Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi (TDİ), cezaevlerinde artan hak ihlallerini yaptığı açıklama ile protesto etti. İstanbul’un Kadıköy ilçesindeki General Asım Gündüz (Bahariye) Caddesi’nde bulunan Süreyya Operası’nın önünde gerçekleşen açıklamaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekilleri Dilşat Canbaz Kaya ve Musa Piroğlu ile avukatlar da katıldı. “İnfaz yakmalar, iletişim yasakları ve baskılar son bulsun” pankartı açan kitle sık sık, “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz“, “Zindanlar yıkılsın tutsaklara özgürlük” sloganları attı.
PİROĞLU: DEVLETLEŞMİŞ MAFYA
Cezaevlerindeki hak gasplarının iktidarın yönetme şeklini deşifre ettiğini ifade eden HDP İİstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, cezaevlerindeki baskılarla birlikte sokağın sesinin de kısılmaya çalışıldığını dile getirdi. Polis zorunun ulaştığı noktaya dikkati çeken Piroğlu, “Hapishanelerde yüzlerce tutsak ölümle baş başa bırakılmış durumda. Devletin keyfi uygulamalarla cezaevlerindeki sürdürdüğü hukuksuzluklar sokaklarda da kol gezdiriyor. Devleti bir mafya çetesine dönüştürdüler. Mafyalaşmış bir devlet, devletleşmiş bir mafya var karşımızda. Böyle bir noktada iktidar ve kurumlarından bir adım beklemek hatadır. Saray kaşını kaldırmadıkça savcılar kılını kıpırdatmayacak. Ülkeyi bir cehenneme, mafya çetesine çevirdiler. Bunların temel beslenme alanı Kürt sorunudur ve Kürt sorunu çözülmedikçe bu böyle devam edecek. Kürt sorununun çözülmesi demek ise İmralı’daki tecridin kaldırılmasındaki adım demektir” dedi.
SABUR: AĞIR ŞARTLAR DAYATILIYOR
İnisiyatif adına açıklama yapan tutuklu ailesi Hıdır Sabur, pandemi ile birlikte artan hak ihlallerine dikkati çekerek, pandemi bahanesi ile birçok hukuksuzluğun işlendiğini söyledi. Tutuklulara ağır koşulların dayatıldığını belirten Sabur, “Tecridi derinleştiren devlet bir yandan da tutsakların şartlı tahliye hakkını gasp etti. Gözlem kurulları aracılığıyla tutsaklara ‘pişmanlık’ dayatıldı. Görüştüğü, mektuplaştığı kişiler, okuduğu kitaplar, yazdığı dilekçeler, keyfi verilen disiplin cezaları ve ‘bağımsızlar koğuşuna geçip geçmeme dahi tutsağın ‘iyi halli’ olmadığına gerekçe olarak sunulup tahliyeler engellendi. Hapishanelerde her türlü baskı, tecrit, işkence ve kötü muamele uygulamalarını artıran devlet, infaz yakma politikası ile açık ki içeri girenin dışarı çıkamadığı, hukukun hiçbir biçimde işlemediği bir düzeni hâkim kılmaya çalışıyor” diye konuştu.
“HASTA TUTUKLULAR ÖLÜME TERKEDİLDİ”
Bu süreçte hasta tutukluların durumunun daha da ağırlaştığına işaret eden Sabur, onlarca ağır hasta tutuklu ve hükümlümün sağlık heyetlerinden “hapishanede kalamaz” raporları çıkmadığı için ölüme terk edildiğini ifade etti. Sabur, “Hapishanelerde ağır hasta tutsaklar ölüme terk edilir ve diyet yemek dahi alamazken mafya liderlerinin hapishanelerde her türlü özel hizmet için sağlık kurullarından rapor çıkardıkları, istedikleri kişiyle görüşüp istedikleri yemekleri sipariş ettikleri ve hiçbir zaman kapılarının kilitlenmediği de açığa çıktı” diye belirtti.
AÇLIK GREVLERİNE DESTEK ÇAĞRISI
Tutuklular üzerindeki baskılar yoğunlaşırken dışarıda da her türlü anti-demokratik uygulamanın kol gezdiğini belirten Sabur, İmralı Cezaevi’nde tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile Veysi Aktaş, Hamili Yıldırım ve Ömer Hayri Konar’ın koşullarının daha da ağırlaştığını vurguladı. Sabur, cezaevlerinde 179. gününde devam eden açlık grevlerini hatırlatarak, “Devlet tutsakların taleplerine kulaklarını tıkadığı gibi onların sesini duyuran her kesime ise baskı uygulamaktan geri kalmadı. Yinelemek istiyoruz ki; tutsakların talepleri bizim de taleplerimizdir ve hapishanelerdeki tecrit ve hak gasplarına karşı çıkmak insan onurunun bir gereğidir” ifadelerini kullandı.
MA

















