İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Kapalı Cezaevi’nde 22 yıldır tutuklu bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin sonlandırılması ve artan hak ihlallerini protesto etmek amacıyla cezaevlerinde 27 Kasım’da başlatılan süresiz-dönüşümlü açlık grevleri 114. gününde devam ediyor. Ankara’nın Haymana ilçesinde yaşayan ve oğlu İzmir Şakran Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde açlık grevinde olan Hüseyin Şahin, oğlu nezdinde cezaevindeki tutukluların yaşadığı hak ihlallerine ve tecride dair konuştu.
“DAHA ÖNCE DE AÇLIK GREVİNDEYDİ”
2014 yılında tutuklanan oğlu Serkan Şahin’in daha önceki yıllarda da açlık grevlerine katıldığını anlatan Şahin, “Oğlum üçüncü defa açlık grevinde. İlki yaklaşık 60 gün, ikincisinde, Kasım 2018’deki Leyla Güven’in de katıldığı açlık grevlerinde 160 gün kadar açlık grevinde kaldı. İkinci açlık grevi çok uzun sürdü. Grevden sonra ciddi sağlık sorunları yaşamaya başladı. Bizler de güçle bir şekilde ses getirmeli, alanlara çıkmalıyız” dedi.
Şahin, “Cezaevinde olanlara destek olmak için örgütlü olarak destek olmalıyız. Beslenme konusu çok önemli ama her şey yasak diye içeriye bir şey alınmıyor. Geçenlerde bir battaniye gönderdim ‘yasak’ diyerek geri gönderdiler” diye konuştu.
“SALGIN TECRİDİN BAHANESİ OLDU”
Şahin, pandemi gerekçesiyle cezaevlerindeki yakınlarıyla düzenli iletişimi sağlayamadıklarını belirtti. Şahin, şöyle anlattı: “Açık görüş yok, sadece telefonla konuşabiliyoruz. İçerden sağlıklı bir haber alamıyoruz. Telefonları dinlendiği için her şeyi söyleyemiyorlar. Mesela hasta olduklarında revire çıkamıyorlar. Salgından dolayı korkuları da var ve bu yüzden tedavi dahi olamıyorlar. Salgın bahane edilerek, cezaevlerinde tam bir tecrit yaşamına zorlanıyorlar. Baskı olduğu için çocuğumuza zarar gelmesin diye; ceza üstüne ceza alırlar diye bir şey de soramıyoruz. Sadece ‘Nasılsın?’, ‘İyi misin?’ gibi şeyler sorabiliyoruz. İyi olmasa bile ‘İyiyim’ diyor. Hasta tutsaklar var cezaevlerinde tedavi olamıyorlar. Benim oğlumun da bir zom hastalığı olduğu için vücudunda yaralar çıkıyor.”
“TECRİT KALDIRILMADAN ÇÖZÜLEMEZ”
Kürt sorununun çözümü için İmralı’daki tecridin kaldırılması gerektiğinin altını çizen Şahin, “Öcalan olmadan bu sorun çözülemez. Kürt sorununun çözümü için illaki tecrit kaldırılmalıdır. Onunla görüş yapılmalı ve bu görüş doğrultusunda çözüm sağlanmalı. Tecrit kaldırılmasa çözüm olamaz. Bu kandırmacalarla bir yere varılamaz. Önce tecrit kaldırılmalı sonra da Öcalan’la görüşme yapılmalı. Devletin muhatabı Öcalan’dır” dedi.
Devletin baskısıyla bugün birçok vekilin ve yöneticinin cezaevlerinde olduğunu hatırlatan Şahin, “Cezaevlerinde 10.000’in üzerinde siyasi tutsak var. Yalan beyanlarla insanları içeri atıyorlar. Böyle bir şey olamaz. Lafa gelince Kürt kardeşleri oluyoruz ama eğer ben görüşümü söyleyemiyorsam böyle kardeşlik olmaz” şeklinde konuştu.
MA

















