ABD-İsrail ve İran arasındaki kırılgan ateşkes devam ederken, taraflar halen nihai bir anlaşamaya varamadı. Ateşkese rağmen tarafların birbirlerine karşı suçlamaları ve saldırıları sürüyor. Önceki gün ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), mayın döşemeye çalıştığı öne sürülen botlar ile İran’ın güneyindeki füze fırlatma rampalarının hedef alındığını açıklaması bir kez daha bölgede gerilimi arttırdı. Bir diğer tarafta da Kürtler ve diğer halklar ise İran’ın demokratikleşmesi için yeni yol ve çözümler sunuyor.
Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) Meclis Üyesi Mazlum Heften, yaşanan ateşkes, gerilimler ve gelinen son aşama ile Kürtlerin durumuna ilişkin Mezopotamya Ajans’ına (MA) değerlendirmelerde bulundu.
Ortadoğu’da şuan 3. Dünya Savaşı’nın yaşandığını ifade eden Heften, “Bugün bir dizayn devredir. Şuan 100 yıllık bir dizayn yapılıyor ve bunun merkezi de burasıdır. Şuan dünyanın yeni dizaynı için bir hazırlık yapılıyor. Yaşanan savaşta üç forum ortaya çıkıyor. Birincisi ABD-İsrail çizgisidir ve bu forum şuan en önde ve farklı bir merhaleye geçtiği görülüyor. Zaten İsrail bu konuda yeni bir dizaynın yapılacağını açıkladı. İkinci forum İngiltere’nin başını çektiği, mevcut durumu korumaya çalışan bölgesel ve uluslararası güçler. Bunlar da statünün devamını istiyorlar ama denetimleri altında olmasını istiyorlar. Çin de aynısını istiyor. Sykes Picot’un yeni versiyonunun devreye koyuyorlar ve güncelliyorlar. Sonuncusu ise Rêber Aponun savunduğu Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dayanan, halkların ortak yaşamını hedefleyen üçüncü yol olan Demokratik Modernite çizgisi. Üçüncü forumda demokratik bir sistem var ve dünya için demokratik bir sistem öneriyor. Bunun zemini ve büyük bir potansiyeli var. Bunun karşısındakiler de sermayedarlar ve ulus devletlerdir” dedi.
‘İRAN’DAKİ İDAMLAR EGEMENLERİN UMURUDUNDA DEĞİL’
Bu dizaynın bugün ortaya çıkmış bir dizayn olmadığını ifade eden Heften, “Arap baharı ve buna benzer onlarca kez denediler olmadı. Bir değişim olacak ama ne zaman, nasıl ve ne şekilde olacak bilmiyoruz. Bu savaşın nerede ve zaman biteceğini bilmiyoruz ama devam edecektir. Bu savaşın bitmesine kimse karar vermiyor çünkü bir sistem var. Çünkü bu sistemde neredeyse birçok devlet var. Mesela ‘İran’da demokrasi yok’ diye bombalanıyor ama bu bir bahanedir. Çünkü bu egemenlere göre hareket ederse idam mı var, baskı mı var kimsenin umurunda değil” diye konuştu.
Savaşın herkese kaybettirdiğini kaydeden Heften, “Savaş kazandırır dersek ağır bir tanım olur. Göç, ölüm, baskı ve yoksulluk gibi birçok şey bununla ilgilidir. Elbette ABD ve İsrail bu savaşta kazanamadı. Herkes yönetim giderse rejim değişir diyordu ama olmadı. Ama İran da kazanamadı. Çünkü İran’a çok ağır darbeler vuruldu. Şunu söylemek gerekiyor ki İran’ın bu hegemonik güçlerle olan sorunlarından çok daha ağırı içeride yaşadığı sorunlardır. Çünkü İran kendi halkını katliamdan geçirdi, kendi halkını öldürdü, idam etti. İran’ın sırtını dayamak istediği o sütun ve halk artık yok. ‘Jin, jiyan, azadî’ direnişlerinden bugüne kadar on binlerce insan katledildi. Yine bu savaş sürecinde binlerce insan öldürüldü. Kirmanşa’da 2-3 bin gencin katledildiği ifade ediliyor. İran bunu yaparak tutunduğu dalı da kesti. Bunlar olmasaydı İran’ın ömrü ve gücü belki de daha çok olurdu. Kim itiraz ediyorsa İsrail’e yardım ediyor diye idam ediyorlar. Sistem böyle devam ederse çok daha ağır kırılmalar yaşanacak” diye belirtti.
‘REJİM ARTIK KESİNLİKLE DEĞİŞMELİDİR’
İran’ın 2 bin 500 yılı aşkın bir medeniyet ve bir sistemi olduğunu söyleyen Heften, “İran’ın direniş ve hakikat mücadelesi var ve çok güçlüdür. Tarihe bakarsanız bu topraklar büyük direnişlere sahne oldu. İran’ın gerçeğini anlamak için tarihini bilmemiz gerekiyor. Rejim değişmeli çünkü halk bunu asla kabul etmeyecek. Yıllardır bir direniş var. İnsanlar canlarını verdiler, açtılar ama ekmek demediler. Bunun için canlarını verdiler ve bu büyük bir devrimdir. Herkes demokratik bir değişim istiyordu. Halk bedeli ne olursa olsun bu sistemin değişmesini istiyor. İkincisi halkın dışardan müdahalenin ortağı olmak istemiyor olmasının nedeni İran’ın tarihi kökleriyle ilgilidir. Rejimin değişmesi halka nasıl bir garanti verecek bunu da bilmek gerekiyor. Mesela ABD’nin Rojava’daki politikası gözler önünde. Halk bir garanti almadan asla bir politika belirlemez. Sistem bu durumu okuyor ve görüyor. Dışardan yapılan müdahalelerin ülkelerin kendi çıkarları için olduğunu halk iyi biliyor. İçerde zulüm dışarıda bu durum varken halka kimse güven veremez. Halk bu iki kutup yerine kendisine üçüncü yola tutunuyor” diye konuştu.
‘KÜRTLER ARTIK KENDİLERİ İÇİN SAVAŞIYOR’
PJAK’ın şu aşamaya kadar savaşa girmemesinin Kürtlerin yeni mücadele hattını ortaya koyduğunu aktaran Heften, “100 yıldır Kürtler savaşıyor. Kürtler hep savaştı ama kendisi için savaşmadı ve Kürt kimliğini öne çıkarmadı. Maalesef Kürtlerin bu tutumlarından dolayı birçok ülke kazandı. Şimdi Rêber Apo bu halkayı kırdı ve formatı değiştirdi. Kürtlerin bir iradesi olduğu bu durumda net ortaya çıktı. Eskiden Kürtler birilerinin yanında duruyordu ama şimdi Kürtler tek başına büyük bir güçtür ve bir taraf olduğunu söylüyor. Kürtler artık kendi plan ve programlarının olduğunu, manifesto sahibi olduklarını, güçlü bir halk gerçeğine sahip olduğunu söylüyor. 100 yıldır böyle değildi ama bugün artık böyledir. Bu kesin ki Kürtleri kurban etmek ve ateşin içerisine sürmek istediler. Kürtlerin gücüyle küçük bir değişim yaratıp ortada bırakacaklardı. Kürtlerin katledilmesi değil onların siyasi ömürleri önemlidir” diye belirtti.
‘KARANLIĞIN İÇERİSİNE GİRMEK İSTEMEDİK’
Rojava’da yaşananları hatırlatarak durumu tanımlayan Heften, “Son olarak Suriye’de ortaya konulan durum bize bunu gösterdi. İran’da da aynı şeyi yapmak istediler. Kürtleri bu savaşın içerisine sürmek için çok şey denediler, oyun vardı, ‘yiğittirler ‘falan söylemleri vardı. Maalesef bazı kişiler buna düştü ama biz asla buna düşmedik çünkü burada Kürtlerin yok edilmesi vardı. İstediler ki Kürtler birilerinin piyadesi olsun. Biz bu hakikati iyi okuduk ve buna karar verdik. Bizim de elbette politikamız var ama bu birilerinin piyadesi olacağız diye değildir. Kürtler bir güçtür ve kendi kararını kendisi verir. Böyle bir karanlığın içerisine girmek istemedik ve halkımız bu kararımızı çok iyi anladı. İran halkı da bu kararımızdan memnundur. İran halkı bizim adalet, hukuk ve demokrasi öncülüğünü yaptığımızı biliyor. Aldığımız karar tüm İran halklarına hizmet ediyor” dedi.
‘DEĞİŞİP DÖNÜŞMEYENLERİ BU TUFAN YUTAR’
Türkiye’de yürütülen Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin çok önemli olduğunu ifade eden Heften, “Bu süreçten önce yaka yakaya bir savaş, ölüm vardı ama artık o savaş yok. Bu durum, bazı şeylerin anlamını bilenler için büyük bir devrimdir aslında. Savaş, ölüm neredeyse günlük bir duruma dönerken Rêber Apo çıkıp barış ve özgürlüklerden söz ediyor. Herkes ölüm ve öldürmeyi esas alırken Reber Apo barışı esas alıyor. Bu tarihidir. Bugün yeni bir tufan yaşanıyor. Dünya artık kendisini yiyor ve bitirme noktasına götürüyor. Yenilenmeyen ve değişim dönüşmeyenleri bu tufan elbette yutar. Bunu söyleyen bir önder tecritte ve cezaevindedir. Bu felsefe sadece Türkiye için değil tüm dünya için önemlidir. Buna karşılık adım atmak farzdır. Bu süreç başladığında biz çok mutlu olduk. Çünkü bu çözüm tüm insanlık içindir. Ne olursa olsun bizim buna destek vermemiz gerekiyor. Biz inanıyor ve onun için mücadele ediyoruz ama Türkiye sürekli bahane üretiyor. Türkiye 100 yıllık aklından ve politikasından vazgeçmiyor. Rojava, Rojhilat ve her gün bir bahane üretiliyor. Mesela dünya PKK ile savaştı değiştiremedi ama Önder Apo feshetti. Bu tek başına büyük bir devrimdir ama Türkiye bunun kıymetini bilmiyor. Herkesin bunu bir devrim olarak görmesi gerekiyor. Bir yıldır insanın ölmemesi devrim değil midir” diye sordu.
“KÜRTLER, TÜRKİYE’NİN GELECEK GARANTİSİDİR”
PJAK olarak bu süreci desteklediklerini ifade eden Heften, “Sadece orada değil tüm bölgede Kürt sorunun demokratik bir şekilde çözülmesini istiyoruz. Mesela bizi bahane ediyorlar adım atmamak için. Biz PJAK olarak bugüne kadar Türkiye’ye karşı nasıl kötülüğümüz oldu, biz PJAK olarak onlara tek bir kurşun bile attık mı? Niye bizimle ilgili böyle bir politikaları var? Bizim tek odak noktamız İran’dır ve İran’daki tüm halklarla bir arada yaşamaktır. Gözümüz kimsenin toprağında yok. Ama Türkiye’nin gözü üzerimizdeymiş. Çünkü Türkiye en iyi Kürt ölü Kürt olarak politikasına göre Kürt sorunun yaklaşıyorsa o zaman bizi kendisine düşman olarak görüyor. Biz kimse için bir tehdit değiliz. Rêber Apo birlikte yaşamın koşullarını ve politikasına ortaya koyuyor. Bu projenin İran’da da olması için mücadele ediyoruz. Türkiye bu projeye pozitif yaklaşmalıdır. Kürtler bu bölgenin garantisidir. Kürtler Türkiye’nin gelecek garantisidir de aynı zamanda. Kürtler sanki güçsüz ve mecbur kaldılar gibi bir yaklaşım asla başarı olmaz” ifadelerini kullandı.
‘ARTIK FİNAL DÖNEMİNDEYİZ’
Herkesin bu bölgede bir planının olduğunu ve bu planların hayata geçirilmesi için final dönemi olduğunu aktaran Heften, devamla şunları kaydetti: “Türkiye’nin bunu görmesi gerekiyor. Çözüm için zemin çok uygun ve biz PJAK olarak bunu destekliyoruz. Biz Türkiye için asla tehdit değiliz ve öyle görmüyoruz. Biz sürecin destekçileriyiz ve bunun başarıya ulaşmasını istiyoruz. Çünkü Türkiye’deki sürecin başarısı tüm bölgeye olumlu etkiler. Bilinsin ki Kürtler 100 yıldır direniyor, mücadele ediyor ve bugün Kürtler artık sahnededir. Kim bunu görürse kazanır. Halkımız da bir olmalıdır ve kendi kararlarını vermelidir. Örgütlenmemiz gerekiyor. Biz örgütlenirsek mutlaka kazanırız.”
MA / Adnan Bilen


















