Kırşehir S Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan 30 yıllık tutsak Mahsum Bilem’in (50) tahliyesi, İdare ve Gözlem Kurulu tarafından 6 ay ertelendi. 1996 yılında Êlih’te gözaltına alınarak tutuklanan Bilem’e, yargılandığı Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) tarafından müebbet hapis cezası verildi. Bilem’in 25 Mayıs’taki tahliyesi, “iyi halli olmadığı” iddiasıyla ertelendi. Kararda, “Suç farkındalık kanaatinin oluşmaması” gerekçe gösterildi. Kurul, tahliyenin 8 Aralık’ta yeniden değerlendirilmesine karar verirken, Bilem karara karşı Kırşehir İnfaz Hakimliği’ne başvuruda bulundu. İtiraz gerekçelerini “yerinde bulmayan” hakimlik, başvuruyu herhangi bir gerekçe göstermeden reddetti.
KURUL KARARLARI ÇELİŞKİLİ
Bilem’in avukatı Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Eş Genel Başkanı Ekin Yeter, İnfaz Hakimliği’nin kararına karşı Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurdu. Ekin Yeter, hakimliğin ret kararının, kararın dayanağı olan Gözlem ve Sınıflandırma Merkezi Yönetmeliği, İnfaz Kanunu, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS), ilgili diğer uluslararası sözleşme ve metinlere aykırı, kopyala-yapıştır bir içeriğe sahip olduğunu belirtti. Ekin Yeter, kurul kararlarının tamamına yakınının, birbirinden farklı kriterler ve olgular içerdiğini, çoğunlukla birbiriyle çeliştiğini, hukuk devletinin temel ilkelerinden olan belirlilik ve hukuki öngörülebilirlikten yoksun kararlar olduğunu söyledi. Ekin Yeter, “Mahpuslar hakkında subjektif ve hukuka aykırı değerlendirmeler esas alınarak ‘iyi halli’ olmadığı gerekçesiyle koşullu salıverilmesinin uygun olmadığı yönündeki kararlar ile tahliyelerinin engellenmesi, işkence eşiğini aşmaktadır” dedi.
‘DİSİPLİN CEZASI VE TUTANAĞI YOK’
Bilem’in Kırşehir Cezaevi’ne götürüldüğü günden beri hiçbir idari soruşturma geçirmediğini hatta kendisi hakkında en ufak bir tutanak dahi tutulmadığını belirten Ekin Yeter, “Bu hususa rağmen sonuç değerlendirmede ‘iyi halli’ olmadığının belirtilmesi raporun kendi içinde çelişkiler barındırdığını göstermektedir. Müvekkilin 30 yıldır cezaevinde olduğu ve cezaevlerinde yaşanan işkence yasağı, sağlık ve tedavi hakkı, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, haberleşme özgürlüğü, ifade özgürlüğü ihlallerinin fazlalığı göz önüne alındığında 30 yıl boyunca hiçbir ihlale ses çıkarmamış, protesto etmemiş olmasını beklemek hukuki bir yaklaşım olmadığı gibi vicdani de değildir. Daha önce almış olduğu disiplin cezaları da şu anda iyi halli olduğu için değerlendirme yapılmasında dikkate alınması gereken bir husus değildir. Müvekkil hali hazırda iyi halli olup, herhangi bir disiplin cezası ve tutanağı bulunmamaktadır” diye belirtti.
Yeni yönetmelikle idareye verilen geniş yetkilerin, keyfi uygulamalara dönüştüğünü belirten Ekin Yeter, “Müvekkilim şahsında tek taraflı ve keyfi olarak hazırlanan kurul kararı ile de bu husus somutlaşmıştır. Bu durum müvekkilin eşitsiz uygulamalara maruz kalmasını beraberinde getirmiştir” dedi.
AÇILMAYAN KURSA KATILMADI!
Bilem’in abisi Alaattin Bilem, kurulun kararına tepki göstererek, “Gözlem kurulu denilen oluşum ne kadar hukuki bilmiyorum ama gelişim puanını ‘49,7 ile yeterli puanı olmadığını’ söylüyor. Puanı arttırabilmek için belirli şeylere katılması gerekiyor. Mesela kurslara katılması gerekiyor. Ama defalarca dilekçe vermelerine rağmen kurs açılmıyor. Açılmayan bir kursa nasıl katılıp da puanını yükseltecek?” diye sordu. Kardeşi Bilem’in yanı sıra diğer tutsakların da benzer durumlarla karşılaştığına dikkat çeken Alaattin Bilem, devletin kendi yasalarını uygulamadığını söyledi. Hem yasalara hem de Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne uygun adımlar atılmasını isteyen Bilem, şöyle devam etti: “Yargılandığı örgüt kendini feshetti, silah bıraktı. Bu şartlarda insanların dışarı çıkması için ne yapması lazım? Ceza yatması da yetmiyor. Cezayı yattıktan sonra böyle şeylerle uğraşmak zorunda da kalıyorsunuz. Tutsaklardan tam olarak ne isteniyor? Kurulun kararı bir an önce tekrardan gözden geçirilmeli.”
MA / Rukiye Payiz Adıgüzel

















