Ülkenin köklü kamu kurumlarından biri olan Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü’nün (PTT), 2018 yılında Türkiye Varlık Fonu’na (TVF) devredilmesinin ardından yaşanan dönüşümün tartışmaları sürüyor. Devir sonrası kurumun kamusal niteliğinde zayıflama, şeffaflık ve denetim mekanizmalarında gerilemeyle birlikte emek sömürüsü kamuoyunda gündemdeki yerini koruyor.
Konuya ilişkin Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı Basın Yayın İletişim ve Posta Emekçileri Sendikası (Haber-Sen) Genel Başkanı Mesut Balcan değerlendirmelerde bulundu.
SON 7 YILDA 13 MİLYAR TL ZARAR
PTT’de son 7 yılda 13,2 milyar TL zarar açıklandığını belirten Balcan, bu süreçte ayrıca 59 taşınmazın satıldığını aktardı. Kurumda 2018 sonrası işçi alımının durdurulduğunu, liyakatsiz atamaların hizmet aksamasına yol açtığını ve mevcut personelin ağır iş yükü altında çalıştırıldığını kaydeden Balcan, “Üç kişinin yapacağı iş, bir kişiye yaptırılıyor” dedi. Varlık Fonu’nun şeffaf ve denetlenebilir olmadığının altını çizen Balcan, PTT’nin zarar etmediğini gelirlerin fona aktarıldığını dile getirdi. PTT’de yapılması gereken bazı hizmetlerin taşeron firma eliyle yürütüldüğüne dikkat çeken Balcan, tebligatların dahi devlet memurları yerine özel firma personeli tarafından yapıldığını söyledi. Bu kadar zarara rağmen sorumlu kurumların hiç kimseyi soruşturmadığını ve kimsenin yargılanmadığını dile getiren Balcan, “Bugüne kadar bu konuda sorumlu olan PTT Genel Müdürlüğü, Yönetim Kurulu’ndan hiç kimse hesap vermedi. Ve kimsenin hesap vermemesinden kaynaklı bu şekilde devam ediyor. Kamu kurumunun nitelikli hizmet veremediği bir durum oluşuyor. Ya da tamamen siyasallaşıp liyakatsiz kişilerin yönetimlerde yer almasıyla sonuçlanıyor. Bizim temel taleplerimiz denetlenebilir, şeffaf ve hesap verebilirliğin olduğu kurumların olması” ifadelerini kullandı.
GEÇENYIL 59 GAYRİMENKUL SATILDI
Balcan, kurumun 2013 yılından sonra anonim şirket statüsüne geçmesiyle birlikte bir holding mantığıyla yönetilmeye başlandığını belirterek, “Siyasal iktidarın yöneticiler üzerinde baskı kurduğu bir süreç yaşanıyor. Bu baskılar sonucunda geçen yıl yaklaşık 59 gayrimenkul satıldı. Kent merkezlerinde ve tarihi nitelik taşıyan PTT binaları elden çıkarılıyor” diye belirtti.
‘BİLMEYEN KİŞİLER YÖNETİME GETİRİLİYOR’
İktidarın kaybettiği belediyelerde görev yapan bazı bürokratların PTT yönetim kurulu ve üst yönetimine atandığını da söyleyen Balcan, atamaların özellikle kaybettiği İstanbul ve Ankara büyükşehir belediyelerinde görev yapan isimler üzerinden gerçekleştirildiğini söyledi. Balcan, “İdari Hizmet Sözleşmesi’nin getirdiği atama yetkisinden kaynaklı, bir gün bile bir mektubun nasıl atıldığını, bir gişe memurunun nasıl çalıştığını bilmeyen kişiler yönetim alanına getiriliyor” şeklinde ifadeler kulandı.
‘ATANAN LİYAKATSİZ YÖNETİCİLER’
PTT’de 399/2 sayılı cetvele tabi çalışan personelin kendisini kuruma ait hissetmediğini ve kurumlar arası geçişle başka kurumlara gitmek istediğini belirten Balcan, şunları söyledi: “KESK ve Haber-Sen olarak bir kişinin nerede mutluysa orada çalışması gerektiğini düşünüyoruz. Personeli bu noktaya getiren ise belediyelerden sonra PTT Genel Müdürlüğü’ne atanan liyakatsiz yöneticilerdir. Bu yöneticiler, çalışanlarda kurum içinde hiçbir işe yaramadıkları düşüncesini yarattı. Oysa kurumda yıllardır emek veren, kurumu ayakta tutan kişiler 399/2 sayılı cetvele göre çalışan personellerdir. Eğer yarın bu personele kurumlar arası geçiş hakkı tanınırsa, büyük çoğunluğu buradan ayrılacaktır. Arkadaşların özellikle kariyer konusunda yaşadığı memnuniyetsizliğin altını çizmek gerekiyor. Görevde yükselme sınavları yapılıyor ancak 399 sayılı cetvele tabi çalışan arkadaşlara, ‘Eğer iş güvencenden feragat edip İdari Hizmet Sözleşmesi’ne geçersen sana görev verebiliriz’ deniliyor. Biz buna itiraz ediyoruz, bunu kabul etmiyoruz. Mücadelemiz; İdari Hizmet Sözleşmesi kapsamında çalışanların da kadrolu personel olarak istihdam edilmesi, 118’inci maddenin kaldırılması ve personel arkadaşların kurumlar arası geçiş hakkının bir an önce tanınması içindir” şeklinde ifadeler kullandı.
‘EMEK SÖMÜRÜSÜNE KARŞI ÇIKILMALI’
Kurum çalışanlarına ağır iş yükü dayatıldığını belirten Balcan, “Üç kişinin yapacağı iş bir kişiye yaptırılıyor diyerek, emek sömürüsüne karşı tüm sendikaların ortak tutum alması gerektiğini ifade etti. Balcan, şöyle devam etti: “Bu emek sömürüsüne karşı çıkılması ve mali-sosyal özlük haklarının iyileştirilmesi için diğer sendikaların da ses yükseltmesi gerekiyor. Ancak biliyoruz ki bazı sendikaların iktidarla bağları bulunuyor. Sistem sendikacılığı, adeta terfi ve atama bürolarına dönüşmüş durumda. Eğer tüm sendikalar bizim yaptığımız gibi mücadele etseydi, emekçilerin refah düzeyi bugün çok daha iyi olurdu” dedi. PTT’nin Türkiye Varlık Fonu bünyesinden çıkarılması gerektiğini söyleyen Balcan, “PTT’nin Türkiye Varlık Fonu’na peşkeş çekilmesine karşıyız. PTT’nin bir an önce Türkiye Varlık Fonu’ndan çıkarılarak, liyakatli personellerin görev yaptığı ve nitelikli kamusal hizmet sunan bir kuruma dönüştürülmesi gerekiyor.”
MA

















