Künye   Hakkımızda
29 Ekim 2026, Perşembe
Politika Haber
  • GÜNDEM
  • EMEK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • KADIN
  • GENÇLİK
  • DOSYA
  • YAZARLAR
Tüm Haberler
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Politika Haber
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Anasayfa Gündem

28 Mart direnişleri: Çocuk da olsa kadın da olsa…

Diyarbakır'da 2006 yılında başlayıp diğer kentlere yayılan 28 Mart direnişleri, 6'sı çocuk 14 insanın kolluk birimlerince öldürülmesiyle tarihe kazındı. Failleri cezasız bırakılan katliam, aradan geçen 16 yılda devlet eliyle yeni ölümlerin kapısını araladı.

28 Mart 2022
28 Mart direnişleri: Çocuk da olsa kadın da olsa…
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsApp'ta Paylaş

“Güvenlik güçlerimiz çocuk da olsa kadın da olsa gerekeni yapılacaktır”… 1 Nisan 2006 tarihinde dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan tarafından sarf edilen bu söz, AKP’nin adım adım inşa ettiği totaliter-despotik rejimin ilk açık beyanı oldu.

Ülkenin ağır bir ekonomik kriz yaşadığı ortamda 14 Ağustos 2001 yılında kurulan AKP, sivil bir Anayasa, demokratik bir sistem, özgürlükçü bir toplum, Avrupa Birliği’ne (AB) girme vaatleriyle yeni bir arayış içerisine giren halktan destek alıp, 3 Kasım 2002’de yapılan genel seçimlerde iktidara geldi. Partisi iktidara gelse de kendisi “siyasi yasaklı” olan Erdoğan, ülkenin en büyük sorunu olan Kürt meselesine dair yaklaşımını 22 Aralık 2002’deki Moskova ziyaretinde kendisine “Kürt sorununu çözün, bu acılar artık yaşanmasın” diyen Kürt işçiye verdiği şu yanıtla gösterecekti: “Sorun var diye inanmayacaksın. Yok diye inanacaksın. Sorun var diye inanırsan sorun olur. Sorun yok dersen, sorun ortadan kalkar. Biz böyle bir sorun yok diyoruz.”

FAİLLERE ANKARA’DAN SAHİP ÇIKTI 

2005 yılında geldiği Diyarbakır’da bu kez “Kürt sorunu benim sorunumdur” dese de, aynı kentte hemen ertesi yıl yaşanan ve 6’sı çocuk 14 kişinin kolluk birimleri tarafından katledildiği 28 Mart direnişleri, Erdoğan’ın bu cinayetlere Ankara’dan arka çıktığı yukarıdaki sözle tarihe kazındı.

NELER YAŞANDI?

Protestolar ve ölümleri beraberinde getiren süreç, 24 Mart 2006 tarihinde Muş’un Şenyayla kırsalında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) düzenlediği operasyonla 14 PKK’linin hayatını kaybetmesiyle başladı. Oysaki 1999 yılında uluslararası bir komplo ile Türkiye’ye getirilmesi sonrasında PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısı ile PKK çatışmasızlık ilan etmiş, fakat AKP’nin herhangi bir adım atmaması üzerine 2004 yılında sonlandırılmıştı. Yeniden başlayan çatışma koşulları içerisinde 14 PKK’linin yaşamını yitirdiği operasyonda kimyasal silah kullanıldığı yönünde kimi bilgiler yansıması bölge halkında infiale neden oldu.

Bu hava içerisinde yaşamını yitiren 4 PKK’linin cenazesinin defnedilmek üzere getirildiği Diyarbakır’da, mezarlıktaki defin işlemleri sırasında F-16 uçaklarının üzerlerinde alçak uçuş yaptığı halk, yaşananlara tepki göstermek için yürüyüşe geçti. Bağlar’daki 10 Nisan Polis Karakolu önünden geçtikleri sırada polislerin kitleye müdahale etmesiyle olayların fitili ateşlenmiş oldu ve protestolar tüm kentte yayıldı. Olağanüstü Hal kaldırılmış olsa da askeri birliklerin zırhlı araçlarla kentin merkezi noktalarına konumlandırılması darbe görüntülerini yeniden ortaya çıkardı. Devlet güçlerinin sivil halkın üzerine silahla ateş açması, bunun sonucunda da ölüm ve yaralanmaların yaşanmaya başlaması protestoları daha da büyütüp, halkın “serhildan” olarak adlandırdığı bir direnişe çevirdi.

EN KÜÇÜĞÜ 3, EN BÜYÜĞÜ 78 YAŞINDAYDI

Diyarbakır kent merkezinde başlayıp, 1 Nisan’dan itibaren çevre kentler ve ilçelere yayılan bu protestoların sürdüğü yaklaşık bir hafta içerisinde 6’sı çocuk 14 insan yaşamını yitirdi. Bunların isim ve yaşları ise şöyleydi: “Fatih Tekin (3), Enes Ata (6), İsmail Erkek (8), Abdullah Duran (9), Mehmet Akbulut (17), Mahsun Mızrak (17),  Emrah Fidan (18), Mehmet Işıkçı (20), Mehmet Sıddık Önder (22), Tarık Atakaya (23), İlyaş Aktaş (24) Mustafa Eryılmaz (25), Ahmet Araç (27) ve Halil Söğüt (78).”

ARALARINDA GAZETECİ DE VARDI

Hayatını kaybeden bu isimlerin en küçüğü olan 3 yaşındaki Fatih Tekin, Batman’daki evlerinin balkonunda oyun oynarken isabet eden kurşunla hayatını kaybederken, en yaşlısı olan 78 yaşındaki Halit Söğüt ise, sokak ortasında darp edilmek suretiyle öldürüldü. Hayatını kaybedenler arasında Devrimci Demokrasi gazetesi muhabiri İlyas Aktaş da vardı.

YÜZLERCE KİŞİ YARALANDI, 382 KİŞİ TUTUKLANDI

Diyarbakır Valiliği tarafından paylaşılan bilgi notunda, 28-31 Mart tarihleri arasında yaşanan olaylarda 161 sivil ve 199 güvenlik görevlisinin yaralandığı açıklandı. İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi tarafından hazırlanan 6 Nisan 2006 tarihli rapora  göre ise; olayların sadece ilk gününde net rakam tespit edilememekle birlikte 200’e yakın kişi yaralandı. Söz konusu bu rapora göre, olaylar sırasında gözaltına alınan 543 kişiden 91’i çocuk olmak üzere 382 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi.

SADECE İKİSİ İÇİN SORUŞTURMA AÇILDI

Gözaltına sırasında özellikle çocukların işkenceye maruz kaldığı o döneme dair hazırlanan bu ve benzeri raporlara yansıdı. Yakınları öldürülenler, olaylarda yaralanıp gözaltında işkenceye maruz kalan mağdurlar ve aileleri Diyarbakır Barosu ve İHD’nin hukuki desteği ile Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurularında bulundu. Diyarbakır Valiliği’ne de ayrıca idari soruşturma başlatılması için başvuru yapıldı. Ancak Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı tarafından sadece otopsi raporlarına göre, başlarına isabet eden gaz fişeği sonucu hayatlarını kaybeden Enes Ata (8) ve Mahsum Mızrak’ın (14) ölümlerine ilişkin ayrı ayrı soruşturmalar açıldı.

Savcılık, Mahsum Mızrak ile ilgili soruşturmada şüpheli olarak yer alan polis memurları B.Ö., H.A. ve N.Ö. hakkında Diyarbakır Valiliği’nden soruşturma izni istedi. Ancak Valilik, polislerin “görevlerini yerine getirdiklerini” ileri sürerek izni vermedi. Avukatların yaptığı itirazla Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi, valiliğin aldığı bu kararı kaldırdı. Savcılık, olaylardan üç yıl sonra 2009’da 3 polis hakkında “Olası kast sonucu ölüme neden olmak” suçundan ömür boyu hapis cezası istemiyle açtığı dava, 2010 yılında Diyarbakır 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Sonrasında Enes Ata hakkında hazırlanan iddianame, 2013 yılında Mahsum Mızrak dosyası ile birleştirildi.

DELİLLER BİR BİR KAYBEDİLDİ

Cinayetlerin işlenmesinde kendisini gösteren fütursuzluk, yargılama aşamasında bu kez karşılan skandallarla kendisini gösterdi. Önce Mızrak’ın kafatasından çıkarılan bombaatar fişeğinin adli emanette değiştirilerek yerine av tüfeği fişeği konulduğu tespit edildi. Daha sonra Enes Ata’nın ölümüne neden olan fişek adli emanette kayboldu! Bunlara Ata’nın öldürüldüğü sırada üzerinde bulunan ve kanıt niteliğinde olan elbiseleri ve yine polislerin olay gününe ait bütün telsiz konuşma kayıtlarının mahkeme kararı olmadan imha edilmesi eklendi. Böylece yargılamaya dair deliller birer birer ortadan kaldırıldı.

Katılan avukatlarının delillerin kaybedilmesine ilişkin suç duyuruları da bir süre sonra takipsizlikle sonuçlandı. Yargılama sürerken, Mızrak ailesinin başvurduğu AİHM, 2016 yılında “yaşam hakkını ihlal” ve “etkin soruşturma yürütülmesi”nden suçlu bulduğu Türkiye’yi Mızrak ailesine tazminat ödemeye mahkum etti.

FAİLLERE BERAAT

AİHM’in bu kararına rağmen, sanık üç polis hakkında yargılandıkları davada mevcut deliller ortadan kaybedilmiş olmasına rağmen 2018 yılında “yeterli delil elde edilemediği” gerekçesiyle beraat kararları verildi. İstinaf Mahkemesi’ne yapılan itirazla kararın bozulması üzerine yargılamaya yeniden başlansa da sonuç değişmedi ve sanık polislerin aynı gerekçe ile beraatlerine karar verildi.

ÖLÜMLERE YENİLERİ EKLENDİ

Enes Ata ve Mahsum Mızrak cinayetlerine dair yargılamada kendisini bu şekilde gösteren “cezasızlık politikası”, aslında 28 Mart protestolarının sonrasında Türkiye’de kolluk eliyle gerçekleştirilen ölümlerin kapısını aralayıp, faillere daha fazla cesaret kazandırdı.

2007 yılında İzmir’de “dur” ihtarına uymadığı gerekçesiyle aracında polis kurşunuyla öldürülen Baran Tursun adına kurulan vakıf tarafından derlenen verilere göre, 2007-2021 yılları arasında 410 insan kolluk şiddeti sonucu hayatını kaybetti.

CİNAYETLERE ‘HUKUK’ KILIFI! 

Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun (PVSK) 16’ncı maddesinin birinci fıkrası; “Polisin, görevini yaparken direnişle karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanmaya yetkili olduğunu” hüküm altına alır. Bu yetkinin nasıl kötüye kullanabildiğinin en somut ve çarpıcı örneği ise üniversite öğrencisi olan 23 yaşındaki Kemal Kurkut’un, 21 Mart 2017 tarihinde Diyarbakır’daki Newroz kutlamasına katılmak isterken miting alanının girişinde polis tarafından öldürülmesi oldu. İşlenen cinayeti tüm çıplaklığı ile gözler önüne fotoğraflara rağmen katil zanlısı polis Yakup Şenocak “olası kastla öldürmek”ten yargılandığı davadan beraat etti. Yapılan itirazlar üzerine dosyayı inceleyen Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi ise, geçtiğimiz Şubat ayında cinayetin “yasal sınırlar” içerisinde işlendiğini savunup, sanığa yüklenen suçun “hukuka aykırı” olduğunu ve yerel mahkemenin kararının gerekçesini böyle kurmasını gerektiği gerekçesiyle kararı bozdu.

Ömer Çelik / MA

Previous Post

Faile arka çıkan yargının ‘indirim’ memnuniyetsizliği

Next Post

Pazarcı mal getiremiyor, halk pahalıktan alamıyor

İlgili Haberler

Tutuklu öğrenciler için eyleme katılan 4 öğrenci serbest bırakıldı
Gündem

Tutuklu öğrenciler için eyleme katılan 4 öğrenci serbest bırakıldı

28 Ekim 2026
İsrail seçim sonuçlarında belirsizlik sürerken borsa geriledi, şekel değer kaybetti
Gündem

İsrail seçim sonuçlarında belirsizlik sürerken borsa geriledi, şekel değer kaybetti

28 Ekim 2026
MLSA, X hesabına getirilen erişim engelini AYM’ye taşıdı
Gündem

MLSA, X hesabına getirilen erişim engelini AYM’ye taşıdı

28 Ekim 2026
Ortadoğu’daki gerilim petrol fiyatlarını yüksek tutuyor
Gündem

Ortadoğu’daki gerilim petrol fiyatlarını yüksek tutuyor

28 Ekim 2026
DİSK-AR: İşsiz sayısı 13 milyona yaklaştı
Gündem

DİSK-AR: İşsiz sayısı 13 milyona yaklaştı

28 Ekim 2026
İspanya’da iki hızlı tren çarpıştı: Çok sayıda yaralı var
Gündem

İspanya’da iki hızlı tren çarpıştı: Çok sayıda yaralı var

28 Ekim 2026
Politika'dan Günün Yorumu
Burjuva siyaset, ahlak ve biz
Gündem

Burjuva siyaset, ahlak ve biz

Melike Korkmaz
8 Ekim 2026
Politika'dan Söyleşi
Ali Ergin Demirhan ile Direniş Fraksiyonunun Güncel Durumu
Gündem

Ali Ergin Demirhan ile Direniş Fraksiyonunun Güncel Durumu

Politika Haber
18 Ekim 2026

EN SON HABERLER

Tutuklu öğrenciler için eyleme katılan 4 öğrenci serbest bırakıldı

Tutuklu öğrenciler için eyleme katılan 4 öğrenci serbest bırakıldı

28 Ekim 2026
İsrail seçim sonuçlarında belirsizlik sürerken borsa geriledi, şekel değer kaybetti

İsrail seçim sonuçlarında belirsizlik sürerken borsa geriledi, şekel değer kaybetti

28 Ekim 2026
MLSA, X hesabına getirilen erişim engelini AYM’ye taşıdı

MLSA, X hesabına getirilen erişim engelini AYM’ye taşıdı

28 Ekim 2026
Ortadoğu’daki gerilim petrol fiyatlarını yüksek tutuyor

Ortadoğu’daki gerilim petrol fiyatlarını yüksek tutuyor

28 Ekim 2026
DİSK-AR: İşsiz sayısı 13 milyona yaklaştı

DİSK-AR: İşsiz sayısı 13 milyona yaklaştı

28 Ekim 2026
İspanya’da iki hızlı tren çarpıştı: Çok sayıda yaralı var

İspanya’da iki hızlı tren çarpıştı: Çok sayıda yaralı var

28 Ekim 2026
Cumhuriyetçilik Sosyalizmin Sınırı mı, Mücadele Alanı mı?

Cumhuriyetçilik Sosyalizmin Sınırı mı, Mücadele Alanı mı?

28 Ekim 2026
Politika Haber

© Tüm hakları saklıdır
Politika Haber'de yayımlanan yazı, haber, fotoğraf ve videoların her türlü telif hakkı Mustafa Suphi Vakfı'na aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilmeden ve link verilmeden alıntılanamaz.

Bizi Takip Edin

Kurumsal

Künye

Hakkımızda

Çerez Politikası

Gizlilik Politikası

Kullanım Koşulları

© 2026 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!

Sonuç Bulunamadı
View All Result
  • Tüm Haberler
  • Politika’dan Yorum
  • Politika’dan Söyleşi
  • Dosya
  • Yazarlar
  • Gündem
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kadın
  • Gençlik
  • Göçmen
  • Emeklilik
  • Eğitim
  • Doğa
  • Tarih
  • Kültür
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Spor
  • Video Haber
  • Foto-Galeri

© 2026 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!