Künye   Hakkımızda
21 Ekim 2026, Çarşamba
Politika Haber
  • GÜNDEM
  • EMEK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • KADIN
  • GENÇLİK
  • DOSYA
  • YAZARLAR
Tüm Haberler
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Politika Haber
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Anasayfa Doğa

Özbey: Doğaya saldırılarla toplumsal var oluş hedeflendi

Bölge kentlerinde doğaya yönelik saldırılarla toplumsal var oluşun hedeflendiğini belirten SES yöneticisi Murat Özbey, “Botan özellikle hedef alındı. Bu politikalar savaş politikalarıdır. Ekolojik yaşamı kurmak en az özgür toplumu kurmak kadar önemlidir” dedi.

29 Temmuz 2022
Özbey: Doğaya saldırılarla toplumsal var oluş hedeflendi
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsApp'ta Paylaş

Devletin “güvenlik” gerekçesiyle bölgede gerçekleştirdiği ekolojik kırım da çevre örgütlerinin sessizliği de devam ediyor. Son iki yıla yakın bir sürede “güvenlik yolu”, “helikopterden bakılınca kör nokta olmayacak”, “askeri kule” ve “karakol inşaatı” gibi gereçlerle Şırnak’ta bulunan Cudi Dağı ve Gabar Dağı’nın yanı sıra Besta Bölgesi’nde yüzbinlerce ağaç kesildi. Askerlerin gözetiminde kesilen ağaçlar, TIR ve kamyonlarla farklı kentlere götürülerek, ticari ranta dönüştürüldü.

Şırnak’tan günde 20 kamyona yakın meşe ağacı Urfa’nın Haliliye ilçesindeki Keresteciler Çarşısı’nda pazarlanırken, bir Facebook sayfasında da ağaçların “Satılık odunlar meşe odunu her yere nakliye var, nakliye size ait bin 150 TL” notuyla satılığa çıkarıldığı ortaya çıktı. Orman Genel Müdürlüğü Şanlıurfa Orman Bölge Müdürlüğü’nün resmi internet sitesinden alınan güncel verilere göre, son 7 ayda kentteki ormanlık alanların yüzde 7’si yok oldu. Yanı sıra sürdürülen askeri operasyonlar sırasında meydana gelen yangınlarda yüzbinlerce hektarlık alan küle döndü. Ormanlık alanlar, kalekol, askeri üs, kule ve barajlarla gasp edildi.

Sağılık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Şırnak Şubesi Yöneticisi Murat Özbey, ekolojik yıkımın toplum sağlığına etkilerine dair değerlendirmelerde bulundu.

AMAÇ SAĞLIKSIZ TOPLUM YARATMA

Kentte “güvenlik maskesi” adı altında faaliyetlerin devam ettiğini belirten Özbey, “Ağaç kesimleri başta olmak üzere maden ocaklarının bilinçsizce açılması, termik santralin çevreye saldığı kanserojen maddeler, derelerin kirletilmesi, doğal yaşam alanlarının daraltılarak aşırı kent ve betonlaşma faaliyetleri, güvenlik maskesi adı altında baraj ve kalekolların yapılması bir bütünen sağlıksız toplum yaratma çabasıdır” dedi. İnsan ve toplumun tarihsel olarak doğayla sürekli bir ilişki içerisinde olduğunu ve birbirini sürekli besleyen, geliştiren konumda olduğunu kaydeden Özbey, “Uygarlık sistemi ile birlikte devletleşme-kentleşme hız kazanınca hem fiziki olarak doğanın tahribi hem de toplum üzerinde kurulan tahakküm doğayla kurulan bu yaşamı sürekli bir yok oluş kıskacına almıştır. Ekolojik yaşam, salt doğayı korumak olmayıp insanın insan ve doğa üzerindeki hiyerarşik ve tahakkümcü anlayışı reddeden bir yaşam tarzıdır. İlk toplumsallaşma ile birlikte kültür yoğunlaşmaları, bununla birlikte dil, inanç, ekonomi ve toplumsal ahlakın gelişimi doğayla kurulan ilişki sonucu gelişip şekillenmiştir” diye belirtti.

TOPLUM SAĞLIĞINA ETKİLERİ

İnsanlığın ilk sağlık arayışlarında doğa ve ekolojik yaşamın rolüne dikkat çeken Özbey, “Ekolojik yok oluşun aynı zamanda sağlıksızlaştırma olduğunu görebiliriz. Yine sağlıklı olma halinin en önemli belirleyenlerinden biri ekolojik yaşamdır. Fiziki ve ruhsal açıdan toplum sağlığını birebir etkileyen bu yaşam tarzının korunması ve yeniden inşa edilmesi aynı zamanda toplumsal sağlık mücadelesidir. Somutlaştıracak olursak doğanın aşırı tahribi sonucu bedensel birçok hastalık açığa çıkmaktadır. Termik santral kullanımının yaygınlaşmasının kanser, düşük ve bebek ölümleriyle orantılı olduğu görülecektir. Yine yakın zamanda Sars-Kovid-19 virüsünün doğa ve doğal yaşamın aşırı tahribi sonucu ortaya çıktığı görülecektir. Yine ekolojik yaşamın en önemli belirleyenlerinden bir tanesi olan toplumsal yaşamın tahrip edilmesi ile ruhsal iyilik halinin ortadan kaldırılması toplumsal sağlığı etkilemektedir. Dil, kültür, yaşam tarzı gibi başlıkları ele aldığımızda bunun doğa ile toplum ilişkileri sonucu ortaya çıktığı görülecektir” ifadelerini kullandı.

Doğa ile toplum arasında tahakküm ve hiyerarşik bir yaşamdan ziyade simbiyotik bir ilişki olduğunu dile getiren Özbey, şunları söyledi: “Sağlıklı yaşam aynı zamanda siyasal iyilik halidir. Doğanın özgürlüğü ile toplumsal özgürlükler birbiriyle bağlantılıdır. Doğası özgür olmayan toplumlar özgür değildir. Aynı şekilde tam iyilik halinden bahsetmek için toplumsal özgürlük gereklidir. Bakınız sömürge toplumları sürekli hastalıklıdır. Çünkü özgür olmamak beraberinde ciddi ruhsal ve bedensel sağlık problemleri getirmektedir. Dikkat edilirse kapitalist tıbbın yaratığı son dönem hastalıkların tümü sömürge toplumlarından çıkmaktadır. Yeterli sağlıklı yaşam olanaklarının olmadığı bu toplumlarda bedensel olmakla birlikte ruhsal açıdan da sağlıksızlık halini görmekteyiz. Tüm bunlara bakıldığında sağlık, doğa-toplum ve bunların tam uyumu dediğimiz ekolojik yaşama yönelik saldırılar aynı zamanda toplumu tümüyle yok oluşa sürüklemektir.

SAVAŞ POLİTİKALARI

Kürdistan’da devreye sokulan savaş politikalarının amacını buradan daha net görebiliyoruz. Fiziki savaş ile birlikte kültürel ve toplumsal soykırım politikalarının sürdürüldüğünü görmekteyiz. Savaş ve beraberinde gelen rant düzeniyle toplum bir bütün kültürsüzleştirilmeye çalışılmaktadır. Doğa tahribatının yanı sıra toplum da yozlaştırılmak istenmektedir. Nitekim uyuşturucu, fuhuş, dilin yasaklanması, popüler kültürün kente devlet eliyle sokulmaya çalışılması, kaynakların sürekli sömürülmesine bakıldığında doğa ile birlikte toplumsal varoluşun da hedeflediği görülecektir. Sürekli savaşı canlı tutarak ve ‘güvenlik’ zafiyeti söylemleri ile bölge tümden insansızlaştırılmaya çalışılmaktadır. 90’larda köy yakmaları ile birlikte kentleşen köy toplulukların yaşamlarında yaşanan sorunlar halen devam ediyorken ve bunların köylerine geri dönüş çabası sürerken, sürekli doğanın Kürt halkına yasaklanması ve tahrip edilmesi yaşam tarzına direk müdahaledir.”

“BOTAN ÖZELLİKLE HEDEF ALINDI”

Bölge kentlerinde izlenen politikanın bilinçli olduğunun altını çizen Özbey, “Tüm bu politikalar gereği egemenler Botan’ı özellikle hedef haline getirerek, çok yönlü fiziki ve toplumsal yok oluşu amaçlamaktadır. Son iki yıldır aralıksız ağaç kesilmekte, dereler kirletilmekte, Cudi Dağı tahrip edilmekte. Her gün sayıları artan kalekol ve güvenlik barajları tam bir ekolojik tahribata yol açmaktadır. Bu politikalar savaş politikalarıdır. Sadece rant, sadece güvenlik, sadece doğaya yönelik olmayıp toplumsal doğanın bir bütün yok edilişi hedeflemektedir. Ekolojik yaşamı kurmak en az özgür toplumu kurmak kadar önemlidir. Doğamız için yürüteceğimiz mücadele aynı zamanda sağlıklı yaşam ve özgürlük mücadelesidir” dedi.

“MÜCADELE BELİRLEYİCİ OLACAKTIR”

Ekolojik mücadelenin bir bütün olduğunu ve sürekli olması gerektiğini vurgulayan Özbey, şöyle devam etti: “Öncelikle savaş politikalarına karşı barışı, tahakküm ve hiyerarşik anlayışa karşı demokrasi mücadelesi vererek, ekolojik yaşamı ortadan kaldıran sömürü ve tahakküm ilişkilerini ortadan kaldırabiliriz. Bu noktada kadın ve gençler bu mücadelenin merkezinde yer almalı. Devlet politikalarının tümü, kadın ve gençleri düşürmek üzerinden kurgulanmıştır. Savaş politikalarının hedeflediği kadın ve gençler, hem daha özgür hem de daha yaşanılabilir bir yaşam inşa etmek için mücadelenin öncüsü olmalıdır. Yine bu noktada sivil toplum alanı ve yerel yönetimler alanı ekolojik yaşam mücadelesinde belirleyici olmalıdır. Yerel yönetimlerin çevre ve kent politikaları, yine yerel yönetimlerin yerel demokrasi alanları olma bakımından ekolojik yaşam mücadelesinde belirleyicidir. Ekoloji hareketlerinin oluşması, yerel demokratik kurumların inşa edilmesi, toplumsal bilinç oluşturma noktasında önemlidir.”

Ömer Akın / MA

Previous Post

Gemlik Yürüyüşü’ne çağrı yapan yurttaşa soruşturma

Next Post

Güven: Muhalefet cezaevindeki ihlallere karşı iktidarın tutumunu takınıyor

İlgili Haberler

TTB’den Halkların İklim Zirvesi’ne çağrı: “İklim krizinin çözümü ertelenemez”
Doğa

TTB’den Halkların İklim Zirvesi’ne çağrı: “İklim krizinin çözümü ertelenemez”

3 Ekim 2026
Gediz’de toplu balık ölümleri: Çiftçiler sulamayı bıraktı
Doğa

Gediz’de toplu balık ölümleri: Çiftçiler sulamayı bıraktı

29 Eylül 2026
Maden ruhsatları genişliyor: Yaşam alanları şirketlere açılıyor
Doğa

Maden ruhsatları genişliyor: Yaşam alanları şirketlere açılıyor

29 Eylül 2026
Kuzey Demiryolu Projesine karşı Çekmeköy Meydanı’nda Eylem
Doğa

Kuzey Demiryolu Projesine karşı Çekmeköy Meydanı’nda Eylem

27 Eylül 2026
Vahşi Madenciliğe Karşı Konferans’ın sonuç bildirgesi yayınlandı.
Doğa

Vahşi Madenciliğe Karşı Konferans’ın sonuç bildirgesi yayınlandı.

23 Eylül 2026
Vahşi madenciliğe karşı yaşam savunucuları İstanbul’da buluşacak
Doğa

Vahşi madenciliğe karşı yaşam savunucuları İstanbul’da buluşacak

16 Eylül 2026
Politika'dan Günün Yorumu
Burjuva siyaset, ahlak ve biz
Gündem

Burjuva siyaset, ahlak ve biz

Melike Korkmaz
8 Ekim 2026
Politika'dan Söyleşi
Ali Ergin Demirhan ile Direniş Fraksiyonunun Güncel Durumu
Gündem

Ali Ergin Demirhan ile Direniş Fraksiyonunun Güncel Durumu

Politika Haber
18 Ekim 2026

EN SON HABERLER

Siverek’te cinsel saldırı davası: Sanık avukatından kadına “Neden intihar etmedin?” sorusu

Siverek’te cinsel saldırı davası: Sanık avukatından kadına “Neden intihar etmedin?” sorusu

21 Ekim 2026
Özgür Özel’den AB’ye Libya tepkisi: Türkiye’nin hak ve menfaatleri ayrılıklarımızın üzerindedir

Özgür Özel’den AB’ye Libya tepkisi: Türkiye’nin hak ve menfaatleri ayrılıklarımızın üzerindedir

21 Ekim 2026
Politika Gazetesi…

Politika Gazetesi…

21 Ekim 2026
Anarşist “Toprak Ayaklanmaları”hareketinden çağrı: 17 Ekim Ayaklanmasının Gücüne ve Sonrasına

Anarşist “Toprak Ayaklanmaları”hareketinden çağrı: 17 Ekim Ayaklanmasının Gücüne ve Sonrasına

21 Ekim 2026
Haberi vermek yetiyor mu?

Haberi vermek yetiyor mu?

21 Ekim 2026
Vandalizm mi, sermayeye yönelen sınıfsal öfke mi?

Vandalizm mi, sermayeye yönelen sınıfsal öfke mi?

21 Ekim 2026
SPK’da halka arz için 600 bin dolarlık rüşvet iddiası: “Bir milletvekili geldi, parayı aldı”

SPK’da halka arz için 600 bin dolarlık rüşvet iddiası: “Bir milletvekili geldi, parayı aldı”

20 Ekim 2026
Politika Haber

© Tüm hakları saklıdır
Politika Haber'de yayımlanan yazı, haber, fotoğraf ve videoların her türlü telif hakkı Mustafa Suphi Vakfı'na aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilmeden ve link verilmeden alıntılanamaz.

Bizi Takip Edin

Kurumsal

Künye

Hakkımızda

Çerez Politikası

Gizlilik Politikası

Kullanım Koşulları

© 2026 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!

Sonuç Bulunamadı
View All Result
  • Tüm Haberler
  • Politika’dan Yorum
  • Politika’dan Söyleşi
  • Dosya
  • Yazarlar
  • Gündem
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kadın
  • Gençlik
  • Göçmen
  • Emeklilik
  • Eğitim
  • Doğa
  • Tarih
  • Kültür
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Spor
  • Video Haber
  • Foto-Galeri

© 2026 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!