Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Şirnex Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, Meclis Genel Kurulu’na 84’üncü oturumunda daha önce sunduğu ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazında 25 yılda koşullu salıverme şartlarının değerlendirilmesini öngören kanun teklifine dair konuştu.
Nevroz Uysal Aslan, 2025 ve 2024 yıllarında aynı teklifi sunduğunu ve halen tekliflerin komisyonda bekletildiğini belirtti. Mevcut infaz rejimini “insanlık dışı infaz rejimi” olarak tariflediklerini söyleyen Nevroz Uysal Aslan, “Bu rejimin geçmiş partilerimiz tarafından da halen komisyonlarda bekletilen 100’den fazla benzer teklif var. Yıllar geçti ancak tek bir adım atılmadı. Tek bir değişiklik yapılmadı. Oysa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 18 Mart 2014 tarihinde Sayın Abdullah Öcalan için vermiş olduğu kararda bu rejimin insanlık dışı rejim olduğu tespit edilip değiştirilmesi ve kanunlu düzenleme yapılması süresi verilmişti. Ardından Kaytan, Gurban, Boltan kararıyla bu hukuksuzluk defalarca tescillendi. Sözleşme açık, Anayasa’nın 90’ıncı maddesi açık, bu kararların hepsi bağlayıcı ama gereği yerine getirilmedi” dedi.
‘MAHPUSLAR ÖLÜME VE YOK OLUŞA SÜRÜKLENDİ’
Soru önergeleri, kanun teklifleri ve itirazlara rağmen mevzuatın değiştirilmediğini “işkence rejiminin” sürdürüldüğünü ifade eden Nevroz Uysal Aslan, “Mahpuslar hapishanelerde ölüme ve yok oluşa sürüklendi. Günlerdir televizyonda konuşuyor burada ifade ediyoruz. İnsan insana saldırarak öldürebilir. Kaza insanı öldürebilir. İhmal, deprem, sel, afet insanı ihmalle öldürebilir. Bir de insanları öldüren yasalar vardır. İşte bu ağırlaşmış müebbet hapis cezasının yöntemi bir katil yasadır. Çünkü bu yasa idam kaldırıldı diye getirildi. Ancak idamın yerine ölümü zamana yaygınlaştırılan ağırlaşmış müebbet rejimi konuldu. Üstelik bu düzenleme 1999 yılından 2004’e kadar siyasal arka planı olan kişiye özel getirilen istisna rejimi olarak getirilen şekilde inşa edildi. Sonra ise o istisna büyüdü. Yıllar içinde bir kişiyi aşarak binlerce insanı kapsayan yapısal bir kolektif zulüm sistemine dönüştü. Bugün bu öldüren katil yasadan etkilenen 4 binden fazla insan var. 4 binden fazla insanın hapishanelerde nefes almasına izin verip bir gün özgürlüğüne kavuşma umudu vermeden tek kişilik hücrelerde ağır tecrit koşullarında tutma modern çağın sessiz infaz etme biçimidir” ifadelerine yer verdi.
‘AĞIRLAŞTIRILMIŞ ÖLÜM CEZASI DEMELİYİZ’
Söz konusu infaz rejimini “devlet eliyle kurgulanmış örgütlü bir umutsuzluk” olarak nitelendiren Nevroz Uysal Aslan, devamında şunları söyledi: “Bunu teorik, sosyal, felsefi mahkeme kararlarından soyut anlatmıyorum. Her biri bir can, her biri bir hayat. Bakın Abdulkadir Kuday ağır ALS hastasıydı. 40 kiloya düşmüştü. Burada ve komisyonda o zamanki alt komisyon başkanımız hatırlar, defalarca kez söyledik. Ama kanunda infaza ara verilmez hükmü olduğu için maalesef 2 Ekim 2024’te hapishanede cansız bedeni çıkarıldı. Yine Mehmet Çeviren ağırlaşmış müebbet cezası verildi. Böyle böyle de diyoruz ama aslında bu ağırlaştırılmış ölüm cezası dememiz gerekir. Bu infaz rejiminden sonra kesinleşme ile beraber 2,5 yıl tek başına bir odada tutuldu. İnsanlarla temas talebi reddedildi.
İŞKENCEDE TUTULMAYA DEVAM EDİYOR
Sosyal temas, etkinlik gibi tüm talepleri zaten kanunda dakikalarla sınırlı olmasına rağmen bunlar bile verilmedi ve 8 gün önce ölüm haberi geldi. Bugün ölümün kıyısında hapishanede olan yüzlerce mahkûmdan biri de Abdürrahim Demir. Yüzde 90 engelli Tekirdağ F tipi yüksek güvenlikli cezaevinde tutuluyor. İleri derecede kronik hastalıkları var, ama çoklu ilerlemiş ATK raporlarına rağmen, yaşam mücadelesi vermiş olmasına rağmen, bu yasadaki infaza ara verilmez, ölünceye kadar infaz edilir mantığı ve düzenlemesi nedeniyle infaz rejimiyle işkencede tutulmaya devam ediyor. Soruyoruz; bir kişiyi sesten, temastan, ortak yaşamdan yarından koparıp ondan sonra ortaya çıkan bireysel bir sonuçmuş gibi anlatabilir misiniz?
BU TEKLİFİ YAŞAM TEKLİFİ OLARAK GÖRÜYORUZ
Burada inkar edilemez kurumsal siyasal bir sorumluluk vardır. Arkasında duranların da bu katile ortak olduğu öldüren bir katil yasa vardır. O yüzden bu kanun teklifini teknik bir teklif olarak değil, öldüren ölüm yasalarına karşı bir yaşam teklifi olarak düşünmenizi istiyoruz. İşkence rejimine karşı hukuka dönüş teklifi, yok oluş siyasetine karşı umut hakkı teklifi olarak görmenizi bekliyoruz. Hukuk, intikam aracı olmaz, olmamalıdır diye yıllardır söylüyoruz. Ceza bir insanı yok etmeye dönüşemez. İnfaz cezanın sınırı insan onuru ve insan yaşamının kendisidir. Bu nedenle 25 yıl, 20 yıl, 15 yıl verilebilecek bir süre değerlendirmesiyle koşullu sadıverme imkânı verecek şekilde yeniden düzenlenmesi gerekir diyoruz.
İNFAZA ARA VERİLEMEZ HÜKMÜ KALDIRILMALI
Kanundaki infaza ara verilemez hükmü kaldırılmalı, cezaevlerini mahpuslar için bir mezarı bekleme odası haline getirmekten çıkaralım diyorum. İşte bu teklifte bir kez daha bir düşünme hakkı, bir tercih hakkı veriyoruz. Ya bu öldüren ölüm siyaseti ve yasaları etrafında durarak bu katile ortak olmaya devam edeceksiniz ya da yaşamın, umudun, insan onurunun yanında yer alacaksınız. Gelin topluma, herkesin Meclis’ten haber beklediği, milyonların gözünün olduğu bu günlerde bir ölüm siyasetten vazgeçildiğini, yaşamdan, hayattan, insan onurundan, adaletten yana olduğunu gösteren bu yasa teklifine evet diye diyorum.”
MA

















