Riha’nın Sêwêreg (Siverek) ilçesinde 14 Nisan’da bir liseye dönük gerçekleştirilen silahlı saldırıda 16 kişi yaralanırken, bir gün sonra (15 Nisan) Mereş’te bir ortaokula düzenlenen saldırıda 9 kişi yaşamını yitirdi. Okullarda ardı ardına yaşanan şiddet olayları ise, gözleri hükümetin çocuk politikaları ve eğitim sistemine çevirdi.
Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyesi Mehmet Şerif Demir, okullardaki şiddet sarmalanın münferit olmadığını belirterek, “Sağlık emekçileri olarak sürekli şiddetin toplumsal bir hal aldığı ve buna karşı ortak bir mücadelenin oluşması gerektiği çağrısı yaptık. Okulların içine kadar giren silahlar, çocukların eline silah veren şiddet, bütünsel politikaların bir sonucu. Şiddet ve ayrıştırıcı dilin bir yansımasıdır. Dilimize dikkat etmemiz gerekiyor” diye belirtti.
‘HALK SAĞLIĞI SORUNU’
Sorunun kaynağının “güvenlikçi” politikalar olduğunu söyleyen Demir, saldırılar sonrası yine “güvenlikçi” kararlarla okul önlerine polis yığdırıldığını dile getirdi. Demir, “Mevcut devlet dili ve pratiğinin değişmesi gerekiyor. Toplumu kucaklayan bir barış dilinin oluşmaması çocukları da toplum da etkiler. Bunların hepsi halk sağlığı sorunudur. Çocuklarımızı demokratik ve barışın inşa edildiği bir ortamda yetiştirmek lazım” ifadelerini kullandı.
‘SAVAŞ DİLİ ŞİDDETİ DOĞURUYOR’
Savaş dilinin toplumu kaosa sürüklediğine dikkati çeken Demir, “Orta Doğu’daki savaş hali Türkiye’deki ayrıştırıcı dil, bir kaosu açığa çıkarıyor. Adaleti ortaya çıkarmadığın zaman kişiler kendi adaletini ortaya koymak ister. Barış ortamı ile adaletin sağlanması gerekiyor. Savaş dili şiddeti doğuruyor. Medyanın, kurumların, basının, dizilerin, filmlerin dili bir çocuktan katil yaratıyor. Bu sistemin acil bir şekilde yıkılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
ÇOCUKLARIN PSİKOLOJİSİ
Ortak bir akılla sorunların üstesinden gelinebileceğinin altını çizen Demir, şöyle devam etti: “Politika, medyanın dilinin değiştirilmesi, toplumun yarın kaygısı yaşamadan, başkalarına zarar vermeyecek bir yaşamda kendini görmesi gerekiyor. Ötekileştirişi dil çok tehlikeli bir dil. Sağlıkçılar olarak yaşatma üzerine bir mücadelemiz var. Bir çocuk bu noktaya nasıl gelindiğinin araştırılması gerekiyor. Okullara düzenlenen saldırılarda özelikle dijital medyada çocukları hedef alan paylaşımlar gerçekleştirildi. Direk yüzleri açık servis edildiler, çocuklar ellerindeki telefonlarla saldırı anını izlediler. Siverek sonrası Maraş yaşandı işte. Çocukların psikolojilerini düşünen bir aşamada olunmadı. Biran önce bu yönlü adımların atılması ve çocukların şiddet dilinden uzak tutulması gerekiyor.”
MA

















