Bir ağaç için çıktık yola,
bir kent için tuttuk nöbeti;
Gezi’de yeşerdi özgürlük düşümüz,
Kobanê’de sınandı insanlığın cesareti.
Bir yanda meydanlara sığmayan halk,
bir yanda kuşatmayı yaran direniş;
aynı gökyüzünün altında,
aynı ekmeğe, aynı barışa,
aynı özgür yaşama duyulan özlemdi
bizi birbirimize bağlayan.
Gezi’de bir ağacın gölgesinde
büyüdü halkın söz söyleme hakkı.
Kobanê’de bir kentin direnişinde
yükseldi halkların özgürlük çığlığı.
Biri meydanlarda, biri barikatlarda
aynı gerçeği yazdı tarihe:
Halkların kurtuluşu,
halkların kendi elleriyle kuracağı
eşit ve özgür bir dünyadadır.
Şimdi o ruh Fransa’da dolaşıyor,
Paris’in sokaklarında yeniden yürüyor.
İşçinin nasırlı ellerinde,
gencin öfkeli yüreğinde,
göçmenin hasretinde,
kadının özgürlük kavgasında
geleceğin ayak sesleri duyuluyor.
Marsilya’dan Berlin’e,
Brüksel’den Strasbourg’a
birbirine karışıyor halkların sesleri.
Bir meydanda emekçinin ekmek kavgası,
ötekinde göçmenin eşitlik talebi;
bir sokakta ırkçılığa karşı öfke,
bir başka sokakta savaşa karşı barış nöbeti…
Ve bütün bu sesler birleşince
sınırlar dar geliyor insanlığa.
Çünkü ne yoksulluğun pasaportu vardır
ne de özgürlüğün bir milleti.
Bir yerde eziliyorsa insan,
dünyanın başka bir yerinde
eksilir hepimizin onuru.
Ey Avrupa’nın işçileri, emekçileri!
Aynı fabrikalarda ter döken,
aynı hayat pahalılığı altında ezilen,
aynı geleceği arayan insanlar!
Bölmeyin ekmeğinizi düşmanlıkla;
çoğaltın umudunuzu dayanışmayla.
Sermayenin çizdiği sınırlara karşı
halkların kardeşliğini büyütün;
ırkçılığın karanlığına karşı
eşitliğin güneşini yükseltin.
Gezi’nin ağaçları hâlâ yeşil,
Kobanê’nin direnişi hâlâ diri.
Ne coplar susturabildi halkın sesini
ne kuşatmalar söndürebildi özgürlük ateşini.
Çünkü bir halkın yüreğinde yanan umut,
başka halkların yüreğine de düşer;
bir yerde filizlenen direniş,
başka bir yerde yeniden büyür.
Bizim sevdamız ekmek,
bizim davamız barış,
bizim sözümüz eşitlik,
bizim yolumuz adalet!
Kadınların özgür,
çocukların güvende,
emekçilerin sömürülmediği,
halkların kimliğinden ötürü ezilmediği
bir dünya istiyoruz.
Bu dünya uzak bir düş değil;
onu ellerimizle kuracağız.
Yan yana gelerek,
omuz omuza vererek,
birbirimizin acısını kendi acımız,
birbirimizin umudunu ortak umudumuz bilerek
kuracağız.
Gezi’den Kobanê’ye,
Kobanê’den Fransa’ya,
Fransa’dan bütün Avrupa’ya
uzanan bu enternasyonal köprüde
diller değişebilir,
ezgiler değişebilir
ama insanlığın özlemi değişmez:
Ekmek, özgürlük, barış ve kardeşlik!
Gezi’nin ruhu meydanlarda,
Kobanê’nin ruhu direnişte,
halkların dayanışması Avrupa’da,
özgürlük umudu bütün dünyada!
Bırakın dolaşsın bu ruh sokak sokak,
işçinin yüreğinden gencin düşüne,
bir halkın direnişinden bütün insanlığa…
Çünkü tarih yalnızca hükmedenlerin değil,
ayağa kalkan halkların da tarihidir.
Ve halklar kendi geleceklerine yürüdüğünde
hiçbir karanlık sonsuza dek sürmez.
Bir gün değil, her gün çoğalsın dayanışma;
bir ülke değil, bütün dünya özgürleşsin.
Gezi’nin umudu, Kobanê’nin cesareti
Fransa’da, Avrupa’da, dünyanın dört bir yanında
emeğin, barışın ve adaletin
büyük insanlık türküsüne dönüşsün!














