Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Gençlik Meclisi, İstanbul Kadıköy’de düzenlenen “Barış için adım at” yürüyüşü sonrası gözaltına alınan ve ifadeye çağırılan gençlere dair il örgütü önünde açıklama yaptı. Çok sayıda kişinin katıldığı açıklamada, sık sık “Bijî berxwedana ciwanan”, “Bijî Serok Apo” ve “Bê Serok jiyan nabe” sloganları atıldı.
Açıklamada konuşan DEM Parti İstanbul İl Eşbaşkanı Arife Çınar, “Devlet ve iktidara baktığımızda henüz somut adımlar atmadığını görüyoruz. Ortada bir müzakere varsa bu müzakerenin tarafları da vardır. Bu taraflardan biri de Sayın Öcalan’dır. Bu topraklarda barış inşa edilecek ve Kürt halkının yasal statüsü tanınacaksa öncelikle Sayın Öcalan’a yasal statünün verilmesi gerekiyor” dedi.
‘SÜREÇ TEK AYAKLI OLMAZ’
DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, “Bahçeli, daha bugün Sayın Öcalan’ın rolüne dair bazı şeylerin altını net bir şekilde ifade etti. Sizler Bijî Serok Apo sloganından neden korkuyorsunuz? Siyaset kurumu en üst düzeyde risk alırken, en üst düzeyde çağrı yaparken Sayın Öcalan’ın bu süreç içerisinde tarihsel rolüne vurgu yaparken, sizler genç yoldaşlarımızın Sayın Öcalan ile ilgili sloganlarından neden korkuyorsunuz? O zaman burada şunu sormalıyız; Yoksa siz süreç karşıtı mısınız, süreçten rahatsızlık mı duyuyorsunuz, bu nasıl bir yaklaşım? O sloganı atan gençler size tarihsel ve güncel bir hakikatin yolunu gösteriyor. O gençler diyor ki ‘Çözüm aklı, çözüm iradesi, çözüm zemini buradadır.’ 27 yıllık İmralı mutlak tecridi bu ülkeye kaybettirdi. Bizler onurlu barışı savunan ve bu ülkede demokratik cumhuriyeti savunanlar olarak diyoruz ki, barış ve demokratik toplum süreci tek ayaklı olmaz. Ezberlerinizden vazgeçin” ifadelerini kullandı.
ÖZEL SAVAŞ VURGUSU
Basın metnini okuyan DEM Parti Gençlik Meclisi üyesi Saime Sema Çali, özel savaş politikalarına dikkati çekerek, Kadıköy’de yapılan yürüyüşün ardından 30 gencin ifadeye çağırıldığını ve gençlerin ailelerinin arandığını söyledi. Saime Sema Çali, “Toplumsal barışı sağlamaya çalışan gençleri ve ailelerini arayıp, fiziki olarak karşılarına çıkıp ‘sizi burada çalıştırmayız bizi memur polislerle karıştırmayın canınızın yakarız’ diyen akla bir kere daha sesleniyoruz; gençler ve aileler asla sizin dayatmalarınıza tehditlerinize ve ajanlaştırma politikalarınıza boyun eğmeyecek. Devletin kendi egemen hukukuna bile aykırı bir adım olan bu uygulamalar korkuların egemen aklı ne kadar kontrol edebileceğini, onu kontrolsüzlüğe sürükleyebileceğini ve özel savaş uygulamalarının sınırı olmadığını işaret etmektedir. Bir süredir birçok kentte yaşanan bu durumun sıradanlaşmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Bu kontrolsüzlüğün son örneğinin 8 Mart’a katıldığı için polis tarafından ailesi aranan ve babası tarafından katledilen İlayda Zorlu olduğunu ve yürütülen fişlemelerin yaşama kast edecek düzeye ulaştığını ve bunun kabul edilemeyeceğini tekrar vurguluyoruz” diye belirtti.
‘GENÇLERİ ÖZGÜR GENÇLİK KİMLİĞİNE ULAŞMAYA ÇAĞIRIYORUZ’
İfadeye çağırılma nedenlerinden birinin de yürüyüş esnasında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın posteri olduğunu dile getiren Saime Sema Çali, “Halklar önderi Öcalan’ın statüsünün sağlanması için tüm genç yoldaşlarımız iradeleriyle ve tercihiyle halklar önderi Öcalan’ın posterinin önünde, yanında ve arkasında cesaretle yürümüştür. Halklar önderi Öcalan’ın Marmara Denizi’nin bir kıyısında İmralı’da baş müzakereci ilan edilip diğer kıyısı Kadıköy Rıhtım’da posterinin yasaklanmasının devletin halklar önderi Öcalan’ın fikirlerinin toplumsallaşması korkusundan dolayı olduğunu biliyoruz. Kürdistan’da farklı politika, Türkiye metropollerinde farklı politika kurnazlığını görüyoruz. Özel savaş politikalarının ulaştığı bu kontrolsüzlük haline en iyi cevabın Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin başarıya ulaştırılması olduğunu vurguluyor, tüm genç yoldaşlarımızı örgütlü mücadeleye katılarak yaratılan dönem fırsatlarını değerlendirmeye ve özgür gençlik kimliğine ulaşmaya çağırıyoruz” diye konuştu.
MA

















