Cezaevlerinde tutsaklara dönük sistematik tahliye engellemeleri, psikolojik ve sözlü şiddet, keyfi disiplin cezaları ve infaz yakma uygulamaları devam ediyor. Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi Tahir Demirci, hasta tutsaklar ve “Umut Hakkı”na dair değerlendirmelerde bulundu.
Cezaevlerinde tutsakların sağlık hakkına erişimlerinin engellendiğini vurgulayan Demirci, “Tutsaklar zaten sağlıksız koşullarda, hijyenik olmayan koşullarda cezaevlerinde tutuluyor. Bunun haricinde de cezaevlerinde insanların kitaplara erişimi, bilgi edinme hakları da engelleniyor. Hasta tutsaklar için normalde R tipi cezaevleri var. Ama R tipi cezaevlerinde de hasta tutsakların tedavileri sağlıklı bir şekilde yürütülemiyor” dedi.
‘ATK TARAFLI RAPORLAR VERİYOR’
Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) geçmişten günümüze tarafsız ve objektif değerlendirmeler yapmadığının altını çizen Demirci, “ATK, mevcut durumda da ağır hasta tutsakların raporlarını oluşturma noktasında birçok ihlal gerçekleştiriyor. ATK, ağır hasta tutsaklar yataktan dahi ayağa kalkamayacak şekilde olmasına rağmen ‘cezaevinde kalabilir’ raporları veriyor. Bu yüzden yakın dönemde yine birçok cezaevinde ölüm haberleri aldık. Öte yandan ATK’nin ‘cezaevinde kalamaz’ raporlara rağmen tahliye edilmeyen tutsaklar da oluyor. Fakat ATK, hızlı bir şekilde raporların oluşturulmasını sağlamıyor ve süreci ciddi süreye yayarak, ihlal oluşturuyor” diye belirtti.
‘TUTSAKLAR SERBEST BIRAKILMADIĞI İÇİN YAŞAMINI YİTİRİYOR’
Kürdistan ve Türkiye’de yaşanan anti demokratik uygulamaların ve baskı rejiminin yansımasının ilk olarak cezaevlerinde kendini gösterdiğini söyleyen Demirci, yapılan suç duyurularında etkin soruşturma yürütülmediğini vurguladı. İnfaz Kanunu’nun 16’ncı maddesinin hasta tutsaklara dair düzenlemelerin yer aldığını ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanların bu madde dolayısıyla serbest bırakılmadığını ifade eden Demirci, tutsakların serbest bırakılmadığı için yaşamını yitirdiğini vurguladı. Demirci, “Özellikle siyasi dosyalarda, siyasi tutsaklarda bu durumu açıkça görebiliyoruz. Yakın zamanda Metris R Tipi Cezaevi’nde kalan Abdulkadir Kuday’ı kaybettik. İnfaz kanununda yer alan ‘ağırlaşmış müebbet hapis cezasına infazına hiçbir şekilde ara verilemez’ ibaresi sebebiyle infazına ara verilmedi” diye konuştu.
‘İNFAZ REJİMİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMALI’
Türkiye’de ihtiyaca cevap veremeyen bir infaz kanunu olduğunu ve bu infaz rejiminde bir an önce değişiklik yapılması gerektiğini vurgulayan Demirci, “İnfaz kanununda bu düzenlemeler yapılabilir. Daha önce de Sayın Öcalan ve avukatlarının yaptığı bir başvuruda da zaten ‘Umut hakkı’nın tanınması gerektiğine dair AİHM’in kararı da bulunmakta” ifadelerini kullandı.
‘SÜRECİN BAŞARIYA ULAŞMASI CEZAEVLERİNİ OLUMLU ETKİLER’
Demirci, “Aslında Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nden bağımsız AİHM kararının gözetilerek, İnfaz Kanunu’nda değişiklik yapılması gerekiyor. Sürecin başarıya ulaşması için, Sayın Öcalan’ın bulunduğu koşullarda da acilen değişiklikler gerekiyor. Sadece İnfaz Kanunu’nda değil. Bu sürecin başarıya ulaşması birçok ağırlaşmış müebbet hapis cezası alan tutsağa da çare olacak nitelikte bir düzenleme yapılabilir. Bu sürecin başarıya ulaşması Türkiye’deki cezaevlerinin durumuna da çok ciddi olumlu etkileri olacaktır” dedi.
MA

















