KCK Eş Başkanı Bese Hozat, T24 yazarı Tuğçe Tatari’nin Kandil’de gerçekleştirdiği söyleşide Barış ve Demokratik Toplum Süreci, Meclis’ten geçen çerçeve yasa, silahlı güçlerin durumu, Abdullah Öcalan’ın koşulları ve devletle yürütülen temaslara ilişkin açıklamalarda bulundu.
Silah yakma törenini “demokratik siyaset stratejisine geçişin sembolik ifadesi” olarak nitelendiren Hozat, Türkiye’ye karşı silahlı mücadeleyi sona erdirme yönünde stratejik bir karar aldıklarını söyledi.
Hozat, silahlı mücadeleden demokratik siyasete geçişin sürdürülebilmesi için Türkiye’de siyasi ve hukuki düzenlemelerin yapılması gerektiğini savundu.
‘DEVLETLE ARAMIZDA BİR KANAL VAR’
Hozat, devlet yetkilileriyle doğrudan ve dolaylı temasların sürdüğünü ileri sürdü.
“Bizimle devlet arasında da bir kanal var, bir mekanizma var. Zaman zaman bir araya geliniyor, çeşitli görüşmeler oluyor” diyen Hozat, çerçeve yasaya ilişkin görüşlerini hem Abdullah Öcalan’a hem de bu mekanizmalar üzerinden devlet yetkililerine ilettiklerini söyledi.
Hozat, çıkarılacak düzenlemenin Abdullah Öcalan’ın koşullarından örgüt yöneticileri ve diğer kadroların durumuna kadar bütünlüklü bir hukuki çerçeve oluşturması gerektiğini savunduklarını ancak kabul edilen düzenlemenin bu beklentiyi karşılamadığını belirtti.
‘CUMHURİYET TARİHİNDE BİR İLK OLMASI ANLAMLI’
Meclis’ten geçen çerçeve yasayı değerlendiren Hozat, düzenlemeyi “kök yasa” olarak nitelendirilebilecek kapsamda görmediklerini söyledi.
Buna karşın Hozat, Kürt sorununa ilişkin Cumhuriyet döneminde ilk kez, dolaylı da olsa bir hukuki metin çıkarılmasını önemli bulduğunu belirtti.
“Yüzyıllık Cumhuriyet sürecinde ilk defa Kürt sorununun çözümüne dönük, örtülü de olsa böyle bir hukuki metin çıkıyor” diyen Hozat, düzenlemenin ek yasalarla desteklenmemesi halinde mevcut haliyle sorunları çözmeye yetmeyeceğini savundu.
‘DEMOKRATİK ADIMLAR OLMADAN GERİ DÖNÜŞ OLMAZ’
Hozat, silahlı güçlerin Türkiye’ye dönmesi tartışmalarına ilişkin de demokratikleşme ve hukuki güvence şartını öne çıkardı.
Türkiye’de demokratik siyaset yapmanın yasal zemininin oluşturulması gerektiğini söyleyen Hozat, “Bütün bunlar gelişmeden tek bir gerilla silah bırakıp gitmez Türkiye’ye” ifadelerini kullandı.
DEM Parti’den bazı isimlerin geri dönüşlere ilişkin açıklamalarını da eleştiren Hozat, bu yöndeki değerlendirmelerin mevcut koşullar açısından “pek doğru olmadığını” söyledi.
‘SİLAHLAR NİYE TÜRKİYE’YE GİTSİN?’
Hozat, silahların Türkiye’ye getirilmesi yönündeki tartışmalara da değindi.
“Türkiye’ye silah niye gitsin?” diyen Hozat, Türkiye’ye karşı silahlı mücadeleyi bitirme kararı aldıklarını ve demokratik siyaset stratejisine geçtiklerini söyledi.
Hozat, Türkiye’nin demokratikleşmesi, siyasi ve hukuki düzenlemelerin yapılması ve Abdullah Öcalan’ın koşullarının değiştirilmesi durumunda örgüt mensuplarının silahlarını bırakarak Türkiye’ye gelebileceğini savundu.
“Biz mücadeleyi bırakmıyoruz, mücadelenin yöntemini değiştiriyoruz” diyen Hozat, bundan sonraki yöntemin örgütlü demokratik siyaset olması gerektiğini ifade etti.
BAHÇELİ’NİN AÇIKLAMALARINA İLİŞKİN DEĞERLENDİRME
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin süreç boyunca yaptığı açıklamalara da değinen Hozat, bu açıklamaları olumlu bulduklarını ancak somut siyasi ve hukuki adımlara dönüşmediğini söyledi.
Hozat, Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a ilişkin “umut hakkı” ve Meclis’te konuşma yönündeki çıkışlarını hatırlatarak, “Bahçeli’nin söyledikleri pratik, somut bir adıma dönüşmüş değil” dedi.
Bu durumun kendilerinde soru işareti yarattığını söyleyen Hozat, Bahçeli’nin açıklamaları ile hükümetin izlediği politika arasında farklılık bulunduğunu savundu.
‘BUNDAN SONRASI İÇİN DEVLET ADIM ATMALI’
Hozat, 5-7 Mayıs tarihlerinde yapılan PKK kongresinde Türkiye’ye karşı silahlı mücadeleyi sona erdirme kararı aldıklarını belirterek bundan sonraki aşamada hükümetten adım beklediklerini söyledi.
Abdullah Öcalan’ın süreci “resmi ve fiili” şekilde yürütebileceği koşulların oluşturulmasını isteyen Hozat, örgüt yönetimi, gazeteciler, siyasetçiler ve akademisyenlerle görüşebilmesine imkan tanınması gerektiğini savundu.
Hozat, gerekli hukuki ve siyasi düzenlemelerin yapılmaması durumunda sürecin “sıkıntılı bir döneme” gireceğini belirtti.
HABER MERKEZİ

















