Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a uygulanan tecride dikkat çeken ÖHD’li Veysi Güneş, umut ilkesinin derhal ve gecikmeksizin uygulanması gerektiğini belirtti.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik 2014 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından “umut hakkı”na dair verilen ihlal kararının üzerinden 12 yıl geçti. Ancak Türkiye, bu ihlalin sonuçlarını ortadan kaldıracak herhangi bir yasal düzenleme yapmadı. MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, Meclis Komisyonu’nun hazırlayacağı raporda “umut hakkı”na dair bir düzenleme önerisinin yer alacağını belirtse de, bu düzenlemenin içeriği ve nasıl bir uygulama getirileceği belirsizliğini koruyor. Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi Avukat Veysi Güneş, konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
‘ÖCALAN 100 YILI BELİRLEYECEK BİR PERSPEKTİFE SAHİP’
Abdullah Öcalan’ın perspektifinin önümüzdeki yüzyılı belirleyecek nitelikte olduğunu vurgulayan Güneş, “Umut hakkına doğru yaklaşmak ve bu hakkı doğru tanımlamak gerekiyor. Bunu sadece bir infaz hukuku tartışması olarak görmüyoruz, umut hakkı artık devlet için bir sınavdır. Türkiye’de bu konu, bir hükümlünün bireysel durumu olarak değil, toplumsal barışın kilidi olarak tartışılmalıdır. Bu bir zorunluluktur. Çünkü Önder Öcalan şahıssında uygulanan tecrit, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kürtlere uyguladığı politika ile bir arada düşünüldüğünde bir kişinin değil milyonların geleceğini askıya alan durumdan bahsediyoruz. Bu yüzden de gerçekten Türkiye’nin toplumsal barışını talep eden herkesin sesinin çok net ve sert bir biçimde bu konuda yükseltmesi gerekiyor. Önder Öcalan, tarihtekinin aksine, kansız, çatışmasız ve halkların bir arada yaşayabileceği bir perspektif sunuyor” dedi.
‘DEVLET İNKAR ETME YOLUNU SEÇİYOR’
Devletin mevcut tutumuna değinen Güneş, umut ilkesinin uygulanması durumunda devletin çatışmasız bir geleceği kabul etmek zorunda kalacağını, asıl sorunun ise devletin bu durumu henüz kabul etmemesi olduğunu belirtti. Devletin savaşmayı, inkarı ve imhayı tercih ettiğini ifade eden Güneş, eğer umut ilkesi esas alınırsa, süresiz cezalandırma mantığının ve “düşman ceza hukuku” anlayışının terk edilmek zorunda kalınacağını, böylece herkesin umutla beklediği barış ihtimalinin hukuki bir zemine oturacağını vurguladı.
‘KÜRT SORUNU HUKUKİ DEĞİL SİYASİ BİR SORUN’
Kürt sorununun hukuki değil siyasal bir sorun olduğunu belirten Güneş, şöyle devam etti: “Bu ilkenin uygulanması, Kürt halkının varlığının kabulüyle ilgilidir, dolayısıyla siyasal ve toplumsal cesaret gerektirir. Tarihe bakıldığında, son yüzyılı inkar, imha ve sürgünle geçmiş bir gerçeklikten bahsediyoruz. Sayın Öcalan ile ilgili umut ilkesinin hayata geçtiği bir durumda, halkların bir arada yaşayabileceği toplumsal bir gerçeklik ve barış iklimi oluşacaktır. Devlet bu ilkeyi uygularsa, Kürt varlığını hukuki bir çerçeveye oturtmak zorunda kalacaktır. Sayın Öcalan herhangi bir birey değil, 52 yıllık bir mücadelenin yürütücüsü olduğu kadar, bugün Türkiye’deki birliğin ve toplumsal dayanışmanın teminatıdır.”
‘UMUT İLKESİ TOPLUMU GÜÇLENDİRECEK’
Umut ilkesinin uygulanmasının devleti zayıflatmayacağını, aksine toplumu güçlendireceğini söyleyen Güneş, “Türkiye artık her şeye güvenlik aklıyla bakmaktan vazgeçmeli. Eğer devlet umut ilkesini uygulayabilirse, tarihinde ilk kez yenilmeyen ama dönüşen demokratik bir yapıya zemin yaratabilir. Bir süreçten bahsediliyorsa, bu sürecin kurucu aktörüne yaklaşımınız, sürece yaklaşımınızı gösterir. Sayın Öcalan’ın mevcut koşullarında bir sürecin sağlıklı yürümesi mümkün değildir. Sayın Öcalan, Kürt halkının iradesidir ve demokratik çözümü hedefleyen bir önderdir. Bu nedenle Sayın Öcalan şahsında umut ilkesinin derhal, gecikmeksizin uygulanması gerekiyor” şeklinde konuştu.
MA

















