Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı olarak kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığının 4 Mayıs’ta Dersim’de 130 kişinin katılım sağlayacağı “Dedeler Zirvesi”ne ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, Dêrsim Katliamı’nın başlangıç tarihi olarak kabul edilen Roza Şaye (Kara Gün) olarak tanımlanan 4 Mayıs’ın 89’uncu yıl dönümünde “Dedeler Zirvesi”nin yapılması ile “Tertelê devam ediyor” vurgusunun somutlaştığı vurgulandı.
“Alevi Diyaneti ve kayyumu” olarak nitelendirilen Cemevi Başkanlığı’nın toplumsal tanınma ve rızalık olmamasına rağmen Aleviliğe müdahale etmeye devam ettiği belirtilen açıklamada, “Devlet merkezli bir Türk-İslam sentezi mühendisliği girişimi olarak kurgulanan Başkanlık, tüm Alevi halklara yönelik ısrarlı bir strateji ile asimilasyon politikaları yürütmektedir. Aleviliğin temel kavramlarını aşındırmaktan, ibadet alanlarının tanımlanması ve devlete entegre edilmesi hamlelerine kadar birçok alana el atmaya yeltenen bu girişim bizzat Aleviliği varoluşsal bir krizin içine çekmek istemektedir. Dêrsim ise özel bir yönelimle karşı karşıyadır. Aleviliğin temel inanç ve sosyal kurumsallaşması olan ocakların serçeşmesi olması ve kadim Kürt Raa/Rêya Heq itikadının merkezi olması gibi özgün karakteristik özellikleri, Dêrsim’in özel olarak hedef haline getirilmesinin temel sebeplerindendir. ‘Dedeler Zirvesi’ başlığıyla duyurulan bu programı, geçtiğimiz Xızır ayında devlet erkânının inancımıza yönelik geliştirdiği müdahalelerle birlikte düşününce yeni ve hızlandırılmış bir inanç-kırım konseptiyle karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir” denildi.
“DERSİM HALKININ ‘ZİRVEYE’ RIZALIĞI YOK”
Açıklama şu şekilde devam etti: “Ocak geleneğimiz tarihsel bilgelik damarının temel örgütlenme formudur. Bu geleneği temsil eden Ocak evlatlarının inancımızı kendi ideolojik ajandasına göre şekillendirmek isteyen Cemevi Başkanlığının düzenleyeceği ‘Dedeler Zirvesine’ gitmeyeceğini, Ocak geleneğini temsil iddiasında olanlarında ‘gitmemesi’ gerektiğini vurguluyoruz. Bu ‘Zirveye’ Dêrsim halkının rızalığı yoktur ve olmayacaktır. Talip toplumsallığından rızalık almadan cem meydanı dahi açılamadığı bir hakikatken, deyim yerindeyse Aleviliğin kaderini olumsuz açıdan etkileyecek böylesi bir stratejik müdahalede yer almanın vebali büyük olur! Dêrsim’de 37-38 katliam döneminde nice Ocak evladı vahşice katledilmişken, bu katliamın yıldönümünde ‘maaş ve memurluk’ taleplerinin peşine düşmek Alevi vicdanınca asla kabul edilecek bir durum değildir! Yolumuzun hakikati bu ‘Zirvede’ yer alanları düşkün olarak nitelendirir. Abdülhamit döneminden, Tertelê zamanlarına ve Kenan Güven döneminden günümüze kadar Dersim’i bir koloni olarak ele alan politikalar, en son Gülistan Doku cinayetinde de görüldüğü gibi her defasında suç üstü yakalanmıştır. Bugünde Dersim’in kadim inancına yönelik saldırılar, aynı histeriyle oluşturulmakta ve kuşku götürmez bir şekilde Dersim’in Kürt Alevi toplumsal gerçekliğini yok etmeyi vazife edinmektedir.”
MA

















