14-21 Haziran Göç Haftası kapsamında çeşitli etkinlikler gerçekleştirecek olan Mezopotamya Göç İzleme ve Araştırma Derneği (GÖÇ-DER), zorla yerinden edilmeler, köye dönüşler ve ekolojik yıkım politikalarına dikkat çekecek. Program kapsamında, Amed’in Bismil ilçesine bağlı ve 1990’lı yıllarda boşaltılan Bîrikê köyü ziyaret edilerek göç etmek zorunda kalan ailelerle görüşmeler yapılacak ve köyde açıklama gerçekleştirilecek.
Ayrıca 17 Haziran’da Mûş’un Gimgim (Varto) ilçesinde Jeotermal Enerji Santrali (JES) projelerine karşı kurulan direniş çadırı da ziyaret edilecek. Hafta kapsamında 20-21 Haziran tarihlerinde ise “Demokratik toplum inşasında köye dönüş ve yerel yönetimlerin rolü” başlıklı panel düzenlenecek.
Göç Haftası’na dair konuşan GÖÇ-DER Eşbaşkanı Vecih Aydoğan, 90’lı yıllarda yaşanan göçlerin güvenlik gerekçeleriyle değil, uzun yıllara dayanan asimilasyon politikalarının bir sonucu olarak ortaya çıktığını ifade etti.
‘TEMELİNDE ASİMİLASYON VAR’
Kürdistan’da zorla yerinden etme politikalarının tarihsel bir arka plana sahip olduğunu söyleyen Aydoğan, 1925 sonrası uygulanan politikaları hatırlattı. Aydoğan, “Şark Islahat Planı olarak adlandırılan politika aslında Kürtleri ve yaşadıkları coğrafyayı dönüştürme planıydı. Dilin, kültürün ve kimliğin ortadan kaldırılması hedefleniyordu. 1990’lı yıllarda yaşanan köy boşaltmaları ve zorla yerinden edilmeler de bu politikanın devamı niteliğindeydi” diye konuştu.
Köy boşaltmalarının yalnızca koruculuk sistemine indirgenemeyeceğini belirten Aydoğan, “Koruculuk dayatması bunun bir parçasıydı ancak temel amaç asimilasyondu. Kürtlerin kimlikleriyle var olma mücadelesinin güçlendiği dönemde köy boşaltmaları ve zorla göç ettirmeler yoğunlaştı” ifadelerini kullandı.
‘BUGÜN GÖÇÜN YENİ ARAÇLARI JES, HES VE MADENLERDİR’
Geçmişte güvenlik politikalarıyla gerçekleştirilen zorla yerinden etmelerin günümüzde farklı yöntemlerle sürdüğünü kaydeden Aydoğan, ekolojik yıkım projelerine işaret etti. Aydoğan, “HES’ler, JES’ler, GES’ler ve maden ocakları doğayı tahrip ediyor. Yaşam alanları yok edildiğinde insanlar da yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kalıyor. Dün güvenlik politikaları nedeniyle yaşanan göçler bugün ekolojik yıkım projeleri üzerinden sürdürülüyor” dedi.
‘KÖYE DÖNÜŞLER İÇİN DEVLET ADIM ATMALI’
27 Şubat’ta Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan tarafından yapılan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın ardından devletin somut adımlar atması gerektiğini vurgulayan Aydoğan, köye dönüşlerin önündeki engellerin kaldırılmasını istedi. Koruculuk sisteminin devam ettiğini, birçok köyün özel güvenlik bölgesi ilan edildiğini ve mayın tehlikesinin sürdüğünü belirten Aydoğan, “Bu koşullarda insanların köylerine dönmesini beklemek gerçekçi değil. Öncelikle koruculuk sistemi kaldırılmalı, yasaklı bölgeler sona ermeli ve köylülerin topraklarına dönüşünün önü açılmalı” diye konuştu.
‘MAĞDURİYETLER GİDERİLMELİ’
Göç Haftası kapsamında geçen yıl Meclis’te siyasi partilerle görüştüklerini anımsatan Aydoğan, köye dönüşlerin önündeki engellere ilişkin kapsamlı raporlar sunduklarını söyledi. Ancak Meclis’te hazırlanan raporlarda bu konuya yeterince yer verilmediğini belirten Aydoğan, köye dönüş meselesinin çözüm sürecinin önemli başlıklarından biri olması gerektiğini ifade etti. Zorla yerinden edilenlerin yaşadığı mağduriyetlerin halen giderilmediğini söyleyen Aydoğan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yapılan başvurular sonrası çıkarılan 5233 Sayılı Yasa’nın yetersiz kaldığını belirtti.
Aydoğan, “Bu yasa gerçek zararları karşılamıyor. İnsanlar tazminat alabilmek için köylerinin farklı gerekçelerle boşaltıldığını kabul etmeye zorlandı. Oysa yaşanan zararların tamamı tanzim edilmeli ve yasa yeniden düzenlenmelidir” dedi.
MA


















