Dil eğitmenleri ve kurum temsilcisi, Türkiye’nin Kürtçenin eğitim dili olması ve statü elde etmesi için inkardan vazgeçerek, anayasal düzenleme yapılması gerektiğini belirtti.
21 Şubat Dünya Anadil Günü dolayısıyla Kürdistan ve Türkiye’de, bu sene etkinlikler dil kurumları tarafından “Kürtçeye statü anadilde eğitim” şiarıyla gerçekleştirilecek. 2007’den bu yana Kürt dili için mücadele yürüten dil eğitmeni ve Mezopotamya Dil ve Kültür Araştırma Derneği (MED-DER) eski eşbaşkanı Rifat Roni, Bedlîs’te faaliyet yürüten Komaleya Ziman û Wêje (MEDYA-DER) Derneği Eşbaşkanı Emine Biçer ve Kürtçe eğitmeni Abdulhekim Kartal, konuya dair değerlendirmelerde bulundu.
Kürtçe’nin okul öncesi ve üniversitede de eğitim dili olması ve anayasal güvence altına alınması gerektiğine işaret eden Roni, “Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Kürtçe, Kürt halkı, Kürt kültürü sürekli inkar ve imha ile karşı karşıya kaldı. Kürt halkı şimdiye kadar 28 kez direniş hareketi başlatmış. Bunların temelinde Kürtçe var. Kürtçe için verilen bir direniş geleneği var. Bu özgür bir yaşam ve kimliğin mücadelesidir. Bu talepler kabul edilene kadar mücadele devam edecek. Anayasal bir temelde bir karar alınmalı” dedi.
ORTAK MÜCADELE AĞI OLUŞTURULMALI
Birçok dilin yok olmakla yüz yüze kaldığına dikkat çeken Roni, “Dil bir halkın, onuru, varlık gerekçesi, yaşamı yani kısacası her şeyidir. Bir halkı var eden dilidir. Dili yok edilmiş bir halk yok olmakla yüz yüze kalır. Bundan kaynaklı dilimizin gelişmesi için sürekli bir eylem halinde olunmalı. Halkla beraber dilin gelişimi için tüm kurumlar ortak bir mücadele ağı oluşturmalı. Dilimizi yaşamın her alanına yayıp gelişimini sağlamayız” diye konuştu.
DEVLETİN KÜRTÇE’YE YAKLAŞIMI
Devletin Kürtçe konusunda adım atmamakta ısrarcı olduğuna dikkat çeken Roni, “Kurulan komisyonda birçok söz kuruldu ancak pratiğe geçen bir durum yok. Şimdiye kadar devlet tarafından dil konusu başta olmak üzere atılması gereken birçok adım ortada yok. Kürt halkı taleplerini ortaya koydu, biz de komisyona ilettik. Taleplerimizin kabul edilmesini bekliyoruz. Kürt halkı yıllardır Seçmeli ders değil, anaokulundan üniversiteye kadar Kürtçe eğitim talep ediyor. Devletin sürecin ruhuna denk adım atması gerekiyor. Kürtçeye yaklaşım sürece yaklaşımdır” diye konuştu.
ROJAVA VE KÜRTÇE
Oto asimilasyona dikkat çeken Roni, “Oto asimilasyon, Kürtçenin önündeki en büyük tehlikelerden. Devletin yurttaşlar üzerinde kurduğu ‘Eğer Türkçe bilmezsen aç kalırsın’ mantığı insanların diline yabancılaşmasına yol açıyor. ‘Kürtçe okuyup, Kürtçe eğitim alırsam iş bulamam’ mantığı gelişiyor. Bu mantık insanlarda bir oto asimilasyon durumu geliştiriyor. Bununla Kürt halkı diline yabancılaşmış oluyor. Rojava’da 50 yıl boyunca Kürt kimliği yok sayıldı, Kürtçe yok sayıldı. Rojava’da 4 bin okul, 40 bine yakın öğretmen, 850 bin öğrenci var. Rojava’da olduğu gibi Türk devleti de eninde sonunda bu gerçeği kabul edecek. Devlet biran önce Kürtçeye dönük talepleri kabul ederek, inkarcı zihniyete son vermeli” ifadelerini kullandı.
ANADİLDE EĞİTİM
MEDYA-DER Eşbaşkanı Emine Biçer, Kürtçenin Kürt halkının varlık sebebi olduğunu vurgulayarak, “Kendimizi iyi örgütleyerek, anadilin hayatın her alanına yayılmasını sağlamalıyız” dedi. Tüm alanlarda Kürtçe konuşulması gerekliliğine vurgu yapan Emine Biçer, 21 Şubat’ta Tetwan’da yapacakları yürüyüşe katılım çağrısında bulundu.
Uzun yıllar kentte dil eğitmenliği yapan Abdulhekim Kartal, anadilin tüm halklar için öneminin altını çizerek, şunları belirtti: “Dilimizi yaşatacaklar bizleriz. O yüzden yapmamız gereken en önemli şey asimilasyon ile mücadele etmek ve oto-asimilasyonun önüne geçmektir. Devletin bu süreçte bir an önce Kürtçenin statüsüne dair adım atması gerekiyor. Biz ‘dil eğitimi’ değil, kendi dilimizde eğitim istiyoruz. Dile statü neden dile getirilmiyor anlamıyoruz. Anadilde eğitim buradaki çocukların önünü açacak bu da toplumun önünü açacaktır.”
MA / Fethi Balaman – Ceylan Şahinli

















