince; ABD/İsrail-İran savaşına bir anlaşma ile ara verildiği bir anda (7-8 Temmuz tarihlerinde), 32 NATO devlet başkanı ve kilit ortakları, NATO 3.0 adı verilen bir vizyon çerçevesinde İttifak’ın 36. zirvesi için başkent Ankara’da bir araya geldiler.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) tarafından ortaya atılan bu vizyona göre; Avrupa kendi konvansiyonel savunması için birincil sorumluluğu üstlenecek. Böylece ABD, Avrupa’nın başlıca silah tedarikçisi ve NATO’nun nükleer caydırıcılığının sağlayıcısı olarak konumlanırken, başka bölgelerdeki savaşçı politikalarına odaklanma imkânı bulacak.

Nitekim, NATO müttefikleri toplamda 50 milyar dolardan fazla tutarda yeni askeri alımlar yapacaklarını açıkladılar. (Silah satışı yapacak olan ABD’li şirketler arasında dünya devleri olan Northrop Grumman ve Lockheed Martin de bulunuyor).

Zirve sonrası yayınlanan ortak bildiride en dikkat çekici başlıklardan biri savunma sanayii konusunda: müttefikler 50 milyar doların üzerinde yeni savunma tedariki ve ortak projeler için taahhütte bulunurken, savunma ticaretindeki engellerin kaldırılması ve ortak üretim kapasitesinin artırılması hedefi de açık şekilde ifade edildi. Bu yaklaşım, NATO’nun yalnızca askerî bir ittifak değil, aynı zamanda ortak bir askeri üretim ekosistemi oluşturma arayışında olduğunu gösteriyor. Bu da “askeri sanayi kompleksi” kavramının küreselleştirilerek genişletileceği anlamına geliyor ki bu durum insanlık ve doğa için çok ciddi bir tehlike oluşturuyor.

F-35 MUAMMASI SÜRERKEN ZİRVE İÇİN HARCANAN 11,6 MİLYAR TL

Türkiye açısından gelişmeler gerek ABD’nin gerekse Avrupalı müttefiklerin uyguladıkları silah ambargolarının kaldırılması yönünde bir irade bildirimi olarak kayıtlara geçti. Türkiye-ABD ilişkilerinde uzun süredir kriz başlığı olan F-35 dosyası konusunda ise zirveden (Trump’ın verdiği sözler dışında), sorunun çözüldüğüne dair somut bir sonuç çıkmadı. Buna karşılık Türkiye kutusunu bile açmadığı S-400’leri bir üçüncü ülkeye satma kararı aldı.

Diğer yandan, NATO zirvesi için genel bütçeden 11,6 milyar TL’ye varan bir harcama yapıldı. Buna Ankara Büyük Şehir Belediyesi tarafından yapılan reklam pano harcamaları dahil değil. Keza, Trump’ın daha önce yaptığı dayatma sonucunda, üye ülkelerin 2030 yılına kadar askeri harcamalarını GSYH’lerinin %5’ine kadar yükseltmeleri doğrultusunda alınan karar, diğer ülkeler gibi Türkiye ekonomisini de halkı da çok zora sokacak. Çünkü bu bizim vergilerimizden ve/veya kesintiye uğratılan sosyal harcamalardan karşılanacak.

NATO harcamaları iktidar açısından turnusol kâğıdı gibi bir işlev gördü. Öyle ki yapılan ve daha da yapılacak olan bu harcamalar, kendi milyonlarca asgari ücretlisine Temmuz’da zam yapmayan, en az 5,1 milyon en düşük ücret alan işçi emeklisine ise sadece 3,552 TL zammı layık gören iktidarın, gerçekte kimi temsil ettiğinin ve halkına ne kadar değer verdiğini de bir göstergesi.

Nüfusunun %80’inin ABD karşıtı olduğu bir ülkede bu kadar açıktan ABD ve NATO’ya destek vermek, kendi tabanı da dahil tüm toplumu artık hiç umursamamak anlamına geliyor. Bu da otoriter rejimin önümüzdeki süreçte neye dönüşmekte olduğunun bir göstergesi olabilir.

NATO NEDİR, NASIL ORTAYA ÇIKTI?

Hafızamızı tazeleyelim: NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü), 32 Kuzey Amerika ve Avrupa ülkesinden oluşan siyasi ve askeri bir ittifak. 1949 yılında Kuzey Atlantik Antlaşması’nın imzalanmasıyla kurulan bu örgüte Türkiye 18 Şubat 1952 tarihinde katıldı.

Bu örgütün temel amacının, “kolektif savunma yoluyla üye ülkelerin özgürlüğünü ve güvenliğini korumak” olduğu ileri sürülüyor. İttifakın temel taşı olan 5. maddeye göre, “Avrupa veya Kuzey Amerika’daki bir veya daha fazla üye devlete yönelik silahlı bir saldırı, tüm üye devletlere yönelik bir saldırı olarak kabul edilir”. Keza, “saldırganlığı caydırmak amacıyla siber ve uzay savunmasının yanı sıra nükleer, konvansiyonel ve balistik füze yeteneklerinin bir karışımı uygulamaya sokulur”. Ayrıca, “küresel istikrarı teşvik etmek amacıyla kriz önleme faaliyetlerinde bulunmak ve üye olmayan devletlerle ortaklık kurmak, NATO’nun hedefleri arasındadır”. (1)

Aslında NATO, İkinci Dünya Savaşının hemen ardından, batılı kapitalist ülkelerin Sovyetler Birliği’ne ve komünizme karşı siyasi ve askeri bir ittifakı olarak kuruldu.

“SOVYETLER BİRLİĞİ’Nİ DIŞARIDA, AMERİKALILARI İÇERİDE VE ALMANLARI ZAPT ALTINDA TUTMAK”

Örgütün kurucu üyeleri; Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Portekiz’deki Salazar diktatörlüğü de dahil olmak üzere Batı Avrupa’dan 10 devletti. İttifakın ilk genel sekreteri Baron Hastings Ismay, ittifakın amacını açıkça şöyle ifade etmişti: “Sovyetler Birliği’ni dışarıda, Amerikalıları içeride ve Almanları zapt altında tutmak.”

İngiltere, Fransa ve Belçika daha önce benzer bir anlaşma imzalamışlardı, ancak bir araya gelseler bile, Sovyetler Birliği’ne ya da gelecekte yeniden güçlenecek Almanya’ya karşı koyamazlardı. Her biri birer sömürge imparatorluğu olan bu gerileyen güçler, dünyadaki statülerini korumak için 1945 sonrası dünyanın en büyük gücü olan ABD ile bir ittifaka ihtiyaç duyuyorlardı. İkinci Dünya Savaşı’ndaki zaferin hemen ardından, ABD’nin, ellerindeki sömürge imparatorluklarını almak istemesinden de endişeliydiler. (2)

NATO KÜRESEL HALE GELİYOR

Diğer yandan, günümüzde, NATO, Kuzey Amerika ve Avrupa ile sınırlı kalmayıp Asya’da varlığını genişletiyor: Japonya ve Güney Kore gibi yeni ortak ülkeleri bünyesine katarak Hint-Pasifik bölgesine ilerliyor ve Çin ile bir çatışma arayışında. ABD ve diğer NATO üye ülkelerinin askeri harcamaları rekor seviyelere tırmanıyor. Silah tedarikçileri kârlarını artırırken, devasa silahlanma maliyetleri halkların sırtına yükleniyor. Aşırı genişleme, toplumsal kargaşa ve gerginliğin tırmanma riski, bu genişlemeci güç politikasının belirgin özelliği.

Tüm bunlar, ittifakın meşruiyetini daha önce görülmemiş bir şekilde sorgulatıyor. Şöyle ki, NATO’nun kuruluşundan kanlı geçmişine ve günümüze kadar uzanan aşağıda özetlenen üç büyük efsane söz konusu (3):

(i) Savunma ve uluslararası hukuk efsanesi: NATO’nun “bir savunma ittifakı olduğu” durmadan tekrarlanan bir anlatıdır. Ancak tarihine bakıldığında şunu görmek mümkün: Ne NATO’nun kurulduğu dönemde, karşılıklı savunma ana odak noktasıydı ne de son on yıllarda NATO’nun sergilediği tutumda savunma odaklı bir yaklaşımdan söz edilebilir. NATO, Soğuk Savaş döneminde “stay behind” grupları (Gladyo) aracılığıyla kendi darbe mekanizmalarına güveniyordu. Bunlar, darbeler dâhil olmak üzere, NATO üyeliğini sorgulayan sol muhalif siyasi güçlerin iktidara gelmesini aktif olarak engellemek için terörist yöntemlere de başvurmaktan çekinmediler.

KISACA NATO BİR SAVUNMA ÖRGÜTÜ DEĞİL, EMPERYALİZMİN SAVAŞ ÖRGÜTÜDÜR!

(ii) Demokrasi ve hukukun üstünlüğü efsanesi: Tüzüğüne göre; NATO üyeleri “demokrasi, bireysel özgürlük ve hukukun üstünlüğü ilkelerine dayalı olarak halklarının özgürlüğünü, ortak mirasını ve medeniyetini korumaya” kararlıdır. Ancak bu, 1949 yılında bile apaçık bir yalandı. ABD’nin başından beri diktatörlükler ve faşist rejimlerle anlaşmalar yaptığı yer sadece Latin Amerika değildi. Avrupa’da da NATO müttefikleri arasında yer alanlar da sadece liberal demokrasiler değildi.

Öyle ki, ABD, İspanya’nın faşist diktatörü Franco ile ikili güvenlik anlaşmaları imzaladı; Portekiz’in faşist diktatörlüğü ise NATO’nun kurucu üyelerinden biridir. Diktatör Salazar’ın gizli polisi, muhalifleri işkenceyle öldürürken ve Portekiz kolonilerinde toplama kampları kurarken, ABD, Portekiz’i demokratlar topluluğuna dâhil etti.

Son olarak, Türkiye’de yapılan 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından binlerce siyasi tutuklu işkence gördü. 650.000 siyasi tutuklama, 7.000 idam cezası talebi, 571 idam cezası hükmü verildi ve 50 idam infaz edildi, ayrıca işkence sonucu en az 171 kişi öldürüldü. O dönemde de bugün de Türkiye hâlâ NATO üyeliğini koruyor. Askeri darbe sonrasında bile, ABD ve müttefiklerinden kapsamlı askeri yardım alıyor. Bugün Türkiye NATO tarafından Rusya, Çin ve İran’a karşı bir ileri karakol muamelesi görüyor.

Yani NATO, otoriter rejimlerle ve askeri diktatörlükler ve/veya faşist diktatörlüklerle iş birliği içinde olan ve onları destekleyen bir örgüttür!

(iii) Değerler ve insan hakları topluluğu efsanesi: “Ortak değerlerimiz (bireysel özgürlük, insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü) bizi birleştiriyor.” NATO, 2022 Stratejik Konsepti’nde kendini bu şekilde bir değerler topluluğu olarak tanıtıyor.

Oysa ABD’nin Rhode Island eyaletindeki ünlü Brown Üniversitesi, yalnızca son 20 yıl içinde ABD ve müttefiklerinin yürüttüğü savaşlar nedeniyle 4,5 milyon kişinin hayatını kaybettiğini belirtiyor. Yani NATO, insan haklarını koruyan bir topluluk değil, aksine NATO, üyelerinin işlediği insan hakları ihlallerine karşı koruyucu bir şemsiye görevi görüyor. Ve bu ihlal, hiçbir şekilde sadece kitlesel silahlanma diktatörlüğü altında sosyal insan haklarının ihlaliyle sınırlı değil. Aksine, NATO, üye devletleri tarafından işlenen savaş suçlarına karşı cezasızlık politikası izliyor.

Yani NATO, insan haklarını koruyan değil, ihlal eden rejimleri destekleyen bir örgüttür!

Kuruluşundan 77 yıl sonra bugün, bu askeri ittifak, küresel genişlemesi ve çatışmalarıyla dünyayı hiç olmadığı kadar üçüncü bir dünya savaşının eşiğine sürüklediği gibi, askeri harcamalarda yarattığı patlama ve küresel ısınmaya neden olan savaşçı politikalarıyla halkları yoksullaştırıyor, doğayı tahrip ediyor.

TÜRKİYE’NİN DURUMU: AŞIRI BÜYÜK “SAVUNMA” BÜTÇESİ

NATO içinde ikinci büyük orduya sahip bulunan Türkiye’de, toplam büyüklüğü 18 trilyon 929 milyar TL olan 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesinden, 2,5 trilyon TL ile savunma harcamalarına ayrılan pay %12,3’ü buluyor. Böylece, savunma harcamaları artık faiz harcamalarından sonra ikinci en büyük harcama kalemi ve bu haliyle eğitim harcamalarının da üstünde. (4)

Yani ülke olarak savaşçı politikalara gereğinden fazla para harcıyoruz. Ayrıca savunma adı altında tam olarak neyi, neden savunduğumuzu ve önemli olduğunu düşündüğümüz her şeyi savunma kapasitesine sahip olmak için neye harcama yapmamız gerektiğini de bilmiyoruz.

Büyük servetleri mi savunuyoruz, demokratik kurumlarımızı mı savunuyoruz, bu ülkenin halklarını mı savunuyoruz, yoksa sınırlarını mı savunuyoruz?

Altyapımızı mı savunuyoruz, savunma kapasitemizi mi savunuyoruz? Bunu tam olarak, biliyor muyuz?

F-35’lere odaklandığımız bir anda, ülkenin çeşitli bölgelerine düşen yabancı menşeli İHA ve SİHA’ları ya da İran tarafından atıldığı ileri sürülen füzelerin kendi imkanlarımızla imha edilememesini nasıl açıklayabiliriz?

SONUÇ OLARAK

Savunma stratejisi, tek başına silah satın almak, silahlı kuvvetleri istihdam etmek veya hatta onları sahaya sürmekle ilgili değildir ve asla da olamaz; çünkü bunlar yalnızca en uç durumlarda gerçekleşir ve bu da stratejinin başarısız olduğu anlamına gelir. Savunma stratejisi, neyin değerli olduğunu, onu nasıl korumamız gerekebileceğini ve bu varlıkların güvenliğini sağlamak için gerekli olan tüm eylemleri tanımlamakla başlar.

Keza, savunmaya harcanacak kaynaklar sınırsız değildir. Bu bağlamda, savunmaya harcanan bunca kaynak sadece israf değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal kalkınmayı sağlama, ekolojiyi ve istihdamı koruma, yoksulluğu azaltma ve sosyal refahı artırma gibi, toplumun birincil hedeflerini feda etmek anlamına da gelmektedir.

Özetle NATO, başta ABD emperyalizmi olmak üzere, Batı emperyalizminin koçbaşı olarak görev yapar ve ezilen ulusların, halkların ve dünya işçi sınıfının emperyalist-kapitalist sömürüye karşı mücadelesini bastırmak için vardır. Oysa Dünyanın, insanlığın ve doğanın; eşitliğe, sosyal adalete, barışa, refaha ve huzura, yani sosyalizme ihtiyacı var. Bu nedenle doğru tavır; NATO’nun önüne kırmızı halkı sermek değil, onun ortadan kaldırılmasını talep etmektir.

Anahtar sözcükler: Demokrasi, Erdoğan, F-35, NATO Zirvesi, Savaş, Trump.

Dip notlar:

(1) https://www.nato.int/en/what-is-nato (10 Temmuz 2026).

(2) https://mronline.org/2024/04/11/nato-75th-anniversary-a-guarantor-of-war (Temmuz 2026).

(3) https://mronline.org/2024/06/05/the-three-great-myths-of-nato (5 Haziran 2024).

(4) 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ve Bağlı Cetveller.”

HABER MERKEZİ

İlgili Haberler

Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner görevden uzaklaştırıldı
Gündem

Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner görevden uzaklaştırıldı

15 Temmuz 2026
Starmer’dan veda: İngiltere’nin yeni başbakanı ne zaman görev başı yapacak?
Gündem

Starmer’dan veda: İngiltere’nin yeni başbakanı ne zaman görev başı yapacak?

15 Temmuz 2026
Gazetecilerin grevi 10. gününde
Gündem

Gazetecilerin grevi 10. gününde

15 Temmuz 2026
İzmir ve Manisa’da orman yangınları
Gündem

İzmir ve Manisa’da orman yangınları

15 Temmuz 2026
ABD, İran’a yeni saldırılar düzenledi
Gündem

ABD, İran’a yeni saldırılar düzenledi

15 Temmuz 2026
160 sivil toplum örgütünden ‘çocuk yasası’ teklifine tepki
Gündem

160 sivil toplum örgütünden ‘çocuk yasası’ teklifine tepki

15 Temmuz 2026
Politika'dan Günün Yorumu
İç Politikayı Nasıl Değerlendiriyoruz?
Politika'dan Yorum

İç Politikayı Nasıl Değerlendiriyoruz?

Politika Haber
14 Haziran 2026
Politika'dan Söyleşi
“İsrail ve Türkiye Suriye Topraklarının Yarısını Aralarında Paylaşmış Durumdadırlar”
Politika'dan Söyleşi

“İsrail ve Türkiye Suriye Topraklarının Yarısını Aralarında Paylaşmış Durumdadırlar”

Politika Haber
24 Ocak 2026

EN SON HABERLER

Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner görevden uzaklaştırıldı

Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner görevden uzaklaştırıldı

15 Temmuz 2026
Starmer’dan veda: İngiltere’nin yeni başbakanı ne zaman görev başı yapacak?

Starmer’dan veda: İngiltere’nin yeni başbakanı ne zaman görev başı yapacak?

15 Temmuz 2026
Gazetecilerin grevi 10. gününde

Gazetecilerin grevi 10. gününde

15 Temmuz 2026
İzmir ve Manisa’da orman yangınları

İzmir ve Manisa’da orman yangınları

15 Temmuz 2026
ABD, İran’a yeni saldırılar düzenledi

ABD, İran’a yeni saldırılar düzenledi

15 Temmuz 2026
160 sivil toplum örgütünden ‘çocuk yasası’ teklifine tepki

160 sivil toplum örgütünden ‘çocuk yasası’ teklifine tepki

15 Temmuz 2026
Yeni araştırma: Yetersiz uyku bazı kişilerde Alzheimer sürecini hızlandırabilir

Yeni araştırma: Yetersiz uyku bazı kişilerde Alzheimer sürecini hızlandırabilir

15 Temmuz 2026
Politika Haber

© Tüm hakları saklıdır
Politika Haber'de yayımlanan yazı, haber, fotoğraf ve videoların her türlü telif hakkı Mustafa Suphi Vakfı'na aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilmeden ve link verilmeden alıntılanamaz.

Bizi Takip Edin

Kurumsal

Künye

Hakkımızda

Çerez Politikası

Gizlilik Politikası

Kullanım Koşulları

Politika Haber, MA ve SPUTNIK abonesidir.

© 2025 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!

Sonuç Bulunamadı
View All Result
  • Politika’dan Yorum
  • Politika’dan Söyleşi
  • Gündem
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kadın
  • Gençlik
  • Göçmen
  • Emeklilik
  • Eğitim
  • Doğa
  • Tarih
  • Kültür
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Spor
  • Video Haber
  • Foto-Galeri
  • Tüm Haberler

© 2025 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!