Kürdistan’da 1990’lı yıllarda katledilen, kaçırıldıktan sonra akıbeti bilinmeyen ve gözaltında kaybettirilen binlerce kişi için hala adalet sağlanmış değilken, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın bu noktada nasıl bir çalışma yürüteceği merak konusu oldu. Başkanlık tarafından 75 ilde 638 dosya ve 693 cinayete ilişkin inceleme başlatılırken, Amed’de 2002 sonrası yaşanan olaylar bağlamında 61 dosyanın incelemeye alındığı öğrenildi. Ele alınan dosyaların daha çok adli dosyalar olduğu belirtildi. Diğer yandan Kürdistan ve Türkiye’de 90’lı yıllarda katledilen ve kaybedilenlerin yakınları, adalet beklentisini sürdürüyor.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi Kayıp Komisyonu üyesi Fırat Akdeniz, kurulan başkanlığa dair değerlendirmelerde bulunarak, gerçek bir yüzleşme isteniyorsa bunun yolunun yalnızca bir daire başkanlığı kurmak olmadığını söyledi.
Dosyaların “1915 Ermeni Soykırımı’ndan bugüne kadar mı ele alınacak? Yoksa 1990’lı yıllarda özellikle Kürdistan coğrafyasında yoğunlaşan faili meçhul cinayetler ve zorla kaybetmeler mi esas alınacak? Siyasi cinayetlere mi değinilecek, yoksa yalnızca bazı sembolik dosyalar mı gündeme getirilecek? Bütün bunlar belirsiz” diyen Akdeniz, 90’lı yıllarda paramiliter güçler tarafından zorla kaybedilen kayıpların akıbeti için yıllardır direndiklerini belirtti. Akdeniz, “Faili meçhul meselesi çoğu AKP döneminde maalesef ya zaman aşımına uğratıldı ya da yetersiz ve etkili bir soruşturma, delil bulunmadığından dolayı çoğu dosya kapatıldı. Şimdi ortada böyle ciddi bir tahribat varken aynı iktidar döneminde bu Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Başkanlığı’nın kurulması kendisi ile beraber onlarca soru işareti bırakıyor” dedi.
‘YASAL ZEMİN OLUŞTURULMALI’
İktidarın bunca yıllık tahribatının bir komisyon ile çözülmeyeceğinin altını çizen Akdeniz, Kayıpları Araştırma ve Hakikat Komisyonu’nun kurulması gerektiğini ifade etti. Dünya deneyimlerinin bunu gösterdiğini belirten Akdeniz, “Eğer gerçekten son yüzyıllık cezasızlık politikasıyla yüzleşmek istiyorsanız bunun yasal zemini oluşturulmalı, hakikat komisyonları kurulmalı. Devletin işlediği suçlarla gerçek anlamda hesaplaşmak istiyorsanız, bunun yolu Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Daire Başkanlığı kurmakla değil tam aksine bunun yasal çerçevesinin çizilmesindedir. Kaldı ki bu daire başkanlığının yasal çerçevesi nedir, sınırı nedir, bunu da bilmiyoruz. Tabi bu kadar bilinmezlik, bu kadar soru işaretiyle birlikte bu meselenin üzerine ne kadar samimi gidileceğini de bilmiyoruz. Bu yüzden kaygı duyuyoruz. Çünkü bu meselenin hangi niyet ile yapıldığını bilmiyoruz” diye anlattı.
‘YÜZLEŞME’ ÇAĞRISI
Zorla kaybedilmelerin açığa çıkarılması çağrısında bulunan Akdeniz, Ermeni soykırımından, Şêx Seîd’e, Seyid Rıza’ya, 1980 ve 1990’lara kadar Kürdistan coğrafyasındaki binlerce faili meçhul cinayetin açığa çıkarılmasını istedi. Türkiye’de yüzlerce toplu mezarın, kimliksiz mezar ve kayıp dosyası bulunduğunu ifade eden Akdeniz, gerçek bir yüzleşme olmadan adalet duygusunun tamamlanmayacağını vurguladı. Akdeniz, “Binlerce anne çocuklarının akıbetini öğrenemeden yaşamını yitirdi. Bazıları çocuklarının bir kemiğine dahi ulaşamadı. Bu nedenle bizim adalet duygumuz hiçbir zaman tam anlamıyla tecelli etmeyecek. Kurulması tartışılan yapının mevcut haliyle böylesi büyük bir tarihsel yükü taşıması zor olacak ama yine de umut ediyoruz ki kapsam genişletilir, tarihsel boyutuyla gerçek bir yüzleşme süreci başlatılır. Ancak bu kadar büyük bir tahribatın yalnızca bir komisyon ya da daire başkanlığıyla giderilemeyeceğini de biliyoruz” dedi.
Ailelerin yıllardır kayıplarının peşinde olduğunu kaydeden Akdeniz, “Yıllardır bizler de meydanlarda bunun mücadelesini veriyoruz. Bu kent devletin götürüp bir daha göndermediği acılı kayıp yakınları ve kefensiz mezarlar ile doludur. Cenazelerimiz, bir dağın yamacında, kimsesizler mezarında, kimliksiz mezarlarda, toplu mezarlarda bulunuyorsa ve bunlar on yıllardır adalet bekliyorsa biz hiç bir zaman gerçek anlamda bu adalete erişemeyeceğiz. Ama en nihayetinde bazı şeylerle yüzleşmek de kıymetlidir” diye konuştu.
‘DEVLET İSTERSE BÜTÜN HAKİKATİ ORTAYA ÇIKARIR’
2010 yılında kayıp yakınlarının dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştüğünü hatırlatan Akdeniz, Erdoğan’ın ailelere “Bu kayıplar benim sorunumdur söz veriyorum bunları ortaya çıkaracağım” dediğini aktardı. O dönem kurulan komisyonun 13 Eylül 1980’de gözaltına alınan ve 25 Eylül’de işkence ile katledilen Cemil Kırbayır dönemindeki çaycıyı bulup dinlendiğini hatırlatan Akdeniz, “Eğer devlet gerçekten bu failleri ortaya çıkarmak isterse zaten mükemmel bir arşive sahip ve istediği zaman bütün faili meçhul cinayetleri, yargısız infazları, gözaltına zorla kaybetmelerini ortaya çıkartır” dedi.
‘KAYIP YAKINLARI YASLARINI TAMAMLAYAMIYOR’
Zorla kaybetmelerin aileler üzerinde ağır psikolojik etkiler bıraktığını belirten Akdeniz, cenazelerine ulaşamayan ailelerin yaslarını tamamlayamadığını söyledi. Yakınlarının mezarına ulaşamayan insanların sürekli bir acıyla yaşadığını ifade eden Akdeniz, “Bir mezar taşıyla buluşamıyorsunuz, toprağına gidip dua edemiyorsunuz. Bu nedenle acı hiç bitmiyor” diye konuştu. Kayıp yakınlarının yarasının kabuk bağlamadığını söyleyen Akdeniz, bugün üçüncü kuşağın dahi kayıpların akıbetini sormaya devam ettiğini belirtti.
MA

















