Künye   Hakkımızda
1 Kasım 2026, Pazar
Politika Haber
  • GÜNDEM
  • EMEK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • KADIN
  • GENÇLİK
  • DOSYA
  • YAZARLAR
Tüm Haberler
Sonuç Bulunamadı
View All Result
Politika Haber
Sonuç Bulunamadı
View All Result

Direniş Fraksiyonu ve Parti-olarak-Hareket

Cemil AKSU

1 Kasım 2026
in Yazarlar
Cemil Aksu Cemil Aksu
9 min read
Cemil Aksu Cemil Aksu
Direniş Fraksiyonu ve Parti-olarak-Hareket
ShareTweetSend

Dünya ve memleket sorunlarından, elbette işçi ve emekçilerin hayatlarını cehenneme çeviren boyutlarından, bahsettiğimizde tabii olarak, “iyi tamam da ne yapmalı?” sorusu karşımıza çıkıyor ve eğer bu konuda “yeni”, “farklı” bir sözünüz yoksa, önceki bütün sözleriniz de güme gidiyor! Direniş Fraksiyonu tartışmasında da en çok dile getirilen eleştiri “ne yapmalı?” sorusuna bir cevabın olmaması, oldu. Bense, Direniş Fraksiyonu’nun analizinin henüz tamamlanmadığını, araştırılması gereken karanlıkta kalan yönler olduğunu düşünüyorum. Direniş Fraksiyonu, dinamik bir hareketi canlılığı içinde yakalamaya çalışarak anlamaya, anlamlandırmaya yönelik bir çaba. DF, hem farklı öznelliklerin toplamı bir nesne, hem de farklı nesnelliklerin (nedenselliklerin) toplamı bir özne olarak zuhur eden bir gerçeklik. Başka bir şekilde söylemeye çalışırsak, benzeşen ve ayrışan nedensellikleri, eğilimleri, yönleri olan birçok stratejinin belli momentlerde karşılaşıp stratejilerin stratejisi yumağı haline gelen bir varlık.

Bu varlığı tanıdığımızı, avucumuzun içi gibi bildiğimizi iddia edemeyiz. DF olarak da DF’nin içindeki herhangi bir özne olarak da, acil sorunlarla karşı karşıyayız ve ne yapacağımızı tam olarak bilemiyoruz. Fakat çok “darlandık” ve acil çıkış arıyoruz.

Oysa araştırmayı derinleştirecek yeni kavramlara ihtiyacımız var. Bu yüzden, tartışmaya katkı olması bakımından bugünkü yazımda, Portekiz’deki Climaximo örgütünden iki militanın, Mariana Redrigues ve Sinan Eden’in yazdığı Cüret – İklim Çöküşünü Durdurmak İçin Devrimci Bir Kuram kitabındaki tezlerini ele almak istiyorum. Direniş Fraksiyonu’nun örgütsel bedeninin inşası için Redrigues ve Eden’in “Parti-Olarak-Hareket” önerileri işimize yarar mı?

Cüret’in temel yazılma gerekçesi, oldukça sahici ve bir o kadar da naif: Eğer ki, “iklim krizi” bir “devrilme noktası”na doğru gidiyorsa, o zaman iklim “devrilmeden önce” biz devrim yapmak zorundayız. “Mücadelenin kısa sürede ulaşması gereken bir zaman hedefi olduğunda ya da hareket kısa vadede devrimci değişime ulaşacağına inandığında, öncelikler de buna göre belirlenir.” (s.78) En azından bu aciliyetle hâlihazırda giden hayatımıza, partilerimize müdahale etmeli ve teyakkuz haline geçmeliyiz. Evet, bu basbayağı devrimi yapmamız için somut bir tarih sınırı koymak. Makul görüşlere göre, hâlihazırdaki hızıyla sistem işlemeye devam ederse iklim değişikliğinde “devrilme noktası” kabul edilen 1,5°C’nin 2040 yılına kadar aşılma olasılığı %80. Aynı analiz, 2°C’nin 2047 yılına kadar aşılma olasılığının %20 ve 2069 yılına kadar aşılma olasılığının %80 olduğunu göstermektedir. Bu “devrilme noktaları”, bir tür kıyamet tarihinin belirlenmesi gibi. Bir bakıma “ya barbarlık ya sosyalizm” denkleminde “barbarlık”ın zaferini ilan etmesi. “İklim krizi, barbarlık-sosyalizm ikilemini somut bir hâle sokarken, tek gerçek anti-kapitalist hareket, kapitalizmi yıkmaya bizim yaşadığımız süre içinde başlayan hareket olacaktır. Bu bir azim meselesi değil, fizik ve kimya meselesidir: iklim cehennemine doğru ilerliyoruz, sermayenin ayakları da hala gaz pedalında.” (s.17) Ve kıyamet koptuktan sonra devrim yapmanın bir anlamı kalır mı?

Yazarların iklimle ilgili “devrilme noktası” öngörüsüne katılırsınız, katılmazsınız, denklemde “iklim krizi” yerine, 3. Dünya Savaşı’nı koyabilir, buna bir de nükleer bir savaşı ekleyebilirsiniz. Her halükarda dünyanın ekolojik, ekonomik ve toplumsal bir çöküşe doğru gittiği konusunda genel bir hemfikirlik var. Yani “sistemle olan mücadelemizi kazanmak için önümüzdeki zaman sınırlı.” Cüret’in yazarları da bu çöküş gerçekleşmeden önce devrimi gerçekleştirebilmemiz için bir “değişim kuramı” ve pratiği öneriyorlar.

Redrigues ve Eden, bugün devrim yapmak için ne yapmamız gerektiğinin cevabını aramak için, tarihte başarılı olmuş devrim tiplerini araştırarak, onlardan modeller çıkararak başlıyorlar. Başaranlar nasıl başardı? “Nasıl bir değişim teorisi sundu bize? Bu değişim teorileri ne tür inanç ve varsayım sistemleri kurdu; örgütlenmelerini ve stratejilerini nasıl şekillendirdi?” (s.27) Fransız Devrimi, Carbonari, Mazzini, Blanquilerin devrim teorisi ve ütopik ve “bilimsel sosyalist”lerin, anarşistlerin, 2. Enternasyonal’in, Lenin’in, Mao’nun, Latin Amerika ve ora esintili Çayan’ın değişim teorileri; sömürgecilik karşıtı hareketlerin değişim teorileri, Zapatist ve Rojava’daki hareketlerin değişim teorileri… Yazarlar bu “değişim teorileri” hakkında uzun uzun analizler yapmıyor, bazı şemalaştırmalar yapıyorlar. Fakat dert baki: “Tarihin belirli bir anında belirli bir devrim modeli neden işe yarar?”(s.40) Bu dert bizi yakan kıvılcım olmalı! Dünya devrim tarihini bilmeyen dünya devrimi yapamaz.

“İnsanlığın geleceği için tümden sorumluluk alan militanlara, gerekli değişimin hiçbir parçasını belirsiz bir geleceğe ötelemeyen insanlara, kısa vadede sistem değişikliğini fiilen gerçekleştirmeye kararlı, mümkün olan başka bir dünyayı kendi gözleriyle görecek kadar hırslı aktivistlere ihtiyacımız var.” (s.50)

Çöküş kitabının yazarları Redrigues ve Eden, geçmiş başarılı/başarısız değişim teorilerinin ışığında, yeni bir örgütlenme yani parti modeli sunuyorlar: Parti-Olarak-Hareket.

Yazarlar, partiden ne anladıklarını şöyle ifade ediyorlar: “Biz partiden, iç işleyişi düzenleyen kuralları ve prosedürleri ve toplum için bir gelecek tahayyülü olan örgütlenmeyi anlıyoruz.” (s.51) Oysa gerçekte farklı zamanlarda, farklı konularda harekete geçen farklı insan gruplarının hareketini görüyoruz. Bu durumda, “örgütsel heterojenliğe ve stratejik çeşitliliğe elverişli bir parti modeline ihtiyacımız var.”(s.54) Hâlihazırda süregiden çeşitli hareketlerin küresel bir eklemlenmesini yaparak bir Parti-Olarak-Hareket yaratabilir miyiz? Yazarlar, “küresel olarak birleşik bir kapitalist sistemde, partinin tarihsel işlevlerinin hareket düzeyinde, belki de yalnızca o seviyede gerçekleştirilebileceğini öne sürüyor[lar.]” Bunun için hareketlerin daha iyi bir eklemlenmeye ve eşgüdüme ihtiyacı olacaktır. “Mevcut durumda, stratejiler kolektif çabaların birbirlerini kuvvet vektörü olarak güçlendirmesinden ziyade birbirlerini hükümsüz kıldıkları noktaya kadar çeşitlenmektedir. Peki, bu durumdan nasıl kurtulacağız? Karar verme mekanizmalarını hareket seviyesinde nasıl tesis edebiliriz? Politikamızda ve stratejilerimizde, çeşitli derecelerde anlaşmazlığa da alan açarak, nasıl anlaşmaya varabiliriz?” (s.54)

Bu noktada da, Redrigues ve Eden, Eric O. Wright’ın Envisioning Real Utopias’daki (Gerçek Ütopyalar Tasarlamak) üç dönüşüm modelini karşılaştırıyor: sistem-içi, kopuşçu/devrimci (ruptural), geçişli/semiyotik (sistem-dışı). Sistem-dışı modelin öne çıkan örnekleri arasında 19. Yüzyılın ütopyacı sosyalistleri, 20. yüzyılda Arjantin’deki fabrika işgalleriyle kooperatif hareketleri ve İspanya’daki anarko-sendikalizm hareketi (Confederación Nacional del Trabajo), “tereddütle de olsa” Zapatist hareketi ve Rojava devrimini sayıyorlar. Sistem-içi modele örnek ise sosyal demokrat partiler, sendikalar ve her türlü insan hakları hareketini veriyorlar.

Yazarları da bizi de alakadar eden üçüncü model ise, tarihsel örnekleri arasında Bolşevik Devrimi, Çin Devrimi ve Küba Devrimi gibi devrimlerin geldiği devrimci modeldir.

Aynı dünya görüşüne sahip olanların farklı dönüşüm modelleri olabilir ve bu gruplar, örgütler, kolektifler, partiler bu dönüşüm modellerine dayanarak stratejiler oluştururlar. Burada “hareket”, “birbirinden tamamen farklı ve uyumsuz çerçevelerde işleyen oluşumlar” olarak belirir. Oysa bizim “daha sonuç odaklı bir yaklaşıma ihtiyacımız var.” (s.60) Yani “Devrimci/kopuşçu dönüşüm modeli üzerinde hemfikir olan örgütlerden oluşan bir hareket ekosistemi üzerinde yoğunlaşmaya ihtiyacımız var.” (s.62)

Burada da karşımıza, katılım ve örgütlenme kriterlerine göre üç büyük strateji çıkıyor: Kendiliğinden Ayaklanma (spontaneous uprising), Kitle Ajitasyonu (mass agitation) ve İdeolojik Seferberlik (ideological mobilization).

Kendiliğinden ayaklanma, genellikle halkta infial yaratan bir olay/konu etrafında zuhur eder. Arap Baharı’ndan Gezi’ye kadar bu hareketlere bir çok örnek verebiliriz. Bu hareketlerden çıkarılan derslerden biri, hareketi başlatan taban hareketlerinden daha net bir strateji ve taktiklere sahip başka hareketler tarafından kontrolün ele geçirilerek hareketin yeniden çerçevelendirilmesinin mümkün olduğudur. Yani başka güçler tarafından hareketin liderliğinin ele geçirilmesidir. Mısır’da Arap Baharı’nın liderliğinin Müslüman Kardeşler, Ukrayna’da Maidan Meydanı hareketinin faşistler tarafından ele geçirilmesi gibi. Diğer taraftan bu hareketlerin nadiren başarılı olmaları da gerek hareket içerisinde gerek toplumun genelinde şüphe yaratacaktır.

Kitle ajitasyonu stratejisi (bizim Sovyetik model dediğimiz), “halk ve hâkim düzen arasına öncü bir öğe ekler.” Öncünün bir ya da daha fazla konuda ajitasyon yoluyla halk desteğini alarak radikalleşmeyi inşa edilir. Bunun iyi bir örneği Bolşevik Devrimi’dir; parti, kitle örgütlerindeki üyelerinin etkisiyle sınıf eylemine yön vermiştir. “Kitle ajitasyonu, hareketin katılım ve örgütlenme boyutlarının dengeli bir bileşimini hayata geçirir. Devrim kitlelerce gerçekleştiriliyorken güçlü bir örgütlenme onlara önderlik ederek etki gücünü artırır.” (s.65) Fakat kitle ajitasyonunun da bazı riskleri var: “aracı konumdaki bileşenin kendinden menkul olması” yani öncücülük (vanguardism) ve ikamecilik (substitutionism). Yani öncü kendisini “işçi sınıfı adına ve onun çıkarları için hareket ettiğine inanabilir ancak bu eşleşmeyi objektif bir şekilde ölçecek araca sahip değildir (…) Dolayısıyla, partinin temsil gücünü abartmak ve sınıf çıkarını parti tabanıyla eş görmek gibi bir tehlike bulunur.” (s.66)

İdeolojik seferberlik’te ise, genellikle gerilla savaşlarında olduğu gibi, halkın tamamının değil bizzat örgütün kendi üyeleriyle devrimi yapmayı esas alınır. “İdeolojik seferberlikte, değişim örgütün üye tabanının eylemiyle başarılır, kitlelerinkiyle değil.” (s.67)

Bu büyük stratejiler, şimdi olduğu gibi, devrimci hareketi bölerler. Büyük stratejilerin her biri grupları farklı senaryolara hazırlar, istikrar ve kriz zamanlarında farklı tür eylemleri gerektirir. Redrigues ve Eden’in de dikkat çektikleri gibi burada bir tamamlayıcılık ilkesine ihtiyaç duyduğumuz. “Hareket tüm bu seçeneklere dikkatini vermelidir. (…) Hareket içerisinde kendilerini belirli senaryolara ve belirli büyük stratejilere adayacak örgütlere ihtiyacımız var. Sizin örgütlerinizin birbirine ihtiyacı yok gibi görünür ancak hareketin her iki örgüte de ihtiyacı vardır. (…) İşte bu nedenle toplumsal hareketler için ‘ekoloji/ekosistem’ kavramını kullanıyoruz.” (s.72-3)

 

Peki, bunu nasıl yapabiliriz? Bence Redrigues ve Eden’in tartışmasından en fazla öğreneceğimiz nokta da burası. Hareketi Parti olarak örgütlemek için bazı becerilerimizi geliştirmek zorundayız.

“Biz kimiz, meselemiz nedir, sorunların altında yatan neden nedir, nereye ulaşmak istiyoruz, ne yapmalıyız gibi” soruları yanıtlayan bir hikayemizin olması gerekir: Anlatısal Beceri. MeToo hareketi, Greta Thunberg’in eylemi ile başlayan Gelecek İçin Cumalar. Türkiye’den buna Barınamıyoruz hareketini verebiliriz (mi?)

İkincisi “Kesintiye Uğratma Becerisi” yani işlerin olağan işleyişini alt üst etme kapasitesi. Black Lives Matter (Siyahların Yaşamları Değerlidir) hareketi. Buna Türkiye’den gözaltında kayıplara karşı verilen mücadelenin Cumartesi Anneleri eylemi biçiminde sürmesini örnek verebiliriz. Hasan Ocak şahsında başlatılan “gözaltında kayıplar”a karşı mücadele sonucunda devrimcilerin bu şekilde katledilmeleri büyük oranda sonlandırılmıştır. Başka hangi örnekleri verebiliriz?

Üçüncü olarak, “Kurumsal Beceri” yani “sistematik talepler oluşturabilmek ve başarıları pekiştirmek.” (s.76) Buna Türkiye’den İstanbul Sözleşmesi’ni örnek verebiliriz, her ne kadar bir gece yarısı darbesiyle yürürlükten kaldırılmış olsa da.

Bunların yanı sıra, “destekleyici beceriler” de geliştirmek gerekiyor. “Dirençlilik Becerisi hareketin baskı altında kendini yenileme kapasitesini ifade eder. Bu kapasite, hukuki destek, eylemlere yönelik eğitim, finansal destek, örgütlenme ve strateji eğitimi, dinlenme mekanları, toplantı noktaları gibi meseleleri kapsar. (…) Prefigüratif Beceri bugün ve gelecek tahayyülümüz arasında kültürel köprüler kurmayı ilgilendirir. Bu, arzu ettiğimiz dünyayı eylemlerimizde doğrudan ifade etmeyi içerebilir ama diğer yandan gelecekteki öznelliğimizi şekillendirmeye de yardımcı olur.” (s.76-7)

Hareketteki bu beceriler gerçekten bir dönüştürücü gücü ifade edebilmesi kendi içindeki farklı stratejilerin faal bir şekilde koordine edilmesi gerekir. Hareket ancak bu durumda bir parti haline gelebilir. “Koordinasyon/Eşgüdüm Becerisi ile harekete bir bütün olarak zafere giden yolda rehberlik edecek hareketin güçlü ve zayıf yönleri arasında tutarlı etkileşimler kurma kapasitesini kastediyoruz.” (s.81) Ekoloji, kadın ya da yerli hareketlerinde bu Koordinasyon becerisine butik örnekler bulunabilir. Küresel eylemler, Dünya Sosyal Forumları ya da sendikaların uluslararası eylemler, konferanslar vb. gerçekleştirmeleri vb. Yazarlar güçlü bir şekilde koordine edilen bir toplumsal hareket olarak Kürt özgürlük hareketini (burada kastedilen sadece PKK değildir, onun da dahil olduğu bir bütündür) örnek gösteriyorlar. Dört ülkede ve bu ülkelerin metropollerinde, ayrıca Avrupa’daki göçmenlerden oluşan Kürtlerin, farklı toplumsal gerçeklikler içinde farklı stratejiler izleyen heterojen bir hareketinin koordinasyonunun sağlanılıyor olması, yanı başımızdaki en büyük deneyimdir. Buna ilaveten, sanırım, kadın hareketinde ortaya çıkan, farklı ideolojilere sahip partilerin, örgütlerin, derneklerin, bireylerin oluşturduğu değişik yapılar arasında koordinasyon örnekleri de incelenebilir.

Burada yapılan bir tartışma, Direniş Fraksiyonu’nun mevcut durumunu aşacak örgütsel bedeninin tek biçimi olmayabilir, başka yollar da bulunabilir, bu yollar genişletilebilir ya da tersi. Esas amaç, “mehdiyi bekleyen ateistler” sınıfından ayrılmak, sorumluluk almak, araştırmak, tartışmak, yapmak için harekete geçmek. “Özümüz meydandadır.”

Cemil Aksu

Cemil Aksu

Previous Post

Kızıltepe’de (Qoser) Barış Annesi Elif Aslan son yolculuğuna uğurlandı

Next Post

Ömer Ağın: Türkiye’nin demokratikleşmesi için ortak mücadele hattı oluşturulmalı

Politika'dan Günün Yorumu
Burjuva siyaset, ahlak ve biz
Gündem

Burjuva siyaset, ahlak ve biz

Melike Korkmaz
8 Ekim 2026
Politika'dan Söyleşi
Gazeteci Aykan Sever: Lula ve PT yeni bir krize kadar beşik sallama modunda
Gündem

Gazeteci Aykan Sever: Lula ve PT yeni bir krize kadar beşik sallama modunda

Politika Haber
1 Kasım 2026

EN SON HABERLER

Gazeteci Aykan Sever: Lula ve PT yeni bir krize kadar beşik sallama modunda

Gazeteci Aykan Sever: Lula ve PT yeni bir krize kadar beşik sallama modunda

1 Kasım 2026
Ömer Ağın: Türkiye’nin demokratikleşmesi için ortak mücadele hattı oluşturulmalı

Ömer Ağın: Türkiye’nin demokratikleşmesi için ortak mücadele hattı oluşturulmalı

1 Kasım 2026
Direniş Fraksiyonu ve Parti-olarak-Hareket

Direniş Fraksiyonu ve Parti-olarak-Hareket

1 Kasım 2026
Kızıltepe’de (Qoser) Barış Annesi Elif Aslan son yolculuğuna uğurlandı

Kızıltepe’de (Qoser) Barış Annesi Elif Aslan son yolculuğuna uğurlandı

31 Ekim 2026
Cumartesi Anneleri’nden Dargeçit Dosyası için adalet çağrısı

Cumartesi Anneleri’nden Dargeçit Dosyası için adalet çağrısı

31 Ekim 2026
İHD’den ağır hasta mahpus Hasan Rüzgâr için serbest bırakılma çağrısı

İHD’den ağır hasta mahpus Hasan Rüzgâr için serbest bırakılma çağrısı

31 Ekim 2026
Dokuz Eylül öğrencilerinin rektörlük yürüyüşüne polis müdahalesi

Dokuz Eylül öğrencilerinin rektörlük yürüyüşüne polis müdahalesi

31 Ekim 2026
Gazeteci Aykan Sever: Lula ve PT yeni bir krize kadar beşik sallama modunda

Gazeteci Aykan Sever: Lula ve PT yeni bir krize kadar beşik sallama modunda

Politika Haber
1 Kasım 2026
0

Venezüella devlet başkanı Maduro ve eşi Cilia Flores'i açık bir korsanlıkla esir alıp tutuklayan, ambargo altında olan Küba’yı açıkça işgalle...

Ömer Ağın: Türkiye’nin demokratikleşmesi için ortak mücadele hattı oluşturulmalı

Ömer Ağın: Türkiye’nin demokratikleşmesi için ortak mücadele hattı oluşturulmalı

Politika Haber
1 Kasım 2026
0

Ömer Ağın, Türkiye’nin demokratikleşmesi sorununun AKP ile YP arasındaki iktidar mücadelesine kilitlendiğine işaret ederek, sosyalist ve demokratik güçlerin uzun vadeli...

Direniş Fraksiyonu ve Parti-olarak-Hareket

Direniş Fraksiyonu ve Parti-olarak-Hareket

Cemil Aksu
1 Kasım 2026
0

Dünya ve memleket sorunlarından, elbette işçi ve emekçilerin hayatlarını cehenneme çeviren boyutlarından, bahsettiğimizde tabii olarak, “iyi tamam da ne yapmalı?”...

Kızıltepe’de (Qoser) Barış Annesi Elif Aslan son yolculuğuna uğurlandı

Kızıltepe’de (Qoser) Barış Annesi Elif Aslan son yolculuğuna uğurlandı

Melike Korkmaz
31 Ekim 2026
0

Mardin’in (Mêrdîn) Kızıltepe (Qoser) ilçesinde yaşayan Elif Aslan, geçtiğimiz günlerde geçirdiği beyin kanaması nedeniyle hastaneye kaldırıldı. Tedavisi süren 89 yaşındaki...

Cumartesi Anneleri’nden Dargeçit Dosyası için adalet çağrısı

Cumartesi Anneleri’nden Dargeçit Dosyası için adalet çağrısı

Melike Korkmaz
31 Ekim 2026
0

Cumartesi Anneleri/İnsanları ile İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon, 1127’nci hafta buluşmasında Galatasaray Meydanı’nda Dargeçit Dosyası’nı...

Next Post
Ömer Ağın: Türkiye’nin demokratikleşmesi için ortak mücadele hattı oluşturulmalı

Ömer Ağın: Türkiye’nin demokratikleşmesi için ortak mücadele hattı oluşturulmalı

Politika Haber

© Tüm hakları saklıdır
Politika Haber'de yayımlanan yazı, haber, fotoğraf ve videoların her türlü telif hakkı Mustafa Suphi Vakfı'na aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilmeden ve link verilmeden alıntılanamaz.

Bizi Takip Edin

Kurumsal

Künye

Hakkımızda

Çerez Politikası

Gizlilik Politikası

Kullanım Koşulları

© 2026 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!

Sonuç Bulunamadı
View All Result
  • Tüm Haberler
  • Politika’dan Yorum
  • Politika’dan Söyleşi
  • Dosya
  • Yazarlar
  • Gündem
  • Emek
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kadın
  • Gençlik
  • Göçmen
  • Emeklilik
  • Eğitim
  • Doğa
  • Tarih
  • Kültür
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Spor
  • Video Haber
  • Foto-Galeri

© 2026 Politika Haber - Büyük İnsanlık İçin Politika!