Künye   Hakkımızda
29 Ağustos 2026, Cumartesi
Politika Haber
  • GÜNDEM
  • EMEK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • KADIN
  • GENÇLİK
  • DOSYA
Tüm Haberler
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Politika Haber
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Anasayfa Gündem

Halep’te neler oldu?

Yeni Özgür Politika yazarı Fuat Ali Rıza kaleme aldığı yazısında, “Çok açık ki; söz konusu saldırı, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat tarihli Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı'nı doğrudan hedeflemiş ve süreci provoke etmek istemiştir” vurgusu yaptı.

14 Ocak 2026
Halep’te neler oldu?
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsApp'ta Paylaş

Yeni Özgür Politika yazarı Fuat Ali Rıza, Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerindeki saldırıları “Halep’te neler oldu?” başlığıyla bir yazı kaleme aldı. Yazınının tamamı şöyle:

“Suriye’nin Halep kentinde 6-11 Ocak tarihleri arasında yaşananlar, kuşkusuz Ortadoğu’da 35 yıldır süren III. Dünya Savaşı’nın çok önemli bir parçasıdır. Yine 2011’den bu yana 15 yıldır süren Suriye iç savaşının devamı niteliğindedir. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çözümleyici girişimine rağmen ve bu temelde QSD Komutanlığının açıkladığı üzere taraflar anlaşmalar yapmak üzereyken gerçekleşmiştir. Bu anlamda yapılanların komplocu karakteri ve darbe mekaniğinin işlemesiyle bağı vardır.

HALEP’İN KÜRTSÜZLEŞTİRİLMESİ AÇAÇLANMIŞTIR

Halep’te 6-11 Ocak tarihleri arasında Kürtlerin yaşadığı Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine, TC’nin örgütlediği terör çeteleri öncülüğünde Şam’daki Colani Yönetimi güçleri tarafından tek yanlı bir saldırı düzenlenmiştir. Söz konusu işgal ve soykırım saldırılarının sonuçları henüz tam olarak bilinmemektedir. Saldırı esas olarak söz konusu mahallelerde yaşayan Kürtleri hedeflemiş ve bu mahallelerin, dolayısıyla Halep’in Kürtsüzleştirilmesi amaçlanmıştır. Söz konusu çete gruplarının, hepsi insanlık suçu kapsamında olan yaptıkları basın-yayın organları tarafından kamuoyuna yansıtılmaktadır. Mahallelerde tam bir katliam gerçekleştirilmiş ve Kürt toplumu yerinden ve yurdundan sürülmeye çalışılmıştır.

Biz burada yapılan katliamların neler olduğunu anlatmaya çalışacak değiliz. Bunlar zaten basın üzerinden önemli ölçüde kamuoyuna sunulmaktadır. Burada ifade etmek istediğimiz, yapılanın tam bir Kürt soykırımı olduğunun ve Fırat’ın batısı ile Suriye’nin Kürtsüzleştirilmesi planına bağlı yürütüldüğünün altını çizmektir. Şimdilik Halep’in Kürtsüzleştirilmesi hedefinin önemli ölçüde gerçekleştirildiği de söylenebilir.

İNSANLIK SUÇU SALDIRILARINI YAPANLAR KİMLER

Peki insanlık suçu kapsamındaki bu saldırıları yapanlar kimlerdir? Genel olarak Şam’daki Colani Yönetimi güçleri olduğu söylenebilir. Tabii söz konusu saldırı güçlerine TC’nin örgütlediği cihatçı çete gruplarının öncülük ettiği ve bunların esas olarak TC silahları kullandığı malumdur. Dahası saldırı kararını verip plan yapanların, yani saldırıya esas olarak komuta edenlerin Hakan Fidan, Yaşar Güler ve İbrahim Kalın olduğu da herkesin görebileceği kadar açıktır.

Ancak bu belirttiklerimize bakarak söz konusu saldırıyı sadece Türkiye ve Şam güçlerinin yaptığını ya da saldırıdan sadece bu güçlerin sorumlu olduğunu sanmamak gerekir. Sorumluluğunu Şam Yönetimi’nin üslendiği söz konusu saldırının ardında ABD, Fransa, İsrail, Türkiye devletlerinin bulunduğu, bu devletlerle El Kaide, DAİŞ ve Müslüman Kardeşler örgütlerinin aynı cephede ve birlikte hareket ettikleri açıktır. Yani bir zamanlar DAİŞ’e karşı mücadele eden bazı güçler, şimdi DAİŞ ve benzeri örgütlerle bir araya gelerek, DAİŞ’i yenilgiye uğratmış olan Suriyeli Kürtlerin üzerine imha ve soykırım saldırıları yürütür ya da bunlara destek verir hale gelmişlerdir. Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê saldırıları tamamen bu çerçevede yapılmıştır. Bu nedenle Efrîn, Serêkaniyê, Girê Spî ve Minbic saldırılarının bir devamı niteliğindedir.

Oysa Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê Kürtleri, DAİŞ saldırganlığına karşı kitle olarak en çok direnen, en fazla bedel ödeyen ve DAİŞ’in yenilgisinde en çok payı olan bir halktı. Bu anlamda insanlığa hizmet etmiş, insanlık onurunu yüksekte tutmuştu. Dahası geçen süreçte çevrede yaşanan DAİŞ saldırılarından kurtulmak isteyen Kürt, Arap, Asuri, Türkmen, Ermeni topluluklar da bu mahallelere sığınmış, dolayısıyla mahallelerin nüfusu birkaç kat artmıştı. Kısaca Colani Yönetimi’nin saldırıları, Kürtlerle birlikte tüm bu halk topluluklarını da hedefledi. Suriye’nin en sakin ve yerel demokrasiyi geliştiren yerleri böylece hedeflenmiş oldu.

SÜRECİ PROVOKE ETMEK

Peki söz konusu bu saldırıları şimdi nasıl anlamlandırıp ifade edeceğiz? Dikkat edilirse neredeyse herkes her şeyi söylemektedir. DAİŞ’in yenilgisinin intikamının alınmak istenmesinden Demokratik Suriye’nin engellenmesi çabasına kadar birçok şey ifade edilmektedir. Doğrusu ne söylense yeridir. Çok açık ki; söz konusu saldırı, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat tarihli Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nı doğrudan hedeflemiş ve bu temelde gelişen süreci provoke etmek istemiştir. Bizzat Tayyip Erdoğan yönetiminde Hakan Fidan, Yaşar Güler ve İbrahim Kalın’dan oluştuğu anlaşılan “Türkiye Güvenlik Kabinesinin” marifeti olarak gerçekleşmiştir. Bu gücün propagandacısı olan bazı kişiliklerin hararetle aksini propaganda etmeye çalışmaları da bu gerçeği ortaya koymaktadır.

Peki siyaset arenasında neler olmaktadır? Kapalı kapılar arkasında hangi pazarlıklar yapılmakta ve ne tür dolaplar dönmektedir. Söz konusu saldırının Fransa’da yapılan İsrail-Şam Yönetimi arasındaki anlaşma sonucunda geliştiğine dair genel bir mutabakat söz konusudur. Kuşkusuz Colani Yönetimi deyince işin içine Türkiye Cumhuriyeti Devleti de girmektedir. Yine İsrail deyince de ABD’nin varlığı ve onayı kesin görünmektedir. Dikkat edilirse ABD ve Fransa desteği ve onayı ile bir İsrail-Türkiye anlaşmasının yapıldığı anlaşılmaktadır. Ardından Halep Kürtlerine saldırıldığına göre, demek ki anlaşmada pazarlık yapılan bir konu Kürtlerdir ve Türkiye Kürtlere saldırı yapma iznini İsrail’den almış olmaktadır. Peki bunun karşılığında Türkiye İsrail’e ne vermiştir? Acaba Kürt karşıtlığı temelinde Tayyip Erdoğan Yönetimi İsrail’in bölgesel hegemonyasını kabul edip, Türkiye’yi Ortadoğu’da ikinci sınıf bir devlet haline mi getirmektedir? İkinci Türkiye yüzyılı yine Kürt karşıtlığı temelinde yeni bir Lozan benzeri anlaşmayla mı geliştirilmek istenmektedir? Tayyip Erdoğan Yönetimi İsrail’in bölgesel hegemonyasına teslim mi olmaktadır?

HER ŞEY HARAC-MEZAT SATIŞA SUNULMAKTA

Çok açık ki tarihi öneme sahip çok kritik bir süreçten geçmekteyiz. Kurtlar sofrasında her şey haraç-mezat satışa sunulmaktadır. Kürtlerin durumunun bu temelde pazarlık konusu yapıldığını zaten herkes bilmektedir. Elbette bu gerçeği en çok da Kürtler bilmektedir. Fakat pazarlananın sadece Kürtler olmadığı, Türkiye’nin geleceğinin ve demokrasisinin de pazarlık konusu yapıldığı açıktır. Mevcut AKP Yönetimi’nin ve genelde Türkiye siyasetinin, Kürtlerin soykırımı karşılığında yapılan bu pazarlamanın içinde olduğu anlaşılmaktadır. Kürtlerin soykırımını tamamlayabilmek için AKP Yönetimi ve Türk siyaseti adeta her şeyini pazara sürüp tavizler vermektedir.

Siyasal gerçekliğin böyle olduğunu görmemek için gerçekten de kör olmak gerekir. Fakat ne yazık ki Türkiye’de böyle bir körleşme, olup biteni görememe, görse bile karşı çıkamama durumu yaşanmaktadır. Esas hayret uyandırıcı olan şey budur. Koskoca bir toplum, bu kadar aydınlanmasıyla, yine sağı ve soluyla nasıl böyle olur, nasıl gerçeklerden kopup da geleceği göremez duruma düşer? Körelme ve daralma böyle bir durumu yaratabilir mi? Yoksa herkes bu kadar körleşecek düzeyde Kürt karşıtı ve şoven midir? Türkiye’yi seven demokratik güçler bilsinler ki, yarın çok geç olacaktır! Ne yapacaklarsa şimdi yapmalılar!

ONURUYLA DİRENDİLER

Kürtlerse çok kritik bir süreçten geçtiklerini, fazlasıyla duyarlı ve dikkatli olmaları gerektiğini zaten biliyor. Bunun için Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’de de tıpkı DAİŞ karşısında olduğu gibi onurlarıyla direndiler. Gereken bedeli ödeyip şehit ve yaralılar verdiler. Çok iyi biliyorlardı ki; Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê Direnişleri de DAİŞ’e karşı yürüttükleri muzaffer direnişin bir devamıdır. Bunun için dört parça Kürdistan ve yurt dışındaki Kürtler yediden yetmişe ayağa kalktılar ve Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê Direnişini sahiplendiler. Kuşkusuz bunu daha da büyütüp sürdürecekler ve geleceklerine yönelik tehlikeleri duyarlılık, örgütlülük ve direnişle boşa çıkartacaklar. Yeni bir Kürt inkârı ve imhasına asla izin vermeyecekler.

Bunlar temelinde tarihi Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê Direnişleri ile bu direnişlere destek vermek üzere ayağa kalkan kitleleri selamlıyor, Komutan Ziyad Halep şahsında tüm kahraman şehitleri saygı ve minnetle anıyoruz! İnsanlık onurunu Onlar korudular ve geleceğin nasıl olacağını da Onlar yazdılar!”

MA

Previous Post

“Emekliler şükretmeyeceğiz var olan hakkımızı istiyoruz”

Next Post

İHD: Savaş suçlarını raporlamak için Halep’e gitmeyi planlıyoruz

İlgili Haberler

Murat Çakır: Söylenebilirliğin ve yapılabilirliğin sınırları
Gündem

Murat Çakır: Söylenebilirliğin ve yapılabilirliğin sınırları

28 Ağustos 2026
Yeni anayasa ve referandum tartışması: Baskı altındaki sandık meşruiyet üretmez
Gündem

Yeni anayasa ve referandum tartışması: Baskı altındaki sandık meşruiyet üretmez

28 Ağustos 2026
DEM Parti’den Öztürk’ün sözlerine tepki
Gündem

DEM Parti’den Öztürk’ün sözlerine tepki

28 Ağustos 2026
İran’dan dünyaya çağrı: ABD’nin yeni yaptırımlarını uygulamayın
Gündem

İran’dan dünyaya çağrı: ABD’nin yeni yaptırımlarını uygulamayın

28 Ağustos 2026
İstanbul’da yapılması planlanan ‘Hürmüz Boğazı’ toplantısı ertelendi
Gündem

İstanbul’da yapılması planlanan ‘Hürmüz Boğazı’ toplantısı ertelendi

28 Ağustos 2026
Yunanistan İsrail ile 3.1 milyar euroluk silah anlaşmasına hazırlanıyor
Gündem

Yunanistan İsrail ile 3.1 milyar euroluk silah anlaşmasına hazırlanıyor

28 Ağustos 2026
Politika'dan Günün Yorumu
Çerçeve Yasa Mücadelenin Çerçevesi Değildir
Politika'dan Yorum

Çerçeve Yasa Mücadelenin Çerçevesi Değildir

Politika Haber
9 Ağustos 2026
Politika'dan Söyleşi
Ömer Ağın: Yeni dönem, yeni bir mücadele ve örgütlenme anlayışı gerektiriyor
Politika'dan Söyleşi

Ömer Ağın: Yeni dönem, yeni bir mücadele ve örgütlenme anlayışı gerektiriyor

Politika Haber
12 Ağustos 2026

EN SON HABERLER

İsrail, Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nde 8 kişiyi katletti

İsrail, Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nde 8 kişiyi katletti

28 Ağustos 2026
Murat Çakır: Söylenebilirliğin ve yapılabilirliğin sınırları

Murat Çakır: Söylenebilirliğin ve yapılabilirliğin sınırları

28 Ağustos 2026
Yeni anayasa ve referandum tartışması: Baskı altındaki sandık meşruiyet üretmez

Yeni anayasa ve referandum tartışması: Baskı altındaki sandık meşruiyet üretmez

28 Ağustos 2026
Yunanistan’da orman yangınları: Girit kırmızı alarmda

Yunanistan’da orman yangınları: Girit kırmızı alarmda

28 Ağustos 2026
DEM Parti’den Öztürk’ün sözlerine tepki

DEM Parti’den Öztürk’ün sözlerine tepki

28 Ağustos 2026
İran’dan dünyaya çağrı: ABD’nin yeni yaptırımlarını uygulamayın

İran’dan dünyaya çağrı: ABD’nin yeni yaptırımlarını uygulamayın

28 Ağustos 2026
İstanbul’da yapılması planlanan ‘Hürmüz Boğazı’ toplantısı ertelendi

İstanbul’da yapılması planlanan ‘Hürmüz Boğazı’ toplantısı ertelendi

28 Ağustos 2026
Politika Haber

© Tüm hakları saklıdır
Politika Haber'de yayımlanan yazı, haber, fotoğraf ve videoların her türlü telif hakkı Mustafa Suphi Vakfı'na aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilmeden ve link verilmeden alıntılanamaz.

Bizi Takip Edin

Kurumsal

Künye

Hakkımızda

Çerez Politikası

Gizlilik Politikası

Kullanım Koşulları

Politika Haber, MA ve SPUTNIK abonesidir.

© 2025 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!

Sonuç Bulunamadı
View All Result
  • Tüm Haberler
  • Politika’dan Yorum
  • Politika’dan Söyleşi
  • Dosya
  • Gündem
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kadın
  • Gençlik
  • Göçmen
  • Emeklilik
  • Eğitim
  • Doğa
  • Tarih
  • Kültür
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Spor
  • Video Haber
  • Foto-Galeri

© 2025 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!