Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin temel talepleri arasında yer alan “Umut hakkı” hala uygulanmadı. İlgili kurumlar “Umut hakkı” kapsamında atılacak adımlar için topu birbirine atıyor. Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Antalya Temsilciliği üyesi Avukat Mazlum Kantarcı, toplumsal ve siyasal baskıyla iktidarın adım atmaya zorlanması gerektiğini söyledi.
‘HUKUKİ VE SİYASİ ZEMİN OLUŞTURULMALI’
Sürecin silah bırakmaya indirgenemeyeceğini vurgulayan Kantarcı, “Dünya deneyimlerinde genellikle en son atılan adımlar burada en başta atıldı. Hareket fesih kararı aldı, sembolik de olsa silah yakıldı. Ancak süreç tek taraflı ilerleyemez. Silahsızlanma kadar hukuki ve siyasi zeminin oluşturulması da gerekir” diye konuştu.
Silah bırakanların hukuki güvenceden yoksun olduğunu ifade eden Kantarcı, “Ortada net bir hukuki çerçeve olmadığı için insanlar nasıl bir durumla karşılaşacağını bilmiyor. ‘Önce tespit yapacağız, sonra yasa çıkaracağız’ yaklaşımı halkı oyalamaktır. Oysa bir geçiş yasası hazırlanabilir. Örneğin; örgütün tasfiye edildiğinin tespit edilmesiyle yürürlüğe girecek bir yasa hazırlanabilir. Bunun içinde cezaevindekilerin durumu, Avrupa’dakiler, kayyum uygulamaları ve silah bırakanların hukuki statüsü düzenlenebilir” dedi.
‘MUHATABIN KOŞULLARINI DÜZELTMEK ZORUNDASINIZ’
Sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini belirten Kantarcı, “İmralı’da yıllardır kişiye özel bir rejim uygulanıyor. Aleyhe olduğunda özel uygulamalar yapılabiliyor da böylesi önemli bir süreçte neden yeni düzenlemeler yapılamasın? Bir süreç yürütüyorsanız muhatabın koşullarını düzeltmek durumundasınız. Kimse 27 Şubat çağrısı yapılmamış, örgüt feshedilmemiş gibi davranamaz” ifadelerini kullandı.
‘YASA GÜNDEME GELDİĞİNDE KÜRT İNKARI BAŞLIYOR’
Sürecin hukuki çerçeveyle kalıcı hale gelebileceğini söyleyen Kantarcı, “Fiili bazı gelişmeler yaşanıyor ancak bunların yasallaşması gerekiyor. Kürt sorununda her zaman olduğu gibi iş yasal düzenlemeye geldiğinde bir inkâr devreye giriyor. Kürt halkının kendi kimliğini koruyarak sisteme eşit yurttaşlık temelinde entegre olması gerekir. Anadilde eğitim hakkı anayasal güvence altına alınmalı. Devletin, anadilde eğitimin önündeki engelleri kaldıracağı açık biçimde düzenlenebilir” diye konuştu.
‘OY KAYGISIYLA SÜREÇ AĞIRDAN ALINIYOR’
Abdullah Öcalan’ın toplumun farklı kesimleriyle görüşebilmesinin sürece olumlu katkı sunacağını dile getiren Kantarcı, “Ne umut hakkı konusunda adım atılıyor ne de cezaevlerine dair düzenleme yapılıyor. Öcalan gazetecilerle ve farklı toplumsal kesimlerle görüşebilse toplumdaki algı da değişebilir. Ancak bazı siyasi aktörlerin bireysel ve oy kaygıları nedeniyle süreci ağırdan aldığı görülüyor” değerlendirmesinde bulundu.
‘İÇ DİNAMİKLER HAREKETE GEÇİRİLMELİ’
“Umut hakkına” ilişkin verilen ihlal kararını hatırlatan Kantarcı, Haziran ayında konunun yeniden gündeme geleceğini söyledi. “Eğer dış baskıyla bu mesele çözülecek olsaydı şimdiye kadar çözülürdü” diyen Kantarcı, “Asıl önemli olan Türkiye’nin kendi toplumsal ve siyasal dinamiklerinin harekete geçirilmesidir. Umut hakkı konusunda iktidarı yasa çıkarmaya zorlamak gerekiyor. Süreç başarıya ulaşırsa İmralı sisteminin mevcut hali de zamanla anlamsız hale gelecektir.”
MA / Mehmet Güleş
MA

















