Künye   Hakkımızda
15 Ekim 2026, Perşembe
Politika Haber
  • GÜNDEM
  • EMEK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • KADIN
  • GENÇLİK
  • DOSYA
  • YAZARLAR
Tüm Haberler
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Politika Haber
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Anasayfa Doğa

İktisatçı Durmuş: Türkiye Avrupa’nın “atık sömürgesi” oldu

Türkiye'nin, Avrupa atıklarının birincil varış ülkesi haline geldiğine dikkat çeken İktisatçı Durmuş, neoliberal siyasetin Türkiye'yi bir "atık sömürgesi" haline getirdiğini söyledi.

18 Nisan 2024
İktisatçı Durmuş: Türkiye Avrupa’nın “atık sömürgesi” oldu
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsApp'ta Paylaş

Dünya’da ve Türkiye’de atık ihracatını inceleyen İktisatçı Mustafa Durmuş, Türkiye’nin Avrupa atıklarının birincil varış ülkesi haline geldiğine dikkat çekti.

Erdoğan’ın “daha temiz, daha yeşil bir dünya” konusunda verdiği sözleri hatırlatan Durmuş, neoliberal siyasetin yarattığı ekolojik tahribatı tartıştı.

Durmuş’un “Hani verdiğin sözler, Türkiye Avrupa’nın atık çöplüğü oldu ya!” başlıklı yazısının tamamı şu şekilde:

Ankara’da bu ayın başlarında Hurdacılar Sitesi’nde bir geri dönüşüm tesisine ait arazide atık kâğıtların ve eski lastiklerin tutuşmasıyla başlayan yangına ait görüntüler uzun süre hafızalardan silinmeyecek kadar ürkütücüydü.

Öyle ki, gökyüzünü kaplayan kesif duman kentin büyük bölümünden görüldü. Yangın dakikalar içinde çevredeki iş yerlerine sıçradı, iş yerlerindeki işçiler, önce kendi imkânlarıyla alevlere müdahale etmeye çalıştılar, ardından itfaiye ekipleri devreye girdi. Çevrede de büyük panik yaşandı. Alevler arasında kalan birçok hayvan öldü, bazı hayvanlarsa yangına gönüllü olarak katılan yardımseverler tarafından kurtarıldı. Yangın ancak yaklaşık 16 saat süren yoğun çalışmaların ardından kontrol altına alınabildi.

Denetlenmeyen bir geri dönüşüm sektörü

İnsan sağlığı, iklim değişikliği, doğa ve ekonomi üzerinde ciddi olumsuz etkilere neden olan bu ve benzeri olayların çıkış nedenleri araştırıldığında, aslında sayıları on binleri bulan ve yeterince denetlenemeyen sözde tesislerden oluşan bir geri dönüşüm sektörünün ve buralarda depolanan her türden atığın bulunduğu gerçeğiyle karşılaşıyoruz.

Türkiye bu kadar atığı nereden buluyor?

Bu sorunun cevabı Eurostat verilerinde mevcut. Zira Eurostat’a göre, Avrupa Birliği 2022 yılında AB dışındaki ülkelere 32,1 milyon ton atık ihraç etti. Türkiye ise bu atığın yaklaşık 12,4 milyon tonunu alarak (yüzde 39) AB atıklarının birincil varış ülkesi oldu.

Aşağıdaki grafik Türkiye’nin açık ara nasıl Avrupa’nın atık çöplüğü haline getirildiğini gözler önüne seriyor.

“Hani verdiğin sözler” şarkı sözü misali…

Oysa daha geçtiğimiz yılın Eylül ayında Cumhurbaşkanı Erdoğan BM Genel Kurulu’nda, “gelecek nesiller için daha temiz, daha yeşil ve daha yaşanabilir bir dünya” hedefiyle Küresel Sıfır Atık İyi Niyet Bildirgesini imzalamıştı.

Keza 2021 yılında yapılan Orta Vadeli Program’da (OVP) (2022-2024) “Yeşil Dönüşüm” başlığı altında şu ifade yer alıyordu (benzer ifadeler daha sonra hem 12. Beş yıllık Kalkınma Planında hem de diğer OVP’lerde yer aldı):
“Sıfır atık uygulamaları hane halkını da kapsayacak şekilde yaygınlaştırılacak ve üretimin kritik alanlarındaki ihtiyacın dışında kalan atık ithalatının azaltılmasına yönelik tedbirler alınacaktır”.

Bu sözlerin hiç biri yerine getirilmediği gibi, ufukta atık ithalatının ya da üretiminin azaltılacağına dair ne bir niyet ne de somut adım mevcut.

Atığın yüzde 4’ü plastik ancak…

Türkiye’nin Avrupa Birliği ülkelerinden aldığı atıkların yaklaşık yüzde 93’ünü hurda metal, yüzde 3’ünü kâğıt ve kalan yüzde 4’ünü plastik oluşturuyor. Türkiye 2022 yılında ayrıca, AB üyesi olmayan Birleşik Krallık’tan 122,898 ton plastik atık aldı (bu da BK’nin plastik ihracatının yüzde 27’sini oluşturuyor).

Her ne kadar toplam atık içinde plastik atığın payı sadece yüzde 4 ise de, bu çevre ve sağlık açısından büyük tehlike oluşturmaya yetiyor zira bu atığın sadece maksimum yüzde 9’u geri dönüştürülebiliyor. Geriye kalan yüzde 90’ı aşan kısım ise sahillerde, nehirlerde, tarlalarda ve dolayısıyla sebze ve deniz ürünlerinde yasadışı depolama alanlarında son buluyor.

Almanya’dan sonra plastik üretiminde ikinciyiz

Üstelik Türkiye plastik atık ithalatçısı olmanın ötesinde, bizzat kendisi bölgenin önde gelen plastik üreticisi bir ülke konumunda. Öyle ki Almanya’dan sonra yılda 10 milyon ton ile Avrupa’nın en büyük ikinci plastik üreticisi. (6) Yani Türkiye kendi üretimiyle de bolca, geri dönüşümü çok sınırlı ve atığın doğada yok olması yüzlerce yılı bulan plastikleri üretiyor.

Kısaca, iklim değişikliği ile mücadelenin önündeki en büyük engellerden biri olarak kabul edilen plastik atıklar yüzünden denizlerimiz, nehirlerimiz, göllerimiz kirleniyor. Öyle ki Türkiye, Doğu Akdeniz’deki plastik kirliliğinin yüzde 16’sına neden oluyor. Bu atıklardan kaynaklanan zehirli maddelerse hem Türkiye içinde hem de Türkiye dışında tüketilen gıdalara karışıyor.

Bu gıda ürünlerindeki zehirli maddelerin, içerde zaten ucuz gıda bulamayan yoksul halkın farkında olması, olsa bile onları tüketmeyi reddetmesi zor. Yurt dışına ihraç edilen sebze ve meyvelerin zehir içerdiği için geri gönderildiğine ise sıklıkla tanık oluyoruz.

“Atık sömürgesi” ülke Türkiye

Türkiye’nin Avrupa’ya coğrafi yakınlığı ve OECD ortak üyeliği, Çin’in 2018 yılında plastik ithalatını yasaklaması ve bunlardan çok daha önemlisi ülkedeki rant ve kârı her şeyin önünde tutan, bu nedenle de insan ve diğer canlıların sağlığını önemsemeyen, doğayı tahrip etmekten sakınmayan neo liberal otoriter iktidar bloku, ülkenin zehirli bir atık deposu haline gelmesine yol açtı. Öyle ki ülke artık “atık sömürgeciliği” kavramıyla birlikte anılır hale geldi.

AKP iktidarları eseriyle övünsün

Yani sadece topraklarımızın, doğal kaynaklarımızın, denizlerimizin, ormanlarımızın, ucuz emeğimizin yerli ve yabancı sermaye tarafından sömürülmesi ve yağmalanması, ülkenin her tarafının betona dönüştürülmesi ya da 500 milyar doları bulan dış borçlarla ekonominin ve siyasetin emperyalist güçler ve onunla işbirliği içindeki oligarşi tarafından ele geçirilmesi biçimindeki bir iktisadi-siyasi sömürge değil, aynı zamanda Avrupa’nın atıklarının da gönderildiği, depolandığı bir “atık sömürgesi” haline geldik. AKP iktidarları eserleriyle ne kadar övünse o kadar yeridir.

Lisanslı geri dönüşüm tesislerinin onda biri Adana’da

Avrupa’dan gelen atık konteynerleri İstanbul ve Mersin limanlarına ulaştıktan sonra Türkiye genelindeki geri dönüşüm tesislerine dağıtılıyor. Bunlardan 2 bin kadarı, yani ülkedeki lisanslı geri dönüşüm tesislerinin onda biri, Adana’da yoğunlaşmış durumda.

Buralarda yapılan geri dönüşüm sırasında çoğunlukla dioksinler, ağır metaller ve polimerler kaynaklı toksinler oluşuyor ve bu zehir dünyanın en verimli vadilerinden biri olan Çukurova vadisinde üretilen ve daha sonra iç tüketim ve ihracat için dağıtılan meyve ve sebzelere karışıyor.

Sığınmacı emeği sömürüsü

Buralarda, sokak atığı toplayıcısı 500 bini bulan emekçi de dâhil olmak üzere, büyük çoğunluğu kayıt dışı, dolayısıyla da ve sosyal güvenceden ve sağlık standartlarından yoksun ve düşük ücretlerle işçiler (önceleri Kürtler, daha sonra başta Afgan ve Suriyeli mülteciler olmak üzere tüm sığınmacılar), her türlü hastalık ve kaza riski altında çalıştırılıyorlar.

Geri dönüşüm tesislerinde gün doğumundan gün batımına kadar çalışan ve topladıklarını atığı geri dönüşüm tesislerine kilo başına 3,5 ila 7,0 TL arasında değişen bir fiyata satan bu insanlar ülkenin en yoksulları konumunda iken, kârın çok büyük kısmı aracıların ve atık işleyicilerinin cebine giriyor.

Avrupa Birliği’nin geçtiğimiz Kasım ayında, 2026 ortasından itibaren OECD üyesi olmayan ülkelere plastik atık göndermeyi durduracağına dair bir anlaşmaya varması ise OECD üyesi olan Türkiye’ye gönderilecek olan atık miktarının daha da artmasıyla sonuçlanabilir.

Çok büyük mali sıkıntı içinde olan siyasal iktidarın, ülkenin daha da kirletilmesi pahasına, bu ülkelerden daha fazla atığın Türkiye’ye gönderilmesine ses çıkarması ise beklenmemeli.

Sonuç olarak

Ülkede ekonomik, sosyal, siyasal ve ahlaki olarak bu denli büyük bir çürüme ve çöküş yaşanırken, fiziki olarak ülkenin temiz kalabilmesi pek mümkün değil. Kâr ve rant için her şeyi mubah gören kapitalizme ve onun yürütücüsü siyasal iktidarlara karşı çıkmadan bu sorunları çözebilmek ise tam bir hayal.

22 yıldır neo liberalizmi esas alarak ülkeyi kâr ve rant için beton yığınına çeviren siyasal iktidar, etrafındaki büyük sermaye grupları ve bu iktidarın ayakta kalması için bilerek ya da bilmeden ona destek verenler ülkenin bir atık çöplüğüne dönüşmesinin ilk elden sorumlusudur.

Özcesi, yerel seçimlerde elde edilen başarının ardından iyi bir rüzgâr yakalayan muhalefet (başta CHP ve DEM olmak üzere) kapitalizmle, hiç olmazsa onun en vahşi versiyonu olan neo liberalizmle açıktan hesaplaşmalı, emek, demokrasi ve barış mücadelesi kadar ekoloji mücadelesini de merkezine almalıdır.

HABER MERKEZİ

Previous Post

Remziye Bor davasında AYM’den karar bekleniyor

Next Post

DEM Parti MYK’si toplandı

İlgili Haberler

TTB’den Halkların İklim Zirvesi’ne çağrı: “İklim krizinin çözümü ertelenemez”
Doğa

TTB’den Halkların İklim Zirvesi’ne çağrı: “İklim krizinin çözümü ertelenemez”

3 Ekim 2026
Gediz’de toplu balık ölümleri: Çiftçiler sulamayı bıraktı
Doğa

Gediz’de toplu balık ölümleri: Çiftçiler sulamayı bıraktı

29 Eylül 2026
Maden ruhsatları genişliyor: Yaşam alanları şirketlere açılıyor
Doğa

Maden ruhsatları genişliyor: Yaşam alanları şirketlere açılıyor

29 Eylül 2026
Kuzey Demiryolu Projesine karşı Çekmeköy Meydanı’nda Eylem
Doğa

Kuzey Demiryolu Projesine karşı Çekmeköy Meydanı’nda Eylem

27 Eylül 2026
Vahşi Madenciliğe Karşı Konferans’ın sonuç bildirgesi yayınlandı.
Doğa

Vahşi Madenciliğe Karşı Konferans’ın sonuç bildirgesi yayınlandı.

23 Eylül 2026
Vahşi madenciliğe karşı yaşam savunucuları İstanbul’da buluşacak
Doğa

Vahşi madenciliğe karşı yaşam savunucuları İstanbul’da buluşacak

16 Eylül 2026
Politika'dan Günün Yorumu
Burjuva siyaset, ahlak ve biz
Gündem

Burjuva siyaset, ahlak ve biz

Melike Korkmaz
8 Ekim 2026
Politika'dan Söyleşi
Gazeteci Anna Montraveta Riu: Konut sorunu, barınma hakkı için örgütlenen kiracılar ile ücretler ve çalışma koşulları için örgütlenen işçileri birleştirdi
Dünya

Gazeteci Anna Montraveta Riu: Konut sorunu, barınma hakkı için örgütlenen kiracılar ile ücretler ve çalışma koşulları için örgütlenen işçileri birleştirdi

Melike Korkmaz
8 Ekim 2026

EN SON HABERLER

Altınörs: Yasanın MGK kararına bağlanması Meclis’i işlevsizleştirmektir

Altınörs: Yasanın MGK kararına bağlanması Meclis’i işlevsizleştirmektir

14 Ekim 2026
Saruhan Oluç: Fon vurgunundaki şebeke ortaya çıkarılmalı

Saruhan Oluç: Fon vurgunundaki şebeke ortaya çıkarılmalı

14 Ekim 2026
Uluslararası Para Fonu (IMF), ekim ayı Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nu yayımladı.

Uluslararası Para Fonu (IMF), ekim ayı Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nu yayımladı.

14 Ekim 2026
Goodyear fabrikasında iş cinayeti: Erkan Kundo yaşamını yitirdi

Goodyear fabrikasında iş cinayeti: Erkan Kundo yaşamını yitirdi

14 Ekim 2026
İmamoğlu’nun savunma yapacağı gün Halk TV’ye kayyum: Özel’den tepki

İmamoğlu’nun savunma yapacağı gün Halk TV’ye kayyum: Özel’den tepki

14 Ekim 2026
AZTV’den AK Parti’ye: “Bu zararlı siyasetten vazgeçin”

AZTV’den AK Parti’ye: “Bu zararlı siyasetten vazgeçin”

14 Ekim 2026
Katharina blum’un çiğnenen onuru

Katharina blum’un çiğnenen onuru

14 Ekim 2026
Politika Haber

© Tüm hakları saklıdır
Politika Haber'de yayımlanan yazı, haber, fotoğraf ve videoların her türlü telif hakkı Mustafa Suphi Vakfı'na aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilmeden ve link verilmeden alıntılanamaz.

Bizi Takip Edin

Kurumsal

Künye

Hakkımızda

Çerez Politikası

Gizlilik Politikası

Kullanım Koşulları

© 2026 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!

Sonuç Bulunamadı
View All Result
  • Tüm Haberler
  • Politika’dan Yorum
  • Politika’dan Söyleşi
  • Dosya
  • Yazarlar
  • Gündem
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kadın
  • Gençlik
  • Göçmen
  • Emeklilik
  • Eğitim
  • Doğa
  • Tarih
  • Kültür
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Spor
  • Video Haber
  • Foto-Galeri

© 2026 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!