Türkiye’de savaşa ayrılan bütçe, ülkede yıllardır süren ve bitmek bilmeyen ekonomik krizin en önemli etkenlerinden biri. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin başladığı 2025 yılında Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) paylaştığı verilerde, Türkiye’nin önceki yıla göre yaptığı askeri harcamaların yüzde 7,2 artarak, 30 milyar dolara ulaştığı belirtildi. Rapora göre, askeri harcamalar, 2025’te, 2016 yılına kıyasla yüzde 94 arttı.
Çatışmalı süreçten en fazla etkilenen kesimlerin başında ise işçi ve emekçiler geldi. Asgari ücret her yıl ekonomik krize yenik düşerken, hakları gasp edilen işçiler işlerinden edildi. 1 Mayıs’a hazırlanan bölgelerden biri de Serhat. Wan, Mûş ve Agirî’de, hazırlıklar sürüyor.
‘MİLYONLARCA İNSAN AÇLIĞA TERK EDİLDİ’
Wan’da Kent Meydanı’nda gerçekleştirilecek miting için 1 Mayıs Tertip Komitesi Başkanı Ekrem Pala, katılım çağrısında bulundu. İktidarın politikaları nedeniyle milyonlarca insanın açlığa terk edildiğini belirten Pala, “Bilindiği üzere Ortadoğu’da yaşanan savaşların ve ekonomik krizlerin zirve yaptığı ve insanlığı en çok etkileyen bir süreçten geçmek bulunmaktayız. İşçilerin uluslararası birlik dayanışma ve mücadele günü olan 1 Mayıs’ı kutlayacağız. Savaş ve krizlerin kendilerini var etmeye çalıştığı kapitalist sistem, bir kez daha dünyanın her yerinde işçiler, emekçiler, yoksullar sömürü sistemine kurban oluyorlar. Tüm saldırıların kesişim yeri olan Ortadoğu savaşları yalnızca sınırları değil halkların yaşamlarını da parçalıyor. Türkiye ise iktidar politikaları ve emeği değersizleştirip yoksulluğu karşılaştırırken 28 Bin 75 TL’lik asgari ücretle milyonları açlığa mahkum ediyor. Alım gücü karşısında ücretler her gün erirken emeği, değeri sistematik bir şekilde düşürülüyor. Emekçiler artık geçim için değil barınmak için mücadele etmek zorunda kalıyor. Vergi politikaları nedeniyle emekçilerin 3 kuruşluk kazancına göz dikiliyor ve sendika kazanımları bir bir ortadan kaldırılırken örgütleme, grev ve toplu sözleşme hakkı fiilen engelleniyor” diye belirtti.
‘ÖCALAN’IN ÇÖZÜMÜ TÜM DÜNYA İÇİNDİR’
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın başlattığı, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne değinen Pala, “Emek olmadan özgürlük sağlanmaz” dedi. Pala, “Tam da böylesi bir süreçte tüm dünyanın da içinde bulunduğu bu savaş politikalarının odağında Sayın Abdullah Öcalan’ın bütün dünyayı ve Ortadoğu’yu bu savaştan ve ekonomik krizden kurtarabilecek Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nı bütün halklara ve dünyaya deklare etmiştir. Yalnızca siyasi bir çözüm değil, aynı zamanda emek, eşitlik, adalet, kadın özgürlüğü ve ekolojik mücadelenin de yol haritasıdır. Bu perspektif doğrultusunda sömürüye karşı emeğin, savaşa karşı barışın ve baskıya karşı demokrasinin birlikte savunulmasını esas alıyoruz. Biliyoruz ki barış olmadan emek özgürleşemez, demokrasi olmadan eşitlik, eşitlik olmadan toplumsal adalet sağlanamaz. Yine biliyoruz ki savaşa karşı barışın, sömürüye karşı emeğin, baskıya karşı demokrasi ve adalet mücadelesi birdir ve ortaktır” ifadelerini kullandı.
MİTİNGE ÇAĞRI
Wan’da yapılacak mitinge katılım çağrısında bulunan Pala, “Dolayısıyla bu yılki 1 Mayıs mitingini emek, adalet, eşitlik, barış, özgürlük ve demokrasi şiarıyla Cuma günü saat 13:30’ da kent meydanında coşkulu kutlamak için değerli halkımızı 7’den 70’e mitinge davet ediyoruz. Gelin hep birlikte eşitliği ve demokrasiyi haykıralım” şeklinde konuştu.
‘HER ZAMAN ALANDAYIZ’
Mûş’ta İstasyon alanında gerçekleştirilecek programa dair DİSK Mûş Şube Başkanı Erol Yaldız konuştu. Hükümet politikalarının işçiyi görmeyen bir noktada olduğunu belirten Yaldız, “DİSK olarak her zaman alandayız. İşçinin yanındayız. İşçinin emeği, alın teri için mücadele ediyoruz. Ülke politikaları belli, işçi sindirilip, emeği gasp ediliyor. Hakkını alamayan bir duruma gelmiş. Asgari ücretin durumu belli. TÜİK denen bir veri ağı bile açlık ve yoksulluk sınırları verdiği halde, işçiler bu açlık sınırının altında bir asgari ücrete tabi tutuluyor. Bu da sömürü politikasıdır. Her zaman alandayız. Ama 1 Mayıs bizim için milat. 1 Mayısı, işçinin alanlarda sömürüye, alın terinin yok sayılmasına karşı en azından ses çıkarma alanı olarak görüyoruz. Bu sene 1 Mayıs’ı coşkulu bir şekilde halkımızla kutlama çabamız var” dedi.
‘ÜLKEDE EŞİTLİK, ADALET YOKSA EKMEK DE YOKTUR’
1 Mayıs kutlaması için çeşitli çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Yaldız, 1 Mayıs’ta Mûş Yetiştirme Yurdu önünden, İstasyon alanına doğru yürüyeceklerini söyledi. “İşçilere çağrımız; gözaltı, tutuklama, mobinglere karşı tek vücut halinde olmalı” diyen Yaldız, “Ne kadar birleşirsek o kadar baskı uygularız. Bir arada olursak, tek ses, tek vücut olursak daha güçlü oluruz. Çözümü öyle sağlarız. 1 Mayıs’ı maalesef bayram ruhuyla kutlamıyoruz. Önümüze yeni baskılar, sömürüler, sınıfsal denklemler çıkıyor. 1 Mayısı bir bayram olarak değil, protesto ve talepleri haykırma şeklinde yürüttük. Ülkemizde hukuk, demokrasi, adalet ve eşitlik ilkeleri çiğneniyor. Bir ülkede eğer bunlar yoksa ekmek de yoktur” dedi.
‘HALKIN BÜYÜK SORUNLARINI KONUŞUYORUZ’
Kürt sorunun demokratik yollarla çözümüne dikkat çeken Yaldız, şunları söyledi: “Biz sadece işçi ücretleri üzerinden konuşmuyoruz. Halkın büyük sorunları üzerinde konuşacağız. Özellikle işçiyi ve ülkenin ekonomisini etkileyen bir sorun var. Kürt sorunu temalı bir denklem var. Biz bunları da haykırıyoruz. Eğer ciddi bir çözüm arayışı varsa bunu doğru temelde çözmemiz lazım. Çünkü bu sorunlar en çok işçi kesimini mağdur ediyor. Biz 1 Mayıs’ta işçi haklarının yanı sıra toplumsal duyarlılığı da sağlamak istiyoruz. Yaşanan bir süreç var. Acilen doğru temelde, eşitlik, hak-hukuk, adalet temelinde çözülmesi talebimizde olacak.”
‘1 MAYIS BARIŞ MÜCADELESİNDEN BAĞIMSIZ DEĞİL’
Agirî’de de Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) binası önünde bir araya gelinerek, Denbêj Şakiro Kent Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirilecek. Genel-İş Agirî Şube Başkanı Ersin Erincik, işçilere dönük baskılara dikkat çekerek, 1 Mayıs’a katılım çağrısında bulundu. Bu yılki 1 Mayıs’ın barış ve demokrasi mücadelesinden bağımsız ele alınamayacağını belirten Erincik, “Açlık ve yoksulluk sınırının zirve yaptığı bu süreçte, Ortadoğu’yu saran savaş ateşine karşı iç barışı sağlamak ve halkların bin yıllık kardeşliğini güncellemek hayati bir zorunluluktur. Sayın Abdullah Öcalan’ın içinde bulunduğu ve siyasi muhatapların başlattığı barış sürecini emekçiler olarak sahipleniyoruz, çünkü kadının, çocuğun ve işçinin özgürleşmediği bir ülkede gerçek barıştan bahsedilemeyeceği bilinciyle 1 Mayıs’ta tüm yasaklara karşı alanlarda irademizi beyan edeceğiz” diye belirtti.
Bilal Babat- Can Kırbaş / MA


















