Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde ikinci aşamaya geçiş aşamasına ilişkin tartışmalar devam ediyor. Apocu Hareket Yönetimi, silahlı mücadeleyi sonlandırma kararının yıl dönümünde yaptığı açıklamasında sürecin ilerlemesi açısından Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın statüsünün belirlenmesinin gerekliliğini vurguladı. MHP Genel Bahçeli Devlet Bahçeli de Abdullah Öcalan için statü konusunun ele alınması gerektiğini belirterek, “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” önerisi yaptı.
Süreç bağlamında yaşanan son gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Antalya Milletvekili Saruhan Oluç, Apocu Hareket Yönetimi’nin gelinen aşamaya ilişkin hukuki ve yasal adımların atılmasına dair beklentilerini açıklamasının önemli olduğunu söyledi. Oluç, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin ikinci aşamasına geçiş için en kritik adımın “özel yasa” ya da “çerçeve yasa” olduğunu belirterek, sürecin hukuki zemin olmadan ilerlemesinin zor olduğunu belirtti. Meclis’te daha önce hazırlanan ortak rapora atıf yapan Oluç, gerillaların toplumsal yaşama dönüşünü mümkün kılacak açık bir hukuki prosedürün oluşturulmasının zorunlu olduğunu ifade etti
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın rolü üzerine de benzer spekülasyonların yapıldığına dikkat çeken Oluç, “Bu açıklamayla birlikte bütün bu spekülasyonlara da cevap verilmiş oldu. Hareket, Sayın Öcalan’ın görüş önerilerinin ve politikalarının arkasında durduğunu bu açıklamayla bir kez daha ifade etmiş oldu. O açıdan önemli bir açıklama” dedi.
‘HUKUKİ PROSEDÜR OLMADAN ADIM ATILMASI ZOR’
Yasal adımların atılmasına dair öne sürülen “teyit ve tespit” şartlarına ilişkjin konuşan Oluç, “Bizim uzun zamandır süreçle ilgili olarak yasalar ve hukuki aşamayla ilgili olarak tartıştığımız mesele şu; biz bu sürecin birlikte ilerlemesi gerektiğini hep ifade ettik. Zaten bu Meclis’teki kurulmuş olan komisyonun hazırlamış olduğu ortak raporun 37’inci sayfasına baktığımız zaman, raporun 6’ıncı bölümündeki ifade aslında silahların bırakılmasıyla hukuki ve siyasi düzenlemelerin yapılmasını bir süreç olarak ele alır. Yani bir öncelik sonralık ifade etmez. Raporun kendisinde de bu vardır. Dediğim gibi 37’inci sayfa açıldığında raporda bu çok net olarak görünür. O nedenle bunun birlikte ilerleyen bir süreç olması zaten işin gereğidir. İlk silahları yakanlar 11 Temmuz’da 30 kişiydi. Onların gelebilecekleri bir yer yoktu. Çünkü bir hukuki düzenleme olmadığı için silahları yaktıktan sonra yine kendi yerlerine geri döndüler. Halbuki bir hukuki düzenleme olsaydı nasıl bir prosedürle karşı karşıya kalacaklarını bilselerdi belki de bir kısmı bizimle birlikte geri gelecekti. Dolayısıyla bu hukuki prosedür belli olmadan adım atılması son derece zor” ifadelerine yer verdi.
Geri dönen gerillaların nasıl bir durumla karşı karşıya kalacaklarını bilmeleri gerektiğini ve ona uygun adımların atılması gerektiğini söyleyen Oluç, gerillaların siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel hayata nasıl dahil olacaklarına dair bir hukuki prosedürün belli olması gerektiğine vurgu yaptı. Bu gerekliliklerin yerine getirilmesinin yasal düzenlerle olabileceğini ifade eden Oluç, “Hukuki açıdan bir yasanın yürürlük maddesinde çeşitli yollar bulunarak da adımlar atılabilir. Dolayısıyla yeter ki bu konuda hakikaten bir siyasi irade ve cesaret olsun. Bu adımların yollarını bulmak çok kolaydır. Dolayısıyla biz DEM Parti olarak bu noktadan bakıyoruz ve bunun gerekli olduğunu düşünüyoruz. Elbette görüyoruz ki başka çevrelerden de bu konuda bir irade oluşmaya başlamış vaziyette. Umarım çok fazla vakit kaybetmeden bu yollara başvurulur ve sürecin daha hızlı ilerlemesi sağlanabilir” diye konuştu.
‘SADECE TÜRKİYE İLE İLGİLİ DEĞİL’
Abdullah Öcalan’ın baş müzakereci olarak hukuki pozisyonunun sürecin koşullarına uygun hale getirilmesinin zorunlu olduğuna dikkat çeken Oluç, “Burada nedir çalışma koşullarının uygun olması? Esas itibariyle iletişim imkanlarının sağlanıyor olması ve çalışma koşullarının uygunluğudur. Şimdi iletişim imkanları özgürce sağlanmadığı zaman sürecin sağlıklı bir şekilde ilerletilmesi zorlaşıyor. Çok açık bir şekilde bu görünüyor. O nedenle bugün Sayın Bahçeli’nin yaptığı konuşmadaki ifadeleri açısından ve sürecin koordinasyonu açısından baktığımızda söyledikleri elbette önemli. Aslında şöyle demek gerekiyor: Aklın yolu bir. Biz de bunu söylüyorduk her zaman ve söylememizin nedeni sürecin sağlıklı ilerlemesi için baş müzakereci olan kişinin çalışma koşullarının ona göre düzenlenmesidir. Ayrıca bu durum sadece Türkiye ile ilgili de değil. Bütün Ortadoğu’da yaşananlara baktığımızda bölge açısından da bu adımın atılması önem taşıyor. O nedenle bu önerileri biz bugün kıymetli bulduk” dedi.
‘TEK TEK PARTİLERLE DE GÖRÜŞEBİLİRİZ’
DEM Parti EŞ Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın Meclis grup toplantısında önerdiği “Barış İzleme ve Takip Kurulu” önerisini değerlendiren Oluç, “Esas itibariyle baktığımızda bir süreç yaşanıyor ve işte tespit, tescil vesaire gibi sözler ise güvenlik bürokrasi üzerinden tarif ediliyor. Fakat Meclis’in de bu konuda bir çalışmasının olması, bu süreci siyasi irade olarak denetlemesi ve atılacak yasal adımların daha kolay yerine getirebilmesi açısından bir mekanizma olabilir. Böyle bir mekanizmanın içinde bütün partiler yer alabilir. Daha önce komisyonda yer almış partiler de dahil bütün partiler yer alabilir ve bu mekanizma, sürecin bir tür siyasi denetimini yapabilir. Yani sürecin Meclis ayağının daha sağlıklı yürümesi açısından da bu önemli olacaktır. Çünkü komisyonun görev süresi doldu ve komisyon fesih oldu aslında. Partilerin birlikte çalışması ve yasal adımların daha sağlıklı ve hızlı atılabilmesi açısından böyle bir mekanizmanın faydası olacağını düşünüyoruz. Elbette tek tek partilerin görüşlerini bu konuda biz de dinlemek isteriz” ifadelerini kullandı.
‘İLK ADIM ÖZEL YASA OLMALI’
Yasal adımların tamamının Mayıs ayında atılacağına dair bir beklentilerinin olmadığını, adımlardan önce “barış yasası, özel yasa veya çerçeve yasa” olarak adlandırılan yasanın oluşması gerektiğini belirten Oluç, ayrıca bazı yasalarda düzenlemelere gidilmesi gerektiğini belirtti. İnfaz yasası, “terörle mücadele” yasası ve TCK’de yasaların düzenlemesi gerektiğini belirten Oluç, “Dolayısıyla, biz Mayıs ayında birinci adım olan çerçeve yasa ile veya özel yasayla ilgili bir hazırlığın başlamasını önemli görüyoruz. Yoksa bütün yasalardaki düzenlemelerin Mayıs ayında bitmesi mümkün değil. O açıdan bizim öyle bir beklentimiz de yok ama ilk adım atılırsa eğer bu özel yasayla ya da çerçeve yasayla ilgili olur. Diğer yasalardaki düzenlemelerin de peyderpey yerine gelmesi için adımlar atılabilir. Dolayısıyla ilk adım özel yasa olacak bizim gördüğümüz kadarıyla. Tabi çok yeni bir öneri gelmezse” dedi.
‘ADIMLARIN ATILMASI SÜRECİN ÖNÜNÜ AÇAR’
Özel yasa üzerinde mutabakatın sağlanması durumunda çalışmaların başlayacağını belirten Oluç, “Üzerinde bir mutabakat sağlanırsa (ki bütün partilerle hazırladığımız ortak raporun 6’ıncı maddesi bu özel yasayla ilgiliydi) o 6’ncı maddede de demek ki bir mutabakat var, o maddeyi birlikte yazabildiğimize göre o maddeye uygun adımların Mayıs ayında atılması aslında sürecin önünü açacaktır diye düşünüyoruz. Ancak bu her şeyin Mayıs ayında biteceği anlamına gelmiyor. Çünkü 6’ncı madde özel yasaydı, 7’nci madde ise kayyumu da içeren çeşitli yasal düzenlemeleri ve diğer yasalardaki hukuki düzenlemeleri de içeren bölümdü. Dolayısıyla 6’ncı madde yerine getirildikten sonra 7’nci maddenin gereklerinin yerine gelmesi bekleniyor. Bu noktada özel yasa çıkarsa bunun çıkışıyla birlikte elbette ki herkesin gereğini yapması gerekiyor. Onun için bu silah bırakma sürecinde nasıl ilerleyeceğimiz sorusunu göreceğiz hep birlikte. Ancak ben öyle inanıyorum ki; bu süreç ilerlemeye başladığında diğer yasalarda da adım adım bazı gelişmelerin olması mümkün hale gelecektir” ifadelerine yer verdi.
MA / Ömer Güngör
MA

















